Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Orta yaş krizi...

Orta yaş krizini yaratan en belli başlı gerçek, insanın en temel ve yaşamsal özelliği olan yaşamının biteceği yani öleceği gerçeği ile yüzleşmesi... olarak belirleniyor.

Her ay sevdiğim bir kitabım oluyor. Bu ay sevdiğim kitabım ise Daniel H. Pink’ in “ Ne Zaman” isimli kitabı.
Zaman’ı bilimsel anlamda ele almış ve ilginç araştırmalara yer verilmiş kitapta benim ilgimi çeken kısım ile ilgili paylaşım yapmak istedim.

1965 yılında Elliot Jacques adında bir psikoanalist ortaya bir fikir attı.
Bu fikir daha sonraları o kadar rağbet gördü ki romanlara, şiirlere, filmlere konu oldu.
Bu fikir şunu içeriyordu.
Bireyin yaşamı boyunca pek çok dönemden geçerek karakterinin geliştiği ve değiştiği ve en kritik zamanın ise en az bilinen dönemin ” orta yaş krizi” denilen dönem olduğunu ortaya koydu.

Orta yaş krizi denilen dönem öyle bir anda gelmiyor tabii ki aşağı yukarı 30 lu yaşların sonu 40 ların başında düşüş başlıyor .50 li yaşlara kadar devam eden bir süreci kapsıyor. 55’li yaşlardan itibaren tekrardan mutluluk seviyesi adım adım yükselmeye başlıyor. Ve tekrar aslında 80’li yaşlarla beraber ilk seviyelerine geliyor.

Yani anlayacağımız mutluluk grafiği tam bir U harfi şeklinde yaşamda yerini alıyor.

Orta yaş krizini yaratan en belli başlı gerçek ise,
insanın en temel ve yaşamsal özelliği olan yaşamının biteceği yani öleceği gerçeği ile yüzleşmesi... olarak belirleniyor.
Bu sebeple insanların psikolojileri bozuluyor ve depresyona girip adeta bir çöküş içerisinde kalabiliyorlar. Ya da bu gerçeğe meydan okuyup yaşamlarını kökten değiştirebiliyorlar. En azından bir çaba içerisine giriyorlar.

Şimdi ki modern çağda bunun çeşitli örneklerini görüyoruz. Çılgınca genç kalma arzusu ile ilgili ürünlerde ve tekniklerde ki rekabette artış ve ölümsüzlük arayışı artık her yerde karşımıza çıkarken bu dönemde arayışların getirdiği zihinsel sorgulamaların neticesinde iş ve kariyer değişikliği, ani boşanmalar veya ani evlilikler olabileceği gibi şaşırtan radikal kararlar ile karşılaşabiliyoruz. Aslında bir kısmı orta yaş krizinin sonuçları olabiliyor.


Peki acaba hayvanlar aleminde de sistem bu şekilde mi ilerliyor?

Bu sorunun cevabını araştırmak için hayvan araştırmacıları ile işbirliği yapılmış ve maymunlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda aynı sonuç alınmış.
Bu çok ilginç demek ki sosyolojik sebepler bir yana biyolojik sebeplerle de biz orta yaş krizi denilen durumu yaşıyor olabiliriz.

Peki bizler bu durumda ne yapacağız?

Bu soruya cevabı vermeden önce şunu bilmeliyiz.
Niye 20’li ve 30’lu yaşlarda bizler daha mutluyuz? Ve tekrar orta yaştan sonra ne değişiyor da bu seviye tekrardan yukarı doğru çıkmaya başlıyor?
Gençlik dönemlerinde bizler çok daha naif ve pembe bulutlar üzerindeyiz. Deneyimlerimiz az ve dolayısıyla yaşamdan beklentilerimiz çok yüksek.
Bu da bizi gerçekleri görememe gibi bir duruma sokuyor. Oysa yaşımız ilerledikçe gerçekler karşımıza çıkıyor.
İstediğimiz işe giremiyor veya terfiiyi alamıyor, o çok mutlu olacağımız kişiyle mutlu olamıyor, yeterince birikim yapamıyor gibi bazı yaşamın içerisinde var olan gerçeklerle yüzleşmeye başlıyoruz.
Daha sonrasında ise orta yaş krizinden sonra ki dönemde ise yaşamı kabullenme kısmı ile kendimizi tanıma, beklentilerimizi düşük tutarak elimizde var olanların kıymetini bilmeye başlıyoruz. Bu da bizim ileriki yaşantımızda daha mutlu olmamızı sağlıyor. (Bazıları halen bu durumla baş edemeyerek yaşlılık depresyonu ile mücadele veriyorlar).

Özet: Gençken beklentiler çok yüksek, oysa yaşlar ilerledikçe gerçekçi yaklaşımlarla beklentiler ortaya konuyor.

Yukarıda ki “biz ne yapacağız ?”sorusuna bu doğrultuda verebileceğimiz cevap şu oluyor.

1. Adım.
Farkındalık geliştirmek.

Bir doğa olayı ile karşı karşıya kaldığımızın farkında olarak...

Yani sosyolojik olarak orta yaş krizini yaşıyor olsak ta biyolojinin de bu işin içinde olduğunu hatırlayarak çöküş anlarımızı sıçrama alanlarına çekmeyi başararak.

2. Adım :
Kendimizi iyi tanıyarak ve kesinlikle çalışmaya devam ederek.

Yine yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki özellikle ilerleyen yaşlarda en azından haftanın bir kaç gününü başkalarına katkı sağlayacak çalışmalar yaparak geçirmek sağlık ve mutluluk için çok önemli. Yani erken emeklilik hiç de bilindiği gibi faydalı bir durum değil.

Orta yaş krizinin biyolojik olduğunu ve bir doğa olayı olduğu bilinciyle orta alanda çöküş yerine yepyeni sıçramalar yapabilmek dileğiyle..

Sevgiyle kalın...

Kaynak: Daniel H. Pink – Ne Zaman

Mart 2019 sayısının 88'nci sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları