Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Düşünce kalıplarımızda ne var?

Davranışlarımızın mutlak bir sebebi var.

Esra Teoman Bener
KOÇ / Eğitmen
www.siradisibasari.com


Düşünce alışkanlıklarımız bizi nereye sürüklüyor?

Davranış kalıplarımız düşüncelerimizin bir sonucudur. Davranışlarımızın sonuçları yaşamımızda olumsuz sonuçlara sebep oluyorsa o zaman dönüp düşünce kalıplarımıza bakmamız gerekiyor.

Acaba hangi koşullarda kendimizi korkular aracılığıyla ifade etmeye çalışıyoruz?
Korkuları kendimize kalkan mı yapıyoruz ? Bazı zamanlar kendimizi ifade etme yolu olarak kendimizi ve başkalarını kontrol etmek veya kuralları hiçe saymak yoluna mı gidiyoruz?

Zihnimiz zaman zaman bizi sabote etme yoluna gider. Her şey yolunda giderken bazen düşünmediğimiz şekilde davranarak durumu aleyhimize çevirebiliriz. Sonuç ise her zaman derin bir pişmanlık duygusu olur. Kendimizi suçlar ve niçin böyle davrandığımıza anlam veremeyiz. İşte o anda olan şey kendi kendimizi farkında olmadan nasıl sabote ettiğimizdir.

Sabote ettiğimizi nasıl anlarız?

Bunun için Koç Petra Bock’un koçluk yapısını oluşturan zihnimizi nasıl sabote ettiğimize dair tespitlerini paylaşıyorum. Bunlara bakarak biz de olanları fark ederek en azından önlem alabiliriz.

Böylece sabote ettiğimiz zihin durumlarını tespit ederek bize zarar vermesini engelleyebiliriz.

Hangi durumlar sabote etme şeklidir?

Olabilecek en kötü senaryoları düşünerek en kötüyü hesap etme alışkanlığı. Genellikle bu tip düşünce içerisindeyken savunmamız şöyle oluyor. “Haklıyım ben en kötüsünü düşünerek önlem alıyorum.” Oysa yaptığımız sadece korkularımızla hareket etmek. O zaman da yaşamdan aldığımız sonuçlar bu yönde oluyor. Ve kehanetimiz doğrulanıyor?
Bazen de başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarımızın önüne koyarız. Bunu da fedakarlık adı altında yaparız. Karşı taraftan beklentimiz gerçekleşmeyince de kullanılmışlık duygusu ile mutsuz oluruz.
Mükemmeliyetçilik altına sığınarak herkesi ve her şeyi eleştiririz. Sürekli şikayet ederiz. Ve her şeyi bildiğimizi iddia ederiz.
Başkalarını ve kendimizi sürekli kontrol etme ihtiyacı içinde yaşarız.
Prensip adı altında sert ve katı, işlevini yitirmiş kurallar içerisinde yaşayarak değişen koşullarda esneklik gösteremeyerek mutsuz oluruz.
Güvensizlik duygusu duyarak kendimize ve çevremize karşı güvensiz yaşam tarzı içinde yaşarız. “Ben hiç kimseye güvenmem” başlıca cümlemiz olur.
Aşırı coşkulu bir halden aşırı üzgün hale geçişler yaparız. Gün içinde duygularımız gelgitler içinde olur.

Zihnimizi sabote eden durumlar içerisindeyken yakalarsak, davranışlarımızın sonuçlarını da değiştirebiliriz. Yaşamdan keyif alma kapasitemiz artar. Dolayısıyla yaşam kalitemiz artar.

Kendimize şu soruyu soralım.
Bugüne kadar olduğu gibi mi devam edeceğiz yoksa yeni bir yoldan mı ilerleyeceğiz?

Nisan 2016 sayısının 75.sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları