Hukukumuzda Ticari İşletme Rehni ve Uygulaması

Ticari işletme rehninin önemi, ticari işletme sahibinin işletmesine özgülenen menkul mallarını rehin alana teslim etmeksizin güvence tesis edebildiği bir teminat türü olmasından kaynaklanmaktadır.

Av. Emine Başcı Devres

Devres Hukuk Bürosu

www.devres-law.com

Günümüzün ticari hayatı içerisinde, ticari işletmeler açısından yerli ve yabancı kredi temini, ticari faaliyetlerinin devamı ve geliştirilebilmesi için oldukça önemlidir. Kredi temininin ön koşulu da kredi veren kişi ve/veya kuruluşa ticari işletmelerce verilebilecek olan teminat paketi ve güvencedir.

Ticari işletme rehni, ticari hayatta yaygın bir uygulama alanına sahiptir. Ticari işletme rehninin önemi, ticari işletme sahibinin işletmesine özgülenen menkul mallarını rehin alana teslim etmeksizin güvence tesis edebildiği bir teminat türü olmasından kaynaklanmaktadır. Böylelikle rehnedilen işletme unsurlarının teslim edilmesinin işletme nezdinde yaratacağı olumsuzluklar ortadan kaldırılarak ticari işletme sahiplerinin kredi olanaklarının çoğaltılması amaçlanmıştır.

Ticari işletme rehni, hem rehin vereni hem de rehin alanı korumayı amaçlayan bir yapıya sahiptir. Bir yandan ticari işletme sahibi, rehin verdiği unsurları kullanmaya devam ederek ticari faaliyetini sürdürürken; diğer taraftan rehin alacaklısı da alacağı vadesinde ödenmediği takdirde ticari işletme rehnine konu unsurları paraya çevirmek suretiyle alacağını tahsil etme hakkına kavuşmaktadır. Yine işletme sahibi, işletmenin normal faaliyetlerinin devamı için gerekli işlemleri yapma yetkisine sahip iken, rehin verilen işletmenin veya rehne dahil unsurların devri, bunların ayni bir hakla sınırlandırılması, başka yere nakledilmesi gibi esaslı durumlar ancak rehin alacaklısının muvafakati ile mümkün olabilmektedir.

Ticari işletme rehni kural olarak teslime bağlı taşınır rehninin önemli bir istisnasını oluşturmaktadır. Medeni Kanun hükümlerine göre menkul rehni, rehnedilen menkul malın rehin alacaklısına teslimi ile kurulmaktadır. Ticari işletme rehni de menkuller üzerinde tesis edilmekle birlikte, menkuller alacaklıya teslim edilmeksizin Ticaret Sicili’nde yapılan tescil ile rehin tesis edilmektedir. Bu itibari ile ticari işletme rehni, ekonomik ve iktisadi ihtiyaçlar gözetilerek kanun koyucu tarafından bir ticari işletmeye ait menkullerin rehnedilebilmesi için öngörülmüş özel bir teminat türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hukukumuzda ticari işletme rehni, 1447 sayılı ve 28 Temmuz 1971 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari İşletme Rehni Kanunu (“Kanun”) altında özel olarak düzenlenmektedir. Ticari işletme rehni hakkında bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Medeni Kanun’un gayrimenkul rehni hükümlerinin Ticari İşletme Rehni Kanunu’na aykırı olmayan hükümleri uygulanacak, rehnin paraya çevrilmesi aşamasında ise İcra ve İflas Kanunu’nun menkul rehninin paraya çevrilmesi hakkında hükümleri tatbik edilecektir.

Yukarıda değinildiği gibi ticari işletme rehni özel bir rehin türü olduğundan rehnin kuruluşu, geçerliliği ve uygulanışı da bir takım özel kurallara tabidir. Ticari işletme rehni, ancak ticaret veya esnaf ve sanatkar sicilinde kayıtlı bir ticari işletme üzerinde tesis edilebilir. Ayrıca ticari işletme rehni tüm alacaklılar için değil, sadece tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi kuruluşları, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatiflerin alacaklarını teminen kurulabilir.

Rehin sözleşmesinin ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresindeki noter tarafından resmi şekilde düzenlenmesi, rehne dahil unsurların ayırt edilmelerini sağlayacak özellikleri ile birlikte liste halinde rehin sözleşmesine eklenmesi, rehin sözleşmesinin noterde düzenlendiği tarihten itibaren on gün içerisinde rehin veren ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret siciline tescilinin zorunlu olması bu rehin türünün diğer özellikli unsurlarıdır. Bu rehin türünde rehin hakkının sicile tescil ile doğmakta olduğu, dolayısıyla da tescilin kurucu nitelikte olduğuna dikkat etmek oldukça önemlidir.

Rehnin tescilinde alacaklının ticaret unvanı, açık adresi ve ikametgahı, alacağın Türk Lirası olarak miktarı, alacağın miktarı belli değil ise ticari işletmenin ne miktar için teminat teşkil edeceği, alacak faizli ise faiz oranı kaydolunur. Ticari işletme unsurlarının bir üçüncü kişinin borcu için teminat gösterilebilmesi de mümkün olduğundan, ticari işletmenin üçüncü kişinin borcu için rehnedildiği hallerde tescil, yine işletmenin kayıtlı bulunduğu sicile yapılır ve üçüncü kişinin ad ve adresi de sicilde gösterilir.

Ticari işletme rehni a) işletmenin ticaret unvanı ve işletme adını, b) işletmeye tahsis edilmiş menkul işletme tesisatını ve c) sınai hakları kapsamaktadır. Kanun rehnin unsurlarını açıkça belirlemiş olduğundan rehin veren işletmeye ait olsa dahi, gayrimenkul mallar ve alacak hakları ticari işletme rehninin konusunu oluşturamamaktadır.

Ticari işletme rehninin ticaret siciline tescil edilmesinden sonra rehin, yetkili ticaret sicil memuru tarafından markalar, patentler gibi sınai haklar için Türk Patent Enstitüsü’nce tutulan sicile; maden hakları için maden siciline; motorlu araçlar için nakil vasıtaları siciline, iş makinaları için ticaret odalarınca tutulan iş makineleri siciline ve işletmenin şubelerinin bulunduğu yer sicillerine bildirilecektir. Ticari işletmenin faaliyet gösterdiği gayrimenkul, işletme sahibine aitse yine sicil memuru tarafından yapılacak bildirim üzerine rehin, tapu kütüğünün ilgili sayfasındaki beyanlar hanesine de kaydedilecektir. Kanun hükümlerine göre rehin hakkının diğer sicillere bildirilmesi her ne kadar ticaret sicil memuru tarafından re’sen yerine getirilecekse de, uygulamacılara rehnin diğer sicillere bildirim süreçlerini de yakından takip etmeleri ve bu şekilde rehnin üçüncü şahıslar nezdinde aleniyet kazanmasını sağlamaları önemle önerilmektedir. Zira, diğer sicillere bildirimin yapılmaması rehnin geçerliliğini etkilemeyecekse de, rehnin aleniyetini üçüncü kişiler nezdinde güçleştireceğinden sürecin dikkatle izlenmesi tavsiye edilir.

Alacağı ticari işletme rehni ile güvence altına alınmış alacaklı rehin hakkını, ticari işletmeyi devralan herkese karşı ileri sürülebilir. Öyle ki iyiniyetli üçüncü kişiler de Kanun hükümleri kapsamında rehin alacaklısına karşı sınırlı bir koruma altındadırlar. Ancak rehinden haberdar olmaksızın ticari işletmenin sicil bölgesi dışındaki münferit unsurları üzerinde mülkiyet veya diğer ayni bir hakkı iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları Kanun ile korunmaktadır. Dolayısıyla Kanun, ticari işletmenin bulunduğu sicil bölgesinde rehin alanın sicilden doğan haklarını mutlak suretle korumakta, sicilin aleniyetini esas almaktadır.

Rehin ile temin edilmiş alacağın vadesinde ödenmemesi halinde yukarıda da değinildiği üzere rehin alacaklısı menkul rehninin paraya çevrilmesi suretiyle alacağını tahsil yoluna gidebilir. Ticari işletme sahibinin iflas etmesi durumunda dahi alacaklı menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, başlamış olan takibine devam edebilir ve rehinli menkulleri paraya çevirebilir. İflas ertelemesine tabi olan işletme sahibine karşı rehin alacaklısı menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçebilecek veya başlamış olan takibe devam edebilecekse de erteleme süresi boyunca rehinli alacaklının rehinli malları muhafaza altına alması veya bunların satışını talep etmesi mümkün değildir.

Kanun özünde, bir taraftan ticari işletme sahiplerinin iktisadi faaliyetlerine devam ederken ihtiyaç duydukları kredi olanaklarına kavuşabilmelerini, diğer taraftan da alacaklıların bu kendine özgü rehin türünde menfaatlerinin korunmasını amaçlamaktadır. Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ticari işletme rehni, uygulamada sıklıkla başvurulan bir teminat türü olmuş, Kanun’un eksiklikleri de yine uygulama ile zaman içerisinde ortaya çıkmıştır. Günün global şartları altında, yabancı para üzerinden borçlanmanın ticaret hayatında neredeyse standart bir uygulamaya dönüştüğü gerçeği karşısında, Kanun hükümlerine göre halen daha rehin alacağı Türk Lirası üzerinden beyan edilmekte, bu durum ticari işletme rehni uygulamasının en büyük sorunlarından birini teşkil etmektedir. Yabancı para üzerinden ipotek tesis edilebilmesine rağmen Kanun’un ilgili maddesi değiştirilmemiş olduğundan, bugün ticari işletme rehninin tescilinde alacağın Türk Lirası olarak gösterilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Yabancı para ipoteğinin mevzuatımızda kabul edilmesine neden olan gerekçe ve ihtiyaçların tamamının ticari işletme rehni açısından da geçerli olduğu dikkate alındığında, bu değişikliğin kanun koyucu tarafından bir an önce yapılması ve yasal düzenlemenin günümüz koşullarına uyarlanması acil bir ihtiyaçtır.

Temmuz 2016 sayısının 64.sayfasında yayımlanmıştır.











Yazarın diğer yazıları