Dr. Cem Toker

Dr. Cem Toker

Renklerin mucizesi

Lythraceae familyasına ait olan;

Lythraceae familyasına ait olan nar (Punica granatum L.) meyvesi merkezi Asya Kıtası (Doğu Asya) olmak üzere Akdeniz ülkeleri, Amerika ve Güney Afrika kıtalarından tüm dünya’ya yayılmıştır.

Dr. Cem TOKER

T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Bornova-İZMİR.
c.toker@zae.gov.tr

M.Ö. 4000 yılından günümüze kültüre alınarak yetiştirilen nar, dünya tarihinin en eski tarım ürünlerinden birisidir (LEVIN, 2006). Çok yıllık, çalı formunda, kuvvetli kök sistemi olan nar, deniz seviyesinden 1000 m yüksekliğe kadar her türlü toprak tipinde ve ılıman iklimlerde yetişebilmektedir. Meyveleri 5-12 cm çapında olan narın tane rengi beyazdan koyu kırmızıya kadar değişebilmekte olup tadı çeşide bağlı olarak mayhoş, ekşi ve tatlıdır (NEWMAN ve ark., 2007). Devlet İstatistik Enstitüsü 2014 yılı verilerine göre ülkemizde 397 bin 335 ton nar üretilmiştir. Üretim yoğun olarak sırası ile Akdeniz (129.338 ton), Ege (93.235 ton) ve Güneydoğu Anadolu (72.143 ton) Bölgelerinde yapılmıştır (ANONYMOUS, 2016). Ülkemizde ekim ayında meyve veren nar çoğunlukla taze, meyve suyu, nar ekşisi, nar çekirdeği yağı ve nar kabuğu çayı olarak tüketilmektedir.

Nar, B1, B2, B3, B6, B9, C, E ve K vitaminlerini, potasyum, kalsiyum, sodyum, fosfor, magnezyum, demir ve çinko minerallerini, lifleri ve organik asitleri içermektedir (USDA, 2016). Meyvenin kendine özgü aroması hekzanal, hekzanol, Z-3-hekzenol, ß-pinen, limonen, ?-terpineol ve ß-karyofilen uçucu bileşenlerinden oluşmaktadır (MAYUONI-KIRSHINBAUM ve PORAT, 2014).

Nar, fenol, flavonol, antosiyanin, tanin ve kompleks polisakkaritlerden oluşan sağlık için önemli zengin biyoaktif bileşenlere sahip bir meyvedir. Meyvede delfinidin-3,5-diglikozid temel antosiyanin olup bunun yanında delfinidin-3-glikozid, siyanidin-3-glikozid, siyanidin-3,5-diglikozid, pelargonidin-3-glikozid ve pelargonidin-3,5-diglikozid bulunmaktadır (ELFALLEH ve ark., 2012). Temel olarak sitrik ve malik asit olmak üzere askorbik, oksalik, süksinik, fumarik ve tartarik asitlerden oluşan zengin organik asit içeriğine sahiptir. Majör olarak glukoz ve fruktoz şekerlerini, minör olarak sukroz, maltoz ve arabinoz şekerlerini içermektedir. Nar yapısında, flavonoller (kuersetin, kamferol, mirisetin), flavonlar (luteolin, apigenin, krisin) ve flavanonlar (naringenin, hesperidin, eriodiktol) bulunmaktadır (MAYUONI-KIRSHINBAUM ve PORAT, 2014; SANCHEZ ve CARBONELL-BARRACHINA, 2011; VIUDA-MARTOS ve ark., 2010). Meyve, yağların vücutta metabolik olarak yakılmasını hızlandıran metiyonin aminoasitini aynı zamanda valin ve prolin aminoasitlerini içermektedir (NEWMAN ve ark., 2007). Hidrolize olabilen taninler açısından zengin olan nar punikalin, pedunkulajin ve punikalajin içermektedir (PRAKASH ve PRAKASH, 2011). Nar’da hidroksibenzoik asit (gallik ve ellagik) ve hidroksisinnamik asit (klorojenik, kafeik, ferulik ve p-kumarik asit) fenolleri bulunmaktadır. Meyve, çeşit ve olgunluğa bağlı olarak 1775, 4-3547,8 mg/100g arasında değişen yüksek polifenol konsantrasyonuna sahiptir. Nar’ın çekirdek kısmında bulunan yağı majör olarak punisik asit olmak üzere linoleik ve linolenik yağ asitleri gibi çoklu doymamış yağ asitlerini, oleik, stearik, eleostearik, palmitik, katalpik, gadoleik, araşidik ve behenik yağ asitlerini içermektedir. Nar çekirdek ağırlığının % 12-20’si nar çekirdek yağını oluşturmaktadır. Nar çekirdeğinde, isoflavonlar (genistein, daidzein, glistein), fitoöstrojenler (estron, estriol, estradiol, kumestrol), fitosteroller (stigmasterol, sitosterol) ve skualen bulunmaktadır (JOHANNINGSMEIER ve HARRIS, 2011; VIUDA-MARTOS ve ark., 2010). Nar, beyinde epifiz bezinden salgılanan vücutta uyku düzeni başta olmak üzere birçok fizyolojik dengeyi sağlayan indolaminleri (seratonin (8-12 µg/g), melatonin (13-29 ng/100 g), triptamin (4-9 µg/g)) içermektedir (BADRIA, 2002). Meyve zengin fitokimyasal içeriğinden dolayı yüksek antioksidan kapasiteye (oksijen radikal absorbans kapasitesi (ORAC) 44.79 µmol/g) sahiptir (USDA, 2016b).

Nar; tanin, flavonol, alkaloid, triterpen, steroid ve organik asitlerden oluşan fitokimyasal içeriğine bağlı olarak antidiyabetik, antineoplastik (tümör gelişimini önleyeci), antikanserojen (göğüs, prostat, akciğer, kolon, cilt ve serviks), antidiyarel, antiviral, antibakteriyel, antihelmintik (bağırsak parazit ve solucanlarını yok edici), antiinflamatuvar etki ile birlikte immün modülasyon (bağışıklık sistemini düzenleyici), alzheimer, AIDS, erkek infertilitesi, hipolipidemik, kardiyovasküler, sindirim sistemi ve yaşlanmaya bağlı hastalıklar üzerinde önleyici ve iyileştirici özellik göstermektedir (BHOWMIK ve ark., 2013; JOHANNINGSMEIER ve HARRIS, 2011; MIGUEL ve ark., 2010; NEWMAN ve ark., 2007).

Meyvenin antioksidan etkisi özellikle içeriğindeki antosiyaninler, fenolik bileşenler ve hidrolize olabilen taninlerden (punikalin, pedunkulajin ve punikalajin) kaynaklanmaktadır. Nar, yüksek antioksidan aktivitesine bağlı olarak yanlış beslenme alışkanlıkları, çevresel toksinler, pestisitler ve aşırı güneş ışığına maruz kalma sonucunda vücutta oksidatif hasara yol açarak başta erken yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin oluşumunu önlemektedir (BHOWMIK ve ark., 2013).

Nar içeriğindeki flavonoller, vücutta endotel hücrelerden nitrik oksit sentezinin stabilizasyonunu bozarak Endotelin-1 (ET-1) salgılanmasını artırıp vazodilatasyonu (damar genişlemesi) azaltarak hipertansiyonu ve tansiyona bağlı organ hasarını önlemektedir. Arteriyel sertliğe neden olan inflamasyon varlığının göstergesi tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-?)’yı inhibe ederek antioksidan etki göstermektedir (NAYA ve ark., 2007; NEWMAN ve ark., 2007). Meyve, karaciğerden salgılanan anti-aterosklerotik aktivite gösteren serum paraoksonaz-1 enziminin (PON-1) HDL’ye bağlanmasını artırarak aterosklerozu (damar sertliği) başlatan ve ilerleten okside lipid seviyesini azaltmakta (LDL’nin lipid oksidasyonunu inhibe ederek), endotel ve vasküler duvar hücrelerinde ekspresyonu ve antioksidan aktiviteyi sağlayan serum paraoksonaz-2 (PON-2) enzimini artırmaktadır. Makrofajların LDL alımını, arter duvarlarında lipid birikimini ve yüksek trigliserite bağlı olarak gelişen karotis arter hastalığında karotis sistemde (kalpten beyni besleyen damar sistemi) intimal kalınlaşmayı azaltmaktadır. Yapılan klinik çalışmalar sonucunda tüm bu pozitif etkilerin vücutta görülebilmesi için günlük 240 ml nar suyu alınması tavsiye edilmektedir (HOUSTON, 2012).

Düzenli nar tüketimi, günümüzde gerek genetik gerek vücut ritmini bozan dış etkenlere bağlı ortaya çıkma riskinin yüksek olduğu diyabet ve diyabete bağlı ikincil hastalıkları meyve yapısındaki fenolik asit (ellagik ve gallik asit), flavonol (kuersetin) ve tanin (punikalajin) fitokimyasallarına bağlı olarak önlemektedir. Yapılan klinik çalışmalar, hiperlipidemili diyabet hastalarında 8 hafta boyunca 40 g/gün konsantre nar suyu tüketiminin, toplam kolesterol, LDL, LDL/HDL oranı, trigliserit/HDL oranını düşürdüğü gözlemlenmiştir (ESMAILLZADEH ve ark., 2006). Diğer bir klinik çalışmada, diyabet hastalarına 3 ay boyunca 50 ml/gün nar suyu verilmiş, sonuçta serum lipit peroksidaz ve tiobarbütürik asit reaktif maddeler (TBARS) seviyesinin azaldığı, sülfhidril (SH) grubu seviyesi ve paraoksonaz-1 (PON-1) aktivitesinin arttığı, serbest radikaller ve peroksitlere karşı hücrelerde oksidatif hasarı önleyen güçlü bir endojen antioksidan olan glutatyon (GSH) seviyesinin arttığı görülmüştür (ROSENBLAT ve ark., 2006). 37-60 yaş aralığında tip 2 diyabet hastası 85 kişi (40 kadın ve 45 erkek) üzerinde yapılan çalışmada, deneklere vücut ağırlığının kilogramı başına 1.5 ml nar suyu verilmiş, 3 saat sonra kan değerleri incelendiğinde, insülin direncinin azaldığı, ß-hücre fonksiyonunun arttığı ve açlık serum glikoz değerinin azaldığı saptanmıştır (BANIHANI ve ark., 2014).

Meyve, hidrolize olabilen taninler (punikalin ve punikalajin), punisik ve konjüge yağ asitleri içeriğine bağlı olarak inflamasyona neden olan önemli aracılardan araşidonik asitin prostaglandinlere dönüşümünü sağlayan siklooksigenaz ve araşidonik asitin lekotrienlere dönüşümünü sağlayan lipoksigenaz enzimlerini inhibe ederek ve yüksek ellagik asit içeriği ile kolonik mukozada prostaglandin seviyesini düşürerek antiinflamatuvar etki göstermektedir (SANCHEZ ve CARBONELL-BARRACHINA, 2011).

Nar fitokimyasalları, programlanmış hücre ölümü, tümör invazyonu, proliferasyon (hücrelerin kontrolsüz çoğalması) ve anjiogenezi engelleyerek kansere karşı koruyucu ve tedavi edici etki göstermektedir. Meyve yapısındaki fitoöstrojenler (estron, estriol, estradiol, coumestrol), flavonoller (kamferol, kuersetin, rektin), flavanon (naringenin), flavon (luteolin), ellagitanin (ellagik asit) ve antosiyanin (siyanidin) fitokimyasalları göğüs, prostat ve kolon kanserlerini önlemektedir (SHARMA ve MAITY, 2010). Meyvedeki punikalajin ve ellagik asit taninleri kolon kanseri hücrelerinde (SW480, HT29, HCT116, SW620) apoptotik etki yaparak hücre proliferasyonu üzerinde inhibitör etkisi göstermektedir (MIGUEL ve ark., 2010). Yapılan klinik çalışmalarda, meyvede majör olarak bulunan punisik asit ve eleostearik asitlerin östrojene duyarlı ve duyarsız göğüs kanseri hücrelerinin (MDA-MB-231, MCF-7) proliferasyonunu inhibe ederek göğüs kanserini önlediği belirtilmektedir (GROSSMANN ve ark., 2010). Nar, Dünya genelinde yaygın kanser türlerinden ikincisi olan prostat kanserini önlemekte ve içinde bulunduğu hücrenin apoptoza gidişini hızlandıran proapoptik proteinleri (Bax ve Bak) uyararak ve hücrede fazlalığında apoptoza gidişi yavaşlatan anti-apoptik proteinleri (Bcl-xL ve Bcl-2) azaltma yoluyla hastalık semptomlarını yavaşlatmaktadır (RETTIG ve ark., 2008). Nar içeriğindeki ellagik asit ultraviyole ışınlara (UVA ve UVB) maruz kalma sonucunda cilt fibro blast hücrelerinde meydana gelen hasarı Nükleer Faktör Kappa B (NF?B) transkripsiyonunu ve proapoptik kaspaz 3 enzimini azaltarak önlemektedir (PACHECO-PALENCIA ve ark., 2008).

Klinik çalışmalar, nar ekstraktının patolojik dental bakterilere (Aggregatibacter actinomycetemcomitans,P. gingivalis, Prevotella intermedia, Klebsiella, Escherichia coli ve Proteus spp.) karşı ağız içini koruduğunu, plak oluşum riskini, diş eti iltihabını ve periodontal hastalıkları azalttığını belirtmektedir. Meyvenin düzenli tüketimi Salmonella typhi, Vibrio cholerae, Yersinia enterocolitica, Shigella spp. ve Listeria monocytogenes patojen bakterilere karşı bakterisit etki göstermektedir (HOWELL ve DSOUZA, 2013).

Nar, antosiyanin (delfinidin-3,5-diglikozid), flavonol (kuersetin), flavanon (naringenin), fitosterol (estron), tanin (punikalin, punikalajin), fenol (ellagik asit) ve esansiyel yağ asitlerinden (punisik asit) oluşan fitokimyasal içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden ve hücrelerde oksidatif hasarı önlediğinden dolayı sağlıklı yaşam için beslenme alışkanlığı içerisinde fonksiyonel gıda maddesi olarak günlük tüketilmesi gereken bir meyvedir.

Kaynaklar

ANONYMOUS. 2016.Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu. http://www.tuik.gov.tr. (Erişim tarihi : 08 Kasım 2016)

BADRIA, F.A., 2002. Melatonin, serotonin and tyrptamine in some Egyptian food and medicinal plants. Journal of Medicinal Food, 5:153-157.

BANIHANI, S.A., MAKAHLEH, S.M., EL-AKAWI, Z., AL-FASHTAKI, R.A., KHABOUR, O.F., GHARIBEH, M.Y., SAADAH, N.A., AL-HASHIMI, F.H. and AL-KHASIEB, N.J., 2014. Fresh pomegranate juice ameliorates insülin resistance, enhances ß-cell function, and decreases fasting serum glucose in type 2 diabetic patients. Nutrition Research, 34: 862-867.

BHOWMIK, D., GOPINATH, H., KUMAR, B.P., DURAIVEL, S., ARAVIND. G. and SAMPATH KUMAR, K.P., 2013. Medicinal Uses of Punica granatum and Its Health Benefits. Journal of Pharmacognosy and Phytochemistry. 1(5): 28-35.

ELFALLEH, W., HANNACHI, H., TLILI, N., YAHIA, Y., NASRI, N. and FERCHICHI, A., 2012. “Total phenolic contents and antioxidant activities of pomegranate peel, seed, leaf and flower,” Journal of Medicinal Plants Research, 6(32): 4724-4730.

ESMAILLZADEH, A., TAHBAZ, F., GAIENI, I., ALAVI-MAJD, H. and AZADBAKHT, L., 2006. Cholesterol-lowering effect of concentrated pomegranate juice consumption in type II diabetic patients with hyperlipidemia. International Journal for Vitamin and Nutrition Research, 76: 147-151

GROSSMANN, M.E., MIZUNO, N.K., SCHUSTER, T. and CLEARY, M.P., 2010. Punicic acid is an w-5 fatty acid capable of inhibiting breast cancer proliferation. Int. J. Oncol., 36: 421-426.

HOUSTON, M.C., 2012. Encyclopedia of Clinical Anti-Aging Medicine & Regenerative Biomedical Technologies: Chapter 8 Cardiovascular Disease Oyslipidemia: Non-Pharmacologic Treatment.American Academy of Anti-Aging Medicine. 1510 West Montana Street; Chicago IL., 60614, USA.

HOWELL, A.B. and DSOUZA, D.H., 2013. The Pomegranate: Effects on Bacteria and Viruses That Influence Human Health. Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine Volume 2013, Article ID 606212, 11 pages. http://dx.doi.org/10.1155/2013/606212.

JOHANNINGSMEIER, S.D. and HARRIS, G.K., 2011. Pomegranate as a Functional Food and Nutraceutical
Source. Annu. Rev. Food Sci. Technol., 2:181-201.

LEVIN, G.M., 2006. Pomegranate, 1st Edn. Third Millennium Publishing, East Libra Drive Tempe, AZ, pp. 1-129.

MAYUONI-KIRSHINBAUM, L. and PORAT, R., 2014. The flavor of pomegranate fruit: a review. J Sci Food Agric., 94: 21-27.

MIGUEL, M.G., NEVES, M.A. and ANTUNES, M.D., 2010. Pomegranate (Punica granatum L.): A medicinal plant with myriad biological properties - A short review. Journal of Medicinal Plants Research Vol. 4(25): 2836-2847.

NAYA, M., TSUKAMOTO, T., MORITA, K., KATOH, C., FURUMOTO, T., FUJII, S., TAMAKI, N. and TSUTSUI, H., 2007. Plasma interleukin-6 and tumor necrosis factor-? can predict coronary endothelial dysfunction in hypertensive patients. Hypertens Res., 30: 541-548.

NEWMAN, R.A., LANSKY, E.P. and BLOCK, M.L., 2007. A Wealth of Phytochemicals. Pomegranate:
The Most Medicinal Fruit. Laguna Beach, California: Basic Health Publications, pp. 120.

PACHECO-PALENCIA, L.A., NORATTO, G., HINGORANI, L., TALCOTT, S.T. and MERTENS-TALCOTT, S.U., 2008. Protective effects of standardized pomegranate (Punica granatum L.) polyphenolic extract in ultraviolet-irradiated human skin fibroblasts. J Agric Food Chem., 56:8434-8441.

PRAKASH, C.V.S. and PRAKASH, I., 2011. Bioactive chemical constituents from pomegranate (Punica granatum) juice, seed and peel - a review. International Journal of Research in Chemistry and Environment, 1 (1): 1-18.

RETTIG, M.B., HEBER, D., AN, J., SEERAM, N.P., RAO, J.Y., LIU, H., KLATTE, T., BELLDEGRUN, A., MORO, A., HENNING, S.M., MO, D., ARONSON, W.J. and PANTUCK, A., 2008. Pomegranate extract inhibits androgen-independent prostate cancer growth through a nuclear factor-kappaB-dependent mechanism. Mol Cancer Ther.,7:2662-2671.
ROSENBLAT, M., HAYEK, T. and AVIRAM, M., 2006. Anti-oxidative effects of pomegranate juice (PJ) consumption by diabetic patients on serum and on macrophages. Atherosclerosis, 187: 363-371.

SANCHEZ, A.C., CARBONELL-BARRACHINA, A.A., 2011. The pomegranate fruit grown in Spain; Antioxidant punicalagin in pomegranate juice and pomegranate extract, fort he functional diet of the future. Universidad Miguel Hernandez, pp. 1-60, Murcia, Spain.

SHARMA, J. and MAITY, A., 2010. Pomegranate Phytochemicals: Nutraceutical and Therapeutic Values. Fruit, Global Science Books: Vegetable and Cereal Science and Biotechnology, 4(2): 56-76.

USDA, 2016a. United States Department of Agriculture Agricultural Research Service. https://ndb.nal.usda.gov/ndb/foods/show/2359?manu=&fgcd=&ds=

USDA, 2016b. U.S. Department of Agriculture, Agricultural Research Service. 2010. Oxygen Radical Absorbance Capacity (ORAC) of Selected Foods, Release 2. Nutrient Data Laboratory Home. Page: http://www.orac-info-portal.de/download/ORAC_R2.pdf

VIUDA-MARTOS, M., FERNANDEZ-LOAEZ, J. and PEREZ-ALVAREZ, J.A., 2010. “Pomegranate and its many functional components as related to human health: a review,” Comprehensive Reviews in Food Science
and Food Safety, 9(6): 635-654.

Aralık 2016 sayısının 79'ncu sayfasında yayımlanmıştır.