Prof. Dr. Mustafa Koç

Prof. Dr. Mustafa Koç

Gıda Politikaları

Küresel çikolata

Çikolatanın yaygın tüketimi 19’uncu yüzyılda sanayi devrimine uzanıyor. Modern sanayi toplumunda çikolata da, çay, kahve ve sigara türünden çok kârlı legal uyarıcılar ve kitlesel keyif ürünleri sınıfına giriyor. Her sınıf insanın tüketebileceği...

 

Profesör Dr. Mustafa Koç
Ryerson Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü
Toronto-Kanada
mkoc@ryerson.ca


        

Garip şey çikolata. Domates, patates, yer elması, ayçiçeği ve mısır gibi Amerika kıtasının keşfinden sonra dünyaya yayılan bir bitki. Maya ve Aztek kültürlerinde elitlerinin kullandığı kakao bitkisisin çekirdeklerinden yapılmış acı bir içecek olarak çikolatanın tarihi MÖ 1900’lere kadar uzanıyor. Theobroma Cocoa, Latince adıyla tanrıların yiyeceği, çok uzun yıllar ayrıcalıklı bir bitki ola gelmiş. Yoksulların hayal edemeyeceği bir içecek. Daha sonra Avrupa elitine sunulmuş. Kralların, kardinallerin içeceği olmuş. Kimi biraz süt, kimi biraz şeker katmış.
Çikolatanın yaygın tüketimi 19’uncu yüzyılda sanayi devrimine uzanıyor. Endüstri devrimi çikolatayı, kakao, kakao yağı, şeker, süt tozu ve başka katkı maddelerinden oluşmuş bir şekerlemeye dönüştürüyor.  Modern sanayi toplumununda çikolata da, çay, kahve ve sigara türünden çok kârlı legal uyarıcılar ve kitlesel keyif ürünleri sınıfına giriyor. Her sınıf insanın tüketebileceği bu yeni lezzet, modern sanayi toplumlarında eşitliğin ve demokratik tüketimin de sembolü oluyor. Parayı verdimi zengini de yoksulu da, Brahmini de paryası da gofretinin, kolasının, tadını çıkarabiliyor. Modern pazar toplumunun adalet anlayışı bu. Kurumsal kârlılık ve kitlesel erişilebilirliğin bir arada olması ham maddeninin olabildiğince ucuz olmasını gerektiriyor. Kakao üretiminin yüzde 39’unu gerçekleştiren Fildişi Sahillerinde kakao üreticilerinin çikolanın ne olduğundan haberleri olmamasının nedeni zevksizlik değil, yoksulluk.
Çikolatadaki sanayi devriminin İngiltere ve Amerika’daki önderleri Fry, Cadbury, Rowntree, veya Hershey gibi aile şirketleri. Ortak yanlarından biri de dindarlıkları. Çoğu Hristiyan Quakers mezhebi üyesi. Çalışanlarına daha temiz ve adil çalışma koşulları sağlamasıyla ünlü Cadbury ailesinin kurduğu bahçe şehir Burnsville, Hershey’in Amerika’da yarattığı Herhsey, Pennsylvania sanayi kentleri, işçilerine bahçeler arasında kurulmuş elektriği, suyu olan konutlar sağlamış, meyhanenin, sendikanın giremediği reformist kapitalizme örnekler oluşturmuş. Ama görünürdeki bu idealistliğe rağmen ucuz kakaoya duyulan iştah, kakao üretiminin, belirli iklimlerle sınırlı ve emek yoğun oluşu, kakao üretiminde çok uzun yıllar köle emeğinin kullanılmasına, aile tarımının egemen olduğu koşullarda bile kakao üreticilerinin acımasız sömürülmesine neden olmuş. 
Uluslararası Kakao Örgütü’nün verdiği bilgiye göre her bir dolarlık çikolata satışından üreticinin eline geçen bunun yüzde 6’sı. Yüzde 4 aracının payı, yüzde 3 şekere harcanıyor, hammaddenin işlenmesine ayrılan pay yüzde 12, geriye kalan yüzde 70 ise imalatçı ve perakendecinin elinde kalıyor. Kakao üretiminin yüzde 75i üç ülkede gerçekleşiyor. Fildişi Sahili üretimin yüzde 39’unu, Gana yüzde 20,4’ünü ve Endonezya yüzde 15,6’sını sağlıyor. Diğer belli başlı üreticiler Nijerya, Kameron, Ekvador ve Togo da toplam üretimin yüzde 19’unu karşılıyor (ICCO, 2010: 32). Üreticilerin yüzde 95’i küçük aile işletmeleri. Bunların büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yaşlı çiftçilerin, çocuk işçilerin egemen olduğu bir sektör (Parenti, 2008). Carol Off , kakao üretiminde duyulan yoğun iş gücü ihtiyacını karşılamakta komşu ülkelerden toplanıp getirilen çoğu 12 yaşının altında çocuk işçilerin, olağan üstü güç koşullarda zorla çalıştırıldıklarından bahsediyor.  ABD Devlet Bakanlığının 2000 yılında hazırladığı bir rapor, kişi başına 140 dolara satılan 15 bin kadar Mali’li çocuğun günde 12 saatlik vardiyalarla yılda kişi başına 135-189 dolara mukaveleli hizmete mahkum edildiklerinden bahsediyor (Off, 2007:133). Uluslararası kuruluşlar bu konuda çoğunluka sessiz kalmayı tercih ediyor.
 
Kaynak: ICCO 2010, Tablo 2 Sayfa 31 den uyarlanmıştır.
Fildişi Sahili gibi başlıca tek ürünle dünya pazarlarına giren ülkeler özellikle 1980’li yıllarda IMF ve Dünya Bankası baskıları ile sektörde çalışma koşulları, çevre koruma gibi alanlardaki düzenlemeleri ticaretin serbestleşmesi ve dış yatırımları teşvik amacıyla kaldırmak zorunda kalmışlar. Kemer sıkma politikaları ise tarımsal destekleme ve kırsal kalkınma projelerinin durmasına neden olmuş.  1980’lerden bu yana dünya pazarlarında Kraft, Mars, Nestle, Ferrero ve Hershey gibi çikolata ve şekerleme devlerinin, Cargill ve Archer Daniel Midland gibi küresel tahıl tekellerinin egemen olduğu kakao ticaretinde sadece küçük üreticiler değil dış borç girdabından kurtulamayan üretici ülkeler de kendilerine dikte edilen fiyatları ve koşulları kabul etmek zorunda kalmışlar. 2000’lerin başlarına kadar kahvede, şekerde, tropikal yağlarda, tütünde olduğu gibi, kakaoda da fiyatlar ciddi bir düşüş yaşamış (Tablo 1). Gitgide yoksullaşan yoksul üreticiler her yıl düşen fiyatlara rağmen daha çok üretim yaparak hayatta kalmaya çalışmışlar. Erozyon, doğanın tahribi, kimyasal atıklar, biyoçeşitlilik kimsenin umurunda değil. Bu aşamada ne toprağın dinlenmesine, ne sürdürlebilirlik ilkelerine, ne organik tarıma dikkat eden olmamış. Yarı köle yoksul çocuk işçiler, kaybolan sendikacılar ve gazeteciler, siyasi hırslar, silahlanma yarışı için talan edilen ürünler, bu konuda sessizliğini koruyan küresel kurumlar bu tablonun bir parçası. Küresel tekellerin ülkeden ülkeye değişen fiyat politikaları küçük üreticilere, yoksul devletlere fiyat konusunda pazarlık şansı tanımamış (Tablo 2). Aracı tüccarlarsa sadece taşeronluk yapabilmiş devlere.

Tablo 2- Kakao Üretici Fiyatları İndeksi (2000/01=100)
Yıl Brezilya Dominik Ekvator Kameron Fildisi Gana Nijerya Malezya ICCO
  Cumh/   Sahili    fiyatı
2000/01  100  100  100  100  100  100  100  100  100
2001/02  192  196  109  143  166  111  117  154  157
2002/03 234  259  160  225  174  167  109  189  171
2003/04  160  199  116  159  89  153  97  152  128
2004/05  130  134  115   78  134  94  144  125
2005/06  104  133  133  115  80  119  94  133  124
2006/07  118  157  168   87  110  93  148  139
2007/08  138  265  205   102  106  107  165  172
2008/09  163  225  179  159  129  143    160  186
Kaynak: ICCO 2010 Tablo 4, (Producer prices in constant terms), sayfa 33’den uyarlanmıştır.
Çikolata’nın devleri Kraft, Mars, Nestle ve Hershey çok güçlü de olsalar, kıyasıya bir küresel rekabette, küçük üreticilerin, tarım işçilerinin sorunlarından çok “bottom line” dedikleri kâr marjlarına odaklanmak zorunda. Rekabet ve temerküz el ele. 19’uncu yüzyılın büyük markalarından bir tek Hershey kalmış. Rowntree, 1969’da Mackintosh’la birleşmiş, 1988’de de Nestlé grubunun bir parçası olmuş. Cadbury 1969’da Schweppes’le ortak olmuş, 2007’de ayrılmışlar, 2010’dan beri Kraft’ın bir parçası. Kraft’ın Philip Morris’le 1988’de başlayan birlikteliği General Food’un daha sonra Nabisco’nun da Kraft grubuna dahil olmasıyla devam etmiş. 2003’de Altria’nın bir parçası olmuş. 2008’de Altria’dan ve Philip Morris’den ayrılmış. 2010’daki yıllık geliri 49 milyar doların üzerinde 127 bin çalışanı ve portföyünde binlerce  markası var.  Gıda sektörünün devlerinden Nestlé de büyük çikolata grubunda. 6 binin üzerindeki marka, 110 milyarlık yıllık gelir (2010) 281 bin çalışanıyla Nestlé nerede yok ki. Mars’ın 2010 gelirleri 30 milyar, çalışanı 70 bin; Hershey’in ise 5.7 milyar dolar geliri, 13 bin 700 çalışanı varmış 2010 yılında. Çikolata’nın devlerinin öyküsü eski bir Ajda Pekkan parçasını çağrıştırıyor: Kimler Geldi, Kimler...
ICCO’ ya göre ABD’deki satışlar kriter alınırsa, çikolata devleri arasında ilk onda Türkiye’den Yıldız Holding de bulunuyor. Türkiye bu konuda oldukça yeni ama çok hızlı ve hırslı atılımlar yapıyor. Yıldız Holding’in bir parçası olan Ülker grubunun yıllık 1.5 milyar dolarlık satışı 11 bin çalışanı olduğu tahmin ediliyor.  Ülker’in 2007 yılında İsviçre asıllı Godiva Chocolatier’i 850 milyon dolara Campbell Soup’dan satın alması küresel ekonomi gözlemcileri açısından çarpıcı bir haber olmuştu (Shwiff, 2007). Çikolata ve bisküvide Ülker’in ardından Eti’nin Türkiye pazarının büyük bir oranını kontrol ettiği iddia ediliyor. Oral’a göre 2008 itibariyle 1,4 milyar TL büyüklüğe ulaşan pazarın yüzde 50’yi aşkın bölümü Ülker tarafından kontrol edilmekte; onu Nestlé ve Eti izlemekte. Kraft (Milka), Ferrero, Şölen ve Unilever (Algida) pazarın diğer önemli oyuncuları arasında (Oral, 2010). Türkiye dışında artık sadece Türk asıllı marketlerde değil, pek çok yabancı süpermarkette bile Türkiye’den tanınan büsküvi, şekerleme ve çikolataları bulmak sürpriz olmuyor.

Şirket Net Satışlar 2011 (ABD $ milyon)
 
Kraft Foods Inc (ABD) 19,965
Mars Inc (ABD) 16,200
Nestlé SA (İsviçre) 12,808
Ferrero Group (Italya) 9,612
Hershey Foods Corp (ABD) 6,112
Chocoladefabriken Lindt & Sprüngli AG (İsviçre) 2,796
August Storck KG (Almanya) 2,205
Yıldız Holding (Türkiye) 2,095
Meiji Co (Japonya) 1,791
Arcor Group (Arjantin) 1,716
Kaynak: http://www.icco.org/about/chocolate.aspx
Türkiye’de çikolata tüketiminde hızlı bir artış gözleniyorsa da belli başlı çikolata tüketicileri arasında Türkiye’nin adı henüz geçmiyor. Gelişmiş ülkelerde yüzde 2 büyüyen çikolata pazarının Türkiye’de yüzde 10 büyüdüğü iddia ediliyor (Monster, 2008). En büyük çikolata tüketicileri (2009/2010) kişi başına 5,67 kg ile Belçika, ardından İsviçre (5,57 kg.), Almanya  (3,85 kg.), İngiltere (3,70 kg), Fransa (3,61kg). Kişi başına düşen tüketimde daha geri sıralarda olsalar da ABD (2,43 kg/kişi) ve Rusya (1,35 kg./kişi) sıralamada önde gelen ülkeler (Anga, 2010). ICCO’nun listesindeki ilk 15 kakao öğütücüsü ülkeler arasında da Hollanda (1’inci), Almanya (2’inci), ABD (3’üncü) ve daha az oranlarda Fransa, İspanya ve İngiltere gibi çikolata ticaretinin kaymağını yiyen Batılı ülkelerle, Fildişi Sahili, Malezya, Gana, Brezilya, Endonezya başlıca kakao üreticisi ülkeler olarak bulunuyor. İlk 15’de Belçika ve İtalya arasında 14’üncü durumda Türkiye’nin bulunması bu sektördeki yeni gelişmeleri yansıtması açısından anlamlı (Anga, 2010).
Çikolata uzun yıllar yabancı bir lezzet olagelmiş Türkiye’de. Daha çok İstanbul merkezli, küçük imalathaneler ve aile işletmeleri “bayramdan bayrama” yenen çikolataları hazırlıyormuş bu ilk yıllarda. Bunların belki de en bilineni 1924’te Todori Değirmencioğlu tarafından kurulan Elit Çikolata, “Elite Çikolata, Meyveli Şeker ve Karamela Fabrikası” adıyla İstanbul’da faaliyete başlamış. 1980’lerde Küçük ailesine geçen Elit Çikolata ve Şekerleme’nin Genel Müdürü Burak Halimoğlu, Türkiye’nin son yıllardaki küresel hedeflerinin sınırlarını yansıtıyor: “İhracatta en büyük pazarlar Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetler. İran ve Libya bizim için çok önemli pazarlar. İran en büyük müşterimiz. İran’a yaklaşık 2 milyon dolarlık bir ihracatımız var. Wallmart ile Brezilya ve Meksika’da da varız. Singapur, Tayland, Çin gibi ülkelerde de varız. 2012 yılı içerisindeki hedeflerimiz arasında Hindistan da var, çalışmalarımız devam ediyor.”
Todori Değrimencioğlu’nun çikolatayı tanıttıklarından biri de Konyalı Hamdi Kitapçı. 1970’lerde akıllardan çıkmayan reklam müziği “Çikolata, Şekerleme, Ender Yoksa Sakın Yeme” ile meşhur olan Ender çikolataları küresel ekonominin hızlı değişimine dayanamayan firmalardan biri. Şubat 2010’da Vatan Gazetesi krizde zor duruma düşen ve fabrikası boşaltılan Hamdi Kitapçı’nın “ev kiramı bile ödeyemeyecek hale geldim” diye yakındığını yazıyordu (Yüce ve Günay, 2010).
Türkiye’de çikolata üretiminde adı geçen firmalara baktığımızda, çoğunun Anadolu’dan kaynaklanan, helvacılıktan, şekercilikten veya ticaretten bir şekilde çikolata sektörüne kayan, küçük işletmeler şeklinde ortaya çıktıklarını görüyoruz. 1956’da kurulan Kent Gıda’nın gerisinde 1927’lere Diyarbakır’dan Mardin’e şekerlemeden helvaya uzanan bir tarih yatıyor. 2000 yılında Finans Bank’ı satın alan National Bank of Greece’e Eminönü’ndeki Ender İş Merkezi’ndeki ofisini bile ücret teklif etmesiyle haber olan Ender Kitapçı 1940’lara uzanan anılarında Anadolu ticaret sermayesiyle İstanbul sanayi sermayesi arasındaki erken bağlara ışık getiriyor. “Ailem ve ben çikolata işini Rumlar’dan öğrendik. Rahmetli babam Hamdi Kitapçı, Rum asıllı Dodori Değirmencioğlu ile Elit Çikolata'yı kurmuştu. İlk çikolata fabrikamız Tahtakale'de idi. Yanımızda 250 Rum çalışırdı. Benim en iyi arkadaşlarım da hep Rumlar olmuştur. Saint Benoit'da okurken bir aile gibiydik. Bay Dodori evine ne alırsa, bize de alırdı. Hatta hiç unutmam biz Konya’da yaşarken evimize buzdolabı ve yemek odası takımı gönderdi. 1940'lı yıllarda yemek odası takımı çok lükstü. Hatırlarım ne çok sevinmiştik.” Bugünün Anadolu sanayicisi sadece İstanbul’a değil, dünyanın dört limanına çıpa atıyor. Gaziantep’ten çıkan Şölen, Eskişehir’den doğan Eti ve Erden Gıda, Kırım muhaciri Ülker’ler, Samsun asıllı Melodi Çikolata (Uras, 2009), Konya asıllı Ender Çikolata bunların erken örnekleri.
Daha yakın yıllarda Eskişehir, Gaziantep ve Karaman gibi merkezlerin bisküvi, çikolata ve şekerlemede ihraç merkezleri olma çabası içinde olduklarını gözlüyoruz.  Karaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Toktay, Karaman'ın Türkiye'nin bisküvi üretiminin yüzde 30'unu gerçekleştirdiğini belirterek, 2011 yılında 4 kıtada 100'den fazla ülkeye yaklaşık 300 milyon dolarlık bisküvi, çikolata ve gofret ihracatı gerçekleştirdiğini duyuruyor.  Bunun yankısı Gaziantep’ten geliyor.  22 Mart 2012’de Dünya gazetesinde yazan Orhan Karadağ 2011 yılında 440 milyon dolar olan Türkiye çikolata ihracatının yüzde 24'ünün Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) bölgesindeki illerden yapılığını, sadece Gaziantep'in Türkiye ihracatındaki payının yüzde 21 civarında olduğunu duyuruyor. 
Küresel liglerde oynamanın, artan hammadde, yakıt ve şeker fiyatlarına rağmen kalite ve pazar tutturmanın bedeli maliyetten bir şekilde kısmak. Burak Öz’ün Birgün’deki çikolata işçilerinin şikayetlerini dile getirdiği yazısı buna güzel bir örnek: “Sabah saat 8.00’de işe başlarız. Mesai bitimi saati 18.00 ama saat 21.00’den aşağı eve gitmeyiz. Taşıma işi çıktığında sabaha karşı saat 3.00’lere kadar da çalıştığımız oldu. İstirahat nedir bilmiyoruz” (Öz, 2012).
Maliyeti düşürmenin bir başka yöntemi ise kaliteden taviz vermek. 2003 yılında hazırlanan İTO çikolata raporuna göre  “taklit mallar ile yapılan haksız rekabet, çikolata sektöründeki en önemli sorun”. “Kakao çekirdeği, ambalaj malzemeleri, yağlar gibi ithalata dayalı hammaddelerin yüksek maliyeti enflasyon ile birlikte üreticiyi ve tüketiciyi zor durumda bırakmakta.” (Palacıoğlu, 2003)
Bu konuda sektör içinden gelen uyarılar da konunun önemini yansıtıyor. “Yüksek kalitede ve az miktarlarda çikolata üretenler, seri üretimin kötü çikolata kalitesine neden olduğunu savunmaktadır. Bazı seri üretim çikolatalar, daha az miktarda kakao (pek çok durumda yüzde 7 gibi az bir miktarda) ve kakao yağı hariç yağlar içermektedir. Kötü fermente edilmiş ve/veya kavrulmuş çekirdekleri gizlemek üzere, ucuz çikolatalarda genelde bitkisel yağ ve yapay vanilya kullanılmaktadır.” (CKLT, 2012)
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Kemal Özer, bayramlarda sağlıksız koşullarda, hileli üretilen çikolata ve şekerlerin halk sağlığını tehdit ettiğini duyuruyor (Hürriyet Sağlık, 2007). “Amaç daha ucuza ve daha fazla satıp kâr elde etmek.…. Bazı üreticiler, maliyeti azaltmak adına çikolata yapımında kakao yerine keçiboynuzu, fındık kabuğu, leblebi tozu ya da soya unu kullanıyor, fazlaca şeker katabiliyor. Kakao yağı yerine ucuz mutfak atığı yağlar, margarinler kullanılabiliyor. Bazıları ise bayatlamış çikolata ve şekeri yeniden işleyip piyasaya sürebiliyor.”
Capital Online 2004’de eski markaların gıda sektöründe yerli ve yabancı devlerin portföylerinde toplanmasını haber yapıyor. O zamandan beri pek çok eski marka ya yok oldu ya da bize gençlik, çocukluk yıllarımızı anımsatan, yarı gerçekler olarak sektörün yeni egemenlerinin elinde toplanmaya başladı. Bazen insanın yüreği sızlıyor. Çocukken özene bezene topladığınız, sakız paketlerinden çıkan nadir kartları, sizden daha güçlü veya varlıklı birine kaptırdığınızdaki duyguya benzer bir his. Artık pek çok “start up” ların rüyası bir Hershey bir Nestlé olmak değil, işi kıvamına getirip uygun fiyata Nestlé’ye Hershey’e satıp yeniden başlamak. Onca yıl, onca emek, onca kavga ne için?
Garip şey çikolata. Hem tatlı hem acı. Hem cömert, hem acımasız: üretenlerine de, çalışanlarına da, patronlarına da, tüketicilerine de.  Kimimiz için kakao oranını bilmeden sevdiğimiz şemsiye çikolatamızda, özenle topladığımız yaldızlı çikolata kağıtlarında, yediğimiz ilk gofrette, kulaklarından başlayarak kemirdiğimiz tavşan çikolatalarda yaşayacak en güzel anılarımız. Carol Off gibi çikolatanın acı yanlarını hatırlatanlara kızacağız. Kimimiz, çoğumuzun adını bile telaffuz edemeyeceği artizan çikolatalarda arayacak mükemmeli, Afrikalı köle çocukların ızdırabını bu keyfin bedeli olarak normal karşılayacaklar.
Çikolata yarattığı tutkularla, neden olduğu ve yansıttığı adaletsizliklerle, çevreye verdiği tahriple, modern uygarlığın bir mihenk taşı olmaya devam ediyor.
Kaynaklar:
A İletisim. 2012. Elit Çikolata’nin Hedefi Yüzde 50 Büyüme. A İletisim. http://ailetisim.net/haberler/117-elit-cikolatanin-hedefi-yuzde-50-buyume adresinde erişildi.

Anga, Jean-Marc. 2010. The Future of the World Cocoa Economy: Boom and Bust? www.icco.org/pdf/Boom_and_Bust.pdf adresinde erişildi.
Balaban, Yasemin. 2006. İlk 3 Markanın Müthiş Rekabeti.  Capital Online, 01 Temmuz 2006. http://www.capital.com.tr/ilk-3-markanin-muthis-rekabeti-haberler/19000.aspx adresinde erişildi
Capital Online. 2004. Gıda Devleri Marka Topluyor. Capital Online, 01 Nisan 2004, Perşembe. http://www.capital.com.tr/gida-devleri-marka-topluyor-haberler/15117.aspx adresinde erişildi.
_____   CKLT ÇİKOLATA FABRİKASI http://cklt.com.tr/tr/cikolata-harmanlama.html adresinde erişildi.
Hürriyet. 2007. Bayramda çikolata alırken dikkat. Hürriyet Sağlık. 9 Ekim 2007, http://www.hurriyet.com.tr/saglik/7426487_p.asp adresinde erişildi.
ICCO. 2010. The World Cocoa Economy: Past and Present. International Cocoa Organization (ICCO). http://www.icco.org/Attachment.aspx?Id=0ef70571 adresinde erişildi.
Karadağ, Orhan 2012. Çikolata.  Dünya. 22 Mart 2012 Perşembe http://www.dunya.com/cikolata-149103h.htm adresinde erişildi.
Palacıoğlu, Sibel 2003. Çikolata Sektör Profili. İstanbul Ticaret Odası:  İstanbul.
KOBİ Bilgi Merkezi. 2012. Karaman'dan 4 kıtaya 300 milyon dolarlık bisküvi, çikolata ihracatı. 17.02.2012,  http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/karaman-dan-4-kitaya-300-milyon-dolarlik-biskuvi-cikolata-ihracati-h13671.aspx adresinde erişildi.
Monster.com.tr 2008. FMCG Sektörü Büyümeye Devam Ediyor Rekabet Artıyor. http://isveren.monster.com.tr/hr/insan-kaynaklari/sektor-bilgisi/ls-gucu-istatistik-ve-trendleri/fmcg-sektoru-buyumeye-devam-ediyor-rekabet-artiyor.aspx adresinde erişildi
Off, Carol. 2007. Bitter Chocolate: Investigating the Dark Side opf the World’s Most Seductive Sweet. Toronto: Vintage Canada/
Oral, Necdet. 2010.  Tarım ve Gıda Sektöründe Yabancılaşma. Karasaban. 3 Aralık 2010. http://www.karasaban.net/tarim-ve-gida-sektorunde-yabancilasma-necdet-oral/
http://www.birgun.net/workers_index.php?news_code=1327324676&year=2012&month=01&day=23 adresinde erişildi.
Öz, Burak. 2012.  Elit'in sendikalı işçileri acı çikolata mı yiyor? Birgün. 23 Ocak 2012. http://www.birgun.net/workers_index.php?news_code=1327324676&year=2012&month=01&day=23 adresinde erişildi.
Parenti, Christian. 2008. Chocolate's bittersweet economy: Seven years after the industry agreed to abolish child labor, little progress has been made. CNN Money, 15 Şubat 2008. http://money.cnn.com/2008/01/24/news/international/chocolate_bittersweet.fortune/ adresinde erişildi.

Sabah. 2000. Ender Kitapçı'nın Yunan bankası jesti. Sabah, 28 Ocak 2000, Cuma http://arsiv.sabah.com.tr/2000/01/28/e05.html adresinde erişildi.
Shwiff, Kathy. 2007. Campbell to Sell Candy Maker Godiva To Turkish Firm. Wall Street Journal . 21 Aralık 2007. http://online.wsj.com/article/SB119818963262443133.html?mod=rss_whats_news_us adresinde erişildi.
Yüce, Cahit ve Günay, Meltem. 2010. Dost kazığı yedim Vatan, 14 Şubat 2010. http//haber.gazetevatan.com/Dost_kazigi_yedim.287422/2/Haber adresinde erişildi.