Hukukumuzda zorunlu arabuluculuk uygulaması

1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren kanun uyarınca, artık ticari uyuşmazlıkların çözümü için de arabuluculuk kurumu bir ön şart olarak öngörülmektedir.

Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde arabulucuya başvurma zorunluluğu, ülkemizde bir süredir – bugüne kadar da sadece İş Hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklarla sınırlı olmak üzere – uygulanmakta iken, yeni yılın gelişi ile birlikte zorunlu arabuluculuğun uygulanma alanı genişletilmiştir. 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren kanun uyarınca, artık ticari uyuşmazlıkların çözümü için de arabuluculuk kurumu bir ön şart olarak öngörülmektedir. 

Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda arabuluculuk faaliyeti, “sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlanmıştır.
Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde arabulucuya başvurma zorunluluğu, ülkemizde bir süredir – bugüne kadar da sadece İş Hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklarla sınırlı olmak üzere – uygulanmakta iken, yeni yılın gelişi ile birlikte zorunlu arabuluculuğun uygulanma alanı genişletilmiştir. 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren kanun uyarınca, artık ticari uyuşmazlıkların çözümü için de arabuluculuk kurumu bir ön şart olarak öngörülmektedir.
Böylelikle hem iş hukukuna dair uyuşmazlıkların çözümünde hem de ticari uyuşmazlıkların çözümünde, zorunlu olarak arabulucuya başvurmak bir dava şartı haline gelmiştir. Arabuluculuğun zorunlu olduğu uyuşmazlıklarda, arabulucuya başvurmadan, dava yoluna başvurmak, artık mümkün değildir.
Bu yazımız ile sizlere hukukumuzdaki zorunlu arabuluculuk uygulamasını genel hatları ile sunmayı amaçlamaktayız.

İş Hukukunda Arabuluculuk Uygulaması
İşçi veya işveren alacağı, tazminat ve işe iade talebi ile açılan davalarda arabuluculuk bir dava şartıdır. Bu kapsamda ödenmemiş yıllık izin, fazla mesai ücreti gibi işçilik alacakları ile kıdem ve/veya ihbar tazminatı alacakları için dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bununla birlikte, hizmet tespiti gibi davalarda arabulucuya başvurma zorunluluğu yoktur. Benzer şekilde iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında da arabuluculuk zorunlu tutulmamıştır.
Arabulucuya başvurma konusunda, işe iade davaları önem arz etmektedir. İşe iadesini talep eden işçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamaması durumunda, bilahare son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekecektir.
Davacı tarafın başvurusu üzerine arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içerisinde sonuçlandırmak zorundadır. Bu süre ancak zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir.
Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Ayrıca işverenin yazılı belge ile yetkilendirdiği çalışanı da arabuluculuk görüşmelerinde işvereni temsil edebilir.
Arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların uzlaşmaları üzerine düzenlenen belge ilam niteliğindedir. Taraflar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları bu belge, ayrıca mahkemeden infaz için bir karar alınmasına gerek olmaksızın, icra edilebilir, uygulanabilir mahiyettedir. Böylece taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemeye gidilmeksizin sanki mahkeme tarafından hüküm verilmişçesine çözülmüş olur.
Geçerli bir mazeret olmaksızın taraflardan birinin ilk toplantıya katılmamasından dolayı arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, bilahare açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi, yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez.
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde arabuluculuk ücreti, ilgili ücret tarifesine göre ve aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları durumunda arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığınca karşılanır.
Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Uygulaması
Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilen davalar ile diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak artık bir dava şartıdır. Bir diğer ifade ile tarafların serbestçe tasarrufta bulunabilecekleri alacak, tazminat gibi konularda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmektedir.

Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içerisinde sonuçlandırmak zorundadır. Bu süre zorunlu hallerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Görüldüğü üzere, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk görüşmeleri için ayrılan süre, iş uyuşmazlıkları için ayrılan arabuluculuk süresinden daha uzun tutulmuştur. Zira doğası gereği iş hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklar, ticari uyuşmazlıklara nazaran daha seri ve kısa sürede çözümlenmek durumundadır.
Yukarıda bahsi geçen konular haricinde, ticari uyuşmazlıklar için öngörülen zorunlu arabuluculuğun özellikleri (arabulucuya ödenecek ücret, yargılama giderlerinden sorumluluk, arabuluculuk anlaşma tutanağının hükmü vs.) iş uyuşmazlıkları için öngörülen zorunlu arabuluculuk uygulaması ile paralellik göstermektedir.
Uzun yıllardan beri hukuki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanmak istenen arabuluculuk müessesesi, yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere öncelikle iş hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklarda uygulanmaya başlanmıştır. Uygulamaya geçildikten sonra yayınlanan istatistikler göstermiştir ki, kısa zamanda iş hukuku kapsamındaki uyuşmazlıkların mahkeme safhasına geçilmeksizin çözümlenmesinde önemli bir ilerleme kaydedilmiştir. Niteliği gereği ticari uyuşmazlıklar, arabuluculuk görüşmeleri çerçevesinde çözüme kavuşturulmaya en uygun olan uyuşmazlık türüdür. Bu doğrultuda, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ticari davalarda da uygulanmaya başlayan zorunlu arabuluculuğun tıpkı iş hukuku uyuşmazlıklarında olduğu gibi ticari ihtilaflarda da hukuki süreci hızlandırması beklenmektedir.

Ocak 2019 sayısının 84.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları