Karbonhidratin zeka ile imtihanı

Karbonhidratlar enerji kaynağı olmalarının yanı sıra, canlılarda yapısal ve destekleyici element olarak da işleve sahip.

Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com

 Araştırmalara göre çocuk yaşlarda sadece karbonhidrat ağırlıklı beslenme zekanın gelişiminde yeterli performansı karşılayamayabiliyor. Erken yaşlarda et, balık ve süt ürünleri içermeyen beslenme alışkanlığı, ergenlik döneminde algılama performansının yeteri seviyeye ulaşmasına yardımcı olamıyor. Akıcı zeka ve kısa süreli bellek performansı normale göre daha düşük seyredebiliyor.

Her yeni yıl başladığında kendine yeni hedefler belirleyenlerin yüzde 80 ya da 90’ının ilk iki hafta içinde hedeflerinden vazgeçme eğiliminde olduğuna dikkat çeken Uzman Danışman Psikolog  Ani Eryorulmaz, “Belirlenen hedeflerden vazgeçmemenin altın kuralı alınan kararın ardındaki motivasyondur” diyor. Somut hedefler belirlemek ve onlara ulaşmak için belirli bir zaman dilimi içinde çaba göstermenin, hayat tatmininde en önemli formüllerin başında geldiğine de vurgu yapıyor.

 Belirlenen hedeflere ulaşma yolunda ilerlemeyi takip etmek de başarmanın ve ona paralel gelişmenin gerekli adımları olarak görülüyor.
 Kilo kontrolü ya da  sağlıklı beslenme ile ilgili kararlar, çoğu bilinçli kişinin yeni yıl hedefleri listesinde genellikle yer alıyor. Ve beslenmede dikkat edilmesi gereken gıdaların başına da genellikle makarna, pilav, pasta, börek, çikolata, tatlılar yerleşiyor. 
 
Karbonhidrat açısından zengin gıdaları, başımızı derde sokmadan, ağız tadı ile tüketebilmenin altın kurallarına pek çok farklı kaynakta rastlamak mümkün.  
Temel mesele; her şeyi kararı kadar yiyebilme iradesinde olabilmek.
 
Karbonhidrat kilo canavarı değil mi?
 
Patates, pirinç, makarna, bulgur, arpa, yulaf, buğday, mısır, meyve ve sebzelerin pek çoğu hem temel gıda hem karbonhidratça zengin besinler.. birinci dereceden temel enerji kaynağı... besinler özellikle bitkiselse karbonhidratça daha da zenginler...üstelik ulaşmak da ekonomik açıdan daha kolay. Günlük enerjinin en az %55'ini karbonhidrattan sağlıyoruz çoğunlukla.    Besinsel lif yapıda olanlarının sağlıklı yaşam üzerinde önemli işlevleri de göz ardı edilemez.
 
Gıda sanayisinde kıvam verici, tatlandırıcı, jel oluşturucu, yağları ikame edici, aroma ve renk kazandırıcı özelliğinden dolayı üreticilerin vazgeçilmez hammaddesi.
 
Toksik olmadıkları için kullanımları güvenli ve doğada parçalanabilir özellikte olduklarından çevre dostu.
 
Beyin dokusu, enerji için sadece karbonhidratları kullanıyor. Antiketojenik. Normalden az karbonhidrat alımında, kandaki glikoz miktarını düşürüyor ve enerji ihtiyacını karşılamak için yağ asitleri okside oluyor.
 
Karbonhidratların yeterli miktarda tüketimi su ve elektrolitlerin vücutta tutulmasını sağlıyor üstelik. Ayrıca sodyumun bağırsaklardan kana emilmesine yardım ediyor. Proteinin enerji için kullanılmasını önleyerek protein ihtiyacını azaltıyor. Besinsel lif olarak da günlük diyette önemli yere sahip. Bağırsak hareketlerini arttırıp, prebiyotik özellik gösteriyor, kan lipitlerini düşürücü etkisi de var.
 

Karbonhidratlar enerji kaynağı olmalarının yanı sıra, canlılarda yapısal ve destekleyici element olarak da işleve sahip.  Bazı karbonhidratlar ise eklemleri kayganlaştırıp, hücrelerin birbirine tutunmalarını sağlıyor.
 
Her şeyin aşırısı zarar
 
Aşırı karbonhidrat tüketimi ise vücutta yağa dönüşüp, kilo olarak geri döner bize.  Bölgesel yağlanma bedeni obeziteye kadar götürebiliyor ne yazık ki. Fazla yağlanma damar tıkanıklığı sorunlarına kadar ulaşıyor.
 
Fazla karbonhidrat alımı insülin direncine de neden olabiliyor. Bunun bir aşama sonrası ise diyabet riski.
 
Her besin grubundan yeteri kadar yemek, zekanın sigortası.
 
Araştırmalara göre çocuk yaşlarda sadece karbonhidrat ağırlıklı beslenme zekanın gelişiminde yeterli performansı karşılayamayabiliyor. Erken yaşlarda et, balık ve süt ürünleri içermeyen beslenme alışkanlığı, ergenlik döneminde algılama performansının yeteri seviyeye ulaşmasına yardımcı olamıyor. Akıcı zeka ve kısa süreli bellek performansı normale göre daha düşük seyredebiliyor.
 
Öte yandan Omega-3’ün gelişim üzerindeki etkisi, yeni doğan bebeklerde incelendiğinde, gözlemlenen şu ki; bebeklerde keskin görme fonksiyonunun, görsel objeleri tanımanın, bellek ve performans düzeylerinin düştüğünü gösteriyor. Dikkat ve problem çözme yeteneğini de büyük ölçüde etkiliyor.
Dengeli karbonhidrat alımı vücudu korurken, aşırı tüketimi de vücuda onarılmaz yaralar açabilecek kadar tehlikeli... Bu değerli besin kaynağının zeka ile imtihanı da her daim tartışmaya açık...

Ocak 2019 sayısının 34.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları