Beyaz etin kabusu: bilgi kirliliği

Kaynağı belli olmayan bilgiler yaygınlaştıkça gıdalara yabancılaşıyoruz.


Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com

Beyaz et denince tüketici olarak aklımıza ilk gelenler tavuk, hindi ve balık türleri...Tarihçilerin araştırma yazılarından yaklaşık on bir bin yıldır tavuk etinin lezzetini bildiğimiz anlaşılıyor. Çinlilerin Milattan önce 3 bin yıllarında tuzlu su doldurulmuş havuzlarda balık ürettiği dahi iddia ediliyor. Günümüzden 5 bin yıl öncesinden kalma kemikten yapılmış olta örneklerine tarihi kayıtlarda rastlanıyor...İlkel yöntemlerle tavuk yetiştirip, balık avlayanlar bugünün teknolojisini hayal bile edemezlerdi. Ama “sağlıklı balık ve tavukla beslenme imkanı ilkel yaşamda acaba daha mı yüksekti” diye düşünebileceğimizi de biz hayal edemezdik. Sanki teknoloji ilerlerken kaynağı pek belli olmayan bilgiler yaygınlaştıkça, gıdalara yabancılaşıyoruz.

Beyaz et sektörünün bilim ve teknolojinin katkısıyla yüz yıllar içinde büyük gelişimler kaydettiğini yadsımak mümkün değil. Türkiye’deki üretimin de yıllar içinde çağ atladığını görüyoruz... Dünya tavukçuluk endüstrisinde sekizinci sıraya gelmiş ülkemiz. Rakamlar öyle söylüyor. Şüphesiz tavuk, beslenmenin temel gıdalarından, balık da öyle. Ama halkımızın balık tüketim alışkanlığı tavuğu henüz yakalamış değil. Kişi başı balık tüketimimiz yılda 8 kg civarı iken her Japon’un yılda ortalama 70 kg balık tüketimini ibretle izliyoruz.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası “ Türkiye Beyaz Et Sektörü” raporuna göre;
“Ülkemizde beyaz et grubu içerisinde tavuk eti en fazla üretim ve tüketim payına sahip. Protein zengini olan tavuk eti, insan vücudunun sentezleyemediği ve besinlerle alınması zorunlu olan amino asitleri yeterli miktarda ve uygun oranlarda kapsayan protein içeriyor. Bu gıdanın sektörü ise hammadde üreticisi, çiftçi, sektörle ilgili esnaf, yem, ilaç-aşı, yan sanayii, nakliye ve pazarlama dahil olmak üzere 600 bin kişiyi istihdam ediyor ve yaklaşık 2 milyon kişinin geçimini sağlıyor.”

Rakamlar gösteriyor ki; 2014 yılı itibariyle sektör, 5 milyar dolar ciro ile üretimde, tüketimde ve özellikle ihracatta ilerleme kaydetmiş. Dünya piliç eti üretimde ABD, Çin ve Brezilya açık ara önde ve kişi başı ortalama piliç eti tüketimi yaklaşık 35-43 kg , Türkiye’de ise kişibaşı tavuk tüketimi 20 kg civarında seyrediyor. 2014 yılında kanatlı et ve ürünleri ihracatı ile 700 milyon dolar gelir elde edilmiş. Hedef 2025 yılında ihracatta 1,2 milyon tonu aşmak ve 2,5 milyar dolar döviz girdisi seviyesine ulaşmak.

Bu arada sektöre destek olabilecek adımlardan biri olarak, Bakanlar Kurulu kararıyla Ocak 2015 itibariyle, kanatlı sektörüne yönelik düşük faizli krediler de ihtiyaç sahiplerini bekliyor. Duyurular bu yönde...


Tüketici beyaz eti nasıl algılıyor

Tüketici açısından beyaz ete ve özellikle tavuğa güven tazelemek için özel eylem planı gerekliliği uzmanlarca vurgulanan gerçekler arasında. Kamuoyunda beyaz et tüketimi ile ilgili en temel sıkıntı; hormon kullanımı, antibiyotik kullanımı ve GDO’lu yemler hakkında ortaya atılan spekülasyonlar...

Algı araştırması yapıldı
BESD-BİR (Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği ) 2014 yılında bir algı araştırması yapmış tavuk tüketimi üzerine. Türkiye genelinde, 18-64 yaş arası 910 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmanın sonucunda tüketicilerin tavuk eti hakkında yanlış algıya sahip olduğu tespit edilmiş. Araştırmada, düzenli ve sık tavuk tükettiğini açıklayanların yüzde 31’i fiyatını uygun bulurken, yüzde 24’ü lezzetli, yüzde 23’ü sağlıklı ve faydalı, olduğunu söylemiş. ‘Son bir yılda tavuk tüketiminiz değişti mi?’ sorusuna ise katılımcıların yüzde 14’ü eskisine oranla daha çok tüketiyorum, yüzde 75’i bir değişiklik olmadı, yüzde 11’i ise daha az tüketiyorum yanıtını vermiş. Dernek; web sitesinden, tüketiciye “Tavukta hormon yok...Antibiyotik sadece tedavi amaçlı kullanılıyor...Karma yemle besleniyorlar...Hayvan refahı standartların da üzerinde sağlanıyor” vurgusunu yapıyor. Tüketicinin beyaz et ve özellikle tavukla ilgili endişelerini giderecek bilgilerin, sosyal sorumluluk bilinci ile kamuoyuna ulaştırılması sektörün en önemli görevlerinin bir parçası olmaya devam ediyor.

Beyaz et sektörü mesleki örgütleri, bilgi kirliliğinden arındırıcı, bilimsel araştırmalara dayalı bilgileri kamuoyu ile süreklilik içinde paylaşabildiği oranda, tüketimin artması da kaçınılmaz görünüyor.

Kaynaklar:

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği
Türkiye İstatistik Kurumu
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

Nisan 2016 sayısının 14.sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları