Esra Bener Teoman

Esra Bener Teoman

Yaşama Dair

Geçmişin izleri...

Her zaman istemediğimiz durumlar oluyor ve olmaya da devam edecek. Önemli olan bu durumlar karşısında vereceğimiz tepkilerimize dikkat etmemiz.


Esra Teoman Bener
Koç/ Eğitmen- Yazar
esra@adimkocluk.com
www.adimkocluk.com


Yeni genel müdür olmuş biri büyük bir heyecanla görevinin başına geçer. Aradan aylar geçer ve ajandasında öncelikleri olan kendi önceliklerini yaşama geçirir. Kendine sorduğu soru ‘Ben ne yapmak istiyorum?’ sorusudur. Atladığı konu ise şirketinin nelere ihtiyacı olduğu idi. Oysa ki kendisine soracağı soru ‘ Şirketimin benden beklentisi nedir? Ve gerçek ihtiyaç nedir? Bu durumda nasıl bir katkıda bulanabilirim?’ sorusuydu. Ancak bizim genel müdürümüz ajandasını kendi önceliklerine göre ayırdığı için kendisini aktivite tuzağına düşürdü. Sabah, akşam çalıştı. Sabahları çok erken masasının başına geçti. Gece geç saatlere kadar çalıştı. Hatta hafta sonları bile çalışmaya devam etti. Kendi açısından baktığınızda çok çalışıyor ve bunun adına ise yeniden yapılandırma yapıyordu. Her şey yolunda gidiyor gözüküyordu. Ta ki bir gün üst yönetim tarafından işine son verilene kadar.

Ne olmuştu?

Kendisini büyük bir haksızlığa uğramış hissediyor ve çok çalıştığı için derin pişmanlıklar duyuyordu. Oysa ki gerçek tam da öyle değildi. Göründüğünün arkasında şirketin kendi ihtiyaçları doğrultusunda planlama yapmamıştı. Kendi öncelikleri doğrultusunda çalışıyordu.
Yaşamınızda hiç ummadığınız bir anda bir şeyler ters gittiğinde, hele bir de her şey sizin sorumluluğunuzda ise ne hissederdiniz?

Hepimiz geçmişte bir takım hatalar yapmışızdır. Yanlış kararlar, yanlış seçimler veya uğramış olduğumuz haksızlıklar, iftiralar, istenmeyen davranışlara maruz kalmışızdır. Ne yazık ki geçmişte yaşananlar pek de peşimizi bırakmıyor olabilir.
Geçmişte her ne yaşandı ise şu an için artık geçerliliği kalmamıştır. Sürekli geçmiş zamanda yaşamak bizi şimdiki zaman da yani an’ da kalmamızı engelleyerek şimdiki ve gelecek zamanı yaşamamızı engellemekte. An’ın içinde kalmadığımız zamanlar yaşamdaki korkularımızla birlikte, güvensiz, mutsuz, umutsuz zamanlarımızı çoğaltıyoruz. Bu durum da bizim gelecekte de benzer zamanları yaşamımızı artırıyor. Şayet sabahları yataktan yorgun kalkıyorsak, bir türlü keyifle güne başlayamıyorsak, kendimizi sürekli sinirli ve tükenmiş hissediyorsak, etrafımızla sağlıklı ilişkiler kuramıyorsak alarmlar çalıyor demektir. Belki de bu durumda olmamızın sebebi geçmişte yaşıyor olmamız olabilir. Sürekli geçmişin pişmanlığı, keşkeleri ile bir türlü geleceği yapılandıramıyoruzdur.
Peki o zaman geçmişi bırakabilmemiz için ne gerekiyor?

Birincisi, her şeyden önce geçmişimizi kabul etmeyi başarmakla işe başlayabiliriz,
Öncelikle geçmişte ne kadar bizi üzen şey yaşadıysak, bunları kabul etmekle işe başlayalım. Kendimize bu kadar yüklenmek yerine bir daha aynı şeylerin başımıza gelmemesi için biz bu durumdan ne öğrendik? Şu anda aynı durumu yaşıyor olsaydık farklı ne yapardık? Ve tüm bu olaylardan deneyimlediğimiz, öğrendiğimiz neler var? Zira gelişim tam da burada başlıyor. Herşey düz bir çizgi halinde gidiyor olsaydı acaba gelişimden söz etmek mümkün olabilir miydi?
Bu şekilde geçmişimize farkındalıkla yaklaşarak aynı durumları bir daha yaşamamak adına yeni tutumlar, alışkanlıklar edinebiliriz.
İkincisi, geçmişte yaptığımız hatalarla birlikte kendimizi bağışlamayı öğrenerek başarabiliriz.
Zira kendimizi bağışlamayı başaramazsak karşımızdaki insanları ve olayları bağışlamayı hiç başaramayız.

Her zaman istemediğimiz durumlar oluyor ve olmaya da devam edecek.
Bu durumlar bazen çok da acı verici olabiliyor. Biz başkalarına, başkaları da bize hatalar yapıyor ve yapacaklar. Önemli olan bu durumlar karşısında vereceğimiz tepkilerimize dikkat etmemiz. Verdiğimiz bu tepkiler bize daha da fazla yük getirmesin. Bizim o an için bağırıp çağırmamız veya öfkeden deliye dönmemiz hiç bir şekilde karşı tarafa bir mesaj olmayacaktır tam tersi bizim üzerimize çok daha fazla yük getirecektir. İyi ve kötü diye bir ayrım da bize her zaman çok fayda getirmeyebilir. Kime göre iyi, kime göre kötü? Dolayısıyla evet bazen gerçekten kötü olaylar olsa bile esas etkili olan bu olayın bizi nasıl etkilediği? Biz bu olay karşısında kalıcı yaralar mı alıyoruz? Olaya yaklaşımımız, üzerine yüklediğimiz anlam ve algı o olayın süresini belirlediği gibi, olayın kalıcı mi geçici mi olduğu kısmını belirleyecek. Kabullenmek ve yolumuza devam etmek bizi özgürleştirir. Kendimizi zaman içerisinde bir tüy kadar hafif hissetmek ve geleceğe bakmak istiyorsak, bu şekilde yaklaşmayı denemeliyiz. Bunu yaptığımızda ancak rahat edeceğimizi bilelim.
Yaşam geriye doğru gitmiyor. İleriye doğru gidiyor. Yolumuza devam ederek
kendimizi ve geçmişimizi kabullenerek ilerleyelim.
Bu ay size yepyeni umut dolu adımlar atmanızı ve geçmişin üzen izlerinden kurtularak özgürleşmeyi diliyorum...

Mart 2018 sayısının 80.sayfasında yayımlanmıştır.