Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Kaygı yaşamımızın ayrılmaz parçası mı?

Kaygı ne işe yarıyor? Ne yazık ki hiçbir işe yaramıyor.

Esra Teoman Bener

KOÇ/ Eğitmen
www.adimkocluk.com

Kaygı yaşamın içinde belki de en zor baş edebildiğimiz duygu durumudur.

O zaman kaygılanmamayı öğrenmemiz gerekecek.
Kaygılı yaşamak bizi yaşamda aciz, güvensiz ve başarısız yapar. Zira yaşamın içinde ilerlememizin önündeki en büyük engel kaygıdır.
Kaygı o kadar yaygın ki. Bazen artık kronik hale gelen kaygı yaşarız. Bir şeyleri sürekli kafamıza takar adeta zihnimiz çatlayacak kadar aynı felaket senaryolarını defalarca düşünür ve yorgun düşeriz. En sonunda karar verir ve en iyisi eyleme geçmemek deriz. Bir başka deyişle vaz geçeriz.
Oysa ki çoğunlukla kaygılandığınız durumlara baktığımızda yüzlerce durumun içinden sadece bir veya ikisinin gerçekleştiğini görürüz.

Mark Twain’in “Binlerce şey için kaygılandım. Ama hiçbiri gerçekleşmedi” cümlesi ne kadar doğru değil mi?

Yaşamın bir parçası, ayrılmazı hale gelmiş kaygılanmak ile nasıl baş edebileceğimizin yollarını bulmalıyız.

Kaygı duymak bazıları için tedbir anlamını taşıyabilir. Ancak kaygı ile tedbir arasındaki farkı iyi görmek gerekir.

Kaygı durumunda sürekli olarak nelerin nasıl olamayacağına dair bir beklenti var. Olayların nasıl aksayacağı veya nasıl ters tepeceği üzerine düşünmek yatar.

Kaygı durumunda sadece geçmişten getirdiğimiz bir takım yaşanmışlıkların olumsuz etkisi ile geleceğin gerçekleşmeyecek senaryoları vardır.
Kaygı durumundaki bir zihin şu anın içerisinde değildir.
“Ya bana ters konuşursa. İstediğim terfiyi alamayacağımı biliyorum. Sunumumu beğenmezlerse” gibi gerçekleşmemiş durumlar üzerine yoğunlaşılır.

Tedbirli davranmak ise gelen tehlikeyi görüp ona uygun stratejik olarak düşünebilmek ve önlem alabilmektir.

Tedbirli davranmak soruna gerçekçi bir yaklaşım getirerek nasıl olabileceğine odaklanabilmektir. Tedbirli davranmakta çözüm vardır.

Kaygı yıpratır. Tedbirli davranmak ise yaşamda kalmamızı ve devam etmemizi sağlar.

Kaygılanmak ne doğaldır ne de içgüdüseldir. Kaygı öğrenilmiş bir alışkanlıktır.
“Kaygılanırsam neler olabileceğini tahmin edebilir, böylece olacaklara önlem alırım ve daha az yıpranırım”. Evet bu da bir düşünce tarzı. Ancak kaygı daha çok kaygıyı getirir. Ve kaygı hiç bir çözüm getirmez.

Kaygı hiç de sanıldığı gibi iyi bir durum değil aksine sizi yetişkin birey olma halinden çıkaran yaşam içinde etkisiz hale getiren zararlı bir alışkanlıktır.

İlk adım olarak kaygı ile düşünmek arasındaki farkı iyice anlamak gerekiyor.
Senaryolardan, gerçeklere doğru ilerlemek ve aradaki farkı iyi görebilmek gerekiyor.

Kendinize şu soruyu sorarak başlayabilirsiniz.
Şu anda düşündüğüm bu düşünceler bana hizmet mi ediyor yoksa zarar mı veriyor? Kendinize bu soruyu sormayı alışkanlık haline getirdiğinizde göreceksiniz daha az kaygı duymaya başlayacaksınız.

Daha etkin daha çözümcü daha keyifli bir yaşam için kaygılanmaktan uzak yaşamak gerekiyor.

Yaşayacaklarımız konusunda kaygılanmadan ancak tedbirli davranarak daha kaliteli yaşayacağımız günler diliyorum.

Mayıs 2016 sayısının 68.sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları