Paketli gıdaların beslenmemizdeki yeri

Köyden kente göç ile birlikte, sanayileşme ve tarım denklemi bozuldu ve tarımdan sanayiye geçiş ev dışı beslenmeyi beraberinde getirdi. Şartlar bize bunu dayattı.

Sadık Çelik
Keyveni Kurumsal Hazır Yemek
Yönetim Kurulu Başkanı
sadik.celik.gorus@gmail.com   

Ev dışı hazırlanan, işlenmiş ve raf ömrü olan paketli ürünler için hazır gıda sınıfına girer tanımlaması yapabiliriz. Paketlilerin yanı sıra fast food tarzı yiyecekler de dondurulmuş veya uzun raf ömürlü gıdalardan üretildiğinden dolayı hazır gıda kapsamında değerlendirebiliriz. Hazır gıdalar paketleme sürecinde besin ögelerini yitirebiliyor ve yine ambalajlama materyallerinden kaynaklanan etkenler paketlenen gıdaya olumsuz etki edebiliyor. Ayrıca paketlenen ürünlerin raf ömrünü uzatmak için içlerine koruyucu katkı maddeleri katıldığında, bunlar da sağlığımıza zarar verebiliyor. Obeziteden diyabete, kanserden alzheimer’e, parkinsondan kalp-damar rahatsızlıklarına kadar daha birçok hastalığı tetikliyor.
Günümüzde market raflarında işlenmemiş gıda bulmak neredeyse imkansız. Paketlenmiş tüm gıdalar, konserveler, pastörize ürünler(sütler, yoğurtlar…), UHT ürünler, içecekler, paketlenmiş soslar, mezeler, sandviçler, tatlılar, yemekler, yüksek ısıl işlemlerden geçmiş, dondurulmuş besinler ve birçok şarküteri ürünü işlenmiş gıda sınıfına giriyor.
Bu ürünler Avrupa’da hatta özellikle Amerika ve Japonya’da son derece yaygın olarak kullanılıyor. Fakat bu ülkelerde çok ciddi bir denetim otoritesi var. Biz ise ne yazık ki daha tarım sürecimizi, tarladan çatala kadarki süreci proaktif olarak takip edemiyoruz. Bu paketli ürünlerin, hangi şartlar altında, içerisine neler katılarak hazırlandığı hakkında bir analiz otoritesi yok. Bu konudaki denetim otoritesi genel olarak şikayet ve vaka üzerine ilerliyor.
Köyden kente göç ile birlikte, sanayileşme ve tarım denklemi bozuldu ve tarımdan sanayiye geçiş ev dışı beslenmeyi beraberinde getirdi. Şartlar bize bunu dayattı. Yani bugün geldiğimiz noktada bu eleştirdiğimiz paketli ürünleri tüketmemek neredeyse imkansızlaştı.

Hazır gıdalar, en fazla kanser riski taşıdığı için eleştiriliyor. İçlerindeki bazı koruyucu katkı maddelerinin, gıda boyalarının ve dayanıklılığı artıcı kimyasalların kanserojen özellikte olduğu, özellikle çocuklar üzerinde daha da fazla olumsuz etkileri olduğu artık bilimsel olarak kanıtlandı.
Hazır ve paketli gıdalardan tamamen uzak durmak mümkün olmasa da, kullanım miktarına kısıtlama getirebiliriz. Örneğin yemeklerde kullandığımız salçaları, ketçapları, sosları ve turşuları evde hazırlayabiliriz. Hazır paket çorba kullanmak yerine pratik tarifler belirleyip evde çorbaları mevsim sebzeleri ile zenginleştirip yapabiliriz. Günlük sütten kendi yoğurdumuzu yapıp, katkı maddesiz ve probiyotik yönünden zengin bir içerik yaratabiliriz. Konserve kullanmak yerine mevsim sebzelerinin kullanımına yönelebiliriz. Böylelikle vitamin yönünden zengin bir öğün elde edebiliriz. Salatalarda kullanılan maydanoz, dereotu, nane, roka gibi yeşillikleri evlerde kendi balkonlarımızdaki saksılarda yetiştirip taze taze tüketebiliriz. Çorbalarda ve yemeklerde hazır bulyon yerine, et, tavuk ve balık sularını evde hazırlayabiliriz.
Topraktan uzaklaşmamamız gerekiyor. Mevsimlik sebze ve meyveleri, tavuk ve yumurtayı, eti ve sütü şehirlerin hemen yanı başındaki köylere, beldelere giderek buralardan temin edebiliriz. Bunu yaparken hem o ürünleri yetiştiren ve üreten köylünün aile ekonomisine katkı sağlarız ve onu teşvik etmiş oluruz hem de bedenimize daha sağlıklı yiyecekleri sokmuş oluruz. Böylelikle iki taraf açısından olumlu bir gelişme yaşanır. Sağlıklı ürüne ulaşmak için onları destekleyebiliriz ya da onlar bizim için topraklarını işleyebilir. Çünkü tarım toprakları şehre göç sebebiyle terk edilmiş vaziyette duruyor. Biz birey olarak topraktan koptuk. Topraktan kopmak hayattan kopmaktır. Toprağa ne kadar yakınsanız o kadar hayata ve sağlığa yakınsınızdır. Aslında eleştirdiğimiz ve hayatta birilerinden beklediğimiz dönüşüm kendimizi değiştirmekle ve küçük adımlar atmakla başlar. Emin olun ki sağlıklı bir beden, tüm bu uğraşlara ve zahmete değer.

Şubat 2019 sayısının 54.sayfasında yayımlanmıştır.