Prof.Dr. Semih Ötleş

Prof.Dr. Semih Ötleş

Gıda Kimyası

Gıda ve ilaç interaksiyonları* II

6. Gıda ve İlaç Taşıyıcıları

 Taşıyıcıların ilaç dağılımı üzerine etkisi uzun yıllardır araştırılmaktadır (Custodio ve ark., 2008). İlaçların oral yolla alınması daha uygun ve pratik olması ve diğer başka nedenlerden dolayı tercih edilmektedir. Ancak ilaçların oral yolla alınması intestinal bariyerde emililimin biyoyarayışlılığını değiştirebilmektedir. Gastrointestinal kanalda ilacın emilimi lipofilisitenin yanı sıra membran taşıyıcıların ilişkisine de son derece bağlıdır. Diğer yandan karaciğer, ilaçların fonksiyonu ve atılımında önemli bir rol üstlenmektedir.  Hepatik taşıyıcılar, öncelikle besin öğelerinin ve endojen substratın alıcı taşıyıcılar yardımı ile hücre içerisine geçişini sağlayan veya kanalikül taşıyıcılar ile toksik kimyasalların uzaklaştırılmasını sağlayarak hücreyi koruyan membran proteinlerdir. Sonuç olarak bağırsak ve karaciğer ilaç taşıyıcıları oral ilaç dağılımının emilim ve biyoyararlılığı kontrol etmek suretiyle belirlemesinde önemli bir rol oynamaktadır. 

  Yakın zamana kadar gıda ve gıda bileşenlerinin bağırsak ve karaciğerdeki taşıyıcıları etkileyerek ilaç emiliminde değişikliğe neden olabileceği düşünülmemişti. Şimdilerde ise gıda ve ilaç etkileşimlerinin farmokokinetik üzerinde etkide bulunabileceği çok iyi bilinmektedir. Çeşitli gıdalarda, özelliklede meyve-sebzelerde bulunan fitokimyasallar büyük oranda ikincil metabolitleri ihtiva etmektedir. Ancak bu fitokimyasalların ve onların metabolitlerinin vücütta emilimi, hedef bölgeye ulaşımı ve eliminasyonu gibi aşamalar hakkında henüz kısıtlı bir bilgi mevcuttur. Yapılan son çalışmalar, bu fitokimyasallardan bazılarının ABC taşıyıcı proteinlerinin spesifik üyelerinin modülatörü ve substratı olduğunu göstermiştir. Gerçektende tavşanlar üzerindeki  in vitro ve preklinik veriler bitkisel çayların ve sebzelerinde içinde bulunduğu gıda maddelerinin ilaç taşıyıcılarını modüle ettiğini destekler niteliktedir. Bu etkilerin gerçekte olağan olup olmadığını zaman gösterecektir (Fragoso ve Esparza, 2013).


7. Gıdaları ve İlaçları Metabolize Edici Enzimler
 İlaç metabolize edici enzimler (DME) faz I sitokrom P450 (CYP) oksidatif ve faz II konjügatif enzim sistemlerini içermektedir. Bu enzimler farklı tipteki oksitatif reaksiyonları katalizlemektedir ve çeşitli ilaçların ve endojen substratların (steroid, yağ asidi gibi) metabolize edilmesinden sorumludurlar (Yao ve ark., 2012).  İnsanın normal bir endoplazmik retukulumunda bulunun CYP450 miktarının göreceli olarak yüzde 30 CYP3A4, yüzde 13 CYP1A2, yüzde 7 CYP2E1, yüzde 4 CYP2A6, yüzde 2 CYP2D6, yüzde 20 CYP2C ve yüzde  1 CYP2B6 oranında olduğu belirlenmiştir. İnsanlarda bireysel CYP izoenzimlerinin ilaç metabolizasyonu, yüzde 50 oranında CYP3A4, yüzde 25 oranında CYP2D6 ve yüzde 20 oranında CYP2C ailesi tarafından gerçekleştirilmektedir (Mukherjee ve ark., 2011).
 Genellikle ilaçlar ve diğer kimyasallar faz I oksidatif metabolik reaksiyonlar altında suda daha fazla çözünür ve daha az toksik etki gösterirler. Öte  yandan CYP 1A1, 3A ve  2E1 gibi bazı CYP enzimleri, benzo(a)piren, N-nitrosodimetlamin ve aflatoksin B1 gibi karsinojenlerin metabolik aktivasyonlarında görev almaktadırlar. Ayrıca substratların CYP aracılı oksidatif metabolizmaları toksik elektrofiller ve reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşmasına neden olabilmektedirler. Bazı patofizyolojik değişikliklerin karaciğerdeki CYP enzimlerini modüle ettiği rapor edilmiştir. Örneğin kontrolsüz diyabette yüksek hepatik CYP2E1, CYP2B, CYP3A ve CYP4A ekspresyonları gözlenmiştir.
 Faz II enzimatik reaksiyonları, glukuronat, glutatyon, sülfat, glisinin de içinde bulunduğu hücre içi polar grupların yabancı moleküllere ilavesini, elektrofillerin eliminasyonunu ve faz I reaksiyonları sonucu oluşan ROS'ları  kapsayan konjügasyon reaksiyonlarını ifade etmektedir ve sonuç olarak organizmalar kimyasal hasarlara karşı korunmaktadır. Mikrozomal UDP- glukuronoziltransferaz (UGP) ve sitosolik glutatiyon S-transferaz (GST), ksenobiyotiklerin atılımını kolaylaştırmak için suda çözünür glukuronat ve glutatyon konjugatlarının oluşumu ile sonuçlanan konjugasyon reaksiyonlarını katalizleyen iki önemli faz II enzimidir  (Yao ve ark., 2012).

 Meyve, sebze, alkollü içecekler ve çay gibi  kompleks kimyasallara sahip olan gıdalar ilaç metabolize eden enzimlerin inhibisyonuna neden olabilmektedir (Fragoso ve Esparza, 2013). Gıdaların ilaçlar üzerindeki daha spesifik intearaksiyon örnekleri ilerleyen bölümde detaylı olarak açıklanmaktadır.
 
8. Besinlerin İlaç Üzerine Etkisi

 Beslenme bozukluklarının varlığı ilaçlar üzerinde etkiye neden olabilmektedir. Bazı durumlarda ilaçların dozunun vücut ağırlığına göre ayarlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.  Gerçek veya ideal kiloya bağlı olarak yağsız vücut kitlesi için doğrulamalar yapılır, diğer ilaçların obez, normal ve düşük kilolu hastalar için doz ayarlaması yapılmalıdır. Somatik proteinlerin durumu, somatik proteinlere bağlanan ilaçların dozunu etkileyebilmektedir (Frankel, 2003).

 Özel hasta populasyonundaki farmakokinetik ve farmakodinamik veriler genellikle böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği gibi konulara odaklanmaktadır. İlaç metabolizmasına olan etkiler genellikle iyi bilinmesine rağmen, beslenme durumuna bağlı ilaç mekanizması
(örneğin protein-kalori yetersiz beslenme durumu, obezite, mikro besin açıkları) pek fazla değerlendirmeye alınmamıştır. Klinik çalışmalarda deneklerin beslenme durumu ne yazık ki pek iyi tanımlanmamıştır (Boullata, 2010).

 Beslenme durumunun ilaçların üzerindeki etkisi beş geniş kategoriye ayrılmış olan gıda-ilaç interaksiyonlarından biridir. Besinlerin presipitan faktör olduğu durumda, beslenme durumu yetersiz beslenme derecesine bağlı olarak ilaç toksisitesine veya ilaçların tedaviye olan etkisinde yetersizliğe neden olabilmektedir. Ancak diğer alanlara göre klinisyenler obezitenin ve PCM'nin ( protein-enerji beslenme yetersizliği) ilaçlar üzerine etkisi hakkında sınırlı veriye sahiptir (Boullata, 2010). 

  Obezite ve ilaçlar hakkında çeşitli derlemeler sınıfa özel değerlendirmelere bağlı olarak sunulmuştur. Bu araştırmaların tümünde obezite ve yetersiz beslenme durumlarında kullanılan antibiyotiklere dikkat çekilmiştir.


9. Gıdaların İlaç Metabolizmasına Etkileri

 İlaçların gıdalarla eş zamanlı olarak ağız yoluyla alınması ilaçların emilimim hızını etkileyebilmekte ve gastrointestinal sistemde fizikokimyasal değişikliklere neden olabilmektedir. İkinci önemli nokta ise bu mekanizmaların ilaç özelliklerine ve yiyeceğin karakteristiklerine bağlı olarak değişiklik göstermesidir. Gıdaların ilaç metabolizmasına olan etkilerin öngörülmesi üzerine gün geçtikçe daha fazla odaklanılmaktadır. Öngörüler genellikle fizyolojik değişkenler ile birlikte fizikokimyasal ilaç özellikleri (örneğin Biyofarmasötik Sınıflandırma Sistemi [BCS] veya Biyofarmasötik İlaç Dağılımı Sınıflandırma Sistemi [BDDCS]) esas alındığında daha uygun sonuçlar vermektedir (Boullata, 2010).  

  FDA 2002 yılında, "Gıda-Etkili Biyoyararlanım ve Beslenme Biyoeşdeğerlik Çalışmaları" başlıklı bir rehber yayınlamıştır. Bu klavuzda yüksek yağ içerikli besinler tavsiye edilmektedir ve 800-1000 kalorilik bir yemeğin yüzde 50-65'i yağ, yüzde 25-30'u karbonhidrat ve yüzde  15-20'si protein içerikli olduğunda gasrointestinal fizyolojiye büyük katkı sağladığı sonuç olarak da sistemik ilaç dağılımının maksimum düzeyde olacağı düşünülmektedir. Gıdaların  temel olarak ilaçların çözünürlüğü ve diğer bazı faktörler üzerinde etkili olduğuna inanılır, bunlardan bazıları; mide boşalmasını geciktirmek, safra akışının sitümülasyonu, gastrointestinal pH'ı değiştirme, splanknik kan akışını artırma, bir ilaç maddesinin luminal metabolizmasını değiştirme, bir ilaç maddesi ile veya dozaj formu ile fiziksel veya kimyasal interaksiyon olarak sıralanabilir (Custodio ve ark., 2008).

 Biyofarmasötik Sınıflandırma Sistemi kullanılarak in vitro veriler geliştirilebilmekte ve böylece ilaç dağılımı ve gıda etkileri tahmin edilebilmektedir. Biyofarmasötik Sınıflandırma Sistemi,  ilaç çözünürlüğü ve bağırsak geçirgenliği esas alınarak dört gruba ayrılabilmektedir. Sınıf-II' de yer alan ilaçlar düşük çözünürlüğe ancak yüksek geçirgenliğe sahiptir ve gıdalarla birlikte kullanıldığında diğer üç grupta yer alan ilaçlardan daha fazla emilime sahip olduğu düşünülmektedir. Biyoyararlanım değişimin boyutu açlık-tokluk arasındaki farkın belirlenmesine yardımcı olabilmektedir. Diğer taraftan, gıda yeterli çözünürlüğe rağmen, düşük geçirgenliğe sahip ilaçların emilimini zayıflatacaktır (örneğin Sınıflandırma Sistemi III) (Boullata ve Hudson, 2012).

 Bazı meyve-ilaç ve sebze-ilaç etkileşimleri Tablo 3 ve Tablo 4'de gösterilmiştir (Fragoso ve Esparza, 2013).  Turpgillere özgü sebzelerin sıçan karaciğerinde ve kolonda bir takım sitokrom P450 enzimlerini yukarı doğru regüle ettiği gözlenmiştir. Havuç, maydanoz, kereviz ve rezene gibi sebzelerin P450 aktivitesini düşürdüğü bilinmektedir. Greyfurt suyu insanlarda klinik olarak en iyi şekilde araştırılan ve sonuçları ortaya konan, bağırsaklarda sitokrom enzimini inhibe ettiği bilinen içecektir. Furanokumarinler enzimlerin inhibisyonundan sorumlu kimyasallardır. Bu inhibitör etkisi uzun sürelidir ve '' greyfurt suyu etkisinin'' ortadan kalkması için yeni enzim proteinlerinin sentezine ihtiyaç vardır. Söz konusu meyve suyunun tekrar tüketimi prosesi daha da güçleştirmektedir. Böylece greyfurt suyunun tüketimi ilaçların emilimini artırmakta, kandaki miktarını yüksek düzeylere çıkarmaktadır ve bu durum normalin üstünde bir doz alımına ve istenmeyen yan etkilere neden olmaktadır (Anon a, 2007).
Tablo 3. Meyve-ilaç interaksiyonları (Fragoso ve Esparza, 2013)
Meyve Moleküler  Hedef İlaç Etkileşimleri
Üzümsü Meyve CYP3A4, CYP1A2, MRP2, OATP-B ve P- glikoprotein inhibisyonu Kalsiyum kanalı antagonisti, merkezi sinir sistemi modülatörleri, HMG-CoA redüktaz, immunosupresantlar, antiviral, fosfoodiesteraz-5 inhibitörü, antihistaminler, antiaritmikler ve antibiyotikler

Turunç CYP3A4, P-glikoprotein, OATP-A, OATP-B inhibisyonu Vinblastin, feksofenadin, glibenklamid, atenolol, siprofloksasin, siklosporin, seliprolol, levofloksasin ve pravastatin

Mandalina CYP3A4 aktivitesi stimülasyınu ve P-glikoprotein inhibisyonu
 Nifedipin, digoxina
Üzüm CYP3A4 ve CYP2E1 inhibisyonnu
 Siklosporin
Mango  CYP1A1, CYP1A2, CYP3A1, CYP2C6, CYP2E1, P-glikoprotein inhibisyonu
 Midazolam, diklofenak, chlorzoxazone, verapamil
Elma CYP1A1, OATP ailesi inhibisyonu
 Feksofenadin
Papaya CYP3A4 inhibisyou Dökümante edilmemiş
  

Table 4. Sebze-ilaç interaksiyonları (Fragoso ve Esparza, 2013)
Sebze Moleküler  Hedef İlaç etkileşimleri
Brokoli CYP1A1, CYP2B1/2,
CYP3A4, CYP2E1, hGSTA1/2, MRP1, MRP2, BCRP, UDP, Glukorositransteraz, Sulfotransferaz, Kinon reduktaz fenolsulfotransferaz inhibisyonu

 UDPglucuronosyltransferaz, (UGTs), sulfotransferases (sults) ve kinon redüktaz (QRS) indüsyonu
 Dökümante edilmemiş

Ispanak CYP1A2 olası inhibisyonu Heterosiklik aromatik aminler

Domates CYP1A1, CYP1B1, UGP inhibisyonu
UGT and  CYP2E1 artışı       
 Dietilnitrosamin, N-metil-N-nitrosourea ve 1,2 dimetilhidrazin
Havuç  Fenolsulfotransferaz ve etoksikumarin O-dietilaz ECD indüsyonu
CYP2E1 inhibisyonu
 Dokumante edilmemiş

Kırmızı Biber CYP1A2, CYP2A2, CYP3A1 CYP2C11, CYP2B1, CYP2B2, CYP2C6 inhibisyonu
 İn vitro ve invivo

 Soya proteini izolatı Ahr (aril hidrokarbon reseptör) transkripsiyon faktörünün çevrim sonrası azaltımı ile sitokrom P450 metabolizma enzimi olan CYP1A1 aktivitesini düşürmektedir. Bir gen dizisi tarama yöntemine göre, soya flavonları iki ilaç taşıyıcısını ve üç faz I ve faz II enzimini yukarı yönde regüle edebilmektedir (Boullata, 2010).

 İlaç formülasyonunda bulunan doğal ürünlerin CYP enzimlerini indüklemesi ve inhibe etmesi, doğal terapilerinde olumsuz yan etkilere neden olabileceği yargısını ortaya çıkarmıştır. Sarı kantaron, sarımsak, ginseng ve gingko gibi bitkisel ilaçlar reçetesiz olarak piyasada yer almaktadır ve bu ilaçlar reçeteli ilaçlarla birlikte kullanıldıklarında ciddi yan etkileri olan interaksiyonlara neden olmaktadırlar. Bu tür yan etkiler diğer bitkisel ilaçların da içinde bulunduğu sonuçları henüz tam olarak ortaya konmamış bir dizi ön-klinik ve in vitro araştırmaların yapılmasını sağlamıştır  (Fragoso ve Esparza, 2013). Bağırsak metabolizması ile ilgili olarak metabolik gıda-ilaç etkileşimlerinde Sitokrom P450 3A4 (CYP3A4) üzerine yoğunlaşıldığı bildirilmiştir. Dünya genelinde birçok ilacın CYP3A4 tarafından metabolize edildiği düşünüldüğünde bunun beklenen bir durum olduğunu söylemek mümkündür (Custodio ve ark., 2008).  Klinik farmasötiklerin yüzde 50'den fazlasının CYP3A4 tarafından metabolize edildiği bilindiğinden, ilaçlar üzerine yapılan tüm klinik çalışmaların gıda ve ilaç etkileşimlerini de dikkate alarak yapılması gerekmektedir (Fragoso ve Esparza, 2013).

10. İlaçların Beslenme Durumu Üzerindeki Etkileri

 Bazı ilaçlar hastaların beslenme durumu üzerinde etkili olabilmektedir. Bu etkilerin mekanizmaları çeşitlilik göstermekte ve genellikle yan etkilerinden  kaynaklanmaktadır (Frankel, 2003).  Örneğin uzun süreli birden fazla ilaç kullanan yaşlı hastalarda besin yetersizlikleri görülebilmektedir. Diğer yaş gruplarından olan küçük çocuklar ve gençler de risk altındadırlar. Ergenlik çağındaki çocukların besin ihtiyaçları yetişkinlerden daha fazla olduğu için potansiyel gıda-ilaç interaksiyon problemi daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Hamile kadınlar ve bebeklerde özellikle risk altında bulunan diğer gruplardır.

 Bu eksikliklerin nedeni yalnızca gıdalar ve ilaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonlardan kaynaklanmamaktadır, aynı zamanda ilaç dozuna ve maruz kalma süresine bağlıdır.  İlaçlar gıdaların vücuda alımından boşaltımına kadar birçok bölgede gıdaların yapısında değişikliğe neden olabilmektedir (Wunderlich, 2004).

 -Gıda Alımı ve Emilimi

 İlaçların beslenme durumunun tümüne olan etkisi birçok faktörden kaynaklanabilmektedir. İlaçlar gıdaların alımı, sindirimi ve emilimini etkileyebilmektedir (Boullata, 2010).  Birçok ilaç, anoreksi, tat ve koku değişikliği, bulantı, kusma gibi yan etkilere neden olmaktadır (Wunderlich, 2004). Aspirin de dahil olmak üzere yaygın artrit tedavisinde kullanılan nonsteroid antiinflamatuvar ajanlar üst gastrointestinal mukoza tahrişine ve hatta ülsere neden olabilmektedir. Bu durum iştahın baskılanmasına ve kilo kaybına neden olmaktadır (Frankel, 2003). Öte yandan, bazı anorektik ilaçlar kilo kaybı için kullanılmakta ve iştahı azaltarak obezitenin tedavisinde yararlanılmaktadır. Örneğin adrenerjik ve serotonerjik ajanlar tokluk hissi sağlamakta, iştahı azaltmakta ve enerji harcanmasını artırarak kilo kaybına neden olmaktadır. Amfetaminler norepinefrin salgılanmasını uyaran ve gıda alımını azaltan andrejernik ilaç gruplarına özel bir örnek teşkil etmektedir (Wunderlich, 2004).

 Kanser tedavisi için kullanılan kemoterapötik ajanlar büyümekte olan dokuları, özellikle de gastrointestinal kanal (GIT) zarını etkileyebilmektedir. Bulantı sık rastlanılan yan etkidir ve yemeyi engelleyebilmektedir. Bazı hastalar ağız ve özofogal lezyonlara sahip olabilirler ve bu durum çiğneme ve yutma sırasında ağrılara neden olmaktadır. Böylece bu tür oluşumlar oral alımın sınırlanmasına sebebiyet vermektedir. Antibiyotikler ortakçıl bakterilerin oluşumunu baskılayabilmekte ve Candida albicans gibi diğer organizmaların aşırı gelişimine neden olabilmektedir. GIT içindeki aşırı gelişim sonucu emilim bozukluğu ve ishal oluşumu gözlenebilmektedir (Frankel, 2003).

 Tat ve koku, gıda alımını ve bireylerin beslenme durumunu etkileyen önemli faktörlerdir.  İlaç kullanımından kaynaklanan tat değişikliği (disguzi veya hipoguzi ) oldukça yaygındır. Glipizid, antimikrobiyal amfoterisin B, ampisilin ve antiepileptik fenitoin gibi bazı hipoglisemik ajanlar tat algısında değişikliğe neden olan ilaçlar arasındadır. Diğer bazı örnekler Tablo 5 'de verilmiştir (Wunderlich, 2004).

Table 5. Tat algısında değişikliğe neden olan ilaç örnekleri (Wunderlich, 2004).

Asetil sülfosalisilik asit                             Griseofulvin
Allopurinol                                                Lidokain
Amfetamin                                                Lityum karbonat
Amfoterisin B                                           Meprobamat
Amfisilin                                                   Metisilin sodyum
Amylocaine                                               Methylthiouracil
Benzokain                                                 Metronidazol
Kaptopril                                                   Nifedipin
Klorfeniramin maleat                                D-Penicillamin
Klofibrate                                                  Fenindion
Diltiazem                                                   Fenitoin
Dinitrofenol                                               Probucol
5-Fluorouracil                                           Sulfasalazin
Flurazepam (Dalmane)                             Triazolam (Halcion)

 Birçok ilaç tükürük salgısını azaltmakta ve mukus zarında kuruluğa neden olmaktadır. Bu durum ağız yoluyla alımı engelleyebilmektedir. Çeşitli ilaçlar hatta plasebo ilaçlar mide bulantısı, kusma, ishal ve kabızlık gibi yan etkilere sahip olabilmektedirler. Gıdaların ağız yolu ile alımı tüm bu faktörlerden etkilenmektedir (Frankel, 2003).

 Daha öncede belirtildiği gibi ilaçların varlığında çeşitli mekanizmalar besinlerin emilimini azaltabilmektedir. İlaçlar villi, mikrovilluslar, fırçamsı yüzey enzimleri ve taşıma sistemi de dahil olmak üzere emici yüzeylere zarar verebilmektedir. Ayrıca ilaçlar GI geçiş süresi veya genel GI kimyasal ortamını değiştirerek besinlerin emilimini etkileyebilmektedir. Makrobesin öğeleri, yağlar ve proteinlerde olduğu gibi mikrobesin öğeleri, vitamin ve minerallerin de emilimi ilaçların çeşidi, dozu ve etki gücüne bağlı olarak değişmektedir.

 Birçok laksatifler, mineral yağlar ve müshil ajanlar gastrointestinal transit süresini azaltmakta, yağda çözünen vitaminlerin, kalsiyum ve potasyumun kaybına ve steatore  neden olabilmektedir. Sorbitol içeren ilaçlar ozmotik ishale neden olmakta ve böylece geçiş süresini kısaltmaktadır. Antasitler mide pH'ını değiştirmekte ve bazı minerallerle çelat oluşturmaktadır dolayısıyla emilimi azaltmaktadır. Mide pH'ının yüksek olması demir, kalsiyum, çinko ve magnezyumun emilimini azaltmaktadır (Wunderlich, 2004).

 
 -Kilo Alımı ve Metabolizma

 Çeşitli ilaç grupları iştahı artırmakta ve bunun sonucu olarak da kilo artışına neden olmaktadır. Antikonvülzanlar (caramazepine ve valproik asit), antihistaminikler (siproheptadin hidroklorür-Periactin), psikotrop ilaçlar (chlordiazepoxide hidroklorür-Librium, diazepam-Valium, chloromazine hidroklorür-Thorazine, meprobamat-Equanil) ve kortikosteroidler (kortizon, prednizon) bu tür ilaçlara örnek olarak verilebilir. Sentetik progesteron türevi, medroksiprogesteron asetat veya megestrol asetat hormona duyarlı meme ve rahim kanseri tedavisinde kullanılmaktadır ve bu ilaçlar iştahı artırmakta, kilo alımına sebep olmaktadır (Wunderlich, 2004).

 Kenevirin aktif maddesi olan Dronabinol (Marinol®), THC (tetrahydracannabinols) olarak da bilinmekte ve iştah uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Oxandrolone (Oxandrin®) kilo artışı için onaylanmış bir anabolik steroiddir.  Megesterol de (Megace®) iştah artırıcı olarak kullanılmaktadır ve aynı zamanda bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir progestindir. Siproheptadin (Periactin ®) de iştah geliştirici olarak kullanılmaktadır ancak FDA tarafından onaylanmamıştır (Frankel, 2003).

 Lipid emülsiyonu içerisindeki ( örneğin yüzde 10 soya fasülyesi) ilaç formülasyonu ekstra enerji alımına önemli bir katkı sunmaktadır. Diğer ilaçlar (örneğin lorazepam, morfin, pankuronyum) vücudun enerji harcamasını azaltarak vücut ağırlığının değişmesini sağlayabilmektedir (Wunderlich, 2004).

 İlaçların özellikle iştah değişikliği yaptığı belirtilmişken bazı ilaçların bunu yan etki olarak ortaya koyduğundan da bahsetmek gerekmektedir. Çeşitli antidepresanların iştahı artırıcı veya azaltıcı etki gösterdiği gözlemlenmiştir (Frankel, 2003). Birçok metabolik yan etkiler (örneğin, kilo alımı, hiperglisemi, dislipidemi) ikinci nesil antipsikotiklerin kullanımı ile ilişkili bulunmuştur. Geniş bir veri tabanı değerlendirmesi yapıldığında, kilo artışının (BMI artışı) birinci jenerasyon ilaçlara kıyasla  risperidon, ketiapin ve olanzapin kullanımı ile önemli ölçüde bağlatılı iken aripiprazol, ziprasidon ve klozapin kullanımı ile daha az ölçüde bağlantılı olduğu açığa çıkmıştır (Boullata, 2010).

 Vitaminlerin ve çeşitli minerallerin önemli fonksiyonlarından bazıları da insan vücudunda metabolik proseslerde koenzim ve kofaktör olmalarıdır. Bunun sonucu olarak da ilaçlar metabolik reaksiyonlarla ilişkili bazı enzimlerin aktivitelerini düşürmek amacıyla söz konusu koenzimleri ( antivitaminler) hedef haline getirmektedirler. Lösemi ve romatoid artrit tedavisinde kullanılan metotreksat (MTX); Pneumocystis carinii pnömonisi için sülfa ile birlikte kullanılan trimetoprim; ve sıtma ve oküler toksoplazmozis tedavisinde kullanılan aminopterin ve primetamin bu tür ilaçlara verilebilecek örnekler arasındadır. Vitamin folat, enzim dihidrofolat redüktaz için bir kofaktördür. Bu, nükleik asit biyosentezi ve hücre replikasyonu için gereklidir. Bu vitaminler, ilaçlar dihidrofolat redüktazı hücre replikasonunu azaltmak için ortadan kaldıracağından atılacaktır.  Hastalar bu tarz durumlar hakkında uyarılmalı ve takip altına alınmalıdır (Wunderlich, 2004).

 -Besin Atılmı

 Rekabetçi bağlanma ve reabsorpsiyon değişimi mekanizmaları besin boşaltımını tetikleyen etkenlerdir. D-Penisilamin toksik metallerle ve çinko gibi diğer bazı metallerle çelat oluşturarak onların idrar yoluyla atılmasını sağlamaktadır. Etilen diamin tetra-asetik asit (EDTA), çinkonun idrar yoluyla atılımına yardımcı olmaktadır. Furosemid, etakrinik asit ve triamteren gibi bazı diüretikler, kalsiyum, magnezyum, çinko gibi çeşitli minerallerin ve elektrolitlerin reabsorpsiyonunu azaltmakta ve renal atılımlarını arttırmaktadır. Tiyazid ve loop diüretiklerinin kullanımı genellikle idrarda sodyum kaybına neden olmaktadır. Potasyum tutucu diüretikler potasyum ve magnezyum kaybını engellemekte ancak idrarda sodyum kaybını artırmaktadır. Magnezyum kaybı cisplatin gibi kemoterapötik maddeler ile ilişkilidir. Bu nedenle, bu hastalar için kemoterapi tedavileri sırasında genellikle magnezyum takviyesi önerilmektedir (Wunderlich, 2004).


 

Yazarın diğer yazıları