Prof.Dr. Semih Ötleş

Prof.Dr. Semih Ötleş

Gıda Kimyası

Kardiyovasküler hastalıklardan korunmada üzüm çekirdeği özütü

Bu makalede üzüm çekirdeği özütünün zengin proantosiyanidin içeriği ve bu içeriğin insan sağlığında özellikle kardiyovasküler hastalıklar konusunda nasıl etkileri olduğu, şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar baz alınarak irdelenecektir.

Prof.Dr.Semih ÖTLEŞ
Neslihan KAYA
Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi
Gıda Mühendisliği Bölümü

Özet

Üzüm tüketimi Dünya’da yaygın olan bir meyvedir. Ancak bilinmeyen ise, üzüm çekirdeğinin ne kadar zengin bir içeriğe sahip olduğudur. Bu sebeple bu makalede üzüm çekirdeği özütünün zengin proantosiyanidin içeriği ve bu içeriğin insan sağlığında özellikle kardiyovasküler hastalıklar konusunda nasıl etkileri olduğu, şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar baz alınarak irdelenecektir.

Giriş

Kardiyovasküler hastalıklar bulaşıcı olmamakla beraber ölüme neden olan ve günden güne artış gösteren nadir hastalıklardandır. Küreselleşme nedeni ile sadece gelişmekte olan ülkelerde değil düşük ve orta gelirli ülkelerde de yaygın olarak görülmektedir(WHO,2011). 2030 yılında yaklaşık olarak 23,3 milyon insanın kardiyovasküler hastalık sebebi ile öleceği tahmin edilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar içinde hipertansiyon, metabolik sendrom, dislipidemi gibi hastalıklar yer almaktadır(Nunes et al., 2016).
Hipertansiyon kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde en önemli risk etmenlerinden bir tanesidir. Aslında kan basıncı tedavisi ile yaklaşık olarak felçte 40 %, kalp krizlerinde 15% azalma sağlandığı gözlenmiştir (Pons et al.,2016).
Metabolik sendrom günümüz dünyasında hızla artış gösteren bir hastalıktır. Abdominal obezite(karın tipi şişmanlık), kandaki yağ değeri yüksekliği, düşük kan basıncında HDL konsantrasyonu, yüksek kan basıncı ve kanda yüksek şeker değeri metabolik sendromun ana sebepleridir. Bu sendrom insülin direnci, kötü glukoz kontrolü, aterojenik dislipidemi, oksidatif stress ile ilişkili ve kardiyovasküler hastalık riskini arttırıcı etkiye sahiptir (Edirisinghe et al.,2012).
Kısacası, kardiyovasküler hastalıkların ana sebebi hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenmedir (Montagut et al.,2014). Bu sebeplerin yanı sıra genetik etkiyi göz ardı etmemek gerekir (Nunes et al.,2016).
Bilindiği üzere, sebze ve meyve tüketimi kardiyovasküler hastalıkların ve kronik rahatsızlıkların görülme riskini azaltır. Özellikle kardiyovasküler hastalıkları önleyici olarak bir kaç gıdaya dikkat çekilir. Bunlar; kakao, çay, kırmızı şarap ve üzüm çekirdeğidir (Nunes et al.,2016).
Proantosiyanidinler doğada birçok meyve, sebze, çekirdek, çiçek ve kabukta bulunur. Proantosiyanidinler fenolik bileşiklerin oligomer ve polihidroksi flavan-3-ol polimerlerine verilen isimdir (örneğin; kateşin ve epikateşin) (Nandakumar et al.,2008). Bu bileşikler özellikle üzüm çekirdeği ve kırmızı şarapta bulunur. Birçok in vitro ve hayvansal deneme çalışmaları gösteriyor ki, proantosiyanidinlerin hipertansiyon, dislipidemi gibi kardiyovasküler hastalıklar üzerinde olumlu etkisi vardır (Nunes et al.,2016).
Üzüm çekirdeğinin bileşimi
Üzüm ürünleri yüksek fenolik bileşik içeriği ile bilinirler. Genel olarak fenolik asit, antosiyanin, basit ve karmaşık yapıda flavanoidler (antosiyanidin) içerir (Montagut et al.,2014). Bu içerdikleri polifenoller; özellikle sap, zar ve çekirdek kısmında toplanmıştır (Nunes et al.,2016).
Üzümde bolca bulunan flavanoid içeriği önemli bir biyoaktif bileşendir. Üzüm genellikle % 2-6 saptan, %5-12 zardan, % 80-90 sudan ve % 0-5 çekirdekten meydana gelir. Üzümden su elde edilme aşamasında küçük miktarda antosiyanin ekstrakte edilebilir. Fermantasyon aşamasında ise üzüm suyu proantasiyanidin, oligostillbene gibi biyoaktif bileşiklerden olan fenolik bileşikler bulundurur. Son ürün içeriği olarak üzüm sapı, çekirdeği, zarı içerirken % 70 oranında polifenol içerir (Nunes et al.,2016).

Üzüm çekirdeği % 40 lif, % 16 esansiyel yağ, % 11 protein, % 7 fenolik bileşik (tannin vb.) ve diğer bileşiklerden (şeker, mineral vb.) oluşur. Üzüm çekirdeği özütü, yaklaşık % 90 proantosiyanidinlerden oluşan önemli bir polifenol kaynağıdır (Nunes et al.,2016). Üzüm çekirdeği yüksek miktarda E vitamini, flavanoidler, linoleik asit ve oligomer proantasiyanidin içerir. Üzüm zarı, üzüm suyu ve şarap ise daha düşük konsantrasyonlarda bu bileşikleri içerirler (University of Maryland,2016).
Üzüm çekirdeği proantosiyanidinleri genellikle dimer, trimer ve monomer kateşinin yüksek polimerize oligomerlerini içerir. Bu proantosiyanidinler serbest radikalleri inhibe ederek askorbik asit ve E vitamininden daha başarılı antioksidan özelliği gösterirler (Nandakumar et al., 2008).
Süperoksit, hidrojen peroksit ve hidroksil radikalleri reaktif oksijen türleridir. Reaktif oksijen türleri, fizyolojik olarak bağışıklık sistemini ve iç dengeyi bozan reaksiyonları başlatan partiküllerdir. Bu mekanizma antioksidan enzimler (katalaz, peroksidaz, glütasyon vb.) tarafından kontrol edilir. Fazla reaktif oksijen üretimi antioksidanlarla olan dengeyi bozup oksidatif strese sebep olur. Oksidatif stres ise, kanser, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi bir çok hastalığın temelinde yer alır. Üzüm çekirdeği özütü ise bu reaktif oksijenleri bulundurduğu antioksidan özellikli bileşenler sayesinde uzaklaştırarak lipid oksidasyonunu engellerler (Garavaglia et al., 2016).
Antioksidanlar serbest radikalleri uzaklaştırırlar (özellikle hidroksil radikalleri) ve metal şelatasyonunu yapıp bağışıklık sistemini etkilerler. Böylece üzüm çekirdeği özütü oksidatif stresi azaltıp, LDL seviyesini düşürüp bir çok hastalığın gelişimini yavaşlatır (Garavaglia et al.,2016).
Üzüm zarı ve çekirdeğinin içerdiği proantosiyanidinler suda çözünebilir yapıdadırlar. Üzüm zarı, antosiyaninler ve flavonolları içerir. Çekirdek ise; flavan-3-ol monomerleri ve gallik asit türevleri içerir. Flavan-3-ol basit monomerleri (kateşin ve izomeri epikateşin); oligomer ve polimer moleküllerini (proantosiyanidin ) oluşturur (Nunes et al.,2016).
ABD’de günlük diyette polifenol alım miktarı yaklaşık olarak 100 mg/gün- 22% monomer, 16% dimmer, 5% trimmer, 30% polimer- olarak belirlenmiştir (Nunes et al.,2016).
Üzüm ve üzüm çekirdeğinin içerdiği biyoaktif bileşikler dış faktörlerden-iklim koşulları, coğrafik konum, olgunluk derecesi vb.- oldukça etkilenirler. Bunun yanı sıra biyoyararlılık açısından kişisel farklılıklar-genetik profil, bağırsak mikroflorasının kompozisyonu, günlük diyet- önemli bir etki yaratır (Nunes et al.,2016).
Proantosiyanidin metabolizması
Biyoemilim; vücuda alınan bileşiğin ne kadar sindirilebilir, hazmedilebilir, emilebilir ve metabolik sisteme ne kadar ulaşabilir düzeyde olması ile ilişkilidir. Biyoerişilebilirlik ise; sindirimdeki dönüşümü, bağırsaktaki epitel hücrelere ne kadar absorbe olabildiği yani biyoaktiflik ile ilişkilidir. Yani biyoemilim direkt olarak biyoerişilebilirliğe bağlıdır (Nunes et al.,2016).
Polifenolik bileşiklerin biyoemilim ile yapılan bir çok araştırmanın ortak sonucu olarak söyleyebiliriz ki; düşük absorpsiyon, dengesizlik gibi faktörler fenolik bileşiklerin biyoemilimini azaltıcı etki gösterirler (Nunes et al.,2016).
Biyoemilimi etkileyen en önemli faktörler bileşiğin kimyasal yapısı ve bileşenleridir. Bunun yanı sıra vücuttaki bağırsak ve sistemik etkenlerde mevcuttur. Sindirim aşaması fenolik bileşiklerin biyolojik aktivitesini değiştirebilir (Nunes et al.,2016).
Yüksek molekül ağırlıklı bileşikler (oligomer proantosiyanidin, karmaşık lipit vb.) parçalanma yaşamadan bağırsak hücrelerinden geçemezler. Biyoemilimi ise direkt olarak polimerizasyon dereceleri ile ilişkilidir. Polimerik yapı kolona kadar etkilenmeden geçip buradaki mikrobiyota sayesinde absorbe edilir ve idrar aşamasında ayrım sağlanır. Ağızdan alımdan sonra, oligomer polimerizasyonu yapısına bağlı olarak hücresel absorpsiyon sadece düşük dereceli polimerizasyon ile sınırlıdır. Yüksek dereceli polimerizasyon molekülleri sadece bağırsakta emilir. Dimerlerin emilim oranı % 5-10 arasındadır. Aslında bir çok proantasiyanidin bozulmadan kolona ulaşırlar. Buradaki mikroflora proantosiyanidinleri, sağlık açısından oldukça faydalı küçük metabolitlere dönüştürürler (Nunes et al.,2016).
Yapılan çalışmalarda dikkat edilmesi gereken önemli diğer konu uygulanan dozdur. İn vitro çalışmalarda kullanılan yüksek doz insanların günlük diyetlerinde aldıkları antioksidan miktarını yansıtmamaktadır. Sonuç değerlendirmesi bu kriterler göz önünde tutularak yapılmalıdır (Nunes et al.,2016).

Kardiyovasküler hastalıklardan koruma mekanizması

Kardiyovasküler hastalıkların birden fazla sebebi vardır. En önemli olana dikkat çekecek olursak karşımıza ateroskleroz çıkmaktadır. Ateroskleroz iç damar zarının zarar görmesi ile ilişkili olarak gelişir. Endotelyum (iç damar zarı); sadece fiziksel bariyer değil damar iç zar dengesinin sağlanmasında da aktif rol alır (Nunes et al.,2016).
Antioksidan içeriğine sahip gıdalar özellikle flavanoidler, serbest radikallerin uzaklaştırılmasını ve böylece kardiyovasküler hastalıkların gelişimini reaktif oksijen türlerine karşı savaşarak engellerler (Nunes et al.,2016).

Kan basıncı denemeleri

160 ve 175 g ağırlığındaki Wistar dişi fareleri, 22oC derecede 12 saat gündüz, 12 saat gece olacak şekilde laboratuvar ortamında bir hafta tutulduktan sonra iki gruba ayrılıp, birinci grup standart diyet ile beslenirken diğer grup kafeterya diyeti (bisküvi, tatlı vb.) ile beslenmiştir. 13 hafta sonrasında kafeterya diyeti uygulanan farelerde obezite görülmüştür. Bu grup kendi içinde 3’e bölünüp birinci grup koyulaştırılmış şekerli süt ile, ikinci grup 25 mg/kg üzüm çekirdeği prosiyanidin ekstraktı, üçüncü grup ise 50 mg/kg üzüm çekirdeği prosiyanidin ekstraktı ile beslenmişlerdir. Bu gruplardan alınan 6 fare 10 gün, diğerleri ise 30 gün bu şekilde beslenmiştir. Sonuç olarak 10 günlük beslenmeye tabi tutulan; obez olmayan farelerde kandaki insülin miktarı normal iken, obez olanlarda bu değer yaklaşık olarak 35 katı, 25 mg/kg üzüm çekirdeği prosiyanidin özütü ile beslenen farelerin ise 15 katı, 50 mg/kg ile beslenenlerinki ise 25 katı olarak bulunmuştur. 30 günlük beslenmeye tabii tutulanlarda ise çok benzer sonuçlara rastlanmıştır. Sonuçlardan anlaşıldığı gibi 25 mg/kg tüketimin optimal olduğu ve üzüm çekirdeğinden elde edilen prosiyanidin ekstraktı kandaki insülin seviyesini düşürücü etki yaptığı gözlenmiştir (Montagut et al.,2010).
Hipertansiyon hastası erkek fareler ile yapılan ve farklı üzüm çekirdeği özütü verilerek doz denemesi de hesaba katılan 10 haftalık denemeler sonucunda kan basıncı düzenlenmesi ve metabolik sendromun faktörlerinin azaltılmasınının sağlandığı görülmüştür. Günlük optimum dozun 375 mg/kg olduğu saptanmıştır. Üzüm çekirdeği özütü antihipertansiyon ajanı davranışı göstermiştir. Bunun yanı sıra endotelyum korunmasını ve rahatlamasını sağladığı kanıtlanmıştır. Bu da kardiyovasküler hastalıkların temelini oluşturan aterosklerozun önlenmesi sağlamaktadır (Pons et al., 2014).
Yapılan bir çalışmada; hipertansiyon hastası farelerin üzüm çekirdeği özütü alımının etkisi ile büyük tansiyonun düştüğü, oksidatif nitrik üretiminin arttığı ve damar iç zarının iyileştirici etki gösterdiği gözlenmiştir (Liu et al.,2012).
Başka bir çalışmada günlük 300 mg polifenolik bileşik içeren üzüm çekirdeği özütü hipertansiyon başlangıç ve 1.aşamada olan kişilere verilmiştir. Üzüm çekirdeği özütü verilen ve verilmeyen kişiler arasındaki ambulatuvar kan basıncında önemli bir düşüş gözlenmemiştir (Baiges et al., 2010).
Üzüm çekirdeği özütünün sağlıklı insanlarda kan basıncını etkilemediğini gösteren çalışmalarda mevcuttur. Metabolik sendrom ya da hipertansiyon olan kişilerde ise üzüm çekirdeği özütünün büyük tansiyonu düşürücü etki yaptığı gözlenmiştir (Nunes et al.,2016).
Plasebo kontrollü yapılan bir başka çalışmada başlangıç ya da hipertansiyon 1 aşamasında olan kişilere zengin polifenolik bileşen içeren üzüm çekirdeği özütü, 300 mg/gün miktarında verilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde ambulatuvar kan basıncında net bir düşüş gözlemlenmemiştir (Ras et al.,2013).
Teoride üzüm çekirdeği özütü hipertansiyon tedavisi için kullanılabilir. Çünkü antioksidanlar; damarı zarardan korurlar. Zarar görmüş damarın ise kan basıncı yüksek olur. Yapılan hayvan denemelerinde üzüm çekirdeği özütü kan basıncını düşürücü etki sergilemiştir. İnsan üzerindeki etkileri için daha denemelerin yapılması gerekmektedir (Tangney & Rasmussen, 2013).

Kandaki yağ denemeleri
Ateroskleroz ve kardiyovasküler hastalıklar aynı zamanda kandaki kolestrol seviyesi ile ilgilidir.
Üzüm çekirdeğinin polifenolik içeriğinin özellikle gallik asit, kateşin ve epikateşinin anti-hiperlipidemik etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu polifenoller pankreatik kolestrol esterlerini, pankreatik ve lipoprotein lipazlarını inhibe ederler. Ayrıca safra asidi kapasitesini bağlarlar, kolestrolün miseldeki çözülmesini azaltır ve LDL’yi oksidasyondan korur (Nunes et al.,2016).
Yüksek kolestrol seviyesine sahip 40 kişinin üzüm çekirdeği özütü, krom, ikisinin kombinasyonu ve plasebo olacak şekilde 2 aylık süreçlerinin sonucunda; özellikle üzüm çekirdeği özütü ve kromun bir arada kullanıldığı durumda toplam kolestrol seviyesi ve LDL seviyesi düşüşünde daha verimli sonuç alındığı gözlenmiştir (Nunes et al.,2016).
Bir başka çalışmada ise; fazla sigara tüketimi yapan 50 yaş ve üstü 24 erkek sağlıklı birey; üzüm çekirdeği özütünün lipit peroksidasyonu (kanda yağın parçalanması) üzerindeki etkisini gözlemlemek adına günde 2 kere 4 hafta boyunca 75 mg üzüm prosiyanidin özütü ve soya fasülyesi fosfatidilkolin içeren kapsüller tüketilmiştir. Üzüm çekirdeği takviyesi almayan bireylere göre alanların LDL kolestrol seviyesinin daha düşük olduğu görülmüştür (University of Maryland,2016).
Vinson ve Ark. 2002 yılında yaptıkları çalışmada; ateroskleroz hastası olan hamsterlarda üzüm çekirdeği özütü takviyesi ile; % 34 trigliserid seviyesinde, % 25 kandaki kolestrol seviyesinde ve kandaki lipit peroksidasyon seviyesinde düşüş yaşanmıştır (Vinson et al.,2002).
Baiges ve arkadaşlarının (2010) çalışmasında; obez farelerde ise üzüm çekirdeği özütünün trigliserid sentezini azaltıcı etki sağladığı gözlenmiştir (Baiges et al.,2010).
Razavi’nin 2013’te gerçekleştirdiği bir çalışmada; kırmızı üzüm proantosiyanidin özütü 52 başlangıç hiperlipidemi hastasında günlük 200 mg olacak şekilde 2 ay denenmiştir. Sonuç olarak; T-c, LDL-c ve okside düşük yoğunluklu lipoprotein miktarında azalma böylece de ateroskleroz ve kardiovasküler hastalıkların riskini azalttığı gözlenmiştir (Razavi et al.,2013).
Üzüm çekirdeği özütünün faydaları temelde antioksidan içeriği ile ilgilidir. Bu sayede hidroksi ve peroksi radikallerinden kurtulma, LDL’yi inhibe etme ve lipid azalması gibi bir çok aktivite gösterir (Nunes et al.,2016).
Endotelyal özellik
Endotelyal herhangi bir zedelenme ve aksama ateroskleroz gelişimine neden olur. Bu sebeple kardiyovasküler hastalıkları önlemek için zarar ve iyileşme dengesinin iyi sağlanması gerekmektedir. Genel olarak üzüm çekirdeği özütünün endotelyal iç tabakasının rahatlamasına yardım ettiği bilinmektedir (Nunes et al.,2016).
2010 yılında yapılan bir araştırmada; kalp krizi hastası ya da birden fazla kardiyovasküler risk taşıyan 50 kişi günlük 1300 mg olmak üzere 4 haftalık üzüm çekirdeği özütü takviyesine tabii tutulmalarının sonucunda, hipertansiyon gelişimine, antioksidan kapasitesine, lipid peroksidasoyonuna ve salgı mekanizmasına dair herhangi bir ipucu bulunamamıştır (Mellen et al.,2010).
Polifenoller enzimlerin( katalaz vb.) antioksidan aktivitelerini uyarırlar böylece damar iç yüzeyinde NADPH oksidasyonu azaltılır ve antioksidan savunmasına katkı sağlanır (Tangney & Rasmussen,2013).
İltihap giderici özellik

İltihap gelişimi ateroskleroz oluşumu ya da ilerlemesi için önemli bir etkendir. Ayrıca c-reaktif protein önemli bir kardiyovasküler hastalıklar ile ilgili iltihap göstergesidir. C-reaktif protein iltihap ya da doku zararı durumunda karaciğer tarafından üretilir (Nunes et al.,2016).
Başka bir çalışmada; üzüm çekirdeğinin c-reaktif protein, küçük tansiyon ya da kandaki yağ seviyesine herhangi bir etkisini gözlemleyememiştir. Üzüm çekirdeği özütünün büyük tansiyonu ve kalp atış hızını azalttığını gözlemlemiştir (Feringa et al.,2011).
Deneysel olarak incelendiğinde üzüm çekirdeği özütünün iltihap iyileştirici etkisi olduğu gözlenmiştir (Nunes et al.,2016).
Bunun yanı sıra göğüs kanseri ameliyatından sonra oluşan yaraların gelişimi açısından üzüm çekirdeği özütü verilen ve verilmeyen hastaların iyileşme süreleri arasında önemli bir fark olduğu fark edilmiştir (Vinson et al.,2002).

Sonuç
Üzüm çekirdeği önemli bir tarım-endüstri ürünüdür. Dikkat çekecek düzeyde insan sağlığına yararlı biyoaktif bileşen -proantosiyanidin- içeriğine sahiptir. Yapılan bir çok çalışma sağlığa olumlu etkileri olduğunu ispatlamaktadır. Ancak göz ardı etmemek gerekir ki yapılan bu denemelerdeki proantosiyanidin miktarı günlük diyette vücuda alınana oranla çok daha fazladır.
Araştırmaların sonucunda rahatlıkla söyleyebiliriz ki; üzüm çekirdeği özütünün tüketimi günlük diyette arttırılabilir. İnsan sağlığına oksidatif stresi azaltması gibi olumlu etkileri ve kardiyovasküler hastalıklardan koruma etkisi ile daha sağlıklı günlere uyanabiliriz.
Kaynaklar

1. Baiges, I., Palmfeldt, J., Blade, C., Gregersen, N., & Arola, L. (2010). Lipogenesis is decreased by grape seed proanthocyanidins according to liver proteomics of rats fed a high fat diet. Molecular and Cellular Proteomics, 9, 1499e1513.
2. Edirisinghe I., Randolph J., Cheema M., Tadapaneni R., Park E., Burton-Freeman B., Kappagoda T. (2012). Effect of grape seed extract on postprandial oxidative status and metabolic responses in men and women with the metabolic syndrome- randomized, cross-over, placebo-controlled study. Functional Food in Health and Disease,2(12):508-521
3. Feringa, H. H., Laskey, D. A., Dickson, J. E., & Coleman, C. I. (2011). The effect of grape seed extract on cardiovascular risk markers: A meta-analysis of randomized controlled trials. Journal of the American Dietetic Association, 111, 1173e1181.
4. Garavaglia J., Markoski M.J., Oliveira A., Marcadenti A. (2016). Grape Seed Oil Compounds: Biological and Chemical Actions for Health. Nutrition and Metabolic Insights 2016:9 59-64.
5. Liu, X., Qiu, J., Zhao, S., You B., Ji X., Wang Y., Cui X., Wang Q., Gao H. (2012). Grape seed proanthocyanidin extract alleviates ouabain-induced vascular remodeling through regulation of endothelial function. Molecular Medicine Reports, 6, 949e954.

6. Mellen, P. B., Daniel, K. R., Brosnihan, K. B., Hansen, K. J., & Herrington, D. M. (2010). Effect of muscadine grape seed supplementation on vascular function in sub- jects with or at risk for cardiovascular disease: A randomized crossover trial. Journal of the American College of Nutrition, 29, 469e475.
7. Montagut G., Blade C., Blay M., Fernandez-Larrea J., Pujadas G., Salvado M.J., Arola L., Pinent M., Ardevol A. (2010). Effect of grapeseed prosiyanidin extract (GSPE) on insulin resistance. Journal of Nutritional Biochemistry 21(2010) 961-967.
8. Nandakumar V., Singh T., Katiyar S.K. (2008). Multi-targeted prevention and therapy of cancer by proanthocyanidins. Cancer Letters 269, 378-387.
9. Nunes M.A., Pimentel F., Costa A.S.G., Alvers R.C., Oliveria M.B.P.P. (2016). Cardioprotective properties of grape seed proanthocyanidins: An update. Trends in Food Science & Technology, 57, 31-39.
10. Pons Z., Guerrero L., Margalef M., Arola L., Arola-Arnal A., Muguerza B. (2014). Effect of low molecular grape seed proanthocyanidins on blood pressure and lipid homeostasis in cafeteria diet-fed rats. Journal of Physiology and Biochemistry, 70, 629e637.
11. Ras R. T., Zock P. L., Zebregs Y. E., Johnston N. R., Webb D. J., & Draijer R. (2013). Effect of polyphenol-rich grape seed extract on ambulatory blood pressure in subjects with pre- and stage I hypertension. British Journal of Nutrition, 110, 2234e2241.
12. Razavi S. M., Gholamin S., Eskandari A., Mohsenian N., Ghorbanihaghjo A., Delazar A.,Rashtchizadeh N., Keshtkar-Jahromi M., Argani H. (2013). Red grape seed extract improves lipid profiles and decreases oxidized low-density lipoprotein in patients with mild hyperlipidemia. Journal of Medicinal Food, 16, 255e258.
13. Tangney C., & Rasmussen H. (2013). Polyphenols, inflammation, and cardiovascular disease. Current Atherosclerosis Reports, 15, 1e10.
14. University of Maryland Medical Center. (2016). Grape Seed [online] https://umm.edu/health/medical/altmed/herb/grape-seed.
15. Vinson J. A., Mandarano M. A., Shuta D. L., Bagchi M., & Bagchi D. (2002). Beneficial effects of a novel IH636 grape seed proanthocyanidin extract and a niacin-bound chromium in a hamster atherosclerosis model. Molecular and Cellular Biochemistry, 240, 99e103.?
16. WHO. (2011). Global status report on noncommunicable diseases 2010 [online] http:// www.who.int/nmh/publications/ncd_report2010/en/.

Aralık 2016 sayısının 85'nci sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları