Prof.Dr. Semih Ötleş

Prof.Dr. Semih Ötleş

Gıda Kimyası

Gıda sektöründe yeşil tedarik zincirinin ekonomik faydaları II*

Gıda sektörünün faaliyet alanı; tarımsal hammaddelerin satın alınması, sonra da işlenerek yüksek kaliteli gıda ve içecek ürünlerine dönüştürülmesi ve ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasıdır.


Prof.Dr.Semih Ötleş, 
Ege Üniversitesi, Gıda Mühendisliği

Ezgi Aydın
Ege Üniversitesi, FBE Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı

Gıda sektörü ve gıda sektöründe yeşil tedarik zincirinin önemi

Gıda sektörü

Gıda sektörünün faaliyet alanı; tarımsal hammaddelerin satın alınması, sonra da işlenerek yüksek kaliteli gıda ve içecek ürünlerine dönüştürülmesi ve ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasıdır. Bu sürecin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlamadır. Gıda sektörü, tarımsal üretimin büyük bir kısmını satın almakta ve katma değer oluşturmaktadır (TGDF, 2009).

Gıda sektörünün sebep olduğu çevresel zararlar

Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynar. Bütünüyle gıda sektörünün sebep olduğu çevresel zararları;

Hammadde kaynak verimliliği ve atık yönetimi açısından,
Enerji kullanımı ve iklim değişikliği açısından,
Su tüketimi açısından
Ambalajlama açısından,

Taşıma ve dağıtım aşamaları açısından ele almak mümkündür.
Hammadde kaynak verimliliği ve atık yönetimi açısından; bir yandan sürdürülebilir kaynak kullanımını diğer yandan da ekonomik gelişmeyi sağlamak için kaynakların etkili kullanımını artırmak, çevresel etkileri azaltmak bir zorunluluktur. Gıda sektörü özellikle katı atık ve atık su üretimi konusunda çevre açısından ciddi bir tehdittir. Örneğin şeker sektöründe 1 birim şeker pancarından %75 su, %5 pancar posası elde edilmektedir. Gıda sektöründe hammaddelerden üretilen bu gibi yan ürünlerin değerlendirilmeyerek atık olarak çevreye bırakılması çevresel sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Gıda sektöründeki yan ürünlerin özellikle hayvan yemi olarak kullanılabilmesi atık yönetimi etkinliği açısından önemli bir unsurdur. Tedarik edilen hammaddelerin çevre dostu üretim teknikleri ile üretilmemiş olması, hammaddelerin ileri teknoloji ile maksimum faydada işlenmemesi ve oluşan atıkların yeniden değerlendirilmemesi toprak ve su kirliliklerini artıracaktır (Bovea ve ark, 2012). Uzun/kısa vadede toprak yapısında, pH’ında ve toprak strüktüründe bozulmalar meydana gelecektir. Su kaynakları artık arıtılarak temizlenmesi maliyetli hale gelecek, balık ölümleri artacak, su ekosistemi bozulacak ve kullanılamaz hale gelecektir. Bunun yanında konvansiyonel olarak üretilen hammaddelerdeki ilaç kalıntıları çevresel kirletici bir unsurken, kalite düşüklükleri ekonomik açıdan kayıplara sebep olacak bir unsurdur. Bu yüzden gıda sektöründeki firmaların tedarikçilerini dikkatli seçmesi ve çevresel sürdürülebilirlik standartlarına uyumlarını sürekli denetlemesi gerekmektedir.
Enerji kullanımı ve iklim değişikliği açısından; Gıda sektörünün sera gazı emisyonlarının büyük bir kısmı enerji kullanımı ile ilişkilidir. Gıda sektöründe soğutma ve ısıtma faaliyetleri için, ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılması için elektrik enerjisi, kömür, petrol gibi birçok enerji kaynağından faydalanılmaktadır. Sera gazı emisyonlarının başlıca kaynağı olan fosil yakıtların kullanımının azaltılması, birim enerji ile daha çok ürün üretilebilir hale gelinmesi çevre açısından önem teşkil etmektedir. Atmosferde biriken sera gazlarının iklim değişikliğinin sebebi olması enerji kullanımının etkin olmasını gerektirmektedir.
Su tüketimi açısından; Gıda sektöründe su tüketimi ve su hijyeni üstünde durulması gereken önemli bir konudur. Yaşamın kaynağı olan su kaynaklarının bilinçsizce ve savurganca tüketilmesi ve kirletilmesi çevresel açıdan sürdürülebilirliği tehlikeye atmaktadır. Gıda sektörü hem talep ettiği hammaddenin tarımsal kaynaklı olması sebebiyle hem de işleme sırasında kullanılan su miktarı sebebiyle aşırı tüketime müsait bir sektördür. Üretimde ortaya çıkan atık suların tehlikeli maddelerden arındırılmaması hem su kaynaklarını hem de toprak kaynaklarını kirletmektedir.

Ambalajlama açısından; Türkiye ortalamasına göre katı atıkların ağırlıkça %12’sini ve hacimce 1/3’ünü ambalajlar oluşturmaktadır (TGDF,2006). Doğada yok olmayan ambalajlar toprakta kirlilik yaratmaktadır. Bunun yanı sıra doğru ambalaj kullanılmadığında taşıma maliyetleri de artmaktadır. Ürünün niteliğine ve hacmine uygun olmayan ambalajlama ve paketlemeler tek seferde daha az ürünün taşınmasına sebep olacaktır. Bu durum taşıma maliyetlerini artırdığı gibi petrol kullanımının da artması sebebiyle emisyonu artıracaktır.
Taşıma ve dağıtım aşamaları açısından; Ürünlerin lojistik aşaması çevresel açıdan en önemli unsurlardan biridir. Petrol kullanımının artması maliyetli olmakla birlikte hava kirliliğine de sebep olmaktadır.

Gıda sektöründe yeşil tedarik zincirinin önemi

Gıda sektöründe kullanılan kaynaklar tarım kökenlidir. Yeşil tedarik zincirinde gıda sektörünün yeşil satın alma bakımından asıl hedefi; tarımsal kaynakları mümkün olduğunca %100 kullanmak ve bunu yaparken de oluşacak atıkları en aza indirgemektir. Yeşil tedarik zincirinde gıda üreticileri tarımsal kaynakların farklı ürünlerden oluşan geniş bir yelpazeye dönüştürüldüğü biyo-rafineriler haline gelmiştir (TGDF,2011). Gelişmekte olan ülkelerin hammadde taleplerinin yoğun olması kaynak kullanımının sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Yeşil satın alma uygulamaları ekonomik büyümeyi sağlarken kaynak verimliliğini artırmak ve çevresel etkileri azaltmak açısından gıda sektörü için bir fırsattır.
Gıda sektöründe enerji kullanımından kaynaklanan emisyonların azaltılmasında da yeşil tedarik zinciri büyük rol oynamaktadır. Yeşil üretim teknikleri ile doğrudan veya dolaylı emisyonların çevre dostu üretim teknikleri ile azaltılması yeşil tedarik zincirinin bir başka başarısıdır. Sera gazı salınımları ağır yakıtlardan doğal gaza geçilmesi ile, ısı ve elektrik enerjisinin ortak üretildiği birleşik üretim sistemleri ile, tarımsal yan ürünlerin enerji kaynağı olarak geri kazanımı ile azaltılmaktadır. Bu uygulamalar çevresel sürdürülebilirlik ve hava kirliliğinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda gıda sektöründe sera gazı salınımlarının azaltılması, dünyada artan enerji fiyatları karşısında rekabet gücünün korunmasını ve dışa bağımlılığın azaltılmasını sağlayacaktır.
Yeşil tedarik zincirinde sürdürülebilir gıda taşımacılığı çevresel yaşam döngüsü düşünülerek oluşturulmuş bir yaklaşımdır. Bu amaçla “Gıda Mili” bir ölçü olarak kullanılmaktadır. Gıda mili; ürünün üretim anından tüketiciye ulaşana kadar tedarik zinciri içinde kat ettiği mesafeyi ifade eder. Yeşil tedarik zincirinde ürünün üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar kat edeceği alternatif yollardaki karbon emisyon miktarları baz alınır. Örneğin; karayolu taşımacılığında emisyon payı %60 iken hava yolunda %20, deniz ve demiryoluyla %10’arlık paylar olmaktadır (TGDF,2011). Gıda milinin çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından önemi büyüktür.

Atık önleme, gıda zincirinin çevresel etkilerini azaltmak için en uygun yoldur. Gıda ambalajı ve gıda atıklarını önleme, yeniden kullanma, geri dönüşüm ve geri kazanımı sürdürülebilirliğe katkı sağlarken kaynak kullanımını da azaltmaktadır.
Dünya’da gıda sektöründe yeşil tedarik zinciri uygulamaları
MC Donalds, WalMart gibi şirketler yeşil tedarik zincirini işletme stratejilerinin bir parçası olarak benimsemiş şirketlerin başında gelmektedir. WalMart’ın CEO’su Doug McMillion, 2025 yılına kadarki sürdürülebilirlik hedeflerini açıklamıştır. McMillion, İngiltere ve Amerika’da sıfır atık elde etmeyi, %100 geri döüştürülebilir ambalajlar kullanmayı, yerel olarak yetiştirilen ürünler üretmeyi, sentetik renklerden ve yapay tatlandırıcıları kullanmamayı ve mümkünse katkı maddelerini tamamen kaldırmayı hedeflediği belirtmiştir (thegreensupplychain.com ,2016). Bunun yanında Oxfam, küresel gıda şirketlerinin yeşil tedarik zinciri uygulamalarını geliştirmeleri için bir kampanya başlatmıştır. Ayrıca sosyal medya aracılığı ile düzenlediği anket ile yedi kategoride on farklı şirketi değerlendirdi ve 2016 yılında düşük faaliyet raporu hazırladı. Şirketler, üç yıl içerisinde aldığı puanları anket sonuçlarını dikkate alarak iyileştirmelere gitmeleri sebebiyle %10 artırdı. Bu şirketlerin arasında Nestle, Coca Cola, Kelloggs, PepsiCo, Unilever ve Danone gibi şirketler yer almaktadır.

(thegreensupplychain.com, 2016)

Türkiye’de gıda sektöründe yeşil tedarik zinciri uygulamaları
Türkiye’de yeşil tedarik zinciri uygulamaları ile üretim yapan ve mevcut sistemlerinde sürekli iyileştirme ve inovasyon sürecine giden başlıca büyük gıda markaları; Eti, Anadolu Efes, Yaşar Holding (Pınar) ve Yıldız Holding’dir. Anadolu Efes; ÇEVKO Vakfının kurucularından biridir ve Türkiye’de geri dönüşüm hareketlerinde lider rol üstlenmektedir. 2007-2010 yılları arasında enerji tüketimini litre bazında %12, karbon ayak izini ise %11 azaltmış durumdadır. Bunun yanında 2010 yılında, 2008 yılına göre daha fazla bira üretmiş olmasına rağmen litre bazında %13 daha az su kullanmış, %13,7 daha az atık su üretmiştir.
Eti ise atık toplama ve ayrıştırma bölgeleri oluşturmuştur. Atıklar, geçici depolama alanlarında toplanarak lisanslı kuruluşlarla yeniden ekonomiye kazandırılmaktadır. Eti; çalışanlarına atıkların ayrı toplanması ve geri dönüşümü konularında eğitimler vermekte ve atık yönetimi konusuna verdiği önemi kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Eti cihazlarını yenileyerek soğutma gazı R22 yerine doğa ile dost R407C gazı kullanarak çevre koruma önlemlerinde önemli bir adım atmıştır.

Samsun’da süt ve süt ürünleri üreten bir firma olan Takış Gıda, enerjide tasarruf sağlayabilmek ve çevre dostu enerjiler kullanabilmek amacıyla güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren bir sistem kurulması için proje hazırlıklarına başlamıştır (Güneş haber, 2014). İzmir’de Pınar A.Ş ürün ambalajlarının %98’inin geri kazanılabilir malzemelerden yapıldığını, enerji tasarrufu ve kirliliği azaltmak amacıyla uyguladıkları projelerle atık su miktarını %15,75 oranında azalttığını belirtmiştir (Pınar, 2014). Lipton firması ise, sürdürülebilir çay tarımı projesi ismiyle, çay üreticilerine atık yönetimi, doğal hayatı koruma, gübreleme gibi birçok konuda eğitim verdiğini ve Karadeniz Bölgesi’nde Katı Atık Toplama Projesi uyguladığını belirtmiştir (Lipton 2014). Bir başka yeşil ekonomi uygulamasında ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ankara Halk Ekmek Fabrikası’nın Hacettepe Üniversitesi ve Tübitak’la yaptığı ortak çalışma sonucunda gün içerisinde satılamayan ve fırınlarda kalan ekmekler cipse dönüştürülmekte ve bu şekilde ekmeklerin israf edilmesi engellenmekte, hem de katma değer yaratılmaktadır (Ankara Büyükşehir Belediyesi, 2014).

Gıda sektöründe yeşil tedarik zincirinin ekonomik faydaları

Yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ekonomik, çevresel veya sosyal faydalarının değerlendirilmesinde tedarik zinciri fonksiyonlarının birbirinden ayrı, bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi akılcı değildir. Yeşil tedarik zincirinin herhangi bir halkasında meydana gelen bozulmalar, ekonomik ve çevresel sonuçlar doğuracak ve hedeflenene ulaşmayı engelleyecektir. Tek başına her bir fonksiyonu kendisi içinde değerlendirmek mümkündür ancak ekonomik, çevresel veya sosyal bir fayda vardır/yoktur kanısına varabilmek için tedarik zinciri sürecinde uygulanan stratejilerin sonuçlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir sonuca ulaşmak için tek bir faaliyet kolu veya ürün bazında incelemek yapmak daha doğru olacaktır. Bu bölümde ise gıda sektöründe yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ekonomik sonuçları teorik olarak değerlendirilecektir. Varsayımlar bazı fonksiyonlar için birbirinden bağımsız gerçek veriler ile desteklenmiştir.

Yeşil satın alma faaliyetlerinin ekonomik faydaları

Gıda sektörü; hammaddesinin tarım ürünleri olması sebebiyle yeniden kullanıma, geri dönüşüme veya oluşan yan ürünlerin ekonomiye tekrar kazandırılabilmesi yönüyle avantajlı bir sektördür. Yeşil satın almanın kapsamında geri dönüştürülebilir veya geri dönüştürülmüş bir ürün veya çevre dostu teknoloji satın alınması bulunmaktadır. Hammaddelerin geri dönüştürülebilir veya yan ürünlerin ekonomiye geri kazandırılabilir olması; ekonomik açıdan işletmelerin lehine bir durumdur. Örneğin yağlı tohum işleyen bir firma için soya, kolza, ayçekirdeği gibi yağlı tohumların yağının çıkarılmasından sonra oluşan proteince zengin yağlı tohum küspesi hayvancılıkta önemli bir besin kaynağıdır.
Bir işletmenin atıklarının bir diğer işletmenin hammaddesini oluşturması ekonomik kayıpları azaltmakta ve oluşan atığa ekonomik bir değer kazandırmaktadır. İşletmeler atıklarını doğaya verme yerine paraya çevirme ve kazanç elde etme olanağına sahip olmaktadırlar. Bununla birlikte yağlı tohumların üretilmesinden sonra elde edilen yağ asitleri bio yakıt olarak kullanılabilmektedir. Bio yakıtlar, fosil yakıtlara alternatif ve doğa dostu olan yakıtlardır. Ayrıca gıda sektöründe üretilen yan ürünlerin çoğu anaerobik çürüme ile biyogaz olma potansiyeline sahiptir. Biyogaz ile üretilen ısı, işletme içerisinde enerji kaynağı olarak kullanılabilir ve elektrik şebekelerine satılarak değerlendirilebilir. Tüm bu avantajları değerlendiren işletmeler hem dışsallıkların içselleştirilmesi maliyetlerini azaltacak hem de atıklarından veya yan ürünlerinden gelir elde etmiş olacaklardır.
Atıkların değerlendirilmesinin yanı sıra çevre dostu teknoloji satın alan işletmeler birim enerjiden daha çok ürün elde etmeye başlayacaklardır. Ayrıca hammaddenin etkinliğini artırarak birim hammaddeden elde edilen ürün sayısını artırarak oluşan atık miktarını da azaltabilecektir. daha çok miktarda ürün ve daha az atık, özellikle atıklarını değerlendiremeyen işletmeler için ekonomik olarak fayda sağlayacaktır. UNILEVER Türkiye; çevre dostu üretim teknolojileri ile 2000 yılından 2011 yılına kadar katı atık miktarında %62 azalma meydana getirmiştir. Danone Türkiye ise atık su yönetimi için çevre dostu teknolojiye yaptığı 2.500.000 TL lik yatırımla 2008 yılından 2011 yılına kadar 1 ton ürün başına su tüketimini %23 düşürmüştür. Atık su kirlilik yükünü ise %18 azaltmıştır (TGDF,2011).

Yeşil üretim faaliyetlerinin ekonomik faydaları

Yeşil satın alma faaliyeti mevcut hammaddenin işlenmesi sonucu oluşacak atıkların azaltılması ile ilgilenirken yeşil üretim faaliyeti ürünün en başından daha az enerji kullanımı ile minimum atık oluşturacak şekilde tasarlanmasını varsaymaktadır. Ürünlerin şekil, boyut veya nitelik yönünden tasarlanması etkin atık veya enerji yönetimi için bir yol olarak görülmektedir. Örneğin UNILEVER Türkiye, hammadde temin ettiği çiftçileri çevre dostu üretim teknikleri konusunda bilinçlendirmesi ve teşvikler uygulaması sonucunda 1995 yılından 2009 yılına kadar tehlikeli olmayan atıkları üretim tonu başına %92 azaltmıştır (TGDF;2011). Ürünlerin üretiminden önce minimum atık ve enerji ile tasarlanıyor olması birim üründen elde edilen faydayı artıracağı gibi atıkların geri dönüşümü maliyetlerini de azaltacaktır.

Yeşil ambalajlama faaliyetlerinin ekonomik faydaları

Yeşil ambalajlama ürünü tüketici açısından cazip kılmasının yanında ürünün korunması, raf ömrünün uzatılması, geri dönüştürülebilir veya doğada yok olabilir olması ve tek seferde daha fazla ürün taşınmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlanması yönüyle hem ekonomik hem sosyal hem de çevresel öneme sahiptir. Öyle ki Coca Cola 2010 yılında geri dönüşümlü cam şişelerinin orijinal tasarımlarını koruyarak ağırlıklarını dörtte bir oranda azaltmıştır. 2010 yılında 319,839 kg cam tasarrufu sağlamıştır. Uygulama sayesinde ikincil paketleme malzemelerinde de azaltım sağlanmıştır böylece yapılan boyut optimizasyonu ile birlikte %21 malzeme tasarrufu sağlanmıştır.

Yeşil pazarlama faaliyetlerinin ekonomik faydaları

Yeşil pazarlamanın fiyatlandırma, tutundurma dağıtım ve yeşil ürün fonksiyonları ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çevre dostu üretim teknikleri ile üretilmiş ürünlerin, üretim maliyet tasarrufunun neden olduğu düşük fiyatlarla gizli veya açık bir şekilde ürünün çevre ile olan ilişkisine vurgu yapılarak tüketicilere ulaştırılmasıdır (Akehurst ve ark, 2012). Burada çevre dostu üretim tekniklerinin ekonomik faydalarını çevre dostu teknolojiler, etkin atık yönetimi ve etkin kaynak kullanımı ile açıklamak mümkündür. Ürün pazarlama aşamasına gelinceye kadar hammaddenin oluşumunda dahi yeşil faaliyetlerde bulunulmuş olması gerekmektedir. Gıda sektörü için organik üretim teknikleri ile üretilmiş ürünlerin işleneceği fabrikaya geliş ve ürün olarak çıkmasından sonraki aşamaları kapsamaktadır. Yeşil pazarlama faaliyeti, üretim kısmından çok tüketici kısmıyla sektörü ekonomik yönden etkileyen bir stratejidir. Ürünlerin fabrikadaki etkin kaynak kullanımı ve tasarrufları sebebiyle maliyetlerinin düşmesi sonucu fiyatlarının da düşürülmesi, ürünü tüketici açısından cazip kılacaktır. Tüketici bilinç düzeyi yüksek ise fiyatlar yeşil ürün aleyhine olsa bile tüketiciler doğa dostu ürünler için ek ücret ödemeye razı olacaklardır. Bununla birlikte yeşil reklam konusunda farkındalığı olan tüketiciler, markaların yeşil hale getirilmiş logolarını görsel medya aracılığı ile fark ettiklerinde alternatif ürünler arasında yeşil ürünü alma eğilimi göstereceklerdir. Yıldız Holding’in TEMA Vakfı ile ortak çalışmaları, 100 bin çocuğa çevre eğitimi gibi sosyal sorumluluk projeleri, tüketiciler açısından marka güveni oluşturmakta ve satın alma tercihlerini o markaya yönlendirmelerini sağlamaktadır.

Tersine lojistik faaliyetlerinin ekonomik faydaları

Tersine lojistik, şirketlerde hammadde kullanımını azaltarak, geri kazanımla hammaddeye değer katarak veya imha maliyetlerini azaltarak direk kazanımlar oluşturabilir. Chan ve Chan(2010)’a göre tersine lojistiğin ekonomiye doğrudan faydası, malzeme girişi, maliyet azalımı ve katma değerli geri kazanım şeklindedir. Tersine lojistiğin dolaylı ekonomik kazançları ise yeşil imaj, iyileştirilen tüketici ilişkileri ve pazar korunumu şeklindedir. Genco Dağıtım Sistemleri’nin geliri 1991 yılında 300 bin $ iken tersine lojistik ağına geçtikten sonra 1994 yılında 40 milyon $ olmuştur (Şengül,2011).

Sonuç ve öneriler

Gıda sektöründe yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ekonomik etkilerinin değerlendirildiği bu araştırmanın toplu sonuçları aşağıda verilmiştir;
Türkiye gibi büyüme sürecinde olan ekonomilerin üretimlerini artırabilmek için enerji taleplerinin yüksek olduğu görülmektedir. Üretim süreçlerinde fosil yakıtların kullanılması emisyon miktarını artıracağı, negatif dışsallıklara neden olacağı gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarının da hızla tükenmesine yol açacaktır.
Gıda sektörü; diğer sektörlere oranla daha az enerji talep etse de Türkiye gibi tarım ülkelerinde tarımdan kaynak talep etmesi ve tarımsal ürünlere katma değer yaratması sebebiyle ülke ekonomisinin büyümesinde öneme sahiptir. Sektörde yapılacak olan iyileştirmeler, maliyet düşürücü uygulamalar sektörün daha da büyümesine imkan sağlayacaktır. Gıda sektörünün gelişmesi ile ülkede istihdam artacak, tarım ile gıda sanayii arasında bulunan itme-çekme ilişkisi ile tarım gelişecek, kırsal alandan şehre göçler azalacak, tarımsal ürünlerde katma değer yaratılarak uluslar arası düzeyde rekabet gücü yüksek pazarlanabilir üretim fazlalığı oluşacaktır. Üretici refahının artması yanında yeşil etiketleme gibi uygulamalarla tüketici refahı da sağlanacaktır.
Türkiye’de “yeşil” kavramını daha çok uluslararası düzeyde faaliyet gösteren Nestle gibi yabancı sermayeli firmaların benimsediği görülmektedir. Bununla birlikte Anadolu Efes gibi yerli ancak uluslararası düzeydeki firmaların da yeşil uygulamalarda öncü olduğu görülmektedir.
Yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ekonomik sonuçlarının her faaliyet kolu için ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Yeşil tedarik zinciri uygulamalarında faaliyet alanına göre kimi firmaların enerji tüketimini azaltması ekonomik sürdürülebilirliği artıracakken kimi firmalarda hammaddelerin tersine lojistik ile farklı şekillerde değerlendirilmesi ekonomik açıdan olumlu olacaktır. Zincirin herhangi bir aşamasında kopmalar meydana gelirse tam anlamıyla yeşil bir uygulamadan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu yüzden yeşil tedarik zinciri uygulamalarının iyi bir tasarım ile etkin yeşil tedarik zinciri yönetimine dönüştürülmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak yeşil tedarik zincirine dahil olan firmaların üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürebildiği verilen örneklerde görülmüştür. Ancak zincire dahil olan firmaların yüksek sermayeli firmalar olduğu görülmektedir. Yeşil uygulamaların çevre dostu yüksek teknolojiler ile mümkün olduğu ve bu teknolojilere sahip olmanın yüksek sermayeler gerektirdiği düşünüldüğünde Türkiye gibi çoğunlukla kobilerin faaliyette olduğu ülkelerde yeşil tedarik zinciri faaliyetlerinin uygulanabilirliği de düşmektedir.
İnsanca yaşamanın temel öğelerinden olan sağlıklı ve yeterli beslenebilme koşulunun sağlanabilmesi için yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ve tüm bu zincirin etkin yönetiminin önemi açıktır. Çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik büyümenin bir noktada birleşmesi; toplumlar için refahın sağlandığı anlamına gelmektedir. Çevreden bağımsız hiçbir üretim düşünülemez. Bu yüzden doğal kaynakların sürdürülebilirliği aynı zamanda üretimin sürdürülebilirliği anlamına gelmektedir. Politika yapıcıların ve yönetim dahilinde bulunanların çevre dostu üretim tekniklerini teşvik edici yollar izlemeleri bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Var olan işletmelerin yeşil tedarik zincirine dahil edilmesi için gereken sermayede yeterli teşviklerin verilmesi ve kobilerin örgütlü hale getirilmesi, tedarik zincirinin ilk aşamasından son aşamasına kadar denetlenmesi ve yeni kurulacak işletmelerin yeşil tedarik zincirin bir parçası olacak şekilde kurulmasının sağlanması, üretimde yeşil tedarik zincirinin yaygınlaşma hızını artırıcı bir katalizör olacaktır.

Yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ekonomik ve çevresel açıdan olumlu etkilerinin gözlemlenebilir olması için;

Hızlı ekonomik büyüme yerine sürdürülebilir kalkınma politikaları anlayışı yaygınlaşmalıdır

Gelişmekte olan ülkeler çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik sürdürülebilirliği bir arada bulunduran gelişme modeli uygulamalıdır
Yeşil tedarik zinciri uygulamaları ve yönetimi konusundaki bilgi eksikliği gerek devlet eliyle gerekse firmaların yapacağı kurum içi eğitimlerle giderilmelidir

Kısa dönemli yüksek kar yerine devamlı gelir sağlayan üretim modeli anlayışı benimsenmelidir

Yeşil tedarik zinciri uygulamaları önündeki engeller faaliyet alanı bazında mikro ölçekte tespit edilerek kaldırılmalıdır

İç ve dış denetimler artırılarak çevresel etkiler konusunda tedarik zincirine dahil firmaların esneklik paylarını azaltması gerekmektedir

Hammadde sağlayıcılardan çiftçiler doğal kaynakların sürdürülebilirliği konusunda eğitilmeli, kontrol edilmeli, teşvik edilmelidir

Tedarik zincirine dahil olan firmalara azalttıkları birim emisyon başına veya atık ve enerji tasarrufuna uygun olarak vergi indirimleri, teşvik ödemeleri yapılmalıdır

Yeşil tedarik zincirindeki firmalar, sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol almalıdır

Firmalar tüketicilerden sürekli geri bildirim almalı ve aldıkları geribildirimlerle neleri iyileştirdiklerini açıklamalıdır.

Kaynaklar
Albayrak, M. ,Taşdan, K., Güneş,E.,Saner, G., Atış, E., Çukur,F. ,Pezikoğlu,F., 2010, “Küresel Rekabet Açısından Türkiye’de Tarım Ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sistemlerine Bakış: Mevcut Yapı, Sorunlar, Fırsatlar, Hedefler” Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Bildiriler Kitabı-2, 1305-1320
A. Gelli, C. Hawkes, J. Donovan, J. Harris, S. Allen, A. de Brauw, S. Henson, N. Johnson, J. Garrett, and D. Ryckembusch, 2015, “Value Chains and Nutrition: A Framework to Support the Identification, Design, and Evaluation of Interventions”, IFPRI Discussion Paper 1413 (Washington, DC: International Food Policy Research Institute)
Akın, F,. 2012, “Gıda Ürünleri Ve İçecek Sanayiinin Ekonomik Özellikleri”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 14/3 (2012). 17-70, Ankara.
Akehurst G., Afonso C., Gonçalves H., 2012, “Re-examining green purchase behaviour and the green consumer profile: new evidences”, Manag Decis 50: 972-988
Bansal P,, Roth K., 2000, “Why companies go green: a model of ecological responsiveness”, Acad Manag J 43: 717-736
Bovea M., Pérez-Belis V., 2012, “A taxonomy of ecodesign tools for integrating environmental requirements into the product design process”, J Oper Manag 20:357–373.
Boztepe, A., 2012,“Green Marketing and Its Impact on Consumer Buying Behavior”, Ejeps -5(1), İstanbul.
Büyüközkan, G., Vardaroğlu, Z., 2009, “Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi”, Lojistik Dergisi, 8, 66-73, İstanbul.
Chan HK., Yin S., Chan F.T., 2010, “Implementing just-in-time philosophy to reverse logistics systems: a review”, Int J Prod Res 48: 6293-6313
Demirer, G., N., 2011, “Yaşam Döngüsü Analizi ve Uygulama Örnekleri”, Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi Entegre Ürün Politikaları Ve Sürdürülebilir Kaynak Yönetimi Bölgesel Çevre Merkezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Ankara.
Dirik, M., 2012, “Tersine Lojistik Ve Karaman Organize Sanayi Bölgesinde Gıda Sektöründe Tersine Lojistiğin Değerlendirilmesine Yönelik Bir Uygulama”, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Karaman.
Ergülen, A., Büyükkeklik, A., 2008, “Çevre Yönetiminde Yeni Bir Yaklaşım Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler MYO Dergisi, C:10, S:1-2;33-50, Niğde.
Guinee J.B., Heijungs R., Huppes G., Zamagni A., Masoni P., Buonamici R., Ekvall T. Ve Rydberg T., 2011, “Life Cycle Assessment: Past, Present, and Future”, Environ. Sci. Technol. 45, 90–96.
İnce, M. E.,2013, “ Yeşil Tedarik Zinciri Yaklaşımı ve Örnekleri”, Konya Ticaret Odası Araştırma Raporu.
Keskin, B., Kıymaz, T., 2014, “Gıda Sanayiinde Yeşil Ekonomi ve Uygulamaları”, Tarım Ekonomisi Kongresi (2016), Isparta.
Lee SM, Kim ST, Choi D (2012) Green supply chain management and organizational performance
Sim, S., Barry, M., Clift, R. and Cowell, S. J.,2007, “The Relative Importance of Transport in Determining an Appropriate Sustainability Strategy for Food Sourcing A Case Study of Fresh Produce” Supply Chains, 12 (6), 422-431.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu, 2011, “Sürdürülebilir Çevre Raporu”, Ankara.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu, 2008, “Sürdürülebilir Çevre Raporu”, Ankara.
TC. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, 2010, “Türkiye Gıda Sektörü Raporu”, Ankara.
United Nations Environment Programme (UNEP)Project Division of Technology, Industry and Economics, 2006, Supporting the Retail Sector in Indonesia, Malesia for Complianse With the Sustainability Requirements.
Hararı, Y. N., 2015, “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens”, Kolektif Kitap Bilişim ve Tasarım Ltd.Şti; 2016, syf:46-57, İstanbul.
Yücel, M., Emekçiler, S.,2008, “Çevre Dostu Ürün Kavramına Bütünsel Yaklaşım; Temiz Üretim Sistemi, Eko-Etiket, Yeşil Pazarlama”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:7- Sayı:26.
Yüksel, E., 2009, “Yeşil Pazarlamanın Modern Pazarlamadaki Yeri Ve Küresel Bazda Değerlendirilmesi: Uygulama Örnekler”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Pazarlama Programı Yüksek Lisans Tezi, İzmir.
Yücel, U. Öz, H., 2014, “Yeşil Teknolojilerin Gıda Sektörüne Yansımaları”, Dünya Gıda.
Erişim Tarihi: 06.04.2017
http://www.dunyagida.com.tr/kose-yazisi/yesil-teknolojilerin-gida-sektorune-yansimalari-ii/1144
Yeşil Tedarik Zinciri Haber
http://thegreensupplychain.com/NEWS/16-11-09-1.php?cid=11508
Erişim Tarihi: 08.04.2017
Yeşil Tedarik Zinciri Haber
http://thegreensupplychain.com/news/16-04-19-2.php?cid=10572
Erişim Tarihi: 08.04.2017
Yeşil Ambalaj Haber
http://www.foodnavigator.com/Trends/Sustainability/Carrefour-introduces-CO2-reduced-milk-carton-pack-in-Spain Erişim Tarihi: 08.04.2017
Biyoyakıt Haber
http://www.foodlogistics.com/news/12289606/french-petrochemical-firms-suez-total-partner-to-recycle-food-industry-leftovers-into-biofuel Erişim Tarihi: 08.04.2017

*Makalenin birinci bölümü Nisan 2018 tarihinde yayınlanmıştır.

Mayıs 2018 sayısının 91.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları