Prof. Dr. Mustafa Koç

Prof. Dr. Mustafa Koç

Gıda Politikaları

Gıda güvencesi konusu yeniden küresel gündemde

FAO tarıma yapılacak yatırımlarıın, sürdürülebilir ve uzun vadeli gıda güvencesi sağlanması için hayati olduğunu duyuruyor. Dikkat edin FAO’nun önerdiği sürdürülebilir tarım değil; sürdürülebilir gıda güvencesi. Kibarca açlığın rejimleri tehdit...

   
Kötü haberlerden bıktık artık. Güzel şeyler duymak istiyoruz. Ekim ayında New York’da kar yağması mesela iyi bir haber sayılabilir. Belki ilk kez oluyor ama küresel ısınmayı kafaya takanları rahatlatmıştır işte. Hem de insanları bir an evvel Noel heyecanına sokup alış veriş etmeye teşvik edeceği için Amerikan ekonomisine de katkısı olabilir. Tüketiciler harcayacak ki ekonomi canlansın. Pazarlara hareket gelince de üretim artıp, istihdam yaratılır. İstihdam yaratılınca daha çok tüketim olur. Ekonomi büyür. Yeni binalar, barajlar, duble yollar yapılır. Amerikan ekonomisi büyürse küresel ekonomi de büyür. Bize de pay çıkar bu arada. Eğer şu ana kadar okuduklarınıza ‘hadi canım sen de’ deme ihtiyacı duymadıysanız, kendinizi ‘neo-liberal’ iktisat teorisini gayet iyi bilen biri olarak kutlayabilirsiniz.
Ama haberler o kadar da iyi değil. Gene de hem dünya ekonomisinin hem de ‘neo-liberal’ mitolojinin krizini yaşadığımız bir ortamda pek çoğumuz hâlâ bu krizi yadsıma, ya da duymama, duyurmama çabasındayız.
Sanırım bunun bir nedeni sokaktaki insan olarak kötü haberlerden bıkmış olmamız. Artık içinde terör, trafik canavarı, savaş, açlık, işsizlik ve kanser olmayan haberler duymak istiyoruz. Depremlerin, tsunamilerin, sellerin, tayfunların insanları, evleri yutmadığı; çayların radyasyonsuz, plastiklarin kanserojensiz, kıymaların katışıksız olduğu haberler. Bunun kolayını bulanlarımız rahatlıyor. Japon mitolojisinin üç akıllı maymunu gibi kötülükleri görmez, duymaz konuşmazsak kötülüklerin bizi rahatsız etmeyeceğini düşünüyoruz. Mizaru gibi gözümüzü, Kikazaru gibi kulaklarımızı, Iwazaru gibi ağzımızı kapatıyoruz. İşin garibi bu duyarsızlığın bizi kötülüklerin bir parçası, bir uygulayıcısı haline getirdiğinin bile farkına varamıyoruz.
Her Ekim’de Dünya Gıda Günü nedeniyle küresel liderler hamasi konuşmalar yapıp, gıda güvencesi konusunun önemini duyururlar. Sonra konu rafa kalkar. Bunun en son örneklerinden biri Ekim 2011’de Avustralya’nın Perth kentinde toplanan İngiliz Milletler Topluluğu’nun kabul ettiği Gıda Güvencesi İlkeleri adlı deklarasyon oldu. Deklarasyon gıda güvencesinin çağımızın en zor ve acil konularından biri olduğunun altını çizdikten sonra, sürdürülebilir tarımın teşviki, gıdaya ulaşımın temel insan hakkı olarak tanınması, küresel gıda güvencesi için uluslararası iş birliğinin önemi gibi gelişmekte olan ülkelerin savuna geldiği bazı temel talepleri öneriyor. Bunların yanında ayrıntı gibi duran bir grup madde ise nüfus artışının önlenmesi, ticaretin serbestleşmesi, gümrük duvarlarının ve ihraç sınırlamalarının kaldırılması, üretimde artış için tarım teknolojilerinin desteklenmesi gibi sanayileşmiş ülkelerin değişmeyen taleplerini içeriyor. Yoksul güneyli ülkelerin talepleri ile kalkınmış Batı’lı ülkelerin önceliklerinden oluşan ‘türlü’ politikası. Bu tür, bir-sizden, bir-bizden prensibi ile hazırlanan taviz paketlerinde olduğu gibi sonuç gene uygulamaya kalıyor. Bu da güçlü olanın menfaatına çalışıyor.
Büyük bir iyimserlikle, açlığın en yoğun olduğu Afrika’nın sadece gıda üreticisi değil, gıda ihracatçısı da olma potansiyelinin altını çizen rapor, yeni sömürge düzeninde Afrika’ya dünyayı besleme rolünün biçildiğini duyuruyor. Böylece son yıllarda Afrika’da milyonlarca hektar sulu araziyi kapatan zengin fon ve ülkelerin amacını da anlamış oluyoruz: Afrika tarımında yeşil devrim.
Yeşil Devrim’in en büyük başarılarından biri 1960’lardan beri aralarında Türkiye’nin de olduğu pek çok ülkede hibrit tohumlar, modern tarım araç ve gereçleri kullanarak tarımda verim artışı olmuş. Norman Borlaug’a 1970’de Nobel barış ödülünü kazandıran yeşil devrimin verimde etkilerini Tablo 1’den gözleyebiliriz. 1960’da hektar başına  bin 97 kg olan buğday verimi, 2010’da hektarda 2 bin 429 kilograma çıkmış. Bu başarıda tarımsal girdilerin etkisi büyük. Örneğin, 1960-70 arası gübre tüketimi 13 kat, 1970-80 arası 2 kat, 1980-90 arası 1.7 kat artış göstermiş. Gübre tüketiminin yarısına yakınının (% 45) buğday üretiminde kullanıldığını düşünürsek, üretimdeki artışın diğer girdilerde de benzer ölçülerde büyük artışlarla mümkün olduğunu iddia edebiliriz.
Bu verimin üreticilere ve bu teknolojileri kabul eden ülke ekonomilerine maliyeti, kullanılan tarım ilaçları ve gübrelerin doğaya ve tüketici sağlığına etkileri pek çok araştırmaya konu olmuş.  Yakınlarda New York Times kitap listesinde en çok satan (best seller) kitaplar listesine giren Buğday Göbeği (Wheat Belly) adlı kitap,  yeşil devrimin mucizesi hibrit buğdayın karanlıkta kalan bir yönüne işaret ediyor. Kitabın yazarı Amerikalı kardiyolog Dr. William Davis, 40 yıl kadar once geliştirilen hibrit cüce buğdayın içerdiği amylopectin A maddesinin toz şekerden bile daha hızlı olarak kan şekerini yükselttiğini iddia ediyor. Dr. Davis’e göre hibrit buğdaydaki bu madde şeker metabolizması ile oynayarak açlık hissi yaratıyor, LDL kolesterol oranlarını yükselterek damar tıkanıklığına, glication nedeniyle katarakta ve artroza, iç organlar etrafında yağlanmaya, uzun vadede obezite, şeker ve kalp hastalığına yol açıyor. Dr. Davis, buğday içeren gıdaları kesen hastalarının yılda 20 kilo verebildiklerini, gerek kolesterol gerek şeker sorunlarının ortadan kalktığını iddia ediyor. Buğdayın beşiği Anadolu’da gelişmiş einkorn türlerini bulabiliyorsanız, buğday yemekte mahsur yok diyor Dr. Davis. Sorun buğdayda değil, mutasyon geçirmiş hibrit buğdayda. Dileriz Dr. Davis mübalağa ediyor olsun. Ama yeni buluşları, insan sağlığına ve doğaya olası-yan etkilerini araştırmadan sunmanın tehlikeleri bir tek bu örnekle sınırlı değil.
Küresel ekonomik kriz daha da derinleşirken, gıda güvencesinin öneminin yeniden gündeme gelmesi normal. FAO’nun 2011 Dünya Gıda Güvenliği raporu’nun bu yılki alt başlığı ‘Uluslararası fiyat istikrarsızlığının yerel ekonomilere ve gıda güvencesine etkileri’  Rapor özetle Afrika’daki ithale bağımlı küçük ülkelerin ekonomik krizden ve gıda fiyatlarındaki artışlardan olumsuz olarak etileneceğini duyuruyor. Rapora göre gıda fiyatlarının genelde yüksek düzeylerde seyretmesi bekleniyor. Ancak inişli çıkışlı belirsizliklerin devam edeceği, fiyatlardaki istikrarsızlığın özellikle küçük üretici ve dar gelirli tüketicilerin daha da yoksullaşmasına neden olacağı tahmin ediliyor. Gıda fiyatlarındaki artışların kısa vadede gıda güvencesini tehdit ederken, uzun vadede kalkınma hızını da olumsuz olarak etileyeceği, buna karşılık fiyatlardaki artışların tarım sektörüne yatırımı teşvik ederek uzun vadede gıda güvencesine katkıda bulunabileceği var sayılıyor. Uzun vadeli yatırımları beklerken, kısa vadede açlık ve yoksulluğa karşı gerekli sosyal güvenlik önlemlerinin alınması gereğinin altı çizen rapor, gıda güvencesi için tarımsal üretimin teşviki, ticaretin serbestisi ve özel sektörün tarım sektöründe daha etkin rol oynamasını sağlayacak devlet politikalarının uygulanmasını öneriyor. FAO tarıma yapılacak yatırımlarıın, sürdürülebilir ve uzun vadeli gıda güvencesi sağlanması için hayati olduğunu duyuruyor. Dikkat edin FAO’nun önerdiği sürdürülebilir tarım değil; sürdürülebilir gıda güvencesi. Kibarca açlığın rejimleri tehdit etmeyecek seviyede kalacağı bir denge. Devlet, özel sektörün yatırım yapmayacağı alanlarda yatırım yapacak ama özel sektörün kârlı bulduğu alanlara da girmeyecek. Buna neo-liberal Keynezcilik de diyebilirsiniz.
Yıllardır tarımı teşvik için bir kuruş vermeyen, hatta tarımı teşvik edecek kurumların ve tarımsal teşviklerin ortadan kaldrılması için kredi veren Dünya Bankası da şimdi gıda güvencesi ve tarımsal kalkınma sevdalısı oldu. 2007’de  Paul Wolfowitz’den görevi devralan Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, gıda güvencesi için ‘mali mühendislik’ gerektiğini duyuruyor. Dünya Bankası ve JP Morgan ortaklığı ile kurulan serbest yatırım fonu (hedge fund) ile az gelişmiş ülkelerdeki kooperatiflere ve yerli bankalara tarım fiyatlarındaki oynamalardan özel sektörün riskini azaltacak yatırım kaynakları yaratmayı amaçlıyor. Yani yatırımcı gıda fiyatları artsa da azalsa da kârda olacak.1997’deki Asya Krizinden  2008’de Amerika’yı iflasın eşiğine getiren yüksek riskli yatırım fonlarını gıda güvencesi için önermek gerçekten de büyük bir mali mühendislik zekası gerektiriyor olmalı. Federal National Mortgage Association (Fannie May), Goldman Sachs,  ABD Devlet Bakanlığı ve Hazine müsteşar yardımcılıkları, Dünya Ticaret Örgütü ABD temsilciliği, Deniz Harp Akademisi hocalığı ve daha nice stratejik görevin üstesinden gelen Zoellick bu projeye 4 milyar dolar ayırabileceklerini duyuruyor (Schaff, 2011). Sürdürülebilirliğinden gitgide endişe edilen küresel kapitalizmin, sürdürülebilir gıda güvencesinden anladığı bu olsa gerek.
Dünya Gıda Günü çerçevesinde yayınlanan bir diğer rapor da Uluslararası Gıda Politikaları Araştırmaları Enstitüsü (International Food Policy Research Institute - IFPRI) ve İrlandalı sivil toplum örgütü Concern Worldwide ve Alman Welthungerhilfe tarafından kaleme alınmış. Küresel Açlık Endeksi adlı rapor gıda fiyatlarındaki iniş çıkışları düzenlemek için gereken önlemleri inceliyor ve açlık oranları konusunda karşılaştırmalı bir rapor veriyor. Rapor, fiyatlardaki oynaklıkla mücadele için biyoyakıt politikalarının yeniden gözden geçirilmesini, gıda pazarlarındaki spekülasyonun kontrol edilmesini ve iklim değişimi konusunda gereken önlemlerin alınmasını öneriyor. Bunların yanı sıra, gıda fiyatlarındaki değişkenliklerle mücadelede sosyal hizmet kurumlarının, acil durumlara cevap verecek ilk yardım kurumlarının hazırlıklı olmasını, sürdürülebilir küçük-ölçekli tarıma yatırım yapılmasını, kırsal ve kentsel yoksulların geçimini sağlayacak fırsatların sağlanmasını ve eğitim sağlık ve sanitasyon hizmetlerine öncelik verilmesini öneriyor.
Büyümeci, tüketim teşvikçi, serbest piyasacı zihniyetten uzaklaşması açısından, IFPRI- Concern Worldwide -Welthungerhilfe raporu dikkate almaya değiyor. Bir de; bayram şekeri türünden bir müjde: 1990-2011 arasında açlıkla mücadelede en başarılı olan ülkeler arasında açlığı yüzde 72 azaltan Kuveyt’in arkasından yüzde 67 ile Türkiye, yüzde 64 ile Malezya, yüzde 62 ile Meksika ve yüzde 60’la İran geliyor. Azıcık da sevinme hakkımız olsun. Tabii bu oranların gerçekleri ne kadar yansıttığını en iyi yaşayanlar bilir. Halep oradaysa arşın burada.
Patrick Kerans “Karamsarın Umudu: Gıda ve Ekolojik Kriz” adlı kitabının girişinde Amerikalı çevreci Paul Hawken’den bir alıntı yapıyor. ‘Bilimsel verilere bakıp dünyanın durumunu değerlendirdiğinizde karamsar olamıyorsanız verileri anlama yeteneğiniz yok demektir. Dünyayı ve yoksulların durumunu düzeltmek için çabalayan insanlarla tanıştığınızda iyimser olamıyorsanız da nabzınız durmuş demektir’ diyor Hawken. Tüm karamsarların, iyimser olabilmesi dileğiyle,

Türkiye buğday ekiliş-üretim-verim ve TMO alımları
YILLAR EKİLİŞ (Ha) ÜRETİM (Ton) VERİM (Kg/Ha) TMO ALIMI  (TON) ALIMIN ÜRETİM ORANI  (%)
1940 4,381,420 4,067,950 928 156,505 3.8
1950 4,477,191 3,871,926 865 320,711 8.3
1960 7,700,000 8,450,000 1,097 389,688 4.6
1970 8,600,000 10,000,000 1,163 805,306 8.1
1980 9,020,000 16,500,000 1,829 1,653,340 10.0
1990 9,450,000 20,000,000 2,116 5,158,863 25.8
2000 9,400,000 21,000,000 2,234 2,959,105 14.1
2010 8,094,000 19,660,000 2,429 980,233 5.0
KAYNAK : TÜİK, TMO, EUVA 19382010
Kaynaklar:
Davis, William. 2011. Wheat Belly. New York: Rodale Inc.
FAO. 2011. The State of Food Insecurity in the World. How does international price volatility affect domestic economies and food security? Roma: FAO.
Fillion, Kate. 2011. On the evils of wheat: Dr. William Davis on why it is so addictive, and how shunning it will make you skinny. Macleans 20 Ekim 2011. http://www2.macleans.ca/tag/william-davis/ adresinde erişildi.

IFPRI. 2011. Global Hunger Index. The Challenge of Hunger: Taming Price Spikes and Excessive Food Price Volatility. IFPRI, Concern Worldwide and Welthungerhilfe. Washington DC, Dublin ve Bonn.

Kerans, Patrick. 2011. A Pessimist’s Hope: Food and the Ecological Crisis. Ottawa: Balco Publishing Inc.

Oral, Necdet. 2002. IMF programının sonucu: Gübre kullanımı düştü. Bia Haber Merkezi. 28.08.2002. http://eski.bianet.org/2002/09/02/12803.htm adresinde erişildi.
Perth Declaration on Food Security Principles. 29 October 2011. Commonwealth Secretaria. http://www.thecommonwealth.org/news/241600/291011foodsecurity.htm adresinde erişildi.
Schaff. Sally. 2011. Financial engineering can help food security. Foodstuffs Food link: Connecting Farm to Fork. http://www.feedstuffsfoodlink.com/ME2/dirmod.asp?sid=&nm=&type=news&mod=News&mid=9A02E3B96F2A415ABC72CB5F516B4C10&tier=3&nid=B3470E6FD4C548AD8C6FDD660F44BBFF adresinde erişildi.