Bonoda aval hükümleri

Bono, ticari hayatta sıklıkla kullanılan bir kambiyo senedidir. Bonoyu düzenleyen, bono düzenlemekle bono üzerinde gösterilen bedeli kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulunmaktadır.


Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Bono, ticari hayatta sıklıkla kullanılan bir kambiyo senedidir. Bonoyu düzenleyen, bono düzenlemekle bono üzerinde gösterilen bedeli kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulunmaktadır. Bono üzerine verilen aval de, aval verenin bononun kısmen veya tamamen ödeneceğine dair kişisel teminatını içermektedir.
Aval, Türk Ticaret Kanunu’nun 700 ila 702.maddeleri arasında özel olarak düzenlenmiştir.
Kambiyo senedi düzenlemek teknik bir konudur ve kambiyo senedinin geçerliliği sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bu nedenle avalin geçerliliği için de bir takım şekil şartlarının yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Buna göre kişisel teminat verme iradesinin aval olarak nitelenebilmesi için bono veya bonoya bağlı alonj olarak adlandırılan kağıt üzerinde;
(i) Aval beyanının,
(ii) Avalin kimin için verildiğini gösteren bir kaydın,
(iii) Aval miktarının ve
(iv) Aval verenin imzasının bulunması gerekmektedir.
Tüm bu kayıtları içeren bir irade açıklaması, ancak “aval şerhi” olarak nitelenir.
Aval şerhi bononun ön veya arka yüzünde ya da alonj üzerinde bulunmalıdır. Aval beyanı, aval iradesini gösteren bir ifadedir ve bono üzerinde genellikle “Aval içindir” veya bununla eş anlamlı ibarelerle (örneğin, “taahhüt ederim”, “teminat olarak”, “asil tarafından vadenin hitamından bedeli ödenmediği takdirde” gibi teminat iradesini içeren ibareler) gösterilir. Bunun istisnası, aval beyanı olmaksızın bononun ön yüzüne keşidecinin imzası dışında atılan her imzanın aval şerhi sayılacağına dair Türk Ticaret Kanunu’nun 701. Maddesinin üçüncü paragraf hükmüdür. Böylelikle bononun ön yüzünde aval beyanı bulunmaksızın sadece imza ile aval verilebilir. Bononun arka yüzündeki ve alonj üzerindeki aval şerhi için ise aval beyanının bulunmasına ilişkin temel kural uygulanacaktır.

Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2008 tarih ve 2008/13618 Esas – 2008/17551 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, sadece imzadan ibaret aval mümkün olup, keşidecinin imzası dışında bononun ön yüzüne konan her imza aval beyanı sayılmaktadır. Bu nedenle de, yalnız imzadan ibaret olan aval sadece bononun ön yüzünde mümkün olup, atılma maksadı ne olursa olsun bononun ön yüzündeki imza keşideciye ait değilse bu imza, sahibini aval veren durumuna getirir.

Avalin kimin için verildiğinin de bonoda gösterilmesi gerekir. Zira, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bonoda avalin kimin için verildiği belirtmemişse avalin keşideci lehine verilmiş sayılacağı kabul edilir. Türk Ticaret Kanunu, avalin kimin için verildiğinin ne şekilde kambiyo senedinde ifade edileceğine dair bir hüküm öngörmemişse de, bunun bono metninden açıkça anlaşılıyor olması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, aval cirantalardan biri lehine veriliyor ise hangi ciranta için aval verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir; bu belirtme ismen veya lehine aval verilen cirantanın bonodaki konumu (birinci ciranta, ikinci ciranta gibi) belirtilerek de yapılabilir. Aksi takdirde avalin keşideci lehine verildiği kabul edilecektir.
Aval şerhinde, aval ile teminat altına alınmak istenen miktar da gösterilmelidir. Yine Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre aval, bonoya konu edilen bedelin tamamı veya bir kısmı için verilebilir. Aval verenin, bonoya konu bedelin bir kısmı için teminat vermek istemesi halinde, kısmi aval beyanının bono üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Kısmi aval beyanı, (bono bedelinin yarısı gibi) oransal olarak veya (50.000 TL’lik kısmı gibi) miktar belirtilmek suretiyle gösterilebilir.

Aval beyanının aval veren tarafından imzalanması da önemli bir şekil şartıdır ve bu imzanın mutlaka el ile atılması gerekmektedir. Bu doğrultuda aval verenin gerçek kişi olması halinde bu kişi tarafından, tüzel kişi olması halinde ise tüzel kişinin yetkili temsilcisi/temsilcileri tarafından aval beyanının el ile imzalanmış olması şarttır. Aksi takdirde aval geçersizdir.
Böylelikle, öngörülen şekil şartlarına uygun olarak bonoya konulan bir aval şerhi, aval verenin bononun ödenmesini teminen asli ve bağımsız taahhüdünü oluşturacaktır.

Aval verenin imzası ve aval verenin taahhüdü, bono üzerindeki diğer imzalardan ve imza sahiplerinin taahhütlerinden bağımsızdır. Bu, kambiyo senetleri için temel prensiplerden olan “imzaların bağımsızlığı” ilkesinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, ehliyetsiz olan bir kişi tarafından bonoya aval verilmesi halinde, bu durum bononun geçerliliğini ve keşidecinin imzasından kaynaklanan sorumluluğunu etkilemeyecektir. Benzer şekilde, ehliyetsiz bir kişi tarafından keşide edilen bir bonoya aval verilmesi halinde de, yine aval veren kişinin bonodaki imzasından kaynaklanan sorumluluğu devam edecektir.
Aval, çoğu zaman kefalet hükümleri ile karşılaştırılmış olmakla aval ile kefaletin birbirinden farklı kavramlar olduğu kanaatimizce tartışmasızdır. Aval özellikli bir kambiyo taahhüdüdür ve aval verenin tek taraflı hukuki işlemidir, kefalet gibi iki taraflı akdi bir ilişki değildir. Aval veren, aynı zamanda asli ve bağımsız bir yükümlülük üstlenmektedir. Ayrıca, kefaletin geçerliliği için (örneğin belirli durumlarda eşin rızasının aranması) öngörülen şartların aval için uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun oldukça yeni tarihli bir içtihadında belirttiği üzere (24 Mayıs 2017 tarih, 2017/12-1135 Esas – 2017/1012 Karar):
“Avale dair hükümler kendi içinde bir bütünlük teşkil eder ve münhasıran kambiyo hukuku içinde düzenlenmiştir. Bu haliyle özel nitelikte bir şahsi teminat türü olan aval bakımından genel nitelikli kefalet hükümlerine gidilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Avalin bu özel niteliği kambiyo senetlerine duyulan güven ve tedavül kabiliyeti ile de ilgilidir. Zira kefalette asıl borç bir sebeple geçersizse (söz gelimi kefilin fiil ehliyeti yoksa) kefilin de sorumluluğuna gidilemezken, avalde lehine aval verilenin sorumluluğu bulunmasa bile avalistin sorumluluğu devam etmektedir. Kendisine böylesine önemli bir fonksiyon atfedilmiş aval müessesesinin kefalete dair genel hükümlere tâbi kılınması doğru değildir.”

Sonuç olarak aval, kambiyo senetlerinde kişisel bir teminat verilmesini sağlayan özel bir kambiyo taahhüdüdür ve aval için de sıkı şekil şartları öngörülmüştür. Aval veren, kurallara uygun aval şerhini bonoya derç etmekle kambiyo ilişkisine dahil olmakta; asli ve bağımsız bir taahhüt üstlenmektedir. Bu şekilde aval veren, diğer bono borçluları ile birlikte müteselsil borçlu konumuna gelmektedir. Bu nedenle uygulamacılara, geçerli bir şekilde aval iradelerini ortaya koyabilmeleri için avalin şekil şartlarına dikkat etmelerini önemle tavsiye etmekteyiz. Aksi takdirde, gerçek bir aval iradesi olmasa dahi kambiyo senetlerindeki şekil şartlarına uyularak bonoya atılan imzalar, imza sahiplerini iradeleri dışında sorumluluk altına sokabilmektedir.

Kasım 2017 sayısının 84.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları