Beyaz et sanıldığı kadar masum mu?

Tavuk üreticileri de, haliyle bu iddiaları yıllardır reddediyor. Piyasada işini hakkıyla yapan çok sayıda üretici firma var. Fakat yaptığı işi kötüye kullanarak, haksız kar sağlamaya çalışan üreticilerin sayısı da ne yazık ki oldukça fazla.


Sadık Celik
Keyveni Kurumsal Hazır Yemek
Yonetim Kurulu Başkanı

Eskiden uzmanlar tarafından, kırmızı ete göre daha sağlıklı bir protein kaynağı olduğu için sık sık beyaz et yememiz tavsiye edilirdi. Ancak son yıllarda tavuklara verilen antibiyotik, hormon ve GDO’lu yem iddiaları beyaz ete de mesafeli yaklaşmamıza sebep oldu. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, dönem dönem sitesinde yayınladığı açıklamalarla bu tarz iddiaları kesin bir dille reddediyor ancak halkın kafasında soru işaretleri tam olarak çözümlenemiyor
Kümes hayvanlarının eti büyük baş hayvanlarınkine oranla protein yönünden zengindir. Ayrıca yetersizliğinde depresyon ve ağız kenarlarında yaralar oluşmasına yol açan B6, kan hücrelerinin oluşumundan görevli olan B12 ve iştah artıran, hazmı kolaylaştıran, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlayan niasin de bol miktarda bulunur. Fiyat yönünden de kırmızı ete göre ulaşılması daha kolay olduğu için tercih edilir. Ancak son yıllarda belirli aralıklarla çıkan haberler, kümes hayvanlarına mesafeli yaklaşılmasına neden oldu. Antibiyotikli, hormonlu ve GDO’lu tavuk iddiaları, Türkiye’de ve dünyada nabzı hiç düşmeyen bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Söylentilere göre, bazı insan sağlığını hiçe sayan üreticiler yaptıkları hile ile tavuklara jel, antibiyotik ve hormon enjekte ediyorlar. Bu enjeksiyonlarla 2,5 kilo olması gereken tavuk 5 kiloya kadar çıkıyor. Bu durum da işini kötüye kullanan satıcının işine geliyor çünkü hayvanın et ağırlığı artıyor, kısa sürede büyüyor ve satışa hazır hale geliyor. Hatta buna ek olarak, çoğunlukla tavukların yapay ışık altında yetiştirilmesindeki amacın da tavuğun güneşten alacağı vitamini engelleyerek kemiklerinin gelişmesini baskılamak olduğu da yine aynı şekilde iddialar arasındadır.
Tavuk üreticileri de, haliyle bu iddiaları yıllardır reddediyor. Piyasada işini hakkıyla yapan çok sayıda üretici firma var. Fakat yaptığı işi kötüye kullanarak, haksız kar sağlamaya çalışan üreticilerin sayısı da ne yazık ki oldukça fazla. Bazı üreticiler, tavuğun sağlığını korumak amacıyla tavuğa antibiyotik verildiğini söylüyor. Fakat tedavi amaçlı kullanımlarda herhangi bir doz limiti bulunmuyor. Tavuk üreticileri antibiyotik iddialarını reddederken belirtirler; tedavi amaçlı antibiyotik için herhangi bir doz limiti bulunmamaktadır. Tedavi amaçlı kullanımlarda önemli olan uluslararası düzeyde antibiyotiğin en fazla ne kadarının kalıntı olacağı ve tavuğun antibiyotikten ne kadar sürede arınacağıdır. Bu süreler antibiyotiklerin çeşidine, kullanım şekline ve dozuna göre değişebildiği gibi yenilebilir dokulardaki atılım süresine göre de değişebilmektedir. Bunun için de ne yazık ki yeterli bir denetim mekanizması bulunmuyor.
John Hopkins ve Arizona üniversitelerinde tavukların tüylerinden örnek alınarak yapılan iki ayrı araştırmada sonuçların hayli şaşırtıcı olduğu aşikar. Yapılan araştırmanın sonucunda tavukların tüylerinde antibiyotiğin yanı sıra kafein, arsenik, antihistaminik ve antidepresan bulunmuş. Çin'den gelen tavukların tüylerinde ise Prozac'a rastlanmış. “Peki burada tüyün ne önemi var?” diyebilirsiniz. Şöyle ki, kesilen tavukların tüyleri atılmıyor, yeme dönüştürülüyor. Tüylerdeki kalıntılardan da tavuğun vücudundaki maddeler tespit edilebiliyor.
Amerika ve dünyada tavuk ve antibiyotik tartışması ateşi hiç sönmeden devam ederken aynı tartışma Türkiye'de de mevcut. Bu konuda 2017 yılında, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, web sitesinde bir yazı yayınlayarak herkesin merak ettiği soruları yanıtladı. Bakanlığın iddiasına göre tavuk yetiştiriciliğinde 42 gün, tavuğun gelişimini tamamlayıp 2-2,5 kg'a ulaşması yani kesime hazır hale gelmesi için yeterli. Tavuğun gelişim sürecinde ise hormon kullanılmadığı, antibiyotiğin ise tedavi amacıyla kullanıldığını belirtiyorlar. Ayrıca antibiyotik kullanımının AB mevzuatına uygun olduğu, antibiyotiklerin de katkı maddesi olarak yemlere katılmayıp sadece tedavi ve hastalık durumunda sağlıklı hayvanları koruma amacıyla uygulandığını da özellikle vurguluyorlar.
Sonuç olarak sağlıklı bir beyaz et üretimi için hayvanlar rahat ve özgür bir ortamda barınmalı, antibiyotik ve katkı maddeleri hayvanların gelişimi için kullanılmamalı, kimyasal ilaç ve gübre kullanımı terk edilmeli, sözleşmeli çalışan çiftçilerin hakları gözetilmeli, hayvan dışkıları sadece atık ve gübre olarak kullanılmalı, zararlı dışkılar çevreye ve doğal kaynaklara zarar vermeden yok edilmeli, tavuk üretiminde farklı yerel ırklar kullanılmalıdır. Bu iddialar sebebiyle tamamen tavuk yemeyi bırakmak da sağlık açısından pek doğru bir karar olmaz. Doğal ortamında gezen tavuk tüketmeye devam edebilirsiniz.

Nisan 2019 sayısının 40.sayfasında yayımlanmıştır.