Denizlerde balıkçı kadınlar

Kadın girişimciliği denizlerde balıkçı kadınlarla canlanıyor

Balıkçı kadınların, kıyı kesiminde yaşayan genç nüfusun balıkçılık mesleğine ilgisi azaldıkça, aile balıkçılığının devamlılığı tehlikeye giriyor. Kadın balıkçılar ise bu mesleği gün geçtikçe zorlanarak yapıyor. Zorlanmalarında en büyük etken aşırı ve yasa dışı avcılık ve bunların doğal sonucu olarak düşük av miktarı ve yetersiz gelir. Bu nedenle geçimini balıkçılıktan sağlayan ailelerin ve özellikle de kadın balıkçıların sayısı giderek azalıyor.?

Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com
Balıkçı Kadınların sosyal sorumluluk projelerine sponsorlar aranıyor
Dünyada su ürünleri sektörünün yıldızının parlaması 20. yüzyılın ortalarından itibaren nüfus artışı ve gelişen gıda dağıtım kanallarının yaygınlaşmasıyla başlıyor. Su ürünlerinin temini için avcılık ve yetiştiricilik kanalları gelişim gösteriyor. Son 20 yılda gelişen teknolojiyle birlikte su ürünleri yetiştiriciliği önemli artış gösterirken, avcılıkta bilinçli avlanma ve sürdürülebilirlik konuları öne çıkıyor.
Denizlerden avcılıkla sağlanan üretim, FAO istatistiklerine göre, dünya genelinde 1950'lerde 16,8 milyon ton iken sonraki yıllarda yükseliş göstererek 1996'da 86,4 milyon ton ile en yüksek seviyesine ulaşıyor. 2000 yılından itibaren denizlerde avcılık azalma sürecine giriyor ve 78,9 milyon tonlara kadar geriliyor.
Ülkemizde özellikle su ürünleri avcılığı ile ilgili süreç küçük ölçekli aile balıkçılığı ile tarihsel yolculuğuna başlıyor. Yerleşik balıkçılık kültürü nesilden nesile aktarılıyor. Balıkçılıkta çoğunlukla aile mesleği olarak kadın ve erkek beraber çalışıyor olsa da, genellikle toplumda bu mesleğin sadece erkeklerin işi olarak algılanma oranı yüksek. Ancak antropologlar kadının eski çağlardan beri mesleğin içinde önemli görevler aldığını rapor ediyor.?Kadının toplumsal iş bölümü içinde günlük ev işleri, çocuk bakımı, ev idaresi gibi roller üstlenmesi, ne yazık ki, çalışma hayatının resmi kayıtlarına dahil olmamasına ve ikincil konuma itilmesine neden oluyor. Yine de bu kültürün içinde yer alan kadın balıkçılar ülkemizin kültürel mirasının bir parçası olarak günümüze kadar ulaşmayı başarıyor.
Aile boyu balıkçılıkta kadının adı neden yok

Türkiye'de kadın balıkçılar üzerine resmi veri ve istatistiğe rastlamak pek mümkün değil. Yani kadın balıkçıların varlığı resmi olarak bilinmiyor. Oysa Güney Ege'de kadın balıkçılar küçük ölçekli balıkçılık içinde var olma çabasını yıllardır sürdürüyor. Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde kadınlar aktif olarak eşleri ile ya da yalnız olarak balıkçılık yapıyor. Bu bölgede dört yıl öncesine kadar balıkçılık mesleğini eşiyle ya da yalnız yapan 70'in üzerinde kadın balıkçı varken bu sayı imkansızlıklar nedeniyle bugünlerde 40 lara kadar inmiş durumda...
Ülkemizdeki kadın balıkçılar, ağ temizleme ve kaldırmanın zorluğuna, teknede rahat hareket edebilecek alanın ve tuvaletin olmamasına rağmen üstelik, iş yaparken çocuklarıyla ilgilenmek, bazı dönemler 3-4 ay teknede yaşamak, hamileyken bile avcılığa devam etmek gibi zorluklarla savaşmayı göze alarak, bu mesleği severek ve isteyerek yapıyorlar. Mesleği sürdüren kadınların çoğu 40 yaş üzerinde…Devlet ve toplum tarafından yeterli ilgiyi görmeseler bile, kadın balıkçıların büyük bir bölümü, alışılmışın dışında hareket edene gösterilen dedikodulu yaklaşım korkusuna yenik düşmeden, mesleklerini devam ettirmek konusunda heveslerini kaybetmemeye gayret ediyor. ??
Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2012 yılında hazırlanan Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi Ulusal Eylem Planı’nda kadınların yoksullaşmalarındaki en önemli faktörlerden biri toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler olduğu ortaya konmuş. Özellikle kırsal kesimde aile reisliği, toprak sahipliği, mülk yönetme, iş kurma ve yürütme, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklere neden oluyor.  Mülkiyet yapısı nedeniyle yani balıkçı kadınların tekne sahibi olmaması ve çalıştıkları teknelerin eşlerine ait olması, kadın balıkçıların balıkçılık kooperatiflerine katılımına ve ortak olmasına engel oluyor. Kadınların denizdeki emeklerinin fark edilmemesi, kayıt altına alınmaması hatta yok sayılması, örgütlenmelerine, örgütlerde temsil edilmelerine engel oluyor. 
Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen ve GEF Küçük Destek Programı (SGP) – COMDEKS fonu tarafından desteklenen Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi bu sorunlardan hareketle Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde Kadın balıkçıların ekonomik varlıklarını sürdürmelerini sağlamak amacıyla başlatılmış. Kadın balıkçıların kamuoyu ve kamu kurumları nezdinde görünürlüğünün artması için çalışmalara 2007-2008 yılında yüksek lisans tezi ile başlayan, projenin yürütücüsü Dr. Huriye Göncüoğlu “Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoksullukla mücadelede en etkin araç küçük ölçekli aile üreticilerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Bu açıdan tarım sektörünün altında ele alınan ve emeği görünür olmayan kadın balıkçılara yönelik politika ve kapasitenin geliştirilmesi, hem kıyı balıkçılığının sürdürülebilirliği açısından hem de kırsalda kadının varlığının güçlendirilmesi açısından çok önemli” diyor. Yerleşik balıkçılık kültürünün nesilden nesile aktarılma geleneği azalıyor ve ne yazık ki bu bölgeler son yıllarda turizm köyleri projelerine dönüşüyor.
En yoksullar kırsaldaki kadınlar 
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2014 yılı için sunduğu verilere göre sürekli yoksulluk içinde olan nüfusun oranı %15,1; maddi yoksulluk çeken nüfusun oranı %29,4. Kırsal yoksulluğu ortaya koyan mevcut son veriler ise kırsal nüfusun karşı karşıya olduğu sorunu açıkça ortaya koyuyor; Türkiye çapında yoksulluğun oranı %18,1 iken kırsal yoksulluğun oranı %38,7. Türkiye’de kentsel yoksulluk düşerken kırsal yoksulluk giderek artıyor. Kırsal yoksullar içinde en büyük pay yevmiyeli işçilerden sonra çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ücretsiz aile işçileri.

İşte bu tabloda balıkçı kadınların, kıyı kesiminde yaşayan genç nüfusun balıkçılık mesleğine ilgisi azaldıkça, aile balıkçılığının devamlılığı tehlikeye giriyor. Kadın balıkçılar ise bu mesleği gün geçtikçe zorlanarak yapıyor. Zorlanmalarında en büyük etken aşırı ve yasa dışı avcılık ve bunların doğal sonucu olarak düşük av miktarı ve yetersiz gelir. Bu nedenle geçimini balıkçılıktan sağlayan ailelerin ve özellikle de kadın balıkçıların sayısı giderek azalıyor.?Oysa başka ülkelerde aile balıkçılığı ve özellikle kadın balıkçılığı güçlü organizasyonlarla destekleniyor, kadın balıkçıların gelişmesi ve güçlenmesine yönelik etkin projeler hayata geçiriliyor.

Genç kuşakların sürdürülebilir kıyı balıkçılığında motivasyonunu güçlendirecek sosyal sorumluluk projelerine her daim ihtiyaç var. Dr. Göncüoğlu’nun balıkçı kadınlar ve kızlarına motivasyon sağlayacak bir projesi hazır bile…Kadın balıkçılar ve kızlarının kısa dönem mesleki eğitim programı içinde bir üniversitede ağırlanması ve üniversite ortamında da temel balıkçılık eğitiminden yararlanmalarına imkan sağlanması. Böyle bir projede sponsora düşen sorumluluk yaklaşık yirmi kişilik bir grubun lojistik imkanlarına destek vermek…Umarım bu konuya duyarlı kuruluşlar projenin hayata geçmesine desteğini esirgemeyecektir.
Görünen o ki sayıları az ya ya çok olsa da kadın balıkçılar denizin bereketini ailelerine en verimli şekilde yansıtıyor. Denizden kazandıkları ile çocuklarını yetiştiriyor, yeni gelecekler kuruyorlar...deniz onlara kıyılar boyunca, sadece geçim kapısı değil adeta ikinci bir yuva oluyor.

Ağustos 2016 sayısının 20. sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları