Prof. Dr. Mustafa Koç

Prof. Dr. Mustafa Koç

Gıda Politikaları

Bu haberi kimse görmedi

2010 yılında Roma’da yapılan Uluslararası Biyoçeşitlilik ve Sürdürülebilir Diyetler Bilimsel Sempozyomu’nun kabul ettiği sürdürülebilir diyet kavramını kullanan rapor, sürdürülebilir diyeti “insanların bugün ve gelecekte, sağlıklı yaşam tarzlarını...

Prof. Dr. Mustafa Koç
Ryerson Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü
Toronto-Kanada
mkoc@ryerson.ca

 
  
Yıllar sonra 2012 kışını yaşayan anneler babalar çocuklarına Türkiye’de o kışın ne kadar çetin geçtiğini İstanbulluların trafikte saatlerce mahsur kaldığını, Doğu Anadolu’da bir evden bir eve gitmek için tüneller açıldığını anlatacaklar. Bitip tükenmek bilmeyen soğuk dalgalarının kitleleri demoralize ettiğinden, insanların bezginliğinden, yılgınlığından söz edecekler. Sonra bahar geldiğinde her şeyin unutulduğunu anlatacaklar. 1977’nin kara günlerinde Ömür Göksel’in Umurumda mı Dünya’sı ile avunanlarımız hatırlar:
Yaşamak çok pahalıymış
Yeni zamlar sıradaymış
Bir kilo et bin liraymış
Umurumda mı dünya,
Sen varsın ya.

Belki tek avuntumuz o günlerin geride kaldığını düşünmek. Bir de hâlâ dünya umurumda diyen insanların varlığı. Eğer öyle olmasa siz bu yazıyı okumazdınız. Dım dım, dıbı dıbı dım!
Bir küçük şarkı arasından sonra devam edelim haberlerimize.  6 Mart 2012’de BBC, merkezi Bengazi’deki muhalefet güçlerinin Libya’nın batısında  Cyrenaica’da bağımsızlık ilan ettiklerini duyuruyordu. Bu da nereden çıktı diyorsanız bu konunun yeni bir şey olmadığını bilmemiz gerekir. Daha 5 Nisan 2011’de Washington Post gazetesi muhalefet sözcüsü Fathi Baja’nın Libya’nın bölünmesi konusunda fikri sorulduğunda “böyle bir şeyi tercih etmeyiz ama bu senaryo gerçek olabilir” dediğini duyuruyordu. Libya’nın ikiye bölündüğü haberini veren BBC haritasına dikkatli bakarsanız aslında Trablus ve Cyrenaica’nın dışında bir de Güney Batı’da Fizan bölgesi olduğunu göreceksiniz. Yanı pastanın dilimleri ikiyle kalmayabilir.
Ortadoğu’nun yeni mimarları ulus devlet modelinden etnik-aşiret feodalizmine geçmeyi daha uygun buluyor bu aşamada galiba. Küçük Asya Anlaşması diye tanınan 1916 Sykes-Picot anlaşması Orta Doğu’yu İngiliz-Fransız ve Rus çıkar bölgeleri olarak dilimliyordu. Sonradan kurulan ulus devletlerin sınırları Türkiye haricinde beş aşağı beş yukarı bu anlaşmaya göre belirlendi. Önümüzdeki yıllarda Suriye pastasının paylaşım kavgası hem küresel hem bölgesel çıkarların sayısı ve güçleri konusunda bilgi sahibi olmamız için önemli olacak. Son yüzyılda çok şey değişti Ortadoğu’da. Tek değişmeyen böl ve yönet stratejisi. Ya da şu andaki versiyonu ile “dilimle ve ye.”
18 Şubat’da Reuters kaynaklı bir haber Cezayir güvenlik güçlerinin Libya’dan Cezayir’e sokulan çok sayıda silahı ele geçirdiklerini duyuruyordu. Anlaşılan orada da Yasemin devrimine hazırlanılıyor. 
Joseph Kony kim demeyin. Kim olduğu da önemli değil. Ama kimin onu nasıl ve neden dünya gündemine getirdiği, milyonlarca internet izleyicisini bir kaç dakikalığına olsun Uganda Baharına davet edişi bir iletişim balonu olarak önemli. Küresel kamu oyunun kitle iletişim uzmanlarınca yönlendirilmeye çalışılması yeni değil. Kony’nin hikayesi aynı günlerde patlayan bir başka bomba haberi bile gölgede bırakmış. ABD'li tüketici hakları grubu Kamu Yararına Bilim Merkezi (Center for Science in the Public Interest, CSPI) 5 Mart 2102’de bazı kolalı içeceklerde renk maddesi olarak kullanılan karamelin amonyakla karışımından oluşan 4-methylimidazole’un (4-MI) hayvanlarda kansere yol açan karsinojen bir madde olarak bilindiğini iddia ederek bu konuda sorumlu federal  kuruluş olan Amerikan Food and Drug Administration’a suç duyurusunda bulunmuş. CSPI bağımsız olarak yaptırdğı testlerde farklı markalara mahsus kolalı içeceklerde kutu başına 103-153 mcg 4-MI bulunduğunu, bunun da Kaliforniya Eyalet Hükümetinin benimsediği 29 mcg’lik yeni standardın üzerinde olduğu için kabul edilmemesi gerektiğini savunuyor. Gerek şirket yöneticileri, gerekse sektör temsilcileri CSPI’nın  iddialarını reddederek bu konuda hiç bir kanıt olmadığını iddia etmelerine rağmen hafta sonu Kaliforniya kanunlarına uymak amacıyla formüllerinde değişim yapmayı planladıklarını ilan ettiler. Merak edenler bu bir hafta da kola haberlerinin kaç tık, Kony haberlerinin kaç tık tık aldığını internetten izleyebilirler. Bu arada hangi yayın organının bu konularda ne kadar ve ne zaman haber yaptığı, ya da yapmadığı da meraklılar için güzel bir iletişim toplumu çalışma projesi olabilir. Gıda politikalarında reform konusunda hassas olanlarımız medyanın bu konudaki rolü konusunda fikir sahibi olabilirler. CSPI sayfasında kolalarda esas kaygı konusunun 4-MI’dan çok fruktoz olması gerektiği belirtiliyor. 
Bu haberi kimse görmedi:
Facebook’da Kony-Kola haberleri bizleri sanal alemde meşgul ederken UNIC Ankara Birleşmiş Milletler Haber Merkezinin Face Book sayfasında çıkan bir paragraflık haber kimsenin ilgisini çekmemişe benziyor.  Haber şöyle:
Küreselleşmiş gıda sistemleri ve Batılı yaşam şeklinin yaygınlaşması nedeniyle bir taraftan bir milyar insan beslenme yetersizliğiyle savaşırken, diğer taraftan bir milyar insanın aşırı kilolu veya obez olarak yaşaması uluslararası bir halk sağlığı felaketi doğuruyor.?Birleşmiş Milletler Gıda Hakkı Özel Raportörü Olivier De Schutter Cenevre’de BM İnsan Hakları Konseyi’ne en son raporunu sunarken “Yiyecek sistemlerimiz hasta insanlar yaratıyor” diye konuştu. “Gıda hakkı sadece yeterli miktarda gıdaya erişimin olması demek değildir, aynı zamanda dengeli ve besleyici bir diyete sahip olabilmektir” diye konuşan De Schutter, hükümetleri vatandaşlarının sağlıklı gıda hakkını korumaya çağırdı. De Schutter raporunda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde beslenmeyi gıda sistemlerinin merkezine getirmekle ilgili beş adet öncelik belirliyor. Bunlar, sağlıksız ürünlere vergi konması, doymuş yağ, tuz ve şekeri yüksek gıdalarla ilgili düzenlemeler yapılması, abur cubur gıdaların reklamlarının azaltılması, yerel gıda üretiminin desteklenmesi, gıdaları daha ucuz yapan sağlıksız maddelerin kontrol edilmesi olarak sıralanıyor. De Schutter, abur cubur yiyeceklerin hedef kitlesi olan çocukların bu tür gıdalara bağımlı hale geldiklerini belirtirken, zengin ülkelerdeki fakir insanların sağlıklı gıdalardan daha ucuz olan işlenmiş gıdalardan en çok etkilenen grup olduğunu söyledi. Batılı yiyecek alışkanlıklarının ithaliyle gelişmekte olan ülkelerde şeker ve kalp hastalıklarının görüldüğünü de söyledi. (UNIC-Ankara, 2012)
Birleşmiş Milletler Gıda Hakları Özel Raportörü Olivier De Schutter’in 26 Aralık 2011 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyine sunduğu rapor, 7 Mart 2012’de basına açıklandığında hiç de diplomatik olmayan bir dille durumu özetliyor: Gıda sistemimiz hasta insanlar yaratıyor.
“Kentleşme, süpermarketleşme ve Batı yaşam tarzının küreselleşmesi geleneksel beslenme alışkanlıklarını bozdu. Bunun neticesi ise toplum sağlığı için bir felaket oldu” diyen De Schutter, gıdaların kalori içeriklerine bakmanın yetmediğini, bu kalorilerin kaynağına, maliyetine, kimlere ve nasıl arz edildiğine bakılması gerektiğini söylüyor. Rapora göre aşırı işlem görmüş hazır gıdalar, daha çok doymuş veya hidrojenize (trans) yağlar, tuz ve şeker içermeleri nedeniyle gıda kaynaklı sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında bulunuyor. Bu gıdalar daha çok çocuklar arasında alışkanlık yaparken, sağlıklı gıdalardan daha ucuz oluşları düşük gelir grupları arasında da daha fazla tüketilmelerine neden oluyor.  De Schutter gelişmekte olan ülkelerde şeker ve kalp hastalıklarındaki artışlarda beslenme bozukluklarının rolü olduğunu işaret ediyor.
Rapor, 1960’lardan beri gıda güvencesisinin bir üretim sorunu olarak görüldüğünü, üretim ve verimi artırıp fiyatları ucuz tutarak sorunun üstesinden geleceğimizi düşünmenin bugün bizleri küresel çapta bir toplum sağlığı krizi ile yüz yüze getirdiğini iddia ediyor.  Açlık ve beslenme bozukluklarının yeterli düzeyde kalori-protein almakla önlenemeyeceğini, esas hedefin sadece karın doyurmak değil, çocukların fiziksel ve mental gelişmeleri ve  erginlerin de sağlıklı ve üretken bir şekilde yaşayabilmeleri için gereken çeşitli gıda ve mikrobesinleri olması gerektiğini savunuyor.
2010 yılında Roma’da yapılan Uluslararası Biyoçeşitlilik ve Sürdürülebilir Diyetler Bilimsel Sempozyomu’nun kabul ettiği sürdürülebilir diyet kavramını kullanan rapor,  sürdürülebilir diyeti “insanların bugün ve gelecekte, sağlıklı yaşam tarzlarını sağlayan, gıda ve beslenme güvencelerini hedefleyen ve çevreye etkisinin asgari olduğu beslenme tarzı” olarak tanımlıyor.. Sürdürlebilir diyetten anlaşılan biyoçeşitliliği ve ekosistemleri koruyan, yerel kültürlere saygılı, ulaşılabilir, adil ve uygun fiyatlı, beslenme açısından yeterli, güvenilir ve sağlıklı ve insan ve doğal kaynakları optimize eden bir gıda sistemi.
Rapor bugün yaşanan toplum sağlığı krizinin ardında 1950’lerdan beri uygulanan, tahıl ve yağlı tohum üretimine ağırlık veren, kişi başına kalori hedefli gıda güvencesi politikalarının olduğunu iddia ediyor. 1961-2009 yılları arasındaki dönem incelendiğinde sebze ve meyve üretiminde yüzde 332’lik bir artış yaşanırken, yağlı tohumlarda yüzde 610, ette ise yüzde 372’lik bir üretim artışı görülmüş (CCGA, 2011: 21). Aşağı yukarı aynı dönemlerde, 1963-2003 arasında, gelişmekte olan ülkelerde tüketilen kalorilere bakıldığında, ette yüzde 119, şekerde yüzde 127, bitkisel yağlarda yüzde 199 artış gözlenmiş (Kearney,  2010İ 2795). Bunların sonucunda dünya çapında lifli gıdalar yerine daha çok hazır gıdaların tüketildiği, şeker, tuz ve doymuş yağların ağırlıkta olduğu, kalori yoğun beslenme tarzı egemen olmuş.
Diyetlerdeki bu dönüşümün kaynağında tarımsal destekleme politikalarında yapılan tercihler de önemli bir faktör olmuş. Tarım politikaları bakliyat, sebze ve meyve üretimini teşvik etmek, hasat sonrası zararları azaltmak, taze sebze ve meyvelerin tüketiciye etkin şekilde ulaşımı konusunda çaba göstermek yerine, tahıl ve soya gibi yağlı tohumların üretimini teşvik etmiş. Bu da gıda fiyatlarını ve mikro gıda (mikronutrient) faktörlerince zayıf, kalori-yoğun beslenme tercihlerine neden olmuş.
Çok uluslu şirketlerin küresel pazarlama stretejileri de batıdaki sağlıksız beslenme alışkanlıklarının dünya çapında yayılmasına neden olmuş (Thow, 2009). Mesela, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşmasını (NAFTA) imzaladıktan sonra Meksika’da ABD kaynaklı şirketlerin gıda sektöründeki yatırımları 1987’de 201 milyon dolardan 1999’da 5,3 milyar dolara fırlamış. 1995-2003 arası Meksika’da hazır gıda tüketimi ortalama yüzde 5-10 artış gösterirken çocuklar arasında kola ve çerez tüketimi de büyük artışlar göstermiş. Dünya obezite istatistiklerinde ABD’den sonra Meksika’nın ikinciliğe sıçraması bir sürpriz olmasa gerek.
Rapor küresel gıda sistemlerinin ve batılı yaşam tarzının dünya çapında yayılmasının, bir milyarın üzerinde insanın besin yetersizliğine, bir milyar insanın da aşırı kilolarına neden olan uluslararası bir toplum sağlığı krizine yol açtığını iddia ediyor. Dünya çapında 186 milyon çocuk besin yetersiziliğinden kaynaklanan gelişme bozuklukları yaşarken, aşırı kilo ve obezite de yılda 2,8 milyon insanın ölümünden sorumlu.  2030 yılında sadece gelişmekte olan ülkelerde diyet bozukluğuna dayalı hastalıklardan ölenlerin sayısının yılda 5,1 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki yıllarda bulaşıcı olmayan hastalıkların bulaşıcı hastalıklara göre çok daha hızlı yayılacağı, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümlerin 2010-2020 arasında yüzde 15 artmasının beklendiğini, bu oranın Doğu Akdeniz, Güney-Doğu Asya ve Afrika’da yüzde  20’lere varacağı tahmin ediliyor. Yüksek gelir grubundaki ülkelerde 60 yaş altı ölümlerde aşırı kiloya bağlı sorunlar  yüzde 18 iken, Güney-Doğu Asya ve Afrika’daki yoksul ülkelerde yüzde 41’lere çıktığı gözleniyor (De Schutter, 2011). 
Kardiyovasküler hastalıklar, şeker ve kanserlerdeki artışların da beslenme bozuklukları ile ilişkisininin altını çizen rapor, çözüm  için beş öneri getiriyor: Sağlıksız gıdaların vergilendirilmesi; aşırı şeker, tuz ve doymuş yağlar içeren gıdalar konusunda sınırlama getiren mevzuat; besin değeri düşük gıdalara yönelik reklamların sınırlandırılması; sağlıksız gıdaların sağlıklı gıdalardan daha ucuz olmasına neden olan hatalı destekleme politikalarının kaldırılması; yerel gıda üretiminin desteklenmesi. Ama esas kârın katma değerde olduğu, kamusal düzenlemelerin kalkınma düşmanı görüldüğü bir ekonomik düzende, toplum sağlığının önemini idrak edecek politikaların kabulü için ya daha çok insan ölmesi, ya da sağlık bütçesinin dayanılmaz seviyelere varması gerekecek.
Görev süresinin bu yıl sona ermesi beklenen De Schutter’in son nefes uyarıları dürüst bir bilim adamının söyleyebileceği en ciddi uyarılar. Umarız reklam molasında unutulmaz.
Kaynaklar:
Bahrampour, T. 2011. Libyan rebels, hoping for one state, prepare for two.  The Washiongton Post.  5 Nisan 2011. http://www.washingtonpost.com/world/hoping-for-one-state-libyan-rebels-consider-two/2011/04/05/AFxiE2lC_story.html adresinde erişildi.

Casey, Liam. 2102. Kony 2012 campaign to capture warlord goes viral, but also draws some critics. Toronto Star. 7 Mart 2102. http://www.thestar.com/news/world/article/1142287--kony-2012-campaign-goes-viral-in-an-effort-to-help-hunt-down-ugandan-warlord-joseph-kony adresinde erişildi

Chicago Council on Global Affairs (CCGA). 2011. Bringing Agriculture to the Table: How Agriculture and Food Can Play a Role in Preventing Chronic Disease.

Chikhi, L. 2012. Tickreel. 18 Şubat 2012. http://tickreel.com/item/2107895081682022206/EXCLUSIVE-Algeria%20seizes%20missiles%20smuggled%20from%20Libya:%20source|%20Reuters/

CSPI.2012. Lab Tests Find Carcinogen in Regular and Diet Coke and Pepsi:  Ammoniated "Caramel Coloring" Contaminated with 4-methylimidazole. 5 Mart 2012. http://www.cspinet.org/new/201203051.html adresinde erişildi.

De Schutter, Olivier. 2011. Report submitted by the Special Rapporteur on the right to food, Human Rights Council Nineteenth session Agenda item 3,  Promotion and protection of all human rights, civil, political, economic, social and cultural rights, including the right to development. December 26, 2011. A/HRC/19/59

International Scientific Symposium on Biodiversity and Sustainable Diets, 3-5 Kasım 2010, Roma. www.fao.org/ag/humannutrition/29186-021e012ff2db1b0eb6f6228e1d98c806a.pdf adresinde erişildi.

Jiménez-Cruz, A. vb. 2002. Consumption of fruit, vegetables, soft drinks, and high-fat-containing snacks among Mexican children. Archives of Medical Research, 33 (1): 74-80;

Kearney, J. 2010. Food consumption trends and drivers.  Philosophical Transactions of The Royal Society, 365 (1554).

Kopun, F. 2012. Coke, Pepsi change colour process to avoid being slapped with cancer sticker. Toronto Star, 9 Mart 2012. http://www.thestar.com/business/article/1143016--coke-changes-colour-to-avoid-being-slapped-with-cancer-sticker
Leatherman, T.L. ve A. Goodman, (2005) Coca-Colonization of diets in the Yucatan, Social Science and Medicine, 61(4): 833-846.

UNIC, Ankara. 2012. BM uzmanı sağlıksız gıdalar ile ilgili uyarıyor: Bir halk sağlığı felaketi.
http://tr-tr.facebook.com/pages/UNIC-Ankara-BM-Enformasyon-Merkezi/106322806125101 adresinde erişildi.