Anonim şirketlerde devralma yolu ile birleşme

Birleşmeye katılan şirketler, birleşmenin hüküm ve koşullarını yazılı olarak yapacakları birleşme sözleşmesinde düzenlerler.


Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Kanun”), anonim şirketler için iki farklı birleşme yöntemi öngörmüştür:
Bir şirketin bir diğer şirketi devralması yoluyla birleşme veya
Şirketlerin yeni bir şirket çatısı altında – yeni kuruluş şeklinde – birleşme.
Kanun’un öngördüğü ilk birleşme yönteminde, devralan şirket hukuki varlığını sürdürmekte iken devrolunan şirket tüm malvarlığını devralan şirkete devretmekte ve tasfiyesiz olarak infisah etmektedir. İkinci birleşme şeklinde ise iki veya daha fazla sayıda şirket yine tasfiyesiz olarak infisah ederek yeni bir şirket çatısı altında bir araya gelmekte ve bu şirketlerin tüm malvarlıkları yeni kurulan şirkete geçmektedir. Biz bu ayki yazımızda anonim şirketler bakımından devralma yolu ile birleşmenin hukukumuzda nasıl düzenlendiğine değineceğiz.
Kanun’un 136. maddesinin 3. paragrafında belirtildiği üzere birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, hesaplanacak değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca iktisap edilmesi suretiyle gerçekleşmektedir. Yine maddenin devamında birleşmeyle, devralan şirketin devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devraldığı, birleşmeyle devrolunan şirketin sona erdiği ve ticaret sicilinden silindiği de teyit edilmektedir.
Kanun’un 140. maddesinde ise, devrolunan şirket ortaklarının, mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde devralan şirketin payları ve hakları üzerinde bir talepte bulunabilecekleri belirtilmiştir. Pay sahipliğinin devamlılığı olarak da isimlendirilen bu ilke uyarınca, devrolunan şirket ortakları, devrolunan şirketteki paylarının değeri ile bu payların sağlamış olduğu hakları karşılayacak şekilde devralan şirket payları üzerinde talep sahibidirler. Bununla birlikte, birleşmeye katılan şirketler devrolunan şirket ortaklarına devralan şirkette pay sahipliği yerine ayrılma akçesi teklif edilmesini de kararlaştırabilirler.
Devralma yolu ile birleşmenin diğer başlıca önemli unsurları ile birleşme için izlenecek prosedür aşağıda açıklanmıştır:
Devralma yoluyla birleşmede devralan şirket, sermayesini devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi için gerekli olan düzeyde artırmak zorundadır. Bununla birlikte, devralan şirketin birleşme öncesinde devrolunan şirketin tüm hisselerine sahip olduğu durumlarda birleşme – ileride açıklayacağımız üzere –kolaylaştırılmış şekilde yapılabilir ve bu durumda sermayenin artırılmasına da gerek bulunmamaktadır.
Birleşme, işleme katılan şirketlerin son yıllık bilançoları üzerinden yapılır. Ancak Kanun’un 144. maddesine göre, şirketlerin finansal verilerinin güncelliğini koruyabilmek adına, birleşme sözleşmesinin imzalandığı tarih ile bilanço tarihi arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan şirketler bir ara bilanço çıkarmak zorundadırlar.
Birleşmeye katılan şirketler, birleşmenin hüküm ve koşullarını yazılı olarak yapacakları birleşme sözleşmesinde düzenlerler. Birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları öncelikle birleşme sözleşmesinin imzalanması ile ilgili olarak bir karar alır, bunun üzerine birleşme sözleşmesi birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organlarınca imzalanır ve sözleşme şirketlerin genel kurullarının onayına sunulur.
Kanun’un 147. maddesinde düzenlendiği üzere birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı veya birlikte birleşme hakkında bir rapor hazırlarlar.
Kanun’un 149. maddesine göre, birleşmeye katılan şirketlerden her biri, birleşme sözleşmesinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararından önceki otuz gün içinde birleşme sözleşmesini, birleşme raporunu ve son üç yılın yılsonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilançolarını ortakların ve diğer ilgililerin incelemesine sunmak durumundadırlar.
Tüm bu işlemlerin sonunda, Kanun’un 151. maddesinde de belirtildiği şekilde birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, birleşme sözleşmesini genel kurullarının – yani ortaklarının – onayına sunarlar. Birleşme sözleşmesinin, birleşmeye katılan şirketlerin türüne göre 151. maddede belirtilen nisaplar ile genel kurulda onaylanması gerekmektedir.
Genel kurullarca onaylanan birleşme, ancak ticaret sicile tescil ile geçerlilik kazanır. Özellikle belirtmek isteriz ki, birleşme işleminin geçerliliğini sağlayan tescil işlemi aslen devrolunan şirketin birleşme kararının tescil edilmesi olup tescil edilen birleşme, ayrıca ticaret sicil gazetesinde ilan edilir ve böylelikle birleşme kararı aleniyet kazanır.
Devralma yolu ile birleşme, ana hatları ile yukarıdaki adımlar izlenerek gerçekleşmekte olup Kanun, ayrıca bazı durumlarda şirketlerin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesine de izin vermiştir. Böylelikle, Kanun’un 155. maddesinde öngörülen kıstasları karşılayan sermaye şirketleri 156. maddede sağlanan kolaylıklardan faydalanırlar. Bu doğrultuda da kolaylaştırılmış şekilde birleşebilecek şirketlerin yukarıda bahsi geçen birleşme raporunu tanzim etmeleri veya ortak ve ilgililere inceleme hakkı sağlamaları zorunlu olmadığı gibi, birleşme sözleşmesini genel kurullarının onayına sunmaları da şart değildir.
Geçerli bir birleşmenin en önemli sonucu, tescil anında devrolunan şirketin bütün aktif ve pasifi ile birlikte başkaca herhangi bir işleme gerek kalmaksızın devralan şirkete intikal etmesidir.
Devrolunan şirket, külli halefiyet prensibi gereğince bütün malvarlığı ve yükümlülükleri ile birlikte bir bütün olarak devralan şirkete geçmektedir. Külli halefiyet mevzuatın açıkça öngördüğü durumlarda geçerlidir. Nitekim, Kanun’un 153. maddesinde tescil anında devrolunan şirketin bütün aktifi ve pasifinin kendiliğinden devralan şirkete geçeceğinin kabulü külli halefiyetin bir gereğidir.
Keza; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 7.5.2008 tarih ve 2008/56 Esas – 2008/6260 Karar sayılı ilamında da: “…Şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi halinde, önceki şirketin aktif ve pasifleri tümü ile yeni şirkete geçer… Ticari işletmelerde devamlılık esas olduğundan, sonraki öncekinin devamı niteliğindedir. Külli halefiyet gereği sonradan ticari işletmeye devralan şirket, daha önceki şirketin borçlarından sorumlu” olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi bu intikal kendiliğinden – yani birleşme işleminin bir neticesi olarak – gerçekleşmekte ve devrolunan şirketin malvarlığının devralana geçmesi için ayrıca bir işleme gerek kalmamaktadır. Örneğin devrolunan şirketin taşınır veya taşınmaz malvarlığının devralan şirkete geçmesi için zilyetliğin devralana nakledilmesi veya tapuda taşınmazın devralan adına tescil edilmesi gibi herhangi bir işlemin yapılmasına gerek yoktur. Devralan şirket, gerekli mercilere başvurarak sicil ve kayıtlarda gerekli değişikliklerin yapılmasını (örneğin tapuda gayrimenkulün maliki olduğuna dair düzeltmenin yapılması gibi) tek taraflı olarak talep edebilir.

Mayıs 2019 sayısının 82'nci sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları