Bonoya uygulanacak hukuk

Önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere bono, tedavül kabiliyeti olan bir kıymetli evraktır.



Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere bono, tedavül kabiliyeti olan bir kıymetli evraktır. Tedavülü kolay olduğu için de düzenlendiği ülkeden başka bir ülkede işlem görebilir, farklı tabiiyetteki kişiler tarafından farklı amaçlarla imza/ciro edilebilir. Böyle bir durumda da bono ilişkisinde yabancılık unsurundan bahsedilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.3.2016 tarih ve 2016/5038 Esas – 206/7339 Karar sayılı kararında da yabancılık unsuru, “… herhangi bir hukuki olayı veya işlemi, hakimin mensup olduğu devletin hukuk düzeni dışında en az bir veya daha fazla hukuk düzeni ile irtibatlı hale getiren unsur” olarak tanımlanmıştır.
Bono ilişkisinin yabancılık unsuru içermesi oldukça yaygındır. Değişik şekillerde görülebilir: Türkiye’den başka bir ülkede o ülke tabiiyetindeki bir kişi tarafından veya o ülkenin tabiiyetindeki bir kişi lehine düzenlenebilir. Farklı tabiiyetlerdeki kişiler tarafından veya farklı ülkelerde ciro edilebilir. Ticari ilişkilerin artık ülke sınırlarını aştığı düşünüldüğünde, yabancılık unsuru içeren, birçok ülke hukukunu ilgilendiren bono ilişkileriyle sıklıkla karşılaşılması da kaçınılmazdır.
Düzenlenen bir senedin, kanunlarımız uyarınca bono olarak nitelenebilmesi için birtakım zorunlu kayıtların senet metninde bulunması gerektiğinden önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Bu gibi kayıtlara ek olarak birtakım ihtiyari kayıtlara da bono metninde yer verilebilir. Bonoya uygulanacak hukuku belirleyen, uygulanacak hukuk seçimine ilişkin kayıtlar da ihtiyari kayıtlar arasında yer alır. Bono metninde yer verilmesi halinde geçerli kabul edilir.

Özellikle bononun lehdarının yabancı bir gerçek veya tüzel kişi olması halinde lehdar, bono ilişkisine kendi tabi olduğu hukukun uygulanmasını isteyebilir. Böylelikle elindeki kıymetli evrakın kendi bildiği ve tabi olduğu hukuk düzenine uygun olacağından, kapsamından ve bağlayıcılığından emin olabilir. Çünkü bonoya uygulanacak hukuk, bononun kambiyo senedi vasfında olup olmadığından, bononun şekli unsurlarına ve bonoya bağlı taahhüdün kapsamına kadar birçok konuyu ilgilendirmektedir. Bu nedenle, yabancılık unsuru içeren bonoda uygulanacak hukukun bono metninde belirtilmesinde fayda vardır.

Yabancılık unsuru içeren bir bono ilişkisinde, eğer uygulanacak hukuk bono metninde belirtilmemiş ise, bono ilişkisine hangi hukukun uygulanacağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Kanun”) hükümlerine göre tespit edilir. Hakim de, uyuşmazlıklarda, bonoya uygulanacak hukuku kendiliğinden/resen tespit edip uygulamakla görevlidir.
Kanun’un 766 ila 776. madde hükümleri, düzenleme yeri Türkiye’den başka bir ülke olan veya düzenleyen, ciranta ve aval veren gibi farklı bono borçlularının farklı uyruklara tabi olduğu bonolara hangi ülke hukukunun uygulanacağını belirlemektedir.

Kanun’un 766. maddesinin birinci paragrafına göre bir kişinin bono ile borçlanma ehliyeti olup olmadığına (belirtmek isteriz ki söz konusu kişi düzenleyen, ciranta ve/veya aval veren olabilir) o kişinin milli hukukuna göre karar verilmektedir. Yani, bir Türk vatandaşının bono ile borçlanmaya ehliyeti olup olmadığına Türk Kanunları’na göre karar verilirken, bir yabancının bono ile borçlanmaya ehil olup olmadığına kendi tabi olduğu hukuka göre karar verilmektedir. Bununla birlikte, Kanun’un 766. maddesinin ikinci paragrafı, kendi tabi olduğu milli kanunlarına göre aslında ehliyetsiz olan bir kişi eğer ehliyetli sayıldığı bir ülkede bonoya imza koyarsa söz konusu bu imzasının ve taahhüdünün geçerli sayılacağını kabul etmektedir. Örneğin Türk Kanunları’na göre ehliyetsiz bir Türk vatandaşının İngiliz Kanunları’na göre ehliyetli olması ve bonoya İngiltere’de imzasını derç etmesi halinde bu kişinin İngiltere’de attığı imza ile borçlanması geçerli sayılacaktır.

Kanun’un 767.maddesinde de, bono taahhüdünün şekli olarak imzalandığı ülkenin hukukuna tabi olduğu belirtilmiştir. Yani, taahhüdünün şeklen geçerli olabilmesi için imzanın el ile atılmasının gerekip gerekmediği gibi konular imza yeri hukukuna göre belirlenmektedir. Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak, bir Türk vatandaşının İngiltere’de bir bono düzenlemesi halinde taahhüdünün şeklen geçerli olup olmadığı İngiliz Kanunları uyarınca tespit ve tayin edilecektir.

Aynı maddenin ikinci paragrafında da bir bono yapıldığı ülkenin hukukuna göre şekil bakımından geçersiz olsa bile, eğer aynı bono taahhüdüne dayanarak bir başka ülkede daha sonra başka bir geçerli bono taahhüdü verilir ise, sonraki taahhüdün ilk taahhüdün geçersizliğinden etkilenmeyeceği kabul edilmektedir.
Örneğin, bir Türk vatandaşının, bir İngiliz vatandaşı lehine Türkiye’de “bono” kelimesini içermeyen bir senedi imzalayıp verdiğini düşündüğümüzde, imza yeri olan Türkiye’nin kanunları uyarınca mecburi şekil şartlarına uyulmadığından (çünkü “bono” veya “emre muharrer senet” ifadesinin bonoda yer alması zorunlu şekil şartlarındandır) senet bono olarak geçerli sayılmayacaktır. Ancak, İngiliz vatandaşı daha sonra bu bonoyu (senedi) Almanya’da bir başkasına Alman Kanunları’na uygun olarak ciro ederse, bono (senet) her ne kadar Türkiye’de geçersiz kabul edilse de, Almanya’da gerçekleştirilen ciro işlemi Alman Kanunları’na uygun yapıldığı için geçerli sayılacaktır.

Kanun’un 770. maddesine göre de, bono ile üstlenilen taahhütlerin sonuçları da imza yeri hukukuna göre belirlenecektir. Bonodan doğan sorumluluğunun kapsamı, bononun imzalandığı yer hukukuna göre belirlenecektir. Yine; bir Türk vatandaşının İngiltere’de imza ettiği bonodan doğan sorumluluğu yine imza yeri olan İngiltere’nin hukukuna göre tayin edilecektir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2014 tarih ve 2013/17983 Esas – 2014/579 Karar sayılı ilamına konu olan olayla ilgili olarak da Yüksek Mahkeme, bir Türk şirketinin Katar’da düzenlediği bonodan doğan taahhüdünün şekil şartlarının imzalandığı ülkenin hukukuna tabi olduğunu belirtmiş; Katar’da düzenlenen (imza edilen) bononun Katar Hukuku’na göre bono niteliğinde olduğunun teyidi üzerine de alacaklının Türkiye’de ihtiyati haciz talebinin yerinde olduğuna karar vermiştir. Yine, bir başka kararında da (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.3.2016 tarih ve 2016/5038 Esas – 2016/7339 Karar sayılı ilamı) Yüksek Mahkeme, Hollanda’da düzenlenen senedin Hollanda Kanunları’na göre bono vasfında olup olmadığının araştırılması gerekirken, yerel mahkemenin senedin Tük Hukuku’na göre bono vasfında olmadığı gerekçesi ile hüküm vermesinin hukuka uygun olmadığına hükmetmiştir.
Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere, bir bono ilişkisinin yabancılık unsuru içermesi bononun tedavül kolaylığı dikkate alındığında, ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bono metninde uygulanacak hukuk seçimi yapılabilir ve her hangi bir karışıklığa mahal vermemek adına, uygulanacak hukukun bono metninde belirtilmesini tavsiye ederiz. Uygulanacak hukuk bono metninde belirtilmemiş ise, bonoya uygulanacak hukukun tespitinde Kanun hükümleri dikkate alınır. Kanun hükümlerinin tatbiki, farklı konular için farklı hukukların uygulanmasını gerekli kılabilir. Örneğin bonoyu düzenleyen kişinin ehliyeti kendi milli hukukuna göre belirlenirken, bu kişinin bonoyu kendi ülkesinden farklı bir ülkede imzalaması halinde sorumluluğu, imza ettiği ülkenin hukukuna göre belirlenecektir. Dolayısıyla bono ilişkisindeki yabancılık unsuru, birçok ülke hukukunu bir araya getiren ve mahkemeler tarafından da birden fazla yabancı hukukun uygulanmasını gerekli kılan oldukça önemli bir konudur.

Ocak 2018 sayısının 80.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları