İflasta alacak kaydı

İflasın normal tasfiyesi, adi tasfiye usulüdür. Müflisin malvarlığının adi tasfiye giderlerini karşılayacağı anlaşıldığı takdirde müflisin iflas tasfiyesi adi usulde yapılır.

Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Yetkili mahkeme tarafından hakkında iflas kararı verilen gerçek veya tüzel kişi, müflis sıfatını alır ve hakkında iflas tasfiyesine başlanır.
İflasın normal tasfiyesi, adi tasfiye usulüdür. Müflisin malvarlığının adi tasfiye giderlerini karşılayacağı anlaşıldığı takdirde müflisin iflas tasfiyesi adi usulde yapılır.
İcra ve İflas Kanunu’nun (“Kanun”) 219.maddesine göre, tasfiyenin adi şekilde yapılacağının tespitinden sonra, bu husus hem yurt çapında dağıtımı yapılan bir gazetede hem de ticaret sicil gazetesinde ilan edilir. Bu ilanda da müflisten alacaklı olanların alacaklarını kaydettirmeleri ve alacaklarına ilişkin delillerini ibraz etmeleri için ilandan itibaren bir aylık süre verilir.
Önemle belirtmek isteriz ki, iflasın açıldığının ilan edilmesi ve alacak kaydı başvurularının alınması için iflas kararının kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Müflis, hakkında verilen iflas kararına itiraz ederek karara karşı istinaf yoluna başvurmuş olabilir. Bu nedenle henüz iflas kararı kesinleşmemiş olsa dahi iflas dairelerince iflas işlemlerine vakit kaybedilmeksizin başlanılmaktadır. Alacaklıların da alacak kayıt başvuruları incelemeye alınmaktadır.
Kanun’da öngörülen bir aylık süre zarfında müflisten alacaklı olduğunu iddia edenler müflisin iflas masasına başvurarak alacak kayıt talebinde bulunabilirler. Alacak kayıt talebi halihazırda vadesi gelmiş/ödenmesi gerektiği halde müflis tarafından ödenmemiş bir alacak için yapılabileceği gibi iflas tarihi itibariyle henüz vadesi gelmemiş bir alacak için de yapılabilir. Zira Kanun’daki iflas hükümlerine göre iflasın açılması ile birlikte müflisin iflas tarihi itibariyle vadesi gelmemiş olan alacakları da muaccel/ödenebilir hale geldiğinden, bunlar da alacak kayıt talebine konu olabilir.

Alacağın Kanun’da belirtilen bir aylık süre zarfında iflas masasına yazdırılması halinde, alacaklı, maktu olarak belirlenen ve esas itibariyle cüzi bir miktar olan masaya katılma harcını ödeyerek alacak kayıt başvurusunu gerçekleştirmektedir.
Alacaklı, bir aylık süre zarfında alacağını yazdırmamış olsa da iflasın kapanmasına kadar varlığını korumaya devam eden alacağını yazdırmak için iflas dairesine başvurabilir. Keza; Kanun’un 236.maddesi de zamanında kaydettirilmeyen alacakların iflasın kapanmasına kadar iflas masasına kaydedilebileceğini düzenlemiştir. Bununla birlikte gecikmeli olarak alacak kayıt talebinde bulunan alacaklının, gecikmeden doğan masrafları da ödemesi gerekecektir.
Gecikmeli olarak alacak kayıt talebinde bulunan alacaklının hangi masraflardan sorumlu tutulacağını, iflas dairesi belirlemektedir. Gerçekten de iflas idaresi, Kanun’un 219.maddesinde öngörülen bir aylık süre içerisinde başvuran alacaklıların alacak kayıt taleplerini değerlendirerek sıra cetvelini tanzim etmiş olabilir. Sıra cetveli tanzim edildikten sonra bir alacaklının gecikmeli olarak alacak kayıt talebinde bulunması sonucunda iflas idaresince sıra cetvelinin düzeltilmesi gerekebilir. Düzeltilmiş sıra cetvelinin de yeniden ilan edilmesi söz konusu olabilir. Bu şekilde sıra cetvelinin düzeltilerek ilan edilmesi için gerekecek masraftan da alacağını geç kaydettiren alacaklı sorumludur. Geç alacak kayıt talebinde bulunan alacaklıdan tahsil edilmektedir.

Alacaklılar, iflasın açıldığı tarihe kadar (var ise) işlemiş olan faizleri ile birlikte alacaklarının Türk Lirası olarak masaya kaydını talep ederler. Alacağın Türk Lirası üzerinden kayıt edilmesi, özellikle yabancı para alacağı söz konusu olduğunda önem arz etmektedir. Kanun, yabancı para alacaklarının ne şekilde kaydedileceği ile ilgili olarak özel bir hüküm öngörmemiş olsa da Yüksek Mahkeme, içtihatları ile bu konuyu düzenlemiştir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 12.5.2015 tarih ve 2014/5224 Esas – 2016/3582 Karar sayılı ilamından):
“Kabule göre, yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymette para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir.

İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.”
Emsal olarak sunduğumuz yukarıdaki Yargıtay kararı ışığında, iflasta alacak kaydı ile ilgili olarak aşağıdaki üç konu önemlidir:
Kanun’un 195.maddesi uyarınca iflasın açılması ile müflisin tüm borçları muaccel hale gelir ve bu alacaklar iflas masasına yazdırılır,
Hem yabancı para alacakları hem de Türk Lirası alacaklar, iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masrafları ana paraya eklenmek suretiyle alacak kaydına konu edilir, ve
Yabancı para alacaklarının Türk Lirası üzerinden iflas masasına yazdırılması gerekeceğinden yabancı para alacağı iflas tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek, iflas masasına öyle kaydedilir.

İflas masasına alacak kayıt talebinde bulunacak bir alacaklıya, alacak kayıt başvurusu sırasında ayrıca tebligatı kabule elverişli bir adresini bildirmesini ve iflas idaresi kararlarının kendisine tebliği için de iflas dosyasına masraf avansı yatırmasını öneririz. Her ne kadar Kanun’un 223.maddesinde yatırılacak masraf avansının tayininde Adalet Bakanlığı’nca çıkarılan tarifeye atıf yapılmaktaysa da uygulamada iflas daireleri genellikle kendi belirledikleri bir miktarın dosyaya masraf avansı olarak yatırılmasını talep etmektedirler. Gerekli masrafın yatırılması ve tebligat adresinin iflas masasına bildirilmesi halinde alacak kaydı yaptıran alacaklının alacağı ile ilgili olarak verilen kabul veya ret kararını iflas idaresi ilgili alacaklıya bildirmek zorundadır. Böylelikle alacaklının da alacağı hakkında alınan karara karşı kanun yollarına başvurma hakkı kendisine kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu nedenle, alacaklının herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına iflas prosedüründe kanaatimizce en dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de iflas dairesince bildirilen masraf avansının alacak kayıt başvurusu ile birlikte alacaklı tarafından yatırılması ve bu şekilde iflas idaresi kararlarının alacaklıya tebliğinin sağlanmasıdır.

Ekim 2018 sayısının 84.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları