Anonim şirketlerde imtiyazlı pay uygulaması

Anonim şirket esas sözleşmesinin içeriğini belirleyen Kanun’un 339.maddesinde belirli paylara tanınan imtiyazların mutlaka esas sözleşmede düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür.


Anonim şirket esas sözleşmesinin içeriğini belirleyen Kanun’un 339.maddesinde belirli paylara tanınan imtiyazların mutlaka esas sözleşmede düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür. Bu bağlamda imtiyazlı payların oluşturulmasındaki öncelikli prensip, imtiyazın esas sözleşmede öngörülme zorunluluğudur. Keza Kanun’un 476.maddesi de bu temel prensibi desteklemekte ve ilk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabileceğini öngörmektedir.


Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Payda imtiyaz, paya tanınan üstün hakları ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“Kanun”) 478.maddesinde imtiyazın tanımı yapılmış ve imtiyazın kar payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi konularda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı olduğu belirtilmiştir.
Nitekim Kanun’un 478.maddesinin gerekçesinde de imtiyazlı pay kavramının ne anlama geldiği daha açık bir biçimde ifade edilerek imtiyazın adi paya nazaran tanınan üstün bir hak olduğu, imtiyazlı payların adi paylara kıyasla daha fazla paysahipliği hakkı sağladığı belirtilmiştir.
Bir anonim şirkette birtakım paylara veya belirli bir pay grubuna imtiyaz sağlanabilmesi bazı koşulların yerine getirilmesi ile mümkündür.
Anonim şirket esas sözleşmesinin içeriğini belirleyen Kanun’un 339.maddesinde belirli paylara tanınan imtiyazların mutlaka esas sözleşmede düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür. Bu bağlamda imtiyazlı payların oluşturulmasındaki öncelikli prensip, imtiyazın esas sözleşmede öngörülme zorunluluğudur. Keza Kanun’un 476.maddesi de bu temel prensibi desteklemekte ve ilk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabileceğini öngörmektedir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 12.11.1992 tarih ve 1992/3211 Esas – 1992/10546 Karar sayılı ilamı ile bir pay senedine genel kurulun aldığı bir tavsiye kararı ile imtiyaz verilemeyeceği; imtiyazların yalnızca esas sözleşme ile öngörülebileceği şeklinde karar tesis edilmiştir. Yargıtay ilamının tarihinden de anlaşılacağı üzere, Kanun’dan önceki dönemde de temel prensip imtiyazın esas sözleşme ile düzenlenmesidir.
Tekrar etmek gerekir ise, Kanun’un 339.maddesi gereğince ilk esas sözleşmede belirli paylara veya pay gruplarına imtiyaz verilmemiş olsa bile sonradan – Kanun’un 476.maddesi uyarınca – esas sözleşme değişikliği ile bu yapılabilir. Ancak, imtiyazlı payın daha sonradan esas sözleşme değişikliği ile oluşturulabilmesi için, Kanun’un 421.maddesi gereğince, genel kurulda sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan paysahiplerinin olumlu oyunun gerektiği unutulmamalıdır.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere payda imtiyaz, adi paylara kıyasla tanınan bir üstünlük olduğundan, imtiyazlı payların sağladığı hakların diğer payların sağladıklarından farklı ve üstün olması gerekmektedir. Uygulamada bazı anonim şirketlerin paylarını A, B ve C grubu paylar olarak ayırdıkları görülmektedir. Eğer bu şekilde gruplara ayrılan paylar arasında birbirlerine nazaran herhangi bir üstünlük veya farklılık yok ise, bir anonim şirketin paylarının sadece gruplara ayrılmış olması o paylar arasında bir imtiyaz olarak nitelenemez. Ancak, örneğin A grubuna 2 oy hakkı, B ve C gruplarına ise birer oy hakkı tanınmış ise, A grubu payların B ve C grubu paylara nazaran imtiyazlı pay olarak kabulü gerekecektir.
Kanun, bir anonim şirketin ortaklık yapısının özelliğine göre bazı durumlarda imtiyaz uygulamasını yasaklamıştır. Şöyle ki; Kanun’un 478.maddesinin 4.paragrafında, sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte; devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri, sendikalar, dernekler, vakıflar, kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarına ait olan anonim şirketlerde ve bu şirketlerin aynı oranda sermaye payına sahip oldukları iştiraklerinde; bunların sahip oldukları paylara tesis edilebilecek imtiyazlar hariç olmak üzere, diğer paylara, belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine, belirli pay gruplarına ve azlığa bu kanunda düzenlenen herhangi bir imtiyazın tesis edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bir diğer ifade ile bir anonim şirkette, 478.maddenin dördüncü paragrafında sayılan tüzel kişiler sermayenin yarısından fazlasına sahip ise, ilgili tüzel kişilerin sahip olduğu paylara tanınabilecek imtiyazlar dışında diğer paylara herhangi bir imtiyaz tanınamayacaktır.

Kanun’un 478.maddesinden yola çıkarak uygulamada sıklıkla tesis edilen imtiyazların daha ziyade kar payında, tasfiye payında, oy hakkında ve yönetim kurulunda temsil konusunda olduğunu söylememiz mümkündür.

a) Kar payında imtiyaz:
Uygulamada kar payında imtiyaz genellikle, kar payından öncelikli pay alma veya kar payından daha büyük oranda pay alma olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtmek isteriz ki, böylesi bir imtiyazdan yararlanılması için öncelikle karın dağıtılabilir olması gerekmektedir. Bu da Kanun’daki birtakım şartların yerine getirilmesine ve bu doğrultuda kanunen ayrılması gereken yedek akçelerin ayrılmasına bağlıdır. Kar dağıtımı için şartlar oluştuktan sonra, eğer böylesi bir imtiyaz tanınmışsa, imtiyazlı payların sahibi olan ortakların kar payından öncelikli olarak faydalanması söz konusu olacaktır. Kar payında tanınan imtiyazın önemi, tüm ortaklara yetecek kadar karın bulunmadığı durumda ortaya çıkar. Zira her ortağa yetecek kadar kar olmasa bile öncelikli olarak kar payında imtiyazlı ortağa ödeme yapılacak ancak ondan sonra diğer ortaklara kar payı dağıtımı yapılabilecektir.
Kar payında imtiyazın bir diğer uygulama şekli de kardan daha büyük oranda yararlanma imkanı veren imtiyazdır. Kanun’un 507.maddesine göre her pay sahibi, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem karına payı oranında katılma hakkına sahiptir. Ancak, yine mezkur maddeye göre esas sözleşme ile bu kapsamda paylara tanınacak imtiyazlar saklıdır. İşte böyle bir durumda imtiyazlı pay sahibi ortaklara kardan daha büyük oranda yaralanma imkanı vermek, örneğin imtiyazlı paylara sahip ortakların kar payından diğer ortaklara göre yüzde on daha fazla pay almalarına yönelik bir düzenleme yapmak mümkün olabilecektir.

b) Tasfiye payında imtiyaz:
Kanun’un 507.maddesi aynı zamanda tasfiye halinde de her pay sahibinin esas sözleşmede başka bir hüküm bulunmadığı takdirde tasfiye bakiyesine payı oranında katılma hakkı olduğunu düzenlemekte, tasfiye payında tanınacak imtiyazların ise bu genel kuralın istisnasını oluşturacağını belirtmektedir. Tasfiye payındaki imtiyazdan söz edebilmek için de birtakım koşulların gerçekleşmiş olması; öncelikle şirketin tasfiyeye girdikten sonra tüm borç ve pay bedelleri ödendikten sonra ortada ortaklara dağıtılabilecek bir tasfiye bakiyesinin kalmış olması gerekmektedir. Kanun’da, tasfiye bakiyesinin dağıtılabilmesine ilişkin tüm şartlar gerçekleştikten sonra eğer bir kısım paylara tasfiyede imtiyaz tanınmışsa, uygulamada karşılaşıldığı şekli ile tasfiye bakiyesinden imtiyazlı paylar öncelikli olarak yaralanacaktır.

c) Oy hakkında imtiyaz:
Pay sahipliğinden doğan hakların belki de en önemlilerinden biri payın tanıdığı oy hakkıdır. Kanun’un 479.maddesinde de öngörüldüğü üzere, oyda imtiyaz eşit itibari değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınmaktadır ve bir paya en çok onbeş oy hakkı tanınabilir. Örneğin eşit itibari değerdeki (her biri 1 TL itibari değerde olan) A, B ve C grubu payları olan bir anonim şirkette her bir A grubu paya 3 oy hakkı tanınmış ise, bu durumda A grubu payların oy hakkındaki imtiyazı söz konusu olacak ve A grubu pay sahibinin genel kurulda sahibi olduğu her bir pay için 3 oy hakkı bulunacaktır. Ancak, Kanun’un 479.maddesine göre oy hakkındaki imtiyaz genel kurulda alınacak esas sözleşme değişikliği veya ibra ve sorumluluk davası açılması kararlarında uygulanamaz.

d) Yönetim kurunda temsil edilmeye ilişkin imtiyaz:
Anonim şirketin yönetim kurulunda temsil edilme hakkında tanınabilecek imtiyaz Kanun’un 360.maddesi ile düzenleme altına alınmıştır. Buna göre, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir.
Yönetim kurulunda temsile ilişkin imtiyaz uygulamada iki şekilde karşımıza çıkmaktadır: yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir pay grubu tarafından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, belirli bir pay grubunun yönetim kurulu üyeliğine aday önerebilmesi de temsil hakkında imtiyazın bir diğer türü olarak karşımıza çıkabilir. Örneğin yönetim kurulu üyeleri sadece A grubu pay sahipleri tarafından seçilebilir, ya da genel kurulda sadece A grubu pay sahipleri yönetim kurulu üyeliklerine aday gösterebilir ve üyeler A grubu pay sahiplerinin önereceği adaylar arasından seçilebilir. Her iki durumda da, A grubunun anonim şirketteki diğer pay gruplarına nazaran yönetim kurulunda temsile ilişkin imtiyaza sahip olduğu sonucuna ulaşılacaktır.

Temmuz 2018 sayısının 84.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları