Sadece karın doyurmak mı…

Çok değil bundan 50-60 yıl önce marketler daha bu kadar yaygınlaşmamışken köşede duran bir bakkalımız vardı. Temel gıdalar ve ihtiyaçlar bakkaldan, et kasaptan, sebze meyve manavdan, ekmekse fırından alınırdı.


Market alışverişleri günlük hayatımızın artık vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. Bu alışverişlerde, özellikle hazır gıda ürün grubundaki çeşitlilik o kadar fazla ki karar vermekte zorlanıyoruz. Acaba hangisini almalıyız? Besin değeri, doğallığı, fonksiyonu, marka güvenilirliği, ambalajı, etiket bilgisi, fiyatı… Bütün bunlar seçimimizde büyük bir rol oynuyor.


Çok değil bundan 50-60 yıl önce marketler daha bu kadar yaygınlaşmamışken köşede duran bir bakkalımız vardı. Temel gıdalar ve ihtiyaçlar bakkaldan, et kasaptan, sebze meyve manavdan, ekmekse fırından alınırdı. Ev hanımları evde yemek yapar, aile halkı hep birlikte yemeğini yerdi. Bugün, herkesin istediğini istediği zaman yiyebilmesi başta “akşam yemeğinde herkes bu masada olacak” anlayışı olmak üzere pek çok alışkanlığın ve kalıpların değişmesine kapı araladı. Bu süreci, sosyologların ifadesiyle geleneksel beslenme düzeninden modern beslenme düzenine geçiş olarak tanımlayabiliriz. Peki, bu geçişe en büyük etken neydi? Modern beslenme ile hayatımıza neler girdi ve hayatımızda neler değişti?

Sanayi Devrimi ile birlikte kadınların aktif olarak iş hayatına girmeleri tüketimdeki çeşitliliğin artmasını da beraberinde getirdi. Böylece gıdanın endüstriyelleşme serüveni de başladı. Eş zamanlı olarak buzdolabı, fırın, mikrodalga gibi beyaz eşya ürünleri ortaya çıktı. Gıda alanındaki yeni ürünlerin hazırlanması ve muhafazası, endüstrinin gelişmesini de zorunlu hale getirdi. Öte yandan tarım politikaları oluşmaya başladı, gıdaların işlenmesi, nakliyesi, üretimin devamlılığı çok önem kazandı. Gıda üretiminde verim almak ve devamlılığı sağlamak, teknolojik gelişimlerin gelenekselden moderne geçiş sürecini hızlandırdı. Geleneksel saklama yöntemlerinin yerini konserveler alırken süt pastörize edilmeye başlandı, margarin hayatımızdaki yerini aldı.
20.inci yüzyıla gelindiğinde artık ürün çeşitliliği artmış ve hane halkının beslenme kültürü de değişmişti. Yine bu süreçte kadınların çalışmaya başlaması evde sadece pişen yemeği etkilemekle kalmadı. Evdeki iş bölümünden alışverişe kadar birçok yapıyı etkiledi. Kreşler açıldı. Çalışan anneler çocuklarını kreşlere bırakmaya ya da bakıcı tutmaya başladı. Çocuklar artık sadece kendi ailelerinin kültürünü değil onların eğitiminde yer alan ya da onlara bakan insanların kültürlerinin de etkisinde kaldılar. Bu durum, çocukların daha hızlı sosyalleşmesinde önemli bir etken oldu.

Bugün ayrı bir televizyon kanalı haline gelen yemek programlarının ilk örnekleri ile yemek yapımının öğretilmesi amaçlı dergiler yine modern beslenme düzenine geçiş sürecinde ortaya çıktı.
Buraya kadar her şey yolunda gibi değil mi? Teknoloji gelişiyor, kadınlar çalışıyor, çeşitlilik artıyor. Ama yolunda gitmeyen birşeyler var. Orta ve alt kesimlerde besin ve vitamin eksikliğine dayalı hastalıkların bu süreçte arttığını görüyoruz.

Bu çeşitliliğin artmasında insanoğlunun her şeye hakim olma, hep daha fazlasını isteme bencilliğinin etkisi de yok değil. Doğayı ve kaynaklarını hunharca kullanan insanlar, doğayı evcilleştirdiklerini zannederek muhteşem bir dengeyi bozdular. Maalesef bu hatanın bedelini bugün bizler ödüyoruz. Üretimin artırılması, çeşitliliğin belki de kalitenin zarar görmesine sebep oldu. Ama adil ama değil, ticaret ve küreselleşmenin getirdiği bir gerçeklik bu. Artık her kesime uygun fiyatı olan ürün çeşitliliği var. Ürünlerin ne kadar yararlı ya da zararlı olduğunu tartışmanın bu gerçekliğe bir etkisi olmayacak.
Bugün marketlerde her bütçeye uygun ürünlerin bulunabilmesi bir mutluluk sebebi olarak görülebilir. Neden derseniz? Herkes her şeyi alabiliyor. Böylece kıt kanat geçinen bir baba da çocuğuna çikolata alabilmenin mutluluğunu yaşarken çocuğun da sosyoekonomik yapıdan uzak çocukluğunu yaşamasına müsaade ediyor.

Başlangıçta amaç sadece karın doyurmaktı. Oysa gelinen noktada hane halkının yaşayışından insan sağlığına, politikadan teknolojiye kadar modern beslenmenin etki sahası genişlemeye devam ediyor. Bu şaşırtıcı genişlemenin sınırları nereye varacak? Ne dersiniz?...