Prof. Dr. Mustafa Koç

Prof. Dr. Mustafa Koç

Gıda Politikaları

Gıda güvencesi için yeni çare: Kayıpları azaltmak

2050 yılında 9 milyarlık dünya nüfusunu beslemek için bugünkü tarımsal üretimi yüzde 70 artırmak gerekiyor. Bunun için de özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörüne yılda 83 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Üretilen gıdanın üçte...

Profesör Dr. Mustafa Koç
Ryerson Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü
Toronto-Kanada
mkoc@ryerson.ca


Son yıllarda kayıp ve israf kavramlarının önemli bir gıda güvencesi önceliği olarak küresel gündeme geldiğini gözlemekteyiz.  Dünya Gıda Güvencesi Komitesi’nin Ekim 2012’deki 32inci oturumunda gıda kayıp ve israfının sürdürülebilir bir gıda sistemi için önemi konusunda bir uzmanlar paneli  kurulması teklif edilmiş. 2014 Haziranı'nda hazırlanan bu raporun (HLPE, 2014) adeta yeni bir küresel fikir birliğine neden olduğunu gözlemekteyiz. Benzer noktaların Rockefeller Foundation’un hazırladığı Dalberg Raporu’nca da altının çizilmesi bu yargımızı doğrular yönde (Chen, Tuttle ve Zook, 2104). 
Her iki rapor da aynı endişenin altını çiziyor: artan dünya nüfusunun nasıl beslenebileceği. Hesaplara göre 2050 yılında 9 milyarlık dünya nüfusunu beslemek için bugünkü tarımsal üretimi yüzde 70 artırmak gerekiyor. Bunun için de özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörüne yılda 83 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Üretilen gıdanın üçte birinin, aşağı yukarı 1,3 milyar ton gıdanın ya üretim sırasında veya tedarik zincirinin türlü evrelerinde kaybolduğu veya israf edildiği için tüketilmediği göz önüne alınırsa 2050’deki hedefe ulaşmakta bu kayıpların önlenmesinin önemi oldukça açık görülüyor. 1950’lerden beri gıda güvencesi dendiğinde ilk akla gelenin üretimi artırmak olduğu düşünülürse, bu yaklaşımın önemi daha da net gözlenebilir. 
HLPE 2014 raporuna göre gıda kaybı ve israfı insan tüketimi amacıyla hazırlanmış gıdanın, tarladan tüketiciye kadar her aşamada ve nedeni ne olursa olsun azalması anlamına geliyor. Gıda kaybı bu azalmanın tüketiciye varmadan önce gıda zincirinde kaybı, gıda israfı ise tüketiciye vardıktan sonraki kaybı anlamına geliyor. Bir dördüncü kategori olarak konu edilen gıda kalite kaybı ve israfı ise gıda zincirinin tüm aşamaları ve tüketim sürecinde, gıda kalitesinde besin değeri ve niceliksel özellikler yönünden kayıp ve bozulmayı kapsıyor. Kayıplar, tarımsal üretim sırasında (tarlada), hasat sonrası işlemler sırasında, depolamada, işleme sırasında, dağıtımda olurken, israf tüketim sürecinde ortaya çıkıyor. Çalışmalar kayıpların daha çok gelişmekte olan ülkelerde israfın ise gelişmiş sanayi toplumlarında özellikle sorun olduğunu gösteriyor (HLPE, 2014). 
Kayıp ve israflar sadece gıda güvencesi için sorun değil. Aynı zamanda ekonomik ve çevresel de bir sorun. Rockefeller Foundation’un raporuna göre tüketilmeyen gıdanın ekonomik kaybı 750 milyar doları buluyor. Kayıpların çevresel etkisi ise 3,3 milyar ton karbon dioksit gazı salınımına neden oluyor. Dalberg raporuna göre sadece hasat sonrası kayıplar yılda 320 milyon ton, ya da dünya üretiminin yüzde 17’si.
FAO’nun yaptığı bir çalışma toplam gıda kayıp ve israfının en yüksek olduğu bölgenin yılda kişi başına 296 kg kayıp ve 115 kg. israfla Kuzey Amerika ve Okyanusya olduğunu gösteriyor.  Bunu takip eden ikinci gurupta 281 kg. kayıp ve 94 kg. israfla AB ve Rusya var. Türkiye’nin de içine bulunduğu Kuzey Afrika, Batı ve Orta Asya gurubunda ise kişi başına düşen yıllık gıda kaybı 216 kg. israf ise 33kg. Kayıpların ve israfın en az olduğu Güney ve Güney Doğu Asya’da ise bu oranlar 126 kg. kayıp ve 11 kg. israf olarak gösterilmiş (HLPE, 2014:27, Figure 2’den alınmıştır). 
Maalesef toplam içindeki oranlarına bakıldığında Kuzey Afrika, Batı ve Orta Asya’nın Sahra altı Afrika’sıyla birlikte yüzde 36’lık bir kayıp ve israf oranıyla başı çektiğini görüyoruz. Bu bölgedeki kayıpların yüzde 10,8’inin hasat sırasında, 7,8’inin hasat sonrası, 6,3’ünün işleme ve paketleme sırasında, 5,6’sının dağıtımda, 5,5’lik israfın ise tüketim sırasında oluştuğu tahmin ediliyor (HLPE, 2014:27, Figure 3’den alınmıştır). FAO çalışmasına konu olan bölgelerin büyüklüğü ve içerdiği ülkelerin farklılıkları daha net bir gözlem yapmamıza engel olsa da, Türkiye’nin kayıplar ve israf konusunun farkında olmadığını söyleyemeyiz. 
02 Nisan 2013 tarihli ve 28606 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası” ile ilgili Başbakanlık Genelgesi, ülkemizde günde 6 milyon, yılda 2,1 milyar ekmeğin israf edildiğini ve söz konusu ekmek israfının parasal karşılığının 1,5 milyar TL'ye vardığını duyuruyordu.  Bu konuda gerekli önlemlerin alınması ve toplumun her kesimine yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerini düzenlemekle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve ilgili kuruluşu TMO Genel Müdürlüğü’nü görevlendiriliyordu (TMO, 2013). [ekmekisraf etme.com] sitesince yayınlanan fotoğraflardan  Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası başlangıç toplantısı sırasında kek israfı konusunda benzer bir hassasiyetin gözlenmediğini görüyoruz.

http://www.ekmekisrafetme.com/Pages/FotoGaleriDetay.aspx?galeriId=8 adresinde 2 Aralık 2014 tarihinde erişildi.
İsraf hassasiyeti sanki herkesin bir başkasının müflisliğine kafasını taktığı bir konu gibi görünüyor. “Âleme verir talkını kendi yutar salkımı” tabirince milyarları gösteriş için harcayanların taze ekmekten başka bir lüksü olmayan garibanın yediği ekmeğe kafayı takması, zengin ev hanımınnın hizmetçi kızın çaya koyduğu üç şekeri dert edinmesi gibi bir şey. Ama bu tarım ve gıda sistemindeki israfı görmememiz de demek değil. 
Modern gıda sisteminin temelinde yatan et-süt-tahıl-yağlı tohumlar sektörüne baktığımızda israfın sistemik bir sorun olduğunu görüyoruz. Bir milyara yakın aç insan dururken üretilen tahıl ve yağlı tohumların yarısı hayvan yemi olarak kullanılıyor.  Sadece şekli bozuk diye milyonlarca ton sebze ve meyve çöpe atılıyor. Mısırı, soya yağını açları beslemek yerine biyoyakıta çevirip otomobillerimizi besliyoruz. 
Var olan şeker fabrikalarını kapatıp, pancar üreticilerini mağdur ederken, halkı mısır şurubundan yapılan meşrubatlarla eyleyen, un, yağ, tuz şeker karışımından servet, obezite krizi ve şeker hastalığı üreten bir gıda sisteminin yoksul köylünün kaybına gösterdiği hassasiyet nasıl inandırıcı olabilir?
Wayne Roberts, Rabble.ca da yayınlanan makalesinde yılda 427 milyar doları bulan gıda kaybı ve israfının küçümsenmemesi gerektiğini söylerken, 1980’lerden kalma bayatlamış “azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” (reduce, reuse and recycle) ilkesi yerine gıda sistemindeki kayıp ve israfları önlemek için   yeniden dizayn gerektiğini, bunun için de  yeni çerçevelere, yeni amaçlara, yeni vizyonlara (reframe, repurpose, reimagine) gereksinim duyulduğunu söylüyor. Tabi, israfın azaltılması için müsriflerden hesap sorulması da gerekiyor.  İşimiz kolay değil.
Kaynaklar
Chen, C., Tuttle, D., ve Zook. D. 2014 Reducing Food Loss and Waste to Feed the World’s Nine Billion People in 2050. D. Blog http://dalberg.com/blog/ adresinde erişildi.
Roberts, W. 2014. Billions of kilograms of food waste? Now that should have been an election issue! Rabble News. http://rabble.ca/news/2014/11/billions-kilograms-food-waste-now-should-have-been-election-issue adresinde erişildi.
HLPE. 2014. Food losses and waste in the context of sustainable food systems: A report by The High Level Panel of Experts on Food Security and Nutrition, Haziran 2014. http://www.fao.org/3/a-i3901e.pdf adresinde erişildi.
Rockefeller Foundation 2013.Waste and Spoilage in the Food Chain. Decision Intelligence Document, 
T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2104. Bakan Eker, “Türkiye'nin gıda güvenliği problemi yok” 16 Ekim 2014. http://www.tarim.gov.tr/Sayfalar/GormeEngellilerDetay.aspx?OgeId=498&Liste=Haber adresinde erişildi. 
TMO, 2013. Genelge: Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası. 2 Nisan 2013 SALI
Resmî Gazete Sayı: 28606, http://www.tmo.gov.tr/Upload/Document/genelge.pdf adresinde erişildi.