Anonim şirketlerde hisse haczi

Prensip olarak borçlu, borcu için alacaklısına karşı malvarlığı ile sorumludur. İşte bir borçlunun sahip olabileceği anonim şirket hisseleri de, borçlunun haczi kabil taşınır malvarlığına dahildir ve borçlunun alacaklısı tarafından hacze konu edilebilir.


Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Prensip olarak borçlu, borcu için alacaklısına karşı malvarlığı ile sorumludur. İşte bir borçlunun sahip olabileceği anonim şirket hisseleri de, borçlunun haczi kabil taşınır malvarlığına dahildir ve borçlunun alacaklısı tarafından hacze konu edilebilir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 133. maddesinin ikinci fıkrasına göre, alacaklı, anonim şirketlerde borçlu ortağa ait kâr ve tasfiye payının, senede bağlanmış veya bağlanmamış hisselerinin İcra ve İflas Kanunu (“Kanun”)’nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilir. Bu haczi anonim şirket pay defterine işletebilir.
Anonim şirket hisselerine haciz tatbik edilebilmesi için, öncelikle anonim şirket ortağı olan borçluya karşı kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması gerekmektedir. Kesinleşmiş icra takibi kapsamında haczedilecek anonim şirket hisselerine yapılacak haciz uygulaması da söz konusu hissenin senede bağlanıp bağlanmamış olmasına göre farklılık gösterecektir.
i) Hissenin senede veya ilmühabere bağlanmamış olması halinde haciz:
Bir anonim şirket hissesinin hisse senedine veya ilmühabere bağlanma zorunluluğu yoktur. Kanun’un 94. maddesinde de senede bağlanmamış hisselere ne şekilde haciz tatbik edileceği öngörülmüştür:
“Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur, ancak haciz şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirilir. Bu durumda haczedilen payın devri, alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıldır. Haczedilen payların satışı, taşınır malların satışı usulüne tabidir.”
Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere, senede bağlanmamış payların haczindeki kurucu unsur, icra dairesinin anonim şirkete tebliğ edeceği haciz bildirimidir. Haczin anonim şirkete bildirilmesi, uygulamada genellikle icra dairesi tarafından anonim şirkete gönderilen bir ihbarname vasıtasıyla yapılmaktadır. İhbarname içeriğinde de yine uygulamada, emsal Yargıtay içtihatları ile çerçevesi belirlendiği üzere, borçlunun anonim şirketteki hissesinin haczedildiğine, kar payı gibi hisseye bağlı mali hakların da haciz kapsamında olduğuna, haczin pay defterine kaydedilmesi gerektiğine, ileride hisse senedi veya ilmühaber çıkarılması halinde bu hisse senedi ve ilmühaberlerin borçlu ortağa değil icra dairesine tevdiine, hacizli hisse ile ilgili bütün tebligatların icra dairesine yapılmasına ve borçlunun onayını gerektiren tüm ortak tasarruf ve kararlar için bundan böyle borçlu yerine icra dairesinin muvafakatinin alınmasına değinilmektedir.

Şirkete yapılacak bildirimin yanında uygulamacılara önerimiz, -mümkün olduğu takdirde - hisse haczinin benzer bir ihbarname vasıtasıyla borçlu ortak dışındaki diğer ortaklara da bildirilmesini icra dairesinden talep etmeleridir.
Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere senede bağlanmamış bir hissenin haczi ancak haczin anonim şirkete tebliği ile hüküm ifade etmektedir. Bu bakımdan usulüne uygun tebligat, haczin geçerliliği için oldukça önemlidir. Bu nedenle uygulamacılara bir diğer tavsiyemiz, icra dairesi tarafından yapılacak tebligatın, mutlaka Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca anonim şirket adına tebligat almaya yetkili kişilere yapıldığından emin olmalarıdır.
Kanun’un 94. maddesine göre hisse haczi ayrıca hem pay defterine kaydedilmeli ve hem de Ticaret Sicil’e bildirilmelidir. Her ne kadar hisse haczi pay defterine kaydedilmemiş olsa da tebliğ tarihinde tatbik edilmiş kabul edilse de hisse haczinin pay defterine işlenmesinin sağlanması işlem kesinliği açısından oldukça önemlidir.
Senede bağlanmamış hisselerin haczinde, haciz anonim şirkete bildirildikten sonra, Ticaret Sicil’e de bildirilmeli ve anonim şirketin ticaret sicildeki dosyasına haciz işlenmelidir. Böylelikle haczin Ticaret Sicil’e bildirilerek kaydedilmesinden sonra hisseyi devralacak kişi, hisseyi hacizle yüklü olduğunu bilerek devralmış sayılacaktır. Bununla birlikte, Ticaret Sicil’e bildirimin haczin kurucu unsuru olmadığı da unutulmamalıdır. Keza Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4 Temmuz 2007 tarih ve 2009/12-332 Esas – 2007/446 Karar sayılı ilamında, sadece Ticaret Sicil’e yapılan haciz bildiriminin geçerli bir haciz teşkil etmeyeceğine de hükmedilmiştir:
“Somut olayda alacaklının haciz talebi üzerine icra müdürlüğünce İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazı yazılarak borçlunun davacı şirkette bulunan hissesine haciz konulduğu bildirilmiş, İstanbul Ticaret Sicili Memurluğunca, ……’nın hissesi üzerine konulan haczin şirketin sicil dosyasına kaydedildiği belirtilmek suretiyle haciz işlemi gerçekleştirilmiştir.
Bu durumda İcra Müdürlüğünün İcra İflas Kanunu’nun 94.maddesi uyarınca, alacaklının haciz istemini yerine getirdiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.”
ii) Hisselerin senede veya ilmühabere bağlanmış olması halinde haciz:
Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılabileceği gibi hisse senetlerini temsilen ilmühaber de çıkarılabilir. Hisse senedi, bir kıymetli evraktır. Yargıtay’ın birçok kararında açıkça tevsik edildiği üzere, hisse senedi yerine geçmek üzere ihraç edilen ilmühaber de kıymetli evraklardandır.
Kıymetli evraklardan sayılan hisse senetleri ve ilmühaberler taşınır hükmündedir ve taşınır haczini düzenleyen Kanun’un 88.maddesi uyarınca haczedilebilirler. Bir başka deyişle, hisse senedi veya ilmuhaberlere icra dairesince fiilen el konulması ve yine mezkur madde uyarınca icra dairesinde saklanarak muhafaza altına alınmaları gerekmektedir. Yine çeşitli emsal Yargıtay kararlarında, hisse senetlerinin veya ilmuhaberlerin fiilen haczedilerek muhafaza altına alınması gerektiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde karara bağlanmıştır.

Görüldüğü üzere, senede bağlanmayan hissenin haczinden farklı olarak buradaki kurucu unsur, hisse senedi veya ilmühaber haczinde hisseleri temsil eden ilgili kıymetli evraka fiilen el konularak muhafaza altına alınmasıdır. Hisse senedi veya ilmühabere fiilen el konulduğu tarih itibariyle haciz tatbik edilmiş sayılır. El konulan hisse senedi veya ilmühaber icra dairesi tarafından kasada muhafaza edilir.
Kanun’un 94. maddesi aynı zamanda icra dairesine hisse haczini ilgili üçüncü kişilere de bildirme görevini yüklemiştir. Bu bağlamda, hisse senedi veya ilmühaber icra dairesi tarafından el konularak haczedildikten sonra icra dairesinin haczi ilgili üçüncü kişilere bildirmesi gerekmektedir ki bunların başında ilgili anonim şirket gelmektedir. Anonim şirket yanında uygulamacılara tavsiyemiz – mümkün olduğu takdirde – şirketin diğer ortaklarına da haczin bildirilmesi ve bilgi amaçlı olarak Ticaret Sicil’de tutulan anonim şirket sicil dosyasına haciz hususunun kaydının talep edilmesidir.
Görüldüğü üzere bir hissenin senede bağlanmış olup olmaması haczin uygulanış biçimini önemli biçimde etkilemektedir. Bununla birlikte, haciz işleminin tatbikinden sonra ise senede bağlanmamış hisseler ile senede bağlı hisseler aynı kurallar çerçevesinde – yani Kanun’un taşınır haczini ve taşınırların paraya çevrilmesini düzenleyen hükümlerine göre – paraya çevrilirler. Bu bakımdan haczedilen hisselere değer biçilmesi, haciz tatbik tarihinden itibaren altı ay içerisinde satış talep edilmesi ve bilahare satış aşaması sürecin sonraki aşamalarını oluşturacaktır.

Nisan 2018 sayısının 82.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları