Endüstri 4.0 deniz ürünlerinin rotasını yeni fırsatlara kilitliyor

Lojistikte gelişen dijital uygulamalar, israfın önüne geçerek, zincir içerisinde gıdaların bozulmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesine de imkan sağlıyor.

Dijital dönüşüm, deniz ürünlerinin tedarik zinciri ve lojistiğinin pek çok alanında işleri kolaylaştırıyor. Bu değişim ile artık Türkiye’de üretilen katma değerli ürünlerin ülkenin her yerinden, dünyanın en ücra köşesine kolaylıkla taşınabilmesi hayal değil. Lojistikte gelişen dijital uygulamalar, israfın önüne geçerek, zincir içerisinde gıdaların bozulmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesine de imkan sağlıyor.

Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com

Endüstri 4.0’ın değişim rüzgarları deniz ürünleri sektörünün rotasını yeni fırsatlara kilitliyor. Bu sektörde doğa dostu ve yenilikçi uygulamaları hızla benimseyen firmalar global pazar trendlerini şimdiden yakalamaya başladı. Ülkemizde kurumsallığın en yavaş ilerleyebildiği alanlardan biri olan deniz ve su ürünleri sektörü, markalaşabilen firmaların daha hızlı fark edilmesi için avantajlı imkanlar sunuyor aslında. Katma değerli ürünler geliştirerek, en sağlıklı haliyle, soğuk zinciri bozmadan tüketiciye ulaştırabilecek lojistik ağın kurulması ise sektör gündeminin üst sıralarında yer alıyor.
Görünen o ki; bu sektörde, endüstri 4.0 ile ihtiyaçları iyi okuyan, ona uygun ürünler ve çözümler üreten kazanıyor. İhtiyaç noktalarını doğru tespit edebilen ve yenilikçi üretimle katma değerli ürünler geliştirenler pazarda fark yaratıyor. Yaygın olarak et ve tavuk mamullerinde kullanılan MAP ambalaj, artık balık ürünlerinde de revaçta. Somon balığının yanı sıra, Türkiye’de yetişen çipura, levrek, istavrit, palamut hatta hamsi yeni hijyenik ve pratik paketlerde balık tezgahında değil, marketlerin soğuk rafında satılıyor. Tüketim rahatlığı sağlayan bu tür yenilikçi adımlar, insanların balığa her mevsim ulaşabilmesine, daha sık balık yemesine imkan sunmanın bir başka yolu.
Dijital dönüşüm, deniz ürünlerinin tedarik zinciri ve lojistiğinin pek çok alanında işleri kolaylaştırıyor. Bu değişim ile artık Türkiye’de üretilen katma değerli ürünlerin ülkenin her yerinden, dünyanın en ücra köşesine kolaylıkla taşınabilmesi hayal değil. Lojistikte gelişen dijital uygulamalar, israfın önüne geçerek, zincir içerisinde gıdaların bozulmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesine de imkan sağlıyor.

Norveç “Gelecek Okyanusta,” diyor

Norveç’te özellikle deniz ürünleri uygulamaları da endüstri 4.0 gereğine en uygun hali ile devrede. Deniz ürünleri alanında global pazara hizmet sunan Leröy’ün Norveç’te hükümet denetiminde çalışan Greenpeace ile ortak bir projesi var. Ocean Forest adı verilen proje, halen %2 olan okyanus kullanım kapasitesini, yeni gıda kaynakları yaratabilmek amacıyla, daha da yükseltmeyi hedefliyor. Bu proje uygulamaları içinde gelişmiş bir balık çiftliğinin yanında denizin dibine kadar uzanan halatlar yer alıyor. Belirli bir derinliğe kadar bu halatlarda midye yetiştiriliyor ve bu midyelerden çıkan organizmalar da çiftliği besliyor. Yani kendi içinde bir yaşam döngüsü barındırıyor. “The Future is in the Ocean - Gelecek Okyanusta Projesi sürdürülebilirliği çoklu boyuta taşıyor. Bu tür projelerin, su ürünleri sektörünün geleceğini yönlendirebileceğine ve benzer projelerin Türkiye’nin denizlerinde uygulanabileceğini dikkat çeken Leröy Türkiye yetkilileri ise, bu konuda her zaman işbirliğine hazır olduklarını ifade ediyor.
Sanayi 4.0 bu sektörde sadece çalışma ortamını değil, çalışma yöntemlerini de kökten etkileyeceğe benzer. Su ürünleriyle ilgili yüksek kalitede veri üretebilme ve bunları işleyebilmenin, sektörü yukarılara taşıyacağına şüphe yok. Uzmanlara göre, yapay zekâ (AI) ve gelişmiş sistem bilgileri yarının şirketlerinin başarı grafiğinde net ve gerçek zamanlı bir anlayış sunacak.
Teknoloji sayesinde uzun zaman alan işler artık çok kısa zamanda tamamlanabildiğinden, analitik dönüşümün anahtarı, teknolojik değişimlere hızla ayak uydurup, işi başarı ile uygulayanlarda olacağı gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Bu değişim rüzgarlarına uygun projeler geliştirebilen, teknoloji ve çalışana yatırım yapabilen su ürünleri şirketlerinin dünya pazarı ile entegre çalışabilmesinin yolları da hızla açılacak.

Ağustos 2018 sayısının 21.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları