Gülveli  Kaya

Gülveli Kaya

Tabaktaki Tablolar

“Dananın Ölümü”

Neşet Günal’ ın “danının ölümü” adlı eserine baktığımızda da yukarda bahsettiğimiz sanatçının tipik özelliklerini görmekteyiz. Anadolu insanının ve yaşamının toplumsal gerçekçi tavırla resimlerine yansıdığı Günal, bu resminde yine bu hayatın başka...


Prof.Gülveli KAYA*

Figüratif Türk resminin duayeni Neşet Günal, 1923‘de Nevşehir‘de doğdu. Ailesinin ekonomik durumu iyi değildi bu yüzden ilkokulu Şereflikoçhisar’da dedesinin yanında okumak zorunda kaldı. Ortaokulda yeniden Nevşehir’e ailesinin yanına dönen Neşet, Kemal Zerrin’in desteğiyle Güzel Sanatlar Akademisi’ne kaydoldu. Yine Zerrin’in desteğiyle devlet bursu aldı. 1939 yılında başlayan ve yaklaşık yedi yıl süren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki eğitimi süresince sanatçı, Nurullah Berk, Sabri Berkel ve Leopold Levy‘nin atölyelerinde çalıştı. Bu atölyelerde tanıştığı Nuri İyem, Turgut Zaim ve Avni Arbaş‘tan etkilendi ve toplumsal gerçekçi üslubunu oluşturmaya başladı.1
Türk resim sanatında Anadolu insanının toprakla bütünleşen yaşam biçimi, yöresellik olgusu ve toplumsal gerçekler üzerinde durmuştur. İnsanların kültürel yaşantısını ve mücadelesini kuvvetli deseni ve figüratif tarzı ile yansıtmıştır. Resimlerinde, ağırbaşlı iri figürler, büyük el ve ayaklar, kaba giysiler, belirleyici üslubudur. Toprağa bağlı yaşayan Anadolu insanının vefalı yaşamını anlatmıştır. Bunu yaparken özenli olarak toplumsal yaşama biçimini ele almıştır.

Renkli ve coşkulu resimlere açık olmadığı eserlerinde görülmektedir. Yapıcı öğe olarak ön planda deseni, yardımcı öğe olarak da renkleri kullanmış; eserlerinde toprak tonları ve pastel renkleri kullanmıştır. Dolaysız bir anlatım biçimi vardır. Eserlerinde gerçeğin yansıtılması yerine, gerçeğin yeniden akılcı bir yolla düzenlenmesi ve sunulması söz konusudur. Toplumsal gerçeği figüratif bağlamda ele alarak toplumsal içerikli sanat anlayışıyla, “Toprak Adamı” adını verdiği figürleri ve kırsal yaşamı; duvar yıkıntısı önünde, korkuluk gölgesinde, kapı eşiğinde betimleyerek, Anadolu insanının direncini, güçlüklerle mücadelesini, yoksulluğu ve kuraklığı anlatmıştır.2
Toplumcu gerçekçilik toplumsal yaşamdan sahneleri ve olayları doğal bir yaklaşımla işleyen anlatım türüdür. Türkiye'de 1940'lı yıllarda etkinlik gösteren "Yeniler Grubu" sanatçıları bu tür resimler yapmıştır. Toplumcu gerçekçi ekolde yer alan bazı sanatçılar Mehmet Yücetürk, Edip Hakkı Köseoğlu, Nuri İyem, Mümtaz Yener, Hüseyin Bilişik, Neşet Günal, Nedim Günsür, Zeki Kıral, Salih Zeki, İsmail Avcı, Neşe Erdok, Nedret Sekban, Alev Ermiş Mavitan' dır. Nedim Günsür ile sanata ait aynı düşünceleri paylaşmakla birlikte, bu düşünceleri resimleme biçimleri bakımından ayrılır. Günal, resimlerinde Anadolu insanı ve yaşam ilişkileri, koyu mat renklerle, değiştirilmiş biçim öğeleriyle anlatır. Bu yönüyle Günal, toplumcu gerçekçi öncü sanatçılar arasında yer almıştır.3

Günal resimlerini bir gözlem sonucu; yoksulluğu, bezgin insanların dramını, kurak ve kıraç toprakları dramatik bir anlatımla ortaya çıkarmıştır. Her resim, duruşu oturuşu, giyinişi, çevresine vermek istediği mesajla öncelikle sanatçının düşüncesinde şekillenip sonra plastik bir anlatımla tuvallere aktarılmaktadır. Ağır, oturaklı ve abartılı deformasyonla şekillenen desenler, klasik renkler ve pastel tonlamalarla Anadolu toprağının tüm özelliklerini veren bir titizlikle, sabırlı ve ince bir işçiliğin ürünleridir.4

Neşet Günal, “ Dananın Ölümü” , 1963.
Neşet Günal’ ın “danının ölümü” adlı eserine baktığımızda da yukarda bahsettiğimiz sanatçının tipik özelliklerini görmekteyiz. Anadolu insanının ve yaşamının toplumsal gerçekçi tavırla resimlerine yansıdığı Günal, bu resminde yine bu hayatın başka bir gerçeğini görselleştirmiş. Et kültürü, Anadolu’da başka bir anlamı vardır. Et zenginliktir. Ancak zenginler gereği kadar, lüks olmadan et tüketirler. İnsan sağlığı ve gelişiminde çok önemli bir yeri olan et, aynı zamanda tokluk hissi, kolay pişirimi, yemeklere katılarak birçok yemeğe lezzet katmasıyla temel bir gıdadır. Ancak ne var ki bu fakir halkın bu kıymetli gıdaya erişimi çok sık olmamaktadır. Günal’ ın resminin adı bunu gösteriyor. Resmin adı “Kurban” değil, “dananın ölümü”. Anlaşılan o ki, resimde görülen ailenin danası bu ölen dana ve ailenin babası danayı kesiyor. Çevreye baktığımızda arka planda kerpiçten evler ayaklar yalın, yüzler ürkek. Baba olanca gücüyle bıçağını dananın derisiyle gövdesi arasına daldırıyor. Belli ki varlıklı bir aile değiller ve bu danayı kendilerine öğün yapacaklar. Danalarını kaybetmenin hüznü mü, kendilerine öğün çıkartabilmenin çabası mı bilinmez ancak, resimdeki dram o kadar açık ki, fakirlik sadece insanların maddi olanaklarında değil doğanın soğukluğu ve kırsallığında da okunmakta. Öyle ki yerde yatan dana bile bu yokluktan nasibini almış görünmekte.
Kaynaklar:
Göksun YENER,Tamer NACARhttp://cahij.com/Makaleler/1708143596_G%C3%96KSUN%20YENER-103-120.pdf
Ayla Ersoy, Günümüz Türk Resim Sanatı, Bilim Sanat Galerisi, İstanbul, 1998, s 82*Yeditepe Ünv. GSF Öğretim Üyesi

http://www.biyografi.net.tr/neset-gunal-kimdir/
Sezer Tansuğ, Türk Resminde Yeni Dönem, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1991, s 83.
Göksun YENER,Tamer NACARhttp://cahij.com/Makaleler/1708143596_G%C3%96KSUN%20YENER-103-120.pdf

Mart 2016 sayısının 32.sayfasında yayımlanmıştır.