Prof. Dr. Mustafa Koç

Prof. Dr. Mustafa Koç

Gıda Politikaları

Hiper Bakkal

Kendi dağıtım ağları ile aracıyı, toptancıyı, hali aradan çıkaran, üreticiden doğrudan satın alan, büyük ölçekli alımlarla maliyetlerini düşürebilen, imalatçı firmalara kendi özel markalarını hazırlatarak hem marka hem fiyat avantajını...


 

 


Profesör Dr. Mustafa Koç
Ryerson Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü
Toronto-Kanada
mkoc@ryerson.ca

   
Çerçileri çoktan unuttuk. “Bakkal amca” kavramı ise adeta geçmişten kalan bir anı. Sempati ile baktığımız ama artık geçmişte kalması gereken bir olgu sanki. Veresiye verip batan iyi niyetli bakkal amca çağdaş “marketing” gerçeklerine ne kadar aykırı görünüyor. Şimdi “marketing” zamanı: kıyasıya rekabet, süpermarketler, hiper marketler devri.
“Bakkal amcadan ‘market yasası’ kampanyası” başlığıyla verilen haber, bakkal amcanın güler yüzünün ardındaki burukluğu, çaresizliği gözler önüne seriyor. Bursa Bakkallar Odası Başkanı Muhammed Nuri Örs, “Sektörümüzde acımasız, eşitliksiz, haksız ve dengesiz bir rekabet ortamı yaşanıyor. Böyle bir ortamda bütün umutlarımızla çıkmasını arzuladığımız ‘Hiper-Süper Marketler, Çok Amaçlı Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı Taslağı’ yıllardır bir türlü kanunlaşmıyor” diyor.  Örs, 1997 yılında gündeme getirilen ancak bugüne kadar bir sonuç alınamayan tasarının yıllardır tozlu raflarda bekletildiğini söylüyor.
Daha 1980’de Türkiye pazarının sadece yüzde 3’ünü kontrol eden süpermarketler sadece büyük metropollerde değil sahil kasabalarına kadar yayılmış durumda. İlk başta şehir dışında otoparklı büyük arazilere odaklanan marketler kısa zamanda kent merkezlerinde mini-martlar oluşturmuşlar.
Hızla kentleşen Istanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde, artan tüketici talebine emeği ve müteşebbis enerjisiyle cevap veren esnaf kitlesi, bakkal, manav, kasap, kırtasiyeci, züccaciyeci, tuhafiyeci artık bir çatı altında. İkinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu’dan gelen küçük sermayeli kırsal nüfusa, emeklilik tazminatını değerlendirmek isteyen memura, yurda dönen Almancılara bir ekmek kapısı açan esnaflık tükenmek üzere.
Esnaflık, sınırlı mekanda, sınırlı sermaye ile  ev geçindirmek için sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar karı-koca, çoluk-çocuk çalışmak demekti. Esnaflık hızla büyüyen kentlerde halkın ihtyaç duyduğu tüketim mallarını uzun mesafeler harcamadan kolaylıkla sağlayan bir hizmet kurumuydu.  Esnaflık, ithal ikameci kalkınma döneminde, dış rekabetten korunmuş gıda sektörünün de can kurtaran simidi, ulusal dağıtım ağıydı.
Şimdi bırakın bakkalları, manavları, 1980’ler sonrası ortaya çıkan yerli süpermarketler bile kendilerinden çok daha büyük ve güçlü yabancı tekellerle baş edemez halde.
“Kalan sağlar bizimdir” zihniyeti ile her yok olan kurumu toplumsal ilerlemenin bir hedefi gördük. Unuttuk. Süpermarketleşme öncesi ortaya çıkan ilk marketleri anımsamaya çalışıyorum. Ankara Pazarı küçük anılarımda ne kadar da büyük görünüyordu. Markalı kese kağıdı torbaları, düzenli rafları, telden sepetleri. Eşinin ölümünden sonra bir süre daha dayanmıştı Margarit Kirku. Sonra Ankara Pazarı da unutulmuştu. Anılara Yolculuk blog sitesinde Aydın Ataberk anlatırken insanın burnu sızlıyor: “Taksim'de "Ankara Pazarı" prestijli yerlerden biriydi. O zamanlar, naylon poşetler daha bulunmamıştı. Aldıklarınız, kese kağıdının içine konurdu. Çarşı ve pazarlarda, kese kağıtları, gazeteden yapılmış olurdu. Büyük bakkaliyeler ise, kendi kese kağıtlarını hazırlatırlar, üzerine isimlerini bastırırlardı.” (Ataberk, 2012)
Istanbul’da başlayıp Türkiye çapında bir süpermarketler zinciri oluşturan Migros, 1954’de Istanbul Belediyesi ile Migros İsviçre’nin ortaklığı ile kurulmuş. 45 kamyonla İstanbul’da tanzim satışlarına başlamış. Migros 1925 yılında İsviçre’de Gottlieb Duttweiler adlı bir idealist tarafından kurulmuş bir tüketici kooperatifi. İlk yıllarında kamyonlarla sadece kahve, şeker, pirinç, makarna, yağ ve sabun satarak başlamış işe. Sonra otelleri bankaları, sigorta şirketleri, dil okulları ile büyüyen Migros’un  7.2 milyon nüfuslu İsviçre’de 2 milyonun üzerinde ortağı bulunuyormuş. Kârının belirli bir yüzdesini kültürel ve sosyal faaliyetlere ayıran Migros’un Türkiye dışındaki şubelerinde alkol ve sigara da satılmıyormuş. Nedeni de bunların insan sağlığına zararlı olması.
Migros Türk 1975’de Koç Holdinge’e satılmış. 1999’dan sonra da Migros hisseleri borsada işlem görmeye başlamış. Hızla büyüyen Migros, Anadolu’nun muhtelif kentlerinden sonra Balkanlar, Türki devletler ve Moskova’da da şubeler açmış. 2008 yılında BC Partners adlı İngiliz fonu 3.2 milyar dolar karşılığında Migros Türk’ü satın almış. Kasım 2011 itibariyle 504 Migros, 174 Tansaş, 13 Macro Center,15 5M ve 27 Ramstore’u sinesinde bulunduran Migros’un 2012’de parça parça satışa çıktığı haberleri duyulmaya başladı. Önce indirim marketleri zinciri Şok, sonra Ege illerinde faaliyet gösteren Tansaş’ın Yıldız Holding grubuna satılmasının planlandığı haberleri basında yer alırken (Radikal, 2012), Migros’un geri kalan kısmının da pazarlanacağı konuşuluyor (ekofinans.com, 2102). Önümüzdeki yıllarda geçimini büyük şirketleri alıp, reorganize ettikten sonra, parçaları yüksek kârla satarak sağlayan yabancı fonların Türkiye ve Kuzey Akdeniz bölgesinde bol kazançlı yıllar yaşayacağını tahmin edebiliriz.
Belediye’nin tanzim satışından süpermarketleşmeye giden bir başka örnek de Tansaş. 1973 de İzmir Belediyesi’nin halka ucuz et ve kömür sağlamak amacıyla kurduğu Tansa ile başlayan kurum, 1986 da 12 şubeye ulaşmış. 1996'da hisselerini halka açtıktan sonra, 1999’da hisslerinin çoğunluğunu Doğuş Grubu’na satmış. 2002’de Macrocenter’i bünyesine katan Tansaş, 2005’de Migros bünyesine katılmış. Para dergisi (2012) Ege bölgesine yoğunlaşan Tansaş’ı 300 milyon TL’ye Ülker’in (Yıldız Holding) satın aldığını duyuruyordu.
Bir başka İzmir kaynaklı süpermarket zinciri ise Kipa. 100 İzmir’li yatırımcının 100'er bin lira vermeleri ile İzmir’de kurulan Kipa’nın ilk süpermarketi 1994’de Ege Universitesi Kampüsü yakınında faaliyete başlamış (Şafak, 2102). 2003’de Kipa grubu İngiliz süpermarketler devi Tesco bünyesine katılmış. Tesco Kipa 106 süpermarketlik bir zincir. Torbalı’daki dev dağıtım merkezi 24 futbol sahası büyüklüğünde.
Migros’la aşağı yukarı aynı yıllarda bir kamu iktisadi teşekkülü olarak kurulan Gima’nın çoğunluk hisseleri ve yönetimi 1996 yılında Fiba Şirketler grubuna geçmiş, 2005 yılında CarrefourSA tarafından satın alınmış, bir süre CarrefourSA Express adı ile varlığını sürdüren Gima’ların son dükkanı 2007 yılında kapanmış. Ankara Gima’nın yürüyen merdivenleri hep yukarı çıkardı diye aklımda kalmış nedense. Aşağıya da inermiş.
Süpermarketleşme nispeten yeni bir küresel bir olgu. Reardon et al. (2004) bu sürecin 1990'larda Latin Amerika’da başladığını ve 10 yıl içinde perakende satışlarda süpermarketlerin payının yüzde 50-60'lara vardığını gösteriyor. Traill (2006) bunu bir kaç yıl arayla Doğu Asya, ardından Doğu ve Orta Avrupa, daha sonra Afrika (Özellikle Güney Afrika’nın) takip ettiğini ve nihayet Akdeniz ülkelerinde görüldüğünü iddia ediyorlar.
Kendi dağıtım ağları ile aracıyı, toptancıyı, hali aradan çıkaran,  üreticiden doğrudan satın alan, büyük ölçekli alımlarla maliyetlerini düşürebilen, imalatçı firmalara kendi özel markalarını hazırlatarak hem marka hem fiyat avantajını kullanabilen zincir perakendeciler kısa zamanda dünyanın pek çok ülkesinde gıda sektörünün en güçlü aktörleri arasına katılmışlar. Ambalaj, iletişim ve ulaşım sektörlerindeki gelişmeler süpermarketlerin iş gücü maliyetlerini düşürmelerine olanak sağlıyor. Tam zamanlı sistemler, soğutucular, dondurucular ve klima olanakları depolama sorunlarını azaltırken, barkod, yazar kasa ve optik okuyucular merkezi kontrol ve denetimi kolaylaştırıyor. Lojistik, tedarik, satış ve pazarlamada modern uygulamalar, büyük alımların sağladığı ölçek ekonomileri, reklam ve promosyonlar, tüketiciye verilen güven duygusu, maliyetleri azaltırken, satışları ve kâr oranlarını da artırmakta büyük etken oluyor. Süpermarketler raf alanı temini için ücret talep ederek mekansal maliyetlerinin bir kısmını imalatçı firmalara aktarırken, aynı zamanda küçük işletmelere de ek zorluklar getirmiş oluyorlar.
Perakende satışsıralaması Şirket adı Ülkesi 2010 satışlar(milyon $) 2010 net geliri (milyon $) Format Faaliyet gösterdiği ülke sayısı 2005-10 satış Yıllık büyüme hızı %
1 Wal-Mart Stores Inc ABD   418 952    16 993 Hipermarket süpercenter süperstore 16      6
2 Carrefour S.A.  Fransa      92 171       4 131 Hipermarket süpercenter süperstore 33      3,9
3 Tesco PLC İngiltere   Hipermarket süpercenter süperstore 13      9,3
4 Metro AG Almanya      88 931       1 243 Peşin satış Toptancı klübü 33      3,8
5 The Kroger Coç ABD       82 189 1 133 Süpermarket 1      6,3
6 Schwarz Unternehmens Treuhand KG Almanya       79 119     ? İskontolu satış 26      9,8
7 Costco Wholesale Coç ABD       76 255 1 323 Peşin satış Toptancı klübü 9      8
Kaynak: Deloitte 2012, G11 den adapte edildi.

Küçük ölçekli perakendeci esnafın ve üretici firmaların modern küresel satış ağlarına karşı rekabet gücü devlet müdahelesi olmadan mümkün değil. Bu yüzden süpermarketleşme çoğunlukla süper temerküz anlamına geliyor. Dünyanın pek çok ülkesinde, kısa sürede küresel gıda sanayinde, perakende veya finans sektöründeki tekellerle eklemlenmiş yerli ve uluslararası firmaların sektörde hakimiyetine neden oluyor.
Konuya gıda güvenliği açısından bakıldığında sorulması gereken sorular sadece satışlar, kâr oranları, büyüme hızları ile sınırlı kalmıyor. Süpermarketlerin tüketici açısından sağladığı verimlilik ve çeşitliliği değerlendirirken neleri götürdüğünü de sorgulamamız gerekir. Bu amaçla konuya istihdam açısından, küçük üretici ve imalatçının varlığını sürdürebilmesi, çalışanlara adil ücret ve çalışma koşullarının temini, müşterilere sağlıklı, kaliteli ve bütçeye uygun gıda temini gibi yönlerden de bakmak gerekiyor. Rafları dolduran türlü malların kimlere ne gibi seçim özgürlükleri tanıdığını, kimleri ve neleri dışladığını, süpermarketleşmenin tüketim, ulaşım ve beslenme alışkanlıklarımızı nasıl dönüştürdüğünü sorgulamak gerekiyor. Toplumsal kâr-zarar hesapları, gerçek maliyetleri daha gerçekçi bir şekilde görmemize olanak sağlayacak. Yasal düzenlemeler olmadıkça nice küçük esnafı yutan sistem nice yerli marketleri, nice üreticiyi, nice imalatçıyı yutup büyüyecek. Raflarda boş yere gerçek seçenekler, ya da geçmiş anılarımızı arayacağız.

Kaynaklar
Ataberk, A. 2012. Anılara Yolculuk. Blog,  http://anilarayolculuk.blogspot.ca/2008/02/gnlk-yaamdan-kesitler.html
Deloitte. 2012. Retail Perspectives from Deloitte. Ocak 2012. http://www.deloitte.com/assets/Dcom-Global/Local%20Assets/Documents/Consumer%20Business/dtt_CBT_GPRetailing2012.pdf adresinde erişildi.
ekofinans.com 2012. Migros'un satışa çıkarılacağı tarih belli oldu. ekofinans.com, 6 Haziran 2012. http://www.ekofinans.com/migrosun-satisa-cikarilacagi-tarih-belli-oldu-h6500.html adresinde erişildi.
Koc, M. and Koc, H. 1999. From Staple Stores to Supermarket: The case of â in Izmir, Turkey, Koc, M., MacRae, R., Mougeot, L., and Welsh, J. (eds.) For Hunger Proof Cities: Sustainable Urban Food Systems. Ottawa: IDRC Books.
Radikal. 2012. Migros'ta satış rüzgârı esiyor. Radikal, 22 Şubat 2012. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1079530&CategoryID=80 adresinde erişildi.
Reardon, T., Timmer, P. and Berdegué, J. 2004. The Rapid Rise of Supermarkets in Developing Countries: Induced Organizational, Institutional and Technological Change in Agrifood Systems.  Electronic Journal of Agricultural and Development Economics 1 (2): 168-83, ftp://ftp.fao.org/docrep/fao/007/ae226e/ae226e00.pdf adresinde erişildi.
Şafak, E. 2012. Bir market öyküsü. Sabah. 22 Ocak, 2012. http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/safak/2012/01/22/bir-market-oykusu adresinde erişildi.
Traill W. B. 2006. The Rapid Rise of Supermarkets? Development Policy Review, 2006, 24 (2): 163-174