Ambalaj atıklarının kontrolü düzenlemeleri çerçevesinde beklenen taslak

Çevrenin korunması adına ambalaj atıklarının kontrolü ve bu kapsamda yapılacak çalışmaların önemi inkâr edilemeyeceği gibi bu nihai amaca ulaşabilmek için eksiksiz bir yasal düzenlemenin doğru uygulanışı da önemlidir.

Tasarının henüz yasalaşmadığı bu süreçte tüm ihtiyaçlara cevap veren ve konuyu ayrıntıları ile ele alan bir yasal düzenleme yapılabilmesi adına tasarının sektörün tüm aktörleri tarafından detaylı bir biçimde değerlendirilmesi, görüş, yorum ve analizlerin paylaşılması ve Tasarı’nın her açıdan tartışılması oldukça önemlidir.

Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Ambalaj atıklarının kontrolü ve bu atıkların geri dönüşümü/geri kazanımı çevrenin korunması adına alınması gereken en önemli tedbirlerdendir.
Maalesef toplum olarak çevreye olan duyarlılığımızın -giderek artsa da- henüz istenilen ve olması gereken seviyede olduğunu söylememiz mümkün değil. Bu nedenle Avrupa Birliği müktesebatı ile mevzuatımızın uyumlaştırılması sürecinin önemli fasıllarından birini çevre konusu oluşturmaktadır. Çevrenin korunmasını öngören yasal düzenlemelerin yapılma zarureti bir yana, yasaların herkes tarafından uygulanması ve toplum nazarında bilinirliğinin artırılarak çevre bilincinin yerleştirilmesi ile çevrenin gerçekten korunabilmesinin mümkün olabileceğini unutmamak gerekir.
Ambalaj atıklarının kontrol edilmesi ve buna ilişkin yasal düzenlemeler de kamuoyunda “mavi kapak kampanyası” ile bilinirlik kazanmıştır. Çeşitli sivil toplum örgütlerinin, gönüllülerden aldığı destek sayesinde yürüttüğü başarılı sosyal sorumluluk projeleri ile bir yandan ambalaj atıklarının geri dönüşümü sağlanmış, bir yandan da tekerlekli sandalye ve medikal malzeme gibi ihtiyaçlar karşılanmıştır. Bu tür sosyal sorumluluk projelerinin devamlılığının sağlanmasının gerekliliği kuşkusuzdur.

Ne yazık ki bu süreç zarfında gönüllü insanları yardım duygusunu fırsata çevirmek isteyen ve kendi çıkarları için kullanan kişi ve kurumların varlığı da yine medyaya ve kamuoyuna yansımıştır. Yasal düzenlemelerdeki bir boşluktan yararlanarak bazı kişi ve kurumlar ürettikleri ambalajların sadece ucundaki bu “mavi kapakları”, yardımsever insanlara toplattırarak, bu çabaları ambalaj atıklarının toplanması ve geri dönüşümü yükümlülüklerini yerine getirmek ve böylelikle ekonomik çıkar elde etmek için bir araç olarak kullanmışlardır. Buna dayanak da (mülga) 24 Haziran 2004 tarih ve 26562 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nde sadece kapakların ambalaj atığı olarak belirtilmiş olması ve yasal düzenleme nazarında sadece kapakların toplanmasının yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yeterli olacağı anlayışıdır.

İşte bu suiistimal dahi tek başına, çevrenin korunması için alınacak tedbirlerin işlerliğinin kapsamlı ve eksiksiz bir yasal düzenlemenin amaca uygun uygulanışı ile mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır.
Ambalaj atıklarının kontrolü için yukarıda bahsi geçen ve 2004 senesinde yürürlüğe giren yönetmelik, 24 Ağustos 2011 tarih ve 28035 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” (“Yönetmelik”) ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi ambalaj atıklarının kontrolü ile ilgili yasal düzenlemelerimizin dayanağı Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ve bu süreçte ulusal mevzuatımızın Avrupa Birliği müktesebatı ile uyumlaştırılması çalışmalarıdır. Dolayısıyla 2011 senesinde yayımlanan yönetmelik dayanağını Avrupa Birliği’nin ambalaj atıklarına ilişkin 94/62/EC sayılı Direktifi’nden almaktadır.

Ambalaj atıklarının yönetimini ele alan Avrupa Birliği’nin 94/62/EC sayılı Direktifi’nde yapılan revizyonlar ve yeni gelişmeler ulusal mevzuatımız kapsamında da bir hareketlilik başlatmış ve bu gelişme ve güncellemeler ışığında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeni bir yönetmelik taslağı (“Taslak”) çalışmalarına başlanmıştır. Yönetmelik taslağı 23 Mart 2016 tarihinde yapılan bir duyuru ile görüşe açılarak taslak metin kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Taslak uyarınca yasal düzenlemenin amacı Yönetmelik’te de belirtildiği gibi i) Çevresel açıdan belirli ölçütlere, temel şart ve özelliklere sahip ambalajların üretimine, ii) Ambalaj atıklarının oluşumunun önlenmesi, önlenemeyen ambalaj atıklarının yeniden kullanım, geri dönüşüm ve geri kazanım yolu ile bertaraf edilecek miktarının azaltılmasına, iii) Ambalaj atıklarının çevreye zarar verecek şekilde doğrudan ve dolaylı olarak alıcı ortama verilmesinin önlenmesine, iv) Ambalaj atıklarının belirli bir yönetim sistemi içinde, kaynağında ayrı toplanması, taşınması, ayrılmasına ilişkin teknik ve idari standartların oluşturulmasına yönelik prensip, politika ve programlar ile hukuki, idari ve teknik esasların belirlenmesidir.

Yine Taslak, Yönetmelik’te olduğu gibi yasal düzenlemenin kapsamını “piyasaya sürülen bütün ambalajlar ve bu ambalajların atıkları” olarak belirlemekte; böylelikle düzenleme evsel, endüstriyel veya ticari olup olmamasına bakılmaksızın yurt içinde piyasaya sürülen plastik, metal, cam, kâğıt-karton, kompozit ve benzeri malzemelerden yapılan tüm ambalaj ve ambalaj atıkları kapsamaktadır.

Taslak’ta, Yönetmelik’te olduğu gibi, işleyişin farklı noktalarında yer alan kişi/kuruluşların yükümlülükleri ayrı ayrı belirlenmiştir. Bununla birlikte, Yönetmelik’te “ambalajlı ürünü kullanarak ambalaj atığının oluşmasına sebep olan gerçek veya tüzel kişiler” şeklinde tanımlanan ambalaj atığı üreticisi tanımına, Taslak’ta yer verilmediği, buna rağmen de ambalaj atığı üreticisinin yükümlülüklerinin Yönetmelik’ten farklı olarak Taslak’ın 13. maddesinde düzenlendiği tespit edilmiştir. Bunun, Taslak yazım ve hazırlık çalışmaları esnasında atlanılan bir husus olduğu düşünülmektedir.

Taslak’ta Yönetmelik’e nazaran dikkat çeken farklılıklardan biri, “genişletilmiş üretici sorumluluğu” kavramına yer verilmiş olmasıdır. Taslak’ın 4. maddesinde “genişletilmiş üretici sorumluluğu”nun Atık Yönetimi Yönetmeliği’nde tanımlanan sorumluluğu ifade ettiği belirtilmiş, ambalaj üreticilerinin yükümlülüklerinin çerçevesini çizen 9. maddede de ambalaj üreticisinin ilk yükümlülüğü olarak “genişletilmiş üretici sorumluluğu kapsamında ambalajı tasarım aşamasından başlayarak, üretim ve kullanım sonrasında en az atık üretecek, geri dönüşümü ve geri kazanımı en kolay, en ekonomik ve çevreye en az zarar verecek şekilde üretmek” olduğu belirlenmiştir.

Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne göre “genişletilmiş üretici sorumluluğu”, ürünlerin piyasada serbest dolaşımından ödün vermeden kaynakların etkin kullanımı amacıyla onarım, yeniden kullanım, parçalama ve geri dönüştürme işlemleri de dâhil olmak üzere hayat süreleri boyunca verimli kullanılmasını dikkate alan ve bu kullanımı kolaylaştıran tasarımı, üretimi ve satışı desteklemede kullanılacak yöntemlerden birinin kullanıldığı sorumluluğu ifade etmektedir.
Taslak’ın üçüncü bölümü ambalajın üretimine ve piyasaya sürülmesine ilişkin genel hükümleri konu almakta olup, ambalaj üreticileri ambalajları bu bölümde yer alan 15. ve 16. madde hükümlerine uygun üretmekle, piyasaya sürenler de piyasaya sürülen ürünlerin ambalajlarının yine mezkur madde hükümlerine uygunluğunu kontrol etmekle yükümlüdürler.

Ambalaj atıklarının ayrılması, geri dönüştürülmesi ve/veya geri kazanılması amacıyla faaliyet göstermek isteyen tesisler Yönetmelik’te öngörüldüğü gibi çevre lisansı almak zorundadırlar. Ayrıca ambalaj atığı ayırma tesisleri ile ambalaj atığı geri dönüşüm tesisleri Tasarı’da öngörülen şartları haiz olmalıdır. Tasarı hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında ise, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari yaptırımların uygulanacağı öngörülmektedir.
Taslak’ın dördüncü bölümünün ambalaj atıklarının geri dönüşümü/geri kazanımına ayrıldığı görülmekle, bu bölümde Yönetmelik’ten farklı olarak dikkat çeken değişiklik, iki ayrı geri dönüşüm/geri kazanım hedefinin tanıtılmış olmasıdır. Taslak’a göre, yetkilendirilmiş kuruluşlar ve depozito sistemi uygulayan piyasaya sürenlerin malzeme bazlı ambalaj atığı geri dönüşüm hedefi ile birlikte ülke geneli için de malzeme cinsine bakılmaksızın geri dönüşüm/geri kazanım hedefi ortaya konulmuştur. Tasarı’nın bu şekli ile yasalaştığı varsayıldığında, Tasarı’da ülke geneli için geri dönüşüm/geri kazanım hedeflerine ulaşılmasında, çevre lisansı kapsamında ambalaj atıklarının ayrılması ve geri dönüştürülmesi amacıyla faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişiler ile birlikte toplumdaki her bir bireyin gönülden katkısının da yadsınamaz ölçüde önemli olacağı kuşkusuzdur.

Çevrenin korunması adına ambalaj atıklarının kontrolü ve bu kapsamda yapılacak çalışmaların önemi inkâr edilemeyeceği gibi başta da ifade ettiğimiz üzere bu nihai amaca ulaşabilmek için eksiksiz bir yasal düzenlemenin doğru uygulanışı da önemlidir. Tasarı’nın henüz yasalaşmadığı bu süreçte tüm ihtiyaçlara cevap veren ve konuyu ayrıntıları ile ele alan bir yasal düzenleme yapılabilmesi adına Tasarı’nın sektörün tüm aktörleri tarafından detaylı bir biçimde değerlendirilmesi, görüş, yorum ve analizlerin paylaşılması ve Tasarı’nın her açıdan tartışılması oldukça önemlidir. Keza Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından duyurulduğu üzere, Tasarı’nın değerlendirilmesine ilişkin olarak 20 Ekim 2016 tarihinde belediyeler, ekonomik işletmeler, yetkilendirilmiş kuruluşlar, sanayi işletmeleri ve lisanslı tesislerin katılımı ile bir toplantı düzenlenmiştir. Yaklaşık 550 kişinin katıldığı toplantıda, Taslak ile ilgili ağırlıklı olarak kaynakta ayrı toplama sistemi, sorumluluk paylaşımları ve finansman konuları gündeme gelmiştir. Bu çerçevede, yasal düzenleme yapma sürecinde sektör aktörleri ile yapılan ve yapılacak olan istişarelerin devam etmesinin, yönetmeliğin uygulama kabiliyetine ve toplumda bilinirliğine katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Kasım 2016 sayısının 20.sayfasında yayımlanmıştır.

 

Yazarın diğer yazıları