Esra Bener Teoman

Esra Bener Teoman

Yaşama Dair

İzleyenler ile yaşamın içinde olanlar...

Orta yaşa gelmiş başarılı bir adam. Eşi ve çocukları ile mutlu olduğu bir ailesi var. Uluslararası bir kurumda üst düzey yönetici olarak çalışıyor. Konforlu bir yaşamı var...

Esra Teoman Bener
Koç/ Eğitmen
esra@adimkocluk.com
esra@siradisibasari.com

Hikaye 1
Orta yaşa gelmiş başarılı bir adam. Eşi ve çocukları ile mutlu olduğu bir ailesi var. Uluslararası bir kurumda üst düzey yönetici olarak çalışıyor. Konforlu bir yaşamı var. Artık emeklilik planları yapıyor. Hobileri var ve emekli olduğunda onlara daha fazla zaman ayırmayı düşünüyor. Karısıyla uzun seyahatler planlıyorlar...
Bir gün genç bir adam karşısına geliyor ve çok cazip bir teklif sunuyor. Bizim adam tam da emeklilik planları yaparken, her şey oturmuş gözükürken şöyle düşünüyor : “Şimdi ne gerek var maceraya, boş ver kabul etmediğini söyle ve rahatla”
Bu cazip teklifle biraz zihni karışsa bile hayır diyerek kurtuluyor. Ancak içinde hep bir parça kalıyor. Rahatı bozuluyor.

Yıllar sonra kendisine yapılan o teklifi düşünmeden hayır dediği için çok pişman oluyor ve yıllarca çocuklarına, torunlarına bu hikayeyi anlatıyor. Aslında en verimli olacağı dönemde emekli olmuştu. Konfor alanı içinde kalarak dışarıya adım atma cesaretini gösterememişti.

Kabul etseydim yaşamımın bir anlamı olacaktı! Ama artık çok geçti...

Hikaye 2
Genç, başarılı bir adam ile genç güzel bir kadın. Birbirlerine aşıklar ancak o dönemde kadın için bu ilişkiyi sürdürmesi ailevi nedenlerinden dolayı mümkün gözükmüyor. Ve kendince haklı sebepler öne sürerek o gün severek adamdan ayrılıyor. Birlikte kurdukları geleceğe ait hayalleri hayal olarak kalarak herkes kendi yoluna gidiyor.
Yıllar sonra sosyal medya aracılığıyla vaktiyle hayır dediği adamın her adımını izliyor. Başarılarını ve birlikte olduğu güzel eşini. Vaktiyle hayalini kurdukları yaşamın adam tarafından nasıl gerçekleştiğini izliyor. Sadece neler kaçırdığını görüp mutsuz olduğunu düşünüyor. Cesaret gösteremediği ve kendi yaşamını yaşamak yerine başkalarının onun için çizdiği yaşamı yaşadığı için derin bir pişmanlık duyuyor.
O adam ki şu anda ne tesadüf ki vaktiyle sevdiği kadının aynı ismi taşıyan şu anki eşiyle çok mutlu olmuş...

Vaktiyle vaz geçmiş olan kadın ise sadece izliyor...

Hikaye 3
Genç, güzel ve başarılı bir kadın kurumsal yaşamda hızla ilerliyor. İlerledikçe ve başarının tadını aldıkça tüm yaşamı iş oluyor. Gece, gündüz çalışıyor. Sosyal yaşamı çoğunlukla atlıyor. İş yaşamında ne kadar hızlı ve dakik ise, özel yaşamını da yıllarca bir o kadar erteliyor.

Bir gün bir bakıyor yıllar geçmiş ve kendini içinde tarifsiz bir boşluk ile yaşamını sorgularken buluyor.
Ne olmuştu?
Nasıl bu kadar hızlı akmıştı yaşam. Hiç farkında olmamıştı. Şu anda farkında olduğu tek gerçek bir tarafının boşluk hissi idi.

Tüm yaşamı iş olmuştu. Özel yaşamı ile iş yaşamı dengesini kaçırdığı için dengesi bozulmuştu. Kendisini işi olmadan ne yapacağını düşünmeden edemiyor. Ve şimdi özel yaşamını nasıl inşa edeceği hakkında en ufak bir fikri yoktu.

Şimdi nereden ve nasıl başlayacaktı? Ertelediği yaşamını....

Hikaye 4
Genç girişimci bir adam. Ailesi ona sürekli olarak profesyonel olarak çalışmanın nimetlerini anlatıyordu. Düzenli bir maaş, sigorta ve belirsizlikten uzak bir iş yaşamı. Oysa bu genç adam biliyordu ki kendisinde daha fazla bir şeyler vardı. Ancak ailesinin söyledikleri de hep kulağındaydı. Oysa o kadar da iyi bir fikri vardı ki. Bir harekete geçebilse hem çok tatmin olacak hem de çok doyumlu bir başarı elde edecekti. Girişimciliğini sadece aklına gelen bu fikrini her yerde anlatarak tatmin ediyordu.

Günlerden bir gün, iş çevresinden bir kişi bu fikri yaşama geçirdi ve çok başarılı oldu.

Hikayenin sahibi ise harekete geçmediği için sadece izlemekle ve konuşmaya devam etmekle kaldı...


Bu hikayeler benim çalışmalarım esnasında dinlediğim gerçek hikayeler. Çok tanıdık geliyor değil mi? Her birimiz bazen harekete geçmek, kendi yaşamımızı yaşamak, cesaret sahibi olmak ve konfor alanımızın dışına çıkmak konusunda kararsız kalabiliyoruz. Bazen bedel almaktan, eleştirilmekten, ertelemekten, korkularımızdan ve tembellik gibi sebeplerden yaşamda izleyici durumuna düşüyoruz.

Belirsizlikten korkuyoruz. Bilinen bizi her zaman mutlu etmese bile bilinen olması yüzünden daha cazip olabiliyor.
Konfor alanımızın dışına çıkabilmek. Bir şeylerden korkmadan cesaretle adım atabilmek. Ve en önemlisi de attığımız adımların sonuçlarının sorumluluğunu alabilme cesaretini gösterebilmek bizim yaşamın içinde olmamızı sağlar.

Yaşamın içinde olabilmek için kendimizi iyi tanımak önemli olduğu kadar değerlerimiz arasında merak, coşku, öğrenme arzusu ve yeniliklere açık bir zihin yapısı ile yaşamın içinde var olabiliyoruz.


Değerlerimiz doğrultusunda kendi yaşamlarımızın hikayeleri içinde yaşayacağımız cesur, mutlu günler diliyorum...

Kasım 2017 sayısının 82.sayfasında yayımlanmıştır.