Mehmet Ufuk  Peker

Mehmet Ufuk Peker

Ufukta Tarım

Hayvan refahı...

"Maddi durumunuz elveriyorsa organik beyaz et ve yumurta, ya da en azından gezen tavukların et ve yumurtasını tercih etmelisiniz"

Mehmet Ufuk PEKER

Tarım Teknikeri, İzmir Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Organik Tarım Birimi

mehmetufuk.peker@gthb.gov.tr

Özdemir ASAF’ın şiirlerini sever misiniz? Bazen kısacık bir şiire yaşamla ilgili pek çok şey sığdırıverir. Bu şiirlerden biri (belki de) en çok tekrar edileni iki dizelik ‘Jüri’ şiiridir. ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler. Beyaz et denince aklıma bu niceliği ile niteliği ters orantılı şiir aklıma düşer.
Burada yazdıklarımdan dolayı broiler yetiştiriciliğine tamamen karşı olduğum da düşünülmesin. Üstelik dar gelirli bir kamu çalışanı olarak ben de evimde ağırlıklı bu tip eti kullanıyorken, kimseye kullanmamasını tavsiye edecek durumda değilim. Yine de maddi durumunuz elveriyorsa organik beyaz et ve yumurta, ya da en azından gezen tavukların et ve yumurtasını tercih etmelisiniz derim. Kırmızı etin yarısı fiyatına alabilmeniz mümkün.
İki milyon yıllık insanlık tarihinde insan nüfusu 20. yüzyılın başlarında bir milyar eşiğine ancak gelebilmişken 21. yüzyılın başlarında sekiz milyar civarına ulaşmıştır. Ekonomizm mantığına göre; ‘Böylesi hızla artan nüfusun beslenmesi bitki ve hayvanların doğal potansiyellerinin üstünde üretime zorlanmalarıyla mümkün olabilecektir.’
İnsanın 2 milyon yıllık refah arayışının son yüzyılda insanı getirdiği nokta, insanın doğaya üstünlük kurduğuna ilişkin bir kanıyı birlikte getirdi. Öyle ki insanın yaşamak için doğaya ihtiyacı yoktu. Doğa artık insanın çevresinden ibaretti. İnsan çevresini dilediği gibi şekillendirebilirdi. Hızlı nüfus artışı ve artan ihtiyaçlar sonucu ortaya çıkan ve ‘Yeşil Devrim’ adı verilen gelişmelerle tarım işletmeleri de şirketlere benzemeye başlar. “Minimum maliyet, maksimum verim, yüksek kâr” yasası tarımsal üretimin mantığını kemirmeye başlar.

Makine Hayvanlar

Descartes’e göre hayvanlar acı çekmiyordu. O, hayvanları duyguları olmayan biyolojik birer makine olarak görüyordu. Aslında bu Skolastik düşüncenin Descartes üzerinde etkinliğini sürdürdüğünü gösteriyordu. Canlı hayvanlar üzerinde işkenceyi andıran deneyler yapan Descartes; hayvanların çırpınma, hırıltı ve bağırtılarının tamamen bilinçsiz olduğunu iddia etmekten de geri durmadı. (DURAKOĞLU A. Volkan A.Y. 2012)
Descartes’in meşrulaştırdığı hayvan deneylerinin bir üstü 19. yüzyılın sonlarında başlayan ve Yeşil devrimle ‘taçlanan’ sanayi tipi hayvansal üretimle ifadesini buldu. “Minimum maliyet, maksimum verim, yüksek kâr” yasası hayvan barınaklarının mimarisinden iç alanlarının düzenlenmesine kadar ‘büyük yenilikler’ getiriyordu(!) Mesela; Süt verme suçu karşılığında ineklere biçilen ceza ‘Padok Mahkûmiyeti’ olarak belirlendi. Boynuzları ve kuyrukları kesilerek savunmasız hale getirildiler. Buzağıları bir gece sonra ellerinden alınıp süte benzetilmiş kimyasal karışımlarla beslendi.

Çırpınmak, koşmak, eşinmek gibi doğal davranışları ile karakterize olan tavukların yumurtlamaları karşılığı cezaları daha korkunçtu. Kafes denilen hücrelerde, volta bile atmadan, kanadını çırpmadan, hareket bile etmeden ölüp gitmelerine karar verildi. Yumurta makinesi olarak düşünülen tavuklar egzersiz yapamadığından kemik gelişimleri yetersizdir. Bacaklarını fazla hareket ettiremediğinden bacaklarının sakatlandığı, hatta çürüdüğü durumlarla karşılaşmak mümkündür. Stres ve hareketsizlik sonucu bağışıklık sistemleri çöker. Çözüm ise besinlerinde antibiyotik takviyesi kullanmaktır. Evet, biliyorum antibiyotiklerin yem olarak kullanımı yasaklandı. ‘Gübre, idrar ve sindirim artığı’, ‘Her türlü kentsel ve endüstriyel atık sulardan elde edilen nihai atıklar,’ vb. Peki şimdi soralım yanlış değilsem 2006’dan sonra ekte sayılan diğerleri ile birlikte yasaklanan antibiyotikler hayvanların beslenmesinde kullanıldı mı? Kullanılmadıysa neden yasaklandı? O zamana kadar bütün bunlar zararsız mıydı? Peki bir adım ileri gidelim bağışıklık sistemleri çöken, havalandırma sistemleri ve sıkışık ortam dolayısı ile mikroorganizmalarla sıkça haşır neşir olan bu hayvanlara antibiyotik verilmiyorsa ölüm oranlarını düşürmek için ne yapılıyor?
Ucuz beyaz et adı altında, sıkış tepiş ortamda büyütülen 45 günlük civcivlerin cezası ise ölümdü. Normalde bu derece beyaz ve yumuşak olamayan tavuk eti karşısında civcivlikten piliçliğe geçme aşamasındaki bu hayvanların eti pamuk kıvamında sayılırdı. Protein ihtiyacı adına önemsediğimiz beyaz et ne kadar beyaz ve ne kadar etti?

Hayvanların üreme içgüdüsü ile ürettikleri ürünleri ellerinden alıp beslenmemiz yetmedi bize. Hayır daha fazlasını istemeliydik. Çünkü sadece insan hayatı önemliydi. Dünyayı döndüren bizdik. Hayvanlar bizim için yaratılmıştı. İşin ilginci bu durumu en çok savunan kesimin Veteriner Hekim ve Zooteknistler arasından çıkmasıydı. Tabii ki pek çok Veteriner Hekim ve Zooteknistin de hayvan refahı için uğraştığını unutmamız mümkün değil.
Meşruiyeti hayvanları yetiştirmiş olmaktan alıyorduk. Onları biz besliyorduk. Peki ‘Jüpiter Yükseliyor’ filmi gerçek olsa ve insanlık hasat edilmek üzere uzaylı canlılar tarafından dünyaya yerleştirilmiş olsa… Bunu hangimiz ve nasıl kabul ederdik ki? Eğer bizi onlar yetiştirdiyse, bu derece bir refah olanağına bir de teşekkür etmemiz gerekmez mi?

Broyler Yetiştiriciliği

Beyaz et üretiminde temel yöntem broyler yetiştiriciliğidir. Broyler kısa sürede kilo alarak ekonomik kesim ağırlığına gelen hızlı gelişen etlik tavuk türlerine verilen isimdir. Bu tür hayvanlar aşırı kilo aldıklarından, kalp atışları normalden daha hızlıdır. Türkiye’deki Broyler ırklar yaygın inancın aksine genetiği değiştirilmiş ırklar değildir. Melezleme çalışmaları ve gen takibi gibi yöntemler sonucu üretilmiş Hibrid (Melez) ırklardır. Genetik modifikasyonla üretilmiş ırkların ülkemize ithali, üretim ve ticareti yasaktır.

Beyaz et kaynağı olarak görülen Broyler, doğal tavuk formunun çok dışındadır. Sıkışık ortamda, fazla hareket etmeden yetiştirilirse sürekli yem yediğinden sağlık sorunlarına sıkça rastlanır. Ölüm oranı çok yüksektir. Hastalıkların kümeste hızla yayıldığı görülür. Besi koşullarında yetmiş günlüğü geçen piliçlerde kalp yetmezliği, bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu ölümler sıkça görülür. (Aydın, İ., SÖZCÜ, A., 2015)
Broyler yetiştiriciliği oldukça yoğun olarak yapılır.
Bu koşullar olmasa da 70 günden sonra ölüm riski artar. Bu nedenle gezen tavuk (free range) ve organik yetiştircilikte broyler ırkları yerine yavaş gelişen etlik ırklar tercih edilir. Bu ırklar daha yavaş gelişir. Yaklaşık 70. günde kesim olgunluğuna gelirler. Aynı zamanda hastalık ve doğa koşullarına karşı daha dayanıklı ve uyum yetenekleri fazladır.

Türkiye’de Hayvan Refahı

Aslında tarihte hayvanlara kötü davranılmaması, kesim sırasında acı çektirilmemesi, aşırı yük taşıtılmaması gibi konularda oluşturulmuş kurallar her zaman var olmuştur. Osmanlı devletinde de bu tür buyruklar yayınlanmış, hayvan avının kesinlikle yasak olduğu, hayvanların su ve barınma ihtiyaçlarına ilişkin korular oluşturulmuş, sokak hayvanları için vakıflar kurulmuş, besin ve su ihtiyaçları karşılanmıştır. Anadolu’da sokak hayvanları, kuşlar ve vahşi hayvanlar için çeşmeler ve su yalakları yaptırılmıştır. (Gürler, Osmanağaoğlu-2012)
Ancak İstanbul’da sokak hayvanlarının sorun oluşturmaya başladığı tarihlerde Osmanlı’da sokak hayvanlarının şehirden sürgün edilmesine yönelik tedbirler alınması gündeme gelmiştir. Hayvanlara yapılan kötü muamele karşısında ülkedeki hayvan hakları konusundaki ilk sivil girişim olan Himaye-i Hayvanat Cemiyeti 4 Ekim 1912 tarihinde kurulmuştur. Sokak hayvanlarına yapılan kıyımı önlemek isteyen Osmanlı vatandaşları tarafından kurulan Dernek, etkin bir mücadele ile sokak hayvanlarının itlafına ilişkin uygulamaları durdurmayı başarmıştır. Bu Dernek Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye Hayvanları Koruma Derneği adı altında İstanbul Merkezli ve çeşitli illerde şubeleri olan bir dernek olarak yeniden yapılanmıştır. (Melikoğlu-2009)

Cumhuriyet döneminde, 1926 yılında kabul edilen 904 sayılı “Hayvan Islahı Kanunu” hayvansal üretim ve veterinerlik uygulamalarına ilişkin olup, hayvanlara yönelik suçlar ceza yasası kapsamında değerlendirilmiştir. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanununun 521’inci maddesinde "Her kim, bila mucip başkasına ait olan bir hayvanı öldürürse veya işe yaramayacak hale koyarsa sahibinin şikayeti üzerine dört aya kadar hapis ve yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur" ve 577’nci maddede “Bir kimse hayvanlara karşı insafsızca hareket eder veya lüzumsuz yere yaralar veya aşikar surette haddinden fazla yorulacak derecede zorlarsa binsekizyüz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur” hükümleri bulunmaktadır. Bu maddeler değişen ihtiyaçlara göre hayvanlara yönelik cinsel istismar ve bilişim suçlarını da kapsar hale getirilerek değişen ceza kanunlarında korunmuştur. (Gürler, Osmanağaoğlu-2012)

Türkiye hayvanların korunması konusunda mevzuatla ilgili gelişmeler şöyle sıralanabilir;


*125 No’lu Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesini 18 Kasım 1999 tarihinde imzalamış, 28 Kasım 2003 tarihinde ise onaylamıştır.

*123 No’lu Deney ve Diğer Bilimsel Amaçlarla Kullanılan Omurgalıların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ni 5 Eylül 1986 tarihinde imzalamıştır.

*87 No’lu Yetiştirme Amaçlarıyla Muhafaza Edilen Hayvanların Korunması Hakkındaki Avrupa Sözleşmesi’ni 6 Haziran 2007 tarihinde imzalamıştır.

*65 No’lu Hayvanların Uluslararası Taşıma Sırasında Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve 103 sayılı Ek Protokolüne sırasıyla 19 Aralık 1975 ve 19 Mayıs 1989 tarihlerinde onaylamıştır.


*102 nolu Kesim Sırasında Hayvanların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, 17 Eylül 2007 tarihinde imzalamıştır.

*Bitkisel  ve  Hayvansal  Ürünlerin  Ekolojik Metodlarla  Üretilmesine  İlişkin  Yönetmelik, 18.12.1994-22145 Resmi Gazete

*5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu. 01/07/2004 Tarih ve 25509 Sayılı Resmi Gazete

*5262 Sayılı Organik Tarım Kanunu. 03/12/2004 Tarih ve 25659 Sayılı Resmi Gazete

*Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik. 10/06/2005 Tarih ve 25841 Sayılı Resmi Gazete

*5996 No’lu Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu. 13/06/2010 Tarih ve 27610 Sayılı Resmi Gazete

*Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı Taşra Teşkilatının, Görevleri, Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönerge, 18.02.2014 Tarih ve 13805938/MEV-2011-129-55 Sayılı Bakanlık Oluru

*Çiftlik Hayvanlarının Refahına İlişkin Yönetmelik.23/12/2011 Tarih ve 28151 Sayılı Resmi Gazete

*Yurt İçinde Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmelik. 17/12/2011 Tarih ve 28145 Sayılı Resmi Gazete

*Hayvanların Nakilleri Sırasında Refahı ve Korunması Yönetmeliği. 24/12/2011 Tarih ve 28152 Sayılı Resmi Gazete.

*Hayvan Hastalıkları İle Mücadele Ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Genelgesi. Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda Ve Kontrol Genel Müdürlüğü 02/01/2012 Tarih ve 001 Sayılı Genelge.

İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmelik 07.12.2010 Tarihi ve 27778 Sayılı Resmi Gazete 27778

*Ülkemizde hayvan refahı tartışmaları Organik Tarıma ilişkin yasal düzenlemelerin tartışılmaya başladığı 1990’lı yıllarda kabul görmeye başlamıştır. Buna karşın ilk kez 1995 yılında yayınlanan “Bitkisel  Ve  Hayvansal  Ürünlerin  Ekolojik Metodlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik”te hayvan refahına ilişkin bir atıfta bulunulmamıştır.

*Avrupa Birliği Mevzuatı ile uyum çalışmaları hayvan refahı konusunda ilk adımların atılmasını sağlamıştır. Hayvan refahı kavramına atıfta bulunan ilk yasal düzenlemeler 2004 yılında çıkarılan 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunudur. 2005 yılında yayınlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te hayvan refahına ilişkin düzenlemeler dikkate alınmışsa da doğrudan hayvan refahı kavramı tanımlanmamaktadır. 2010 yılında revize edilen yönetmelikte ise hayvan refahı özel olarak vurgulanmıştır.

*2011 yılında yeniden yapılanan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetki ve sorumluluk alanına ilişkin yasal düzenleme olarak yürürlüğe giren 5996 No’lu Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, hayvan refahına ilişkin düzenlemelerin alt yapısını da oluşturmaktadır Bu kanun ve daha sonra yürürlüğe giren; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Taşra Teşkilatının, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge ile Hayvan Refahı ile ilgili çalışmalar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının görev alanına dahil edilmiştir. 2011 yılında ise hayvan refahına ilişkin düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.

Hayvan refahı kavramının tanımı

Refah aslında net ve ortak tanımı yapılmamış bir kavramdır. Refah kavramı insanlar için kullanılan, bir kavram olarak, ekonomik ve sosyal ihtiyaçların giderilmesi, huzur, güven ve mutluluk gibi kavramlarla açıklanmıştır. İnsan refahı toplumun ekonomik seviyesi, sosyal koşulları ve kültürel özellikleri ile yakından ilişkilidir. İnsan refahının tanımı bu nedenle oldukça zordur. Tüm bu zorluklara rağmen; insanın yaşadığı toplumsal koşullara uygun olarak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayabilecek olanakların sağlanması ve güvence altına alınması yoluyla bireylerin huzur ve mutluluğunun artırılması tanımını oluşturmamız mümkündür.

Hayvan refahı ise esaret altında yaşayan, üretimde kullanılan, insanlar için maddi veya manevi değeri olan işlevler yerine getiren veya insanlarla aynı ortamı paylaşan tüm hayvanlar için ön görülmüş bir kavramdır. Hayvan mutluluğu, hayvanın ihtiyaçlarının doğal yaşamına uygun bir şekilde karşılanması, hayvanın doğal davranışlarına uygun koşullar ve barınakların sağlanmasına ilişkin bir kavramdır. Hayvan Refahını; üretim, yük taşıma, gösteri, deney vb. nedenlerle insana bağlı olarak yaşayan evcil ve sokak hayvanlarının doğal yaşam biçimleri ve özgün davranışlarına uygun koşullarda ve hayvanın fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bütünlüğünü bozmadan beslenme, dinlenme, egsersiz gibi ihtiyaçlarının karşılanması; üretim faaliyetlerinin hayvanın sağlığını bozmayacak, hareketlerini kısıtlamayacak şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanması olarak tanımlanabilir.

Hayvan refahı açısından en geniş olanakları sağlayan üretim biçimi olarak organik tarımda hayvanların barınaklarının kapalı alanları dışında hem hayvan ihtiyaçları, hem de nitrat kirliliğini önleyecek şekilde gezinti alanlarının yeterli genişlikte olması da gereklidir. Hayvanların serbest sistem, toprakla temasını önlemeyen, korunaklı, kolay temizlenebilir, havalandırma olanakları yeterli, folluk, tünek, egzersiz rampaları gibi hayvanların özgün ihtiyaçlarını karşılayabilecek donanımları barındıracak şekilde hazırlanması gerekir. Organik tarım mevzuatına uygun ve temiz yem ile içme suyu niteliğindeki suya; ruminantların (sığır, koyun, keçi) çayır – meralara ulaşımın kolay olması, ter bezleri olmayan kanatlılar için gezinti alanlarında gölgeliklerin yapılması gibi önlemlerin alınması zorunludur.

Hayvan refahının hayvansal üretime etkileri

Hayvan refahı dikkate alınmadan yapılan hayvancılıkta hayvan başı üretim ve ürün kalitesi kesin olarak düşmektedir. Ancak sıkışıklık gibi nedenlerle metre kare hesabı üretimin arttığı, ancak kalite değerlerinin kesinlikle düştüğü söylenebilir. Hayvan hastalıkları ile mücadelenin zorlaşması da yine hayvansal ürünler açısından ciddi sıkıntılara neden olmaktadır.

Hayvanların doğalarına aykırı koşullarda yaşamasının sağlıklarını bozduğu, hayvansal ürünlerde sorunlara yol açtığına ilişkin çalışmaların yoğunlaştığı görülmektedir. Et, süt ve yumurtada karşılaşılan antibiyotik, stres sonucu hayvanların bağışıklık sisteminin gerilemesi hatta çökmesi ile ilişkilidir.

Doğalarına aykırı koşullarda, egzersiz yapmadan fazla üretime zorlanan hayvanlarda ortaya çıkan stres hayvan sağlığını bozmaktadır. Sıkışık ortamda hastalıkların bulaşma riski arttığından, antibiyotikler yem katkı maddesi gibi hayvanlara sürekli verilmektedir. Antibiyotikli ürünlerle beslenmek insanlarda sağlık sorunları yaratır. Aynı zamanda insan vücudundaki hastalık etmenlerinin antibiyotiklere dayanıklılık kazanmasının önünü de açar. (Duru, Şahin-2004)
Stres sonucu hayvanların ürünlerinde sağlıklı besin maddelerine olumsuz etkilerde bulunduğuna ilişkin bulgular vardır. Hayvanların stresle başa çıkmak için ürettiği hormon ve enzimlerin de ürünlerine geçtiği ve bu insan sağlığı açısından risk oluşturduğuna ilişkin çalışmalar da mevcuttur. (Handan H. ARSLAN ve arkadaşları)

Yumurta üretimi açısından kafes ve serbest yetiştirme sistemlerini karşılaştıran çalışmalarda serbest sistemde yetişen tavuklarda E, A, B12 vitamini, omega-3 yağ asidi gibi yumurta kalitesini olumlu etkileyen maddelerin arttığını, hastalık ve ölüm oranlarının azaldığına ilişkin bulgular vardır. (Şekeroğlu, Sarıca-2005)
Toprakla doğrudan temas etmeyen, doğal beslenme olanaklarından yararlanamayan hayvanlardan elde edilen ürünlerde selenyum ve çinko gibi bazı maddelerin eksik olduğuna dair bulgular da dikkat çekmektedir. Son dönemde ülkemizde ticari olarak satışa sunulan ‘selenyumlu yumurta’ bu konuda önemli bir göstergedir. Selenyum bağışıklık sistemini güçlendiren, sakinleştirici etkisi bulunan bir madde olarak bilinmektedir. Hamile beslenmesinde ve çocuklarda görülen zihinsel sağlık sorunlarının önlenmesinde önem taşımaktadır. Ayrıca çağımızın vebası olarak bilinen AIDS’i, yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan kataraktı ve bazı virüslerin (grip) toksititesini, birçok kanser tipini, yaşlanmayı, kan pıhtılaşmasını, hipertansiyonu, kalp hastalıklarını, romatizmal ağrıları, guatrı, astımı, şeker hastalığını ve artriti önlediği belirtilmektedir. (Şimşek A. ve Ark. 2004)

Uygulamada hayvan refahı

Hayvan refahı konusunda mevzuattaki gelişmeler içerik bakımından umut verici olsa da, uygulamaya yönelik sorunların tam olarak giderilmesi zaman alacak gibi görünmektedir. Hayvan Refahı uygulamalarında en büyük problemler izlenebilirlik, alışkanlıklar ve işletme büyüklükleri ile ilgilidir.
İzlenebilirliğin sağlanmasında kayıt ve numaralama önemlidir. İşletme numarası, işletme kaydı, kulak küpesi ve numaraları önemlidir. Bu sistemle kayıtlandırılan işletme ve hayvanlar Hayvancılık Bilgi Sistemi, Arıcılık Kayıt Sistemi, e-ıslah, Süt kayıt Sistemi, Kırmızı Kayıt Sistemi, Süt Kayıt Sistemi, Kırmızı Et Kayıt Sistemi, Koyun Keçi Bilgi Sistemi ile kayıt altına alınmaktadır. Ayrıca Organik tarımda (OTBİS-Organik Tarım Bilgi Sistemi) ve iyi tarım uygulamaları da kendi sistemleri içerisindeki hayvanları takip etmektedir.
Hayvanların beslendiği işletme, tabi tutuldukları uygulamalar, doğum bilgileri, hastalık ve veterinerlik uygulamaları, satış ve nakilleri, ölüm ve kesimlerine ilişkin bütün bilgiler bu kayıt sistemleri ile takip edilmektedir. Hayvanların soy kütüğü takip altında tutularak üretici elinde hayvan ıslahı ve hayvan gen kaynakları da izlenmektedir.

İşletme ruhsatı verilirken hayvan barınaklarının, kullanma suyunun, atık kontrolünün ve diğer işletme olanaklarının hayvan refahı açısından uygunluğu denetlenmektedir. Hayvan nakillerinde İl ve İlçe Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüklerine bildirim yapılır. Hayvanların sağlık muayenesi ve aracın uygunluğuna bakılarak bir belge düzenlenir. Kesim belgesi olmayan hayvanların kesimine izin verilmez. Kulak küpesi ve kaydı olmayan hayvanların kesimi ve ürünlerinin satışı yasaktır.

Türkiye’de en büyük problemlerden biri alışkanlıklardır. Toplumun alışkanlık haline getirdiği davranış biçimlerinden kopması zor olmaktadır. Bu durumda denetim mekanizmaları önem kazanmaktadır. Özellikle mezbaha, hayvan pazarı gibi yerlere yönelik sıkı denetimler ve yol kontrolleri sayesinde olumlu değişimler yaşandığı gözlenmektedir.

Hayvan Refahında çözümü en zor olan konulardan biri her halde işletme büyüklükleridir. Çok büyük işletmeler yeni yatırımlarda zorlanmazken, eski yatırımları için ayrıcalıklar talep etmektedir. Orta ölçekli işletmeler ise sermaye olanakları yönünden uyumda zorlanmaktadır. Türkiye’de sayıları giderek azalsa da büyük oranda küçük işletmelerin varlığı dikkate alınmalıdır. Kayıtlı olsalar da takipleri zordur. Hayvan refahına ilişkin istenmeyen uygulamaların en çok yaşanma ihtimalinin olduğu işletme tipidir.

Sonuç olarak

Sorunun kaynağında siyasal değil ekonomik ve sosyal sorunlar yatmaktadır. Hayvan refahının güvence altına alınması açısından; Hayvan refahı uygulamalarına yönelik destek çıkarılması ve küçük işletmelerin kooperatif, birlik gibi örgütlerin çatıları altında ve iç denetim mekanizmalarıyla hayvansal üretim yapmalarının sağlanması önerilebilir. İnsanların bir arada yaşadıkları, ürünlerinden yararlandıkları hayvanlara saygı duymalarını sağlamak çözüm için en önemli adım olacaktır.
İnsan hayvan refahının ahlaki ve vicdani yönünü tekrar hatırlamalıdır. Her türlü ürünlerinden yararlandığımız hayvanlar kendini savunma olanağından yoksundur. Tamamen esaret koşullarında yaşamını sürdüren, yaşamını sonlandırma hakkını kendimizde görebildiğimiz, yaşamını sürdürmek, üremek üzere ürettiği ürünlere el koyduğumuz canlıları, adeta cezalandırır gibi olumsuz koşullarda yaşatma hakkını nasıl kendimizde gördüğümüzü sorgulamalıyız. Canlı, nefes alan, üreyen, dolayısı ile acı çekmesi muhtemel bir varlığı sade ekonomik bir üretim materyali gibi görmemizi sorgulamalıyız. İnsanın kendine ve topluma karşı saygısını yeniden üretecek olan, doğaya ve diğer canlılara saygı duymasıdır.

KAYNAKÇA
Anonim 1; UN 1978, Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi, UNESCO, Paris, 15 Ekim 1978
Anonim 2: EU 1991, 91/629/Eec Of 19 November 1991 Laying Down Minimum Standards For The Protection Of Calves Oj L 340
Anonim 3: EU 1999, 99/74/Ec Of 19 July 1999 Laying Down Minimum Standards For The Protection Of Laying Hens Oj L 203, 3.8.
Anonim 4: EU 2005, No 1/2005 Of 22 December 2004 On The Protection Of Animals During Transport And Related Operations and Amending
Aydın, İ. P. E. K., & SÖZCÜ, A. (2015). Alternatif Kanatlı Yetiştirme Sistemlerinde Yetiştirme Pratikleri ve Refah Standartları. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 29(1).
ANTALYALI A., Avrupa Birliği Ve Türkiye’de Hayvan Refahı Uygulamaları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Ankara, 2007
Ergün, Y. (2010). Hayvan Deneylerinde Etik. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 19(4).

Harrison R: (1964) Animal Machines: The new factory farming industry. Vincent Stuart Ltd, London
ÖZBEK M. 2010, 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 1. Baskı, İstanbul
DURAKOĞLU A. Volkan A.Y. (2012) Descartes ve Searle’de Zihin Problemi, Flsf Dergisi, Sayı 13, Sayfa 187-200, Ankara
ŞEKEROĞLU A., SARICA M. 2005, Serbest Yetiştirme (Free-Range) Sisteminin Beyaz ve Kahverengi Yumurtacı Genotiplerin Yumurta Verim ve Kalitesine Etkisi, Tavukçuluk Araştırma Dergisi 6 (1), Sayfa 10-16,
Duru M., Şahin A. 2004,Türkiye’de Sağlıklı ve Güvenli Hayvansal Üretimin Gerekliliği, Hayvansal Üretim Dergisi 45(1), Sayfa 36-41, İzmir
ARSLAN H., NİSBET C., SARIPINAR, D., ÇENESİZ S., ÇENESİZ M., 2008, Sığırlarda Asetilmetiyonin, L-Karnitin, Vitamin E ve Vitamin B12 Kombinasyonunun Bazı Klinik, Hematolojik ve Biyokimyasal Parametreler Üzerine Etkisi, YYÜ Veteriner Fakültesi Dergisi, 19(1), Sayfa 9-14, Van
ŞIMŞEK A., SARI F., ARTIK N. 2004, Selenyumun İnsan Beslenmesi ve Sağlığı Açısından Önemi. Anadolu Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi; Cilt.05 Sayı.2, Eskişekhir

Wachowski L., Wachowski L - yazar ve yönetmen (2015) Jüpiter Yükseliyor, Anarchos Productions, USA

Kasım 2016 sayısının 94.sayfasında yayımlanmıştır.