Prof.Dr. Semih Ötleş

Prof.Dr. Semih Ötleş

Gıda Kimyası

Kocayemiş (dağ çileği) bileşimi ve insan sağlığına etkisi

Kocayemiş ya da dağ çileği; yaprak, kök ve meyveleri başta C vitamini ve fenolik maddeler olmak üzere çeşitli bileşenlerce zengin. Kocayemişin minerallerce de zengin olduğu, özellikle Ca, K, Mg, Na ve P minerallerinin yüksek oranda bulunduğu...




Semih Ötleş, Ahmet Şentürk
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü

Ülkemizde meyvesi Kocayemiş veya Dağ çileği olarak bilinen Arbutus unedo, fundagiller (Ericaceae) familyasından Akdeniz bölgesinde yetişen, yaprak dökmeyen küçük çalıdır ve meyveleri sonbaharda doğadan toplanmaktadır. Kocayemişin taze meyve olarak tüketimi çok yaygın değildir ancak yerel tarım toplumlarında alkollü içecek, reçel veya jole  üretimi için kullanıldığından büyük öneme sahiptir. Yapılan çalışmalarda kocayemiş meyve ve yapraklarının özellikle C vitamini ve antioksidanlarca zengin olduğu kanıtlanmıştır. Bu nedenle başta kanser ve kardiyovasiküler hastalıklar olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterebilmektedir.
1. Giriş
Genellikle çilek ağacı olarak bilinen Arbutus unedo L., fundagiller (Ericaceae) familyasından Akdeniz bölgesinde yetişen, yaprak dökmeyen küçük çalıdır. Akdeniz bölgesinin dışında Kuzey Afrika gibi yazların sıcak ve kışların yağışlı olduğu bölgelerde de yetişmektedir. Arbutus unedo ağacının meyvesi, Türkiye'de halk arasında Kocayemiş veya Dağ çileği olarak adlandırılmaktadır (Çelikel ve ark. 2008; Barros ve ark. 2010). Ülkemiz koşullarında genellikle Kasım – Mart aylarında çiçeklenmekte ve meyvelerini 12 ay gibi uzunca bir dönemde olgunlaştırabildiği için, yine sonbahar dönemde meyveleri doğadan toplanabilmektedir (Anon a, 2014). Meyveleri doğadan genellikle orman köylüleri tarafından toplanarak, sınırlı miktarlarda yöresel pazarlarda tüketicilere sunulmaktadır (Şeker ve ark. 2004). Bu meyve ortalama 2-3 cm çapında, küresel ve koyu kırmızı renktedir. Kocayemiş çok nadiren taze meyve olarak tüketilmektedir ancak yerel tarım toplumlarında alkollü içecek, reçel, jole veya marmelat üretimi için kullanıldığından büyük öneme sahiptir. Ayrıca bu ağacın yaprak, meyve ve köklerinin geleneksel tıpta kullanıldığı bilinmektedir. Meyvelerin antiseptik, diüretik ve laksatif etkisi olduğu kabul edilmekte, yapraklar ise damar büzücü, diüretik, üriner antiseptik, antidiyareik ve depüratif olarak kullanılmaktadır. Son dönemlerde ise özellikle yaprakların hipertansiyon, diyabet ve inflamatuar hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğine yönelik araştırmalar sürmektedir (Mendes ve ark., 2011; Oliveira ve ark., 2011; Afkir ve ark., 2008). 

Başta Akdeniz bölgesinde olmak üzere, yerel olarak yetişen, yabani veya yarı yabani bitkilerin insan sağlığına olan olumlu etkilerinin son zamanlarda daha çok farkına varılmaktadır. Bu bitkiler genellikle daha yüksek oranda biyoaktif bileşen ve besin ögeleri içermektedirler (Ruiz-Rodriguez ve ark., 2011). Epidemiolojik çalışmalar, sürekli olarak sebze ve meyve tüketiminin kanser ve kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski ile ters bir ilişki içerisinde olduğunu göstermiştir. Yani sebze ve meyve tüketerek bu hastalıklara yakalanma riski azaltılabilmektedir. Bu ürünlerin koruyucu etkisi C ve E vitamini gibi antioksidanlardan ve fenolik bileşiklerden kaynaklanmaktadır. Kocayemişin antioksidan içeriğine yönelik olarak da yapılmış birkaç çalışma mevcuttur (Barros ve ark., 2010; Oliveira ve ark., 2011). 
Yukarıda da bahsedildiği gibi polifenolik bileşikler kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde önemli roller üstlenmektedirler (Afkir ve ark., 2008). Bitki fenolikleri içerisinde en yaygın olarak bulunan grup ise flavanoidlerdir ve flavonlar, flavanoller, antosiyaninler ve izoflavonoidler gibi alt sınıflara ayrılmaktadırlar. Antosiyaninler ise birçok çiçek, meyve ve sebzede doğal olarak bulunan fenolik bileşiklerdir ve çiçek, meyve ve sebzelerin turuncu, kırmızı ve mavi renginden sorumludurlar. Toksik olmayan suda çözünür bu bileşikler beslenmenin yanı sıra antioksidan ve adipositokin gen ekspresyonunu düzenleyici etkisinden dolayı tıpta da büyük ilgi çekmektedir. Ayrıca bu bileşikler boya endüstrisinde sentetik pigmentlerin ikamesi olarak da kullanılabilmektedirler. Arbutus unedo gibi egzotik ağaçlar ve meyveleri ise bu tür bileşikler açısından büyük bir potansiyel göstermektedirler (Guimaraes ve ark., 2013).  
Ancak tüm bu olumlu özelliklerine rağmen kocayemiş meyvesinin tüketimi günümüzde hala pek yaygın değildir. Yurdumuzda, kültüre alınmış meyve türlerinin yanında kocayemiş gibi birçok meyve türü de yabani olarak yetişmektedir. Bu meyve türlerinin bir çoğunu üreticilerimiz tanımaktaysalar da, birçoğunun ticari olarak yetiştiriciliği yapılmamaktadır. Bu meyve türlerinin besin madde içeriği, en az kültüre alınmış meyvelerinki kadar değerlidir ve bunların kültüre alınmasıyla insan beslenmesine önemli katkılar sağlanabilecektir (Karadeniz ve Şişman, 2004). Ticari ekili alanların eksikliğinin başlıca nedenleri ise heterojenite ve yüksek üretim hızı ve iyi meyve kalitesi elde edebilmek için tanımlanması gereken kimlik bilgilerinin ve seleksiyonların eksiliğidir (Ruiz-Rodriguez ve ark., 2011). Kocayemiş doğada tohum ile çoğalan bir tür olmasına karşın, seçilmiş tipler açısından en uygun yöntemin çelikle çoğaltma olabileceği düşünülmektedir. Zor köklenen kocayemiş çeliklerine uygun büyümeyi düzenleyici maddenin seçilmesi ve konsantrasyonunun belirlenmesi gerekmektedir (Şeker ve ark., 2010).


2. Kocayemişin Fiziksel Özellikleri 

Özcan ve Hacıseferioğulları (2007) yaptıkları çalışmada Mersin (Lapa-Gülnar) bölgesinden toplanmış olgunlaşmış kocayemişin bazı fiziksel özelliklerini incelemişlerdir elde edilen sonuçlar  ise Tablo 1' de verilmektedir. 

    Tablo 2.1. Kocayemişin bazı fiziksel özellikleri (Ozcan ve Hacıseferiogulları, 2007)
 
Özellikler Değerler   
Hacim (cm3) 0.657 ± 0.051   
Yoğunluk  (kg/m3) 1146.43 ± 31.577   
Yığın yoğunluğu (kg/m3) 602.233 ± 3.954   
Porozite (%) 46.69 ± 1.416   
Terminal hız (m/s) 9.46 ± 0.469   
Sertlik (N) 8.83 ± 1.591  












3. Kocayemişin Kimyasal Bileşimi 

Mersin (Lapa-Gülnar) bölgesinden toplanmış olgunlaşmış kocayemişin kimyasal bileşimi Özcan ve Hacıseferiogulları (2007) yaptıkları çalışmada ortaya konmuştur ve elde edilen değerler Tablo 2' gösterilmektedir. 

    Tablo 3.1. Kocayemişin kimyasal özellikleri (Ozcan ve Hacıseferiogulları, 2007)
 
Özellikler Değerler   
Nem (%) 53.72 ± 2.10   
Ham protein (%) 3.36 ± 0.12   
Ham yağ (%) 2.1 ± 0.10   
Ham selüloz (%) 6.4 ± 1.10   
Enerji (kcal/g) 327 ± 13   
Kül (%) 2.824 ± 0.124   
pH 4.6 ± 0.10   
Asitlik (%) 0.4 ± 0.10   
Suda çözünür ekstrakt (%) 35.6 ± 2.30   
Alkolde çözünür ekstrakt (%) 19.16 ± 3.20   
Eterde çözünür ekstrakt (%) 3.0 ± 0.40   
Dimetil sülfit (µg/kg) 5.3 ± 0.60   
Esansiyel yağ (%) 0.02 ± 0.00  



















Madrid ve Salorino bölgelerinden 2007, 2008 ve 2009 yıllarında toplanmış kocayemiş örnekleri Ruiz-Rodríguez ve ark. (2011) tarafından analiz edilmiştir. Makro besin ögeleri açısından elde edilen sonuçlar Tablo 3' de  gösterilmektedir. Sonuçlardan anlaşıldığı gibi kocayemişte bulunan temel bileşenler nem ve karbonhidrattır ve bölgelere göre miktarlarında değişiklik gözlenebilmektedir. Bu durumda çevre şartlarının etkili olduğu söylenilebilir. 

Tablo 3.2. Kocayemiş örneklerinin makro besin ögeleri(g/100 g taze meyve) ve enerji değerleri (kcal/100 g)  (Ruiz-Rodríguez ve ark., 2011)


Ayrıca, yapılan bu çalışmada sükroz miktarının diğer meyvelere kıyasala düşük olduğu (0,34-0,48 g /100 g) saptanmıştır. 

Kocayemişin iyi bir diyet lifi kaynağı olduğu sonuçlarda görülmektedir. Bu meyvenin 100 g tüketilmesi durumunda erkeklerde lif ihtiyacının yüzde 42,6'sını kadınlarda ise yüzde 64,8'ini karşılayabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca, çözünür lif içeriği elma, şeftali, kayısı gibi pektince zengin birçok gıdanın çözünür lif içeriğinden yüksektir. 

Mineral İçeriği 

Özcan ve Hacıseferiogulları (2007) yaptıkları çalışmada kocayemişin mineral içeriği de belirlenmiş olup Tablo 4'de gösterilmektedir. Sonuçlarda Ca, K, Mg, Na ve P minerallerinin yüksek oranda bulunduğu görülmektedir. 
    Tablo 3.3. Kocayemişin mineral içeriği (Ozcan ve Hacıseferiogulları, 2007)
 
Mineral Değerler (mg/kg)   
Al 20.11 ± 2.69   
As 10.58 ± 6.47   
B 16.03 ± 2.12   
Ca 4959.02 ± 150   
Cd 0.19 ± 0.05   
Cr 2.41 ± 0.96   
Cu 1.65 ± 0.41   
Fe 12.15 ± 1.11   
Ga 0.47 ± 0.43   
K 14909.08 ± 1687   
Li 0.94 ± 0.15   
Mg 1315.57 ± 129.19   
Mn 4.44 ± 0.55   
Na 701.26 ± 80   
Ni 0.13 ± 0.14   
P 3668.56 ± 339.69   
Pb 0.51 ± 0.04   
Sr 5.10 ± 0.80   
Ti 0.16 ± 0.26   
V 16.63 ± 4.27   
Zn 8.09 ± 0.96  














Ruiz-Rodríguez ve ark. (2011) yaptıkları çalışmada ise yine Ca, K, Mg ve Na değerleri yüksek ve sırasıyla 49, 61-79, 72-9,56 ve 6,26 mg/100 g olarak bulunmuştur.  Ancak elde edilen değerlerin Özcan ve Hacıseferiogulları (2007) yaptıkları çalışmada elde edilen değerlerden düşük oldukları anlaşılmaktadır. 

C vitamini içeriği 

Valente ve ark. (2011), aralarında kocayemiş, mango, papaya gibi meyvelerin bulunduğu toplam 26 egzotik meyveyi C vitamini içerikleri açısından analiz etmişlerdir. Tüm bu meyveler içerisinde en yüksek C vitamini ihtiva eden meyve 117 mg/100 g düzeyi ile kocayemiştir. En düşük C vitamini (0,925 mg/ kg) ise kiwano da bulunmaktadır. 

Askorbik asit miktarları daha önce Çelikel ve ark. (2008) (97.8 - 280 mg/100 g) ve Ruiz-Rodriguez ve ark. (2011) (93.1 - 203.8 mg/100 g) yaptıkları çalışmalarda ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçların birbirinden farklı olması genotip veya coğrafi farklılık ile açıklanmaktadır. 




Uçucu madde kompozisyonu 

Portekiz'in kuzey batı bölgesinden toplanan kocayemiş meyvelerinin olgunlaşma aşamasında (ham, orta ve olgun aşamalarda iken) uçucu madde kompozisyonu analiz edilmiştir. Sonuçta uçucu madde fraksiyonunun temel bileşenini alkolün oluşturduğu bulunmuştur. Alkolden sonra en çok bulunan bileşenler ise sırasıyla aldehitler ve esterlerdir. En yaygın olarak bulunan uçucu maddeler ise  (Z)-3-heksen-1-ol, 1-heksanol, heksanal, (E)-2-heksenal ve heksil asetat'dır. Bu bileşenlerin ise olgunlaşma boyunca azaldığı görülmüştür. Bu durumun nedeninin lipoksigenaz enzim aktivitesinin azalmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. 

Antioksidan aktivitesi

Mendes ve ark. (2011), Bragança, Portekiz bölgesinden elde ettikleri kocayemişlerin meyvelerini ve yapraklarını antioksidan özellikleri açısından analiz etmişlerdir. Çalışma sonucunda tüm örneklerde antioksidan verimliliğinin yapraklarda meyveden daha yüksek olduğu ifade edilmiştir. EC50 değeri ve DPPH aktivitesi sırasıyla yapraklarda 0.318 ± 0.007 ve 0.087 ± 0.007 mg/mL ve meyve ekstraktında 2.894 ± 0.049 ve 0.790 ± 0.016 mg/mL olarak saptanmıştır. Toplam fenolik madde miktarı ise yapraklarda 170.3 mg GAE/g ve meyvede 16.7 mg GAE/g olarak tespit edilmiştir.  

Barros ve ark. (2010) Tras-os-Montes, Portekiz bölgesinden elde ettikleri kocayemişler üzerinde yaptıkları çalışmada ise DPPH aktivitesi 447.2 µg/ml ve indirge kuvvet EC50 değeri 410.80 µg/ml olarak saptanmıştır. 

Kocayemiş, dağ eriği (güvem) ve kuşburnu da bulunan fenolik bileşikler Guimaraes ve ark. (2013) tarafından analiz edilmiştir. Bu çalışmada kocayemişte en yaygın olarak bulunan bileşiğin (+) kateşin (13.51 mg/100 g) olduğu belirlenmiştir. Flavan-3-ols bileşiğinin ise bu üç meyve içerisinden en yüksek konsantrasyonun (36.30 mg/100 g) kocayemiş içerisinde bulunduğu bildirilmiştir. 

Oliveira ve ark. (2011) yaptıkları çalışmada kocayemişin olgunlaşma süreci boyunca antioksidan aktivitesi ve toplam fenol içeriğindeki değişimi analiz etmişlerdir. Çalışma sonucunda toplam fenol miktarının ham ve yarı olgun meyvede olgun meyveye göre daha yüksek olduğu bulunmuştur (ham meyvede 108 mg GAES/g kuru meyve, yarı olgun meyvede 111 mg GAES/g ve olgun meyvede 60 mg/g). Ayrıca bu çalışmada antioksidan aktivitesi ile olgunlaşma aşamaları arasında güçlü bir bağlantı olduğu açığa çıkmıştır. Ham ve yarı olgun meyvelerde EC50 değerleri en düşük düzeyde çıkmıştır. 

Pallauf ve ark. (2008), Salamanca, İspanya bölgesinden Kasım ayında elde ettikleri kocayemişin antioksidan kompozisyonunu incelemişlerdir. Tablo 3.4'de görüldüğü gibi kocayemiş çok iyi bir antioksidan kaynağıdır ve özellikle prosiyanidinlerce oldukça zengindir. Flavanoller içerisinde ise kuersetin grupları en yaygın olarak bulunmaktadır. 

Tablo 3.4. Kocayemiş meyvesinin antioksidan kompozisyonu (Pallauf ve ark., 2008)



Türkiye'de Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde yapılmış çalışmada ise Papuçoğlu ve ark. (2003) kocayemiş yapraklarının antioksidan aktivitesini incelemişlerdir. Yapraklar İzmir-Çiçekliköy' den elde edilmiştir. Çalışma sonucunda yaprakların flavanol glikozitleri ve tanninleri içerdiği bulunmuştur. Tanin ve flavanollerin serbest radikalleri yakalama kapasitelerinin çok güçlü olduğu ve insan sağlığı için özellikle koruyucu etkisi vurgulanmıştır. Yine aynı fakültede Kıvçak ve Mert (2001) yaptıkları çalışmada İzmir-Çiçekliköy'den mart, temmuz ve kasımda toplanan kocayemiş yapraklarının ?-tokoferol miktarı analiz edilmiştir. Sonuçta ?-tokoferol miktarının Mart ayında toplanan yapraklarda (0.01328% ) maksimum düzeyde olduğu bulunmuştur. İyi bir E vitamini kaynağı olduğu bilinen soya fasulyesinde bu değerin 0.051-0.0111% arasında olduğu bu nedenle A. unedo nunda yeni bir potansiyel kaynak olabileceği belirtilmiştir. 

Antimikrobiyal aktivite

Kocayemiş köklerinin su ve metanol ekstraktının antimikrobiyal aktivitesi Dib ve ark. (2013) tarafından incelenmiştir. Çalışma sonucunda ekstraktaların Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa bakterilerine karşı zayıf antimikrobiyal özellik gösterdiği ancak Escherichia coli bakterisine karşı antimikrobiyal özellik gösterebildiği kanıtlanmıştır. Ayrıca bu çalışmada köklerin fitokimyasal yapısı da incelenmiş ve kinon, antosiyanin, tanin ve flavanoidlerce zengin olduğu vurgulanmıştır. 

Benzer bir çalışmada Djabou ve ark. (2013) yaptıkları çalışmada Cezayir bölgesinden elde edilen A. unedo köklerinin antimikrobiyal özelliklerini araştırmışlardır. Çalışma sonucunda ekstraktların Gram-pozitif ve Gram-negatif bakterilere karşı 25 Ag/disk minimal inhibisyon dozajı ile çok iyi bir antimikrobiyal aktivite gösterdikleri kanıtlanmıştır. Bu sebeple A. unedo köklerinin doğal antimikrobiyal katkı maddesi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. 

Yaprakların antimikrobiyal özelliği ise Malheiro ve ark. (2012) tarafından incelenmiştir. Çalışmada Portekiz'de elde edilen 19 farklı genotipteki kocayemişlerin yaprakları kullanılmıştır. Hazırlanan yaprak ekstraktları dört Gram-pozitif bakteri (B. cereus, B. subtilis, S. aureus ve S. epidermis), iki Gram-negatif bakteri (E. coli ve P. aeruginosa) ve mayalara (C. albicans, C. krusei, C. parapsilosis ve C. glabrata) karşı test edilmiştir. Sonuçta ekstraktların tüm bakterilere karşı antimikrobiyel özellik gösterebildikleri ancak mayaların direnç gösterdikleri görülmüştür. Bakteriler arasında ise Gram-pozitif bakterilere karşı daha iyi aktivite göstermektedirler. 

4. Alkollü İçecek Olarak Tüketimi 

Arbutus unedo ağacı Yunancada Koumaria olarak ifade edilmekte ve bu meyvenin destilatı ise Koumaro içeceği olarak adlandırılmaktadır. Toplanan olgun kocayemişler 30-500 L kapasiteli ahşap varillere konularak fermantasyona bırakılır. Aşamalı olarak küçük miktarlarda su ilave edilir. Fermantasyon süresi genellikle 5-6 ay sürmektedir. Fermente ham maddeler destilasyon için 130 L kapasiteli damıtıcılara transfer edilir. Isıtmadan önce damıtıcılar buhar sızıntılarını engellemek amacıyla hamur veya cüruf ile sırlanmaktadır. Sonuç olarak desdilatlar su eklenerek yüzde 37-39 alkol seviyesine getirilir ve tüketimden önce 1 yıl dinlendirilmektedir. 

Soufleros ve ark. (2005) Koumaro içkisinin aromatik özelliklerini ve mineral kompozisyonunu incelemişlerdir. Örnekler Olympus dağının eteklerinden toplanmıştır. 19 tipik destilat örneği yerel üreticilerden tedarik edilerek 4°C' de karanlıkta muhafaza edilmiştir. Çalışma sonucunda etanol oranı ortalama yüzde 39.4 olarak bulunmuştur. 

Alkol kompozisyonları ve bunları yüksek konsantrasyonlarda olması destilata kendine özgü aromatik bir tat vermektedir. Yüksek konsantrasyonlardaki alkollerden en önemlileri izobutil alkol, butanol-1 ve amilik alkollerdir (Soufleros ve ark., 2005). 

González ve ark. (2011) yaptıkları çalışmada ise Galiçya, İspanya bölgesinden elde edilen kocayemiş meyveleri 3 aşamada fermente edilmektedir. Fermantasyonun ilk aşamasında meyveler kendi mikroflorası ile fermantasyona bırakılmakta, 2. ve 3. aşamalarda ise S. cerevisiae inokule edilmektedir. Daha sonra  fermente olmuş meyve pulpları destile edilir. Çalışmada üretilen içkinin etonol ve metanol oranları analiz edilmiş ve sonuçta yüzde 44.3 düzeyinde etonol bulunduğu bildirilmiştir. Metonol miktarının ise 320.5 g/hL  olduğu ve yasal düzenlemelere göre (EC 110/2008) belirlenmiş olan maksimum limitin (1000 g/hL) çok altında olduğu bu nedenle de güvenle tüketilebileceği ifade edilmektedir. 



5. Sağlık Etkisi

İçerisinde birçok biyoaktif bileşen içeren, özellikle de antioksidanlarca zengin olan meyveler başta kanser ve kardiyovasiküler hastalıklar olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterebilmektedir. Kocayemiş meyvelerinin ise antiseptik, diüretik ve laksatif etkisi olduğu kabul edilmekte, yaprakları ise damar büzücü, diüretik, üriner antiseptik, antidiyareik ve depüratif olarak kullanılmaktadır. Son dönemlerde ise özellikle yaprakların hipertansiyon, diyabet ve inflamatuar hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğine yönelik araştırmalar sürmektedir (Mendes ve ark., 2011; Oliveira ve ark., 2011; Afkir ve ark., 2008).

Nitrik oksit sentaz inhibisyonu ile indüklenen hipertansiyon, kalp ve böbrek fonksiyon bozukluğuna neden olmaktadır. Afkir ve ark. (2008) hipertansif sıçanlar üzerinde yaptıkları çalışma ile kocayemiş kökleri ve yapraklarını kullandıklarında bu olumsuz değişimlerin nasıl etkilendiğini gözlemlemişlerdir. Çalışmada kontrol grubuna günlük 40 mg/kg düzeyinde NG-nitro-l-arjinin metil-ester (L-NAME), diğerlerine ise buna ek olarak 250 mg/kg düzeyinde kocayemiş kök veya yaprak ekstraktından verilmiştir. Çalışma sonucunda 4 hafta boyunca L-NAME ile tedavi edilen sıçanlarda sistolik kan basıncının ve kardiyak otonom sinir duyarlılığın arttığı, su, potasyum ve sodyum atılımının ise azaldığı görülmüştür. Buna rağmen kocayemiş etkstraktları ile birlikte kullanıldığında sistolik kan basıncının düştüğü, otonom sinir sistemi duyarlılığının ve renal fonksiyonların ise normalleştiği gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar hipertansiyonun tedavisinde kocayemiş ekstraktlarının kullanımının renal ve kardiyovasiküler fonksiyonlar üzerinde önemli ve olumlu bir etkisi olduğunu göstermektedir. 

Bir başka çalışmada ise Mariotto ve ark. (2008) fareler üzerinde sulu kocayemiş ekstraktının kullanımı neticesinde akut akciğer inflamasyonunun önemli ölçüde zayıfladığını kanıtlamışlardır. 

6. Sonuç

Yapılan çalışmalar kocayemişin yaprak, kök ve meyvelerinin başta C vitamini ve fenolik maddeler olmak üzere çeşitli bileşenlerce zengin olduklarını göstermektedir. Kocayemişin minerallerce de zengin olduğu, özellikle Ca, K, Mg, Na ve P minerallerinin yüksek oranda bulunduğu bilinmektedir.  Ayrıca  bu meyve diyet lifi açısından da oldukça zengindir. İçerisinde barındırdığı önemli biyoaktif bileşenler dolayısı ile kanser ve kardiyovasiküler hastalıklar olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Ancak tüm bu olumlu özelliklerine rağmen kocayemiş meyvesinin tüketimi günümüzde hala pek yaygın değildir. Arbutus unedo ağacının kültüre alınması ve ülke çapında yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması durumunda insanlar tarafından daha çok tanınarak tüketiminin artması ve alkollü içecekler başta olmak üzere diğer işlenmiş ürünlerin üretimi mümkün hale gelebilecektir.  

7. Kaynaklar
Afkir, S., Nguelefack, T.B., Aziz, M., Zoheir, J., Cuisinaud, G., Bnouham, M. vd., 2008. Arbutus unedo prevents cardiovascular and morphological alterations in L-NAME-induced hypertensive rats Part I: Cardiovascular and renal hemodynamic effects of Arbutus unedo in L-NAME-induced hypertensive rats. Journal of Ethnopharmacology, 116, 288–295. 
Anon a.,2014. http://web.ogm.gov.tr/birimler/merkez/odundisiurun/Dkmanlar/bitkisel_urunler_sube_mudurlugu/BITKISEL%20URUNLER/KOCAYEMIS_X.pdf (Erişim Mayıs 2014)
Barros, L., Carvalho, A.M., Morais, J.S. ve Ferreira, I.C.F.R., 2010. Strawberry-tree, blackthorn and rose fruits: Detailed characterisation in nutrients and phytochemicals with antioxidant properties. Food Chemistry 120,  247–254. 
Çelikel, G., Demirsoy, L. ve Demirsoy, H., 2008. The strawberry tree (Arbutus unedo L.) selection in Turkey. Scientia Horticulturae, 118, 115-119.
Dib, M.E.A., Allali, H., Bendiabdellah, A., Meliani, N. ve Tabti, B., 2013. Antimicrobial activity and phytochemical screening of Arbutus unedo L. Journal of Saudi Chemical Society 17, 381-385. 
Djabou, N., Dib, M.E.A., Allali, H., Benderb, A., Kamal, M.A., Ghalem, S. ve Tabti, B., 2013. Evaluation of antioxidant and antimicrobial activities of the phenolic composition of Algerian Arbutus unedo L. roots. Pharmacognosy Journal 5, 275-280. 
Gonzalez, E.A., Agrasar, A.T., Castro, L.M.P., Fernandez, I.O. ve Guerra, N.P., 2011. Solid-state fermentation of red raspberry (Rubus ideaus L.) and arbutus berry (Arbutus unedo, L.) and characterization of their distillates. Food Research International 44, 1419–1426. 
Guimaraes, R., Barros, L., Duenas, M., Carvalho, A.M., Queiroz, M.J.R.P., Santos-Buelga, C. ve Ferreira, I.C.F.R., 2013. Characterisation of phenolic compounds in wild fruits from Northeastern Portugal. Food Chemistry, 141, 3721–3730. 
Karadeniz, T. ve Şişman, T., 2004. Giresun’da Yetiştirilen Bir Kocayemiş (Arbutus unedo L.) Tipinin Bitkisel Özellikleri. Alatarım, 3 (1): 43-45. 
Kıvçak, B. ve Mert, T., 2001. Quantitative determination of ?-tocopherol in Arbutus unedo by TLC-densitometry and colorimetry. Fitoterapia 72, 656-661. 
Malheiro, R., Sa, O., Pereira, E., Aguiar, C., Baptista, P. ve Pereira, J.A., 2012. Arbutus unedo L. leaves as source of phytochemicals with bioactive properties. Industrial Crops and Products 37, 473-478. 
Mariotto, S., Esposito, E., Paola, R.D., Ciampa, A., Mazzon, E.,Prati, A.C., vd., 2008. Protective effect of Arbutus unedo aqueous extract in carrageenan-induced lung inflammation in mice. Pharmacological Research 57, 110-124.  
Mendes, L., Freitas, V., Baptista, P. ve Carvalho, M., 2011. Comparative antihemolytic and radical scavenging activities of strawberry tree (Arbutus unedo L.) leaf and fruit. Food and Chemical Toxicology, 49, 2285–2291. 
Oliveira, I., Baptista, P., Malheiro, R., Casal, S., Bento, A. ve Pereira, J.A., 2011. Influence of strawberry tree (Arbutus unedo L.) fruit ripening stage on chemical composition and antioxidant activity. Food Research International 44, 1401–1407.
Oliveira, I., Pinho, P.G., Malheiro, R., Baptista, P. ve Pereira, J. A., 2011. Volatile profile of Arbutus unedo L. fruits through ripening stage. Food Chemistry, 128, 667–673. 
Özcan, M.M. ve Hacıseferioğulları, H., 2007. The Strawberry (Arbutus unedo L.) fruits: Chemical composition,physical properties and mineral contents. Journal of Food Engineering 78, 1022–1028. 
Pabuçoğlu, A., Kıvçak, B., Baş, M. ve Mert, T., 2003. Antioxidant activity of Arbutus unedo leaves. Fitoterapia 74, 597–599.
Pallauf, K., Rivas-Gonzalo, J.C., Castillo, M.D., Cano, M.P., ve Pascual-Teresa, S., Characterization of the antioxidant composition of strawberry tree (Arbutus unedo L.) fruits. Journal of Food Composition and Analysis 21, 273–281. 
Ruiz-Rodruguiz, B.M., Morales, P., Fernandez-Ruiz, V., Sanchez-Mata, M.C., Camara, M., Diez-Marques, C. vd., 2011. Valorization of wild strawberry-tree fruits (Arbutus unedo L.) through nutritional assessment and natural production data. Food Research International 44, 1244–1253. 
Soufleros, E.H., Mygdalia, S.A. ve Natskoulis, P., 2005. Production process and characterization of the traditional Greek fruit distillate "Koumaro" by aromatic and mineral composition. Journal of Food Composition and Analysis 18, 699-716.
Şeker, M., Akçal, A., Sakaldaş, M. ve Gündoğdu, M.A., 2010. Farklı Çelik Alma Dönemleri ile Oksin Dozlarının Kocayemişin (Arbutus unedo L.) Köklenme Oranı Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi. U. Ü. Ziraat Fakültesi Dergisi, 24, (1), 99-108.
Şeker, M., Yücel, Z. ve Nurdan, E., 2004. Çanakkale Yöresi Doğal Florasında Bulunan Kocayemiş (Arbutus unedo L.) Populasyonunun Morfolojik ve Pomolojik Özelliklerinin incelenmesi. Tarım Bilimleri Dergisi , 10 (4) 422-427. 
Valante, A., Albuquerque, T.G., Sanches-Silva, A. ve Costa, H.S., 2011. Ascorbic acid content in exotic fruits: A contribution to produce quality data for food composition databases. Food Research International 44, 2237–2242. 

Yazarın diğer yazıları