Ne kadar organik, ne kadar etik...

İşe doğru başlamak, kaliteli ürün yetiştirmek, kalıcı olabilmek önemli konular...

Organik tarım tüketicilerden gördüğü rağbet oranında yükselişini hızlandırıyor. Bu yükselişin rüzgarıyla gelen istismarlara aman dikkat... Artan talep karşısında bu işe heveslenen üreticiler ise gün geçtikçe çoğalıyor. Unutmamalı ki; işe doğru başlamak, kaliteli ürün yetiştirmek, kalıcı olabilmek önemli konular... 


Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com

Organik tarım öyle sihirli bir sözcük oldu ki, ürünlerin ambalajlarının üzerine yazıldığında satış garanti. Hatta ne kadar pahalı o kadar organik sanan tüketicilerin sayısı hiç de az değil... Organik tarım tüketicilerden gördüğü rağbet oranında yükselişini hızlandırıyor. Bu yükselişin rüzgarıyla gelen istismarlara aman dikkat...
Artan talep karşısında bu işe heveslenen üreticiler ise gün geçtikçe çoğalıyor. Unutmamalı ki; işe doğru başlamak, kaliteli ürün yetiştirmek, kalıcı olabilmek önemli konular...

Organik tarımla uğraşmak isteyenlerin izleyebileceği strateji hakkında, konunun uzmanlarının dikkat çektiği noktaları meraklısı için sıralayalım;

Üretim ölçeğini belirleyin

Bu işi yapmayı planlayanlar üretimin boyutunu sermaye ve toprak varlığıyla doğru orantılı olarak planlayabilmeli. Küçük bir aile işletmesi mi, eko-turizm mi, daha kurumsal yapıda bir işletme mi istiyorsunuz? İşçi istihdamının boyutu ne olmalı?
Küçük ölçekli işletme için iki farklı karar mekanizması söz konusu. Tam bir aile işletmesi isterseniz, dışarıdan istihdam almadan kendi aile fertlerinizle birlikte ayakta kalabileceğiniz bir yapı oluşturmanız lazım. Böylece giderin de gelirin de aynı çatı altında kalabileceği işletme yapısı oluşur. Diğer alternatif kurumsal bir işletme olmak. Bu durumda daha donanımlı bir ekip oluşturmak başarıyı getiriyor.

Gözlemci olun

Bu işe girmeden önce mevcut organik tarım yapan işletmelerde gözlemci olmak hatta staj yapabilmek önemli bir kazanım. İşin içine girmeden önce organik tarım çiftliklerinde bir süre zaman geçirmek ve kendinize uygun bir iş olup olmadığına bakmak iyi olur. Bu işin risklerini, finansal kaynak türleri ve desteklerini öğrenmek, kendinizi yeterli hissetme aşamasını keşfetmek için bu süreci yaşamak önemli bir şans.

Romantik olmayın

Bu işe yatırım yapmayı, organik tarım yapmayı isteyen çok sayıda duyarlı, hevesli insan var. Ancak bilinmez iklim koşulları ve tabiatla uğraşacağınız için bu işte romantik olmamak gerçekçi düşünmek çok önemli. İşin içine girmeden önce gerçeklerle yüzleşmek, ciddi fizibilite çalışması yapmak gerekiyor.
Etik değerlere dikkat
İşin temel amaçlarından biri tabi ki para kazanmak. Ancak organik tarımın etik değerleri içerisinde kesinlikle bir felsefesi var. Bunu sindirmek ve bu etik değerlere özen göstermek gerekiyor. İşin üretim ve tüketim aşamaları birlikte yürütülebildiği oranda kazancı sürdürülebilir oluyor.

Üretim maliyetlerine dikkat

En büyük girdi maliyetleri arasında işçilik ilk sırada. Çünkü genelde insan gücüne dayalı hasat yapılıyor. Hasat yapılırken makine pek yaygın kullanılmıyor. Organik tarımda hedef, konvansiyonel tarımda olduğu gibi birim alandan maksimum verim almak yerine üretimi bütünsel bir yaklaşımla optimize etmek. Temel amaç toprağı zayıflatmadan yeteri kadar ürün almak. Doğada herkesin beslenmeye hakkı olduğunu unutmamak gerek. Kurda, kuşa da yem bırakacaksınız. Çok küçük ölçekli işletmeler için organik tarım yapma maliyeti bazen yüksek olabiliyor. Eğer bölgede birkaç işletme bir araya gelip ortak bir maliyet çıkarabilirse bu daha cazip olur. Ya da sözleşmeli üretim yapmak üzere daha büyük bir üretim yapan kişiye müracaat edilip onlar adına sertifika düzenletilmesini istemek de bir başka yöntem.

Kritik nokta sertifikasyon süreci

Organik tarım yapmak isteyenlerin en merak ettiği konulardan biri de sertifikasyon süreci. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın sertifikasyon kuruluşuna verdiği yetki çerçevesinde sürekli bir denetim altında olan organik tarımda üretimin başlangıcından sonuna kadar toprak, yaprak, su ve ürün analizleri yapılıyor.


Eğer konvansiyonel tarım yapan komşularınız varsa bazı tampon bölgeler oluşturmak zorunlu. Bir ticari anlaşma sonrasında sertifikasyon şirketi organik tarım yapacağınız bölgeye bir kontrolör gönderiyor. Bu arada ciddi bir evrak işlemi süreci oluyor. Başvurduğunuz tarihten iki üç yıl öncesine kadar her türlü bilgi soruluyor, araştırılıyor ve toprak sahibinin bunları bilmesi bekleniyor. Daha sonra iş toprak analizine geliyor, kimyasal, pestisit kalıntı olup olmadığı araştırılıyor. Eğer bir yeraltı su kaynağı varsa ve ürünleri bu kaynaktan sulayacaksa ağır metallere karşı su analizi de gerekiyor. Tüm bu işlemleri titizlik ve sabırla yerine getirmek şart.

İşin görünmeyen zorlukları

Bu işe gönül verenler tabiatın cilvelerine de hazır olabilmeli. Gübrenin dekar başına azot miktarını hesaplamak, analizini yapmak gibi. Sulamanın, bitkinin istediği kadar değil bazen su kaynağınızın gidişatına göre tespit edilmesi gibi. Eğer bitki stres altındaysa bu stres yüzünden verim kaybı yaşanması gibi. Bazen fizibilite çalışmalarında ortaya çıkmayan iklim faktörünü, iklimsel değişimin organik tarım üzerindeki etkilerini de ihmal etmemek gerek.

Pazarlama ve markalaşma sürecine dikkat

Bin bir emekle yapılan hasat sonrası organik ürünlerin hak ettiği değerde alıcı bulabilmesi ana hedef. Pazarlama, bu işin en can alıcı aşaması. Ürünü artık herkes bir şekilde üretebiliyor ama pazar bulmak üretmekten daha kritik bir öneme sahip. Tüketicilerin organik ürünlerle ilgili farkındalığı arttıkça, ciddi üreticilerin pazar açısından şansı da yükseliyor. Ancak fizibilite çalışması yaparken, pazarlama ve tanıtım aşamasının risklerini de göz önüne almak önemli.
Pazarlamada kritik nokta; katma değerli ürün geliştirebilmek ve markalaşabilmek. Marka olmak her sektörde olduğu gibi sürdürülebilir organik tarımda üretimin vazgeçilmez anahtarı.
Deneyimler gösteriyor ki; organik tarımın başarısında etik yetiştiricilik, sürdürülebilirlik ve markalaşmak başı çekiyor.

Ekim 2016 sayısının 34. sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları