Gıda fiyatlarındaki önüne geçilmez artışlar yemek sektörüne darbe vurdu

Türkiye’de hızla büyüyen ve geniş bir kitleye istihdam olanağı sağlayan yemek sektörü, gıda yani hammadde fiyatlarının artışı sebebiyle zor günler yaşıyor.

Sadık Çelik
Keyveni Kurumsal Hazır Yemek
Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’de hızla büyüyen ve geniş bir kitleye istihdam olanağı sağlayan yemek sektörü, gıda yani hammadde fiyatlarının artışı sebebiyle zor günler yaşıyor. Günde 5-6 milyonu aşkın kişiye yemek hizmeti veren sektör, içine düştüğü olumsuz durumdan kurtulmanın yollarını arıyor.
Ağustos ayında yaşanan dolar yükselişi tüm piyasa dengelerini alt üst etmişti. Son dönemde biraz düşüşe uğrasa da bu durum piyasadaki fiyat artışını etkilemedi. Tüik verilerine göre Ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı. Aylık yüzde 2,67 yıllık yüzde 25,24 oldu. Ülkemizin yaşamış olduğu ekonomik süreçten her sektör büyük oranda etkilendi. Ancak en büyük darbeyi alan sektörlerden biri de ne yazık ki hazır yemek sektörü oldu. Kötü sonu sektörün içindeki insanlar kendi kendilerine hazırladı. Son aylarda yemek sanayisinin ana girdileri olan, yağ, et, tavuk, un, hububat, bakliyat, meyve-sebze gibi ürünlerin yani temel gıdaların neredeyse yüzde 100’ü aşkın zam görmesi, toplu yemek sektörüne oldukça büyük zararlar verdi. Son bir yıl içerisindeki fiyat değişimlerine bakacak olursak, 14 TL’ye alınan 5 kiloluk iyi kalitede bir salça, şu anda 48 TL ve üzerinde satılıyor. 53 TL’ye alınan 18 lt’lik bir teneke ayçiçek yağı, şu anda 110 TL ve yine üzerinde fiyatlara satılıyor. Bu arada bu fiyatları kendi markam olan Keyveni’de de kullandığım kaliteli markalardan örnek veriyorum. Daha ucuza satılan kalitesiz hammaddeler de var. Ama biz aldığımız, ödediğimiz fiyatları biliyoruz. Soğanı geçen yıl 60 kuruşa alıyorduk fakat şu anda 3 TL’ye alıyoruz. Üretici, çiftçi maalesef az ürün ekmiş, hem de hastalık bulmuş. Önümüzdeki günlerde soğanın fiyatının 5 TL’nin üzerine hatta 10 TL’lere yaklaşacağı söyleniyor. Patatesin durumu da aynı soğan gibi… Çünkü çiftçi ülkemizde ne yazık ki artık üretim girdilerinden dolayı ürün ekmiyor. Üretimden çıkmış durumda. Mazot, yakıt, tohum, gübre, işçilik el yakıyor. Bu işi dürüstçe, hakkıyla yapan bir üretici olarak gelinen durumdan benim canım yanıyor. Üretim yapamaz hale geldik. Yemek sektöründe var olan sorunları açıkça konuşabilecek kişi sayısı çok az. Olan da ya hayatını yitirdi ya da sektörden çekildi. Bu sektörün aldığı darbe sadece Ağustos ayında yaşanan kur artışı değildir. Dünden bugüne gelen son 20 yılın sorunudur. Sektör yok oldu, insanların sağlığı da bozuldu. Yemek sektöründen beslenen insanların sağlığı ne yazık ki artık tehdit altındadır. Bugün 7-8 TL’lere yemekler alınıp satılıyor. Bu fiyatlara iddia ediyorum ki sağlıklı yemek sunulamaz. Tekrar yineliyorum ki, bu durumun önüne geçmek için sektör olarak yüzleşmeye ihtiyacımız var. Haykırıyorum ki, tedbir alınsın ve bu işe el konulsun. Herkese sesleniyorum; artık mesele kapanacak ya da kurtarılacak gibi değil. Bu piyasa için kökten bir çözüm gerekiyor. Ben üzerime düşen görevi yapmaya hazırım.

Kasım 2018 sayısının 56.sayfasında yayımlanmıştır.