Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Sıkılmak duygusu aslında bir işaret olabilir mi?

Bir çoğumuz sıkıldığımız zamanlarda paniğe kapılıp bu duygudan bir an önce kurtulmanın yollarını arıyoruz.

Baharın kendini iyice hissettirmeye başladığı şu günlerde içimiz kıpır kıpır yeniden canlanmaya başlamışken, bazen ne oluyor da birdenbire içimiz sıkılıyor? Üstelik bir de sıkıldığımız için kendimizi de suçluyoruz.

Ancak durum hiç de öyle olmayabilir!

Bir çoğumuz sıkıldığımız zamanlarda paniğe kapılıp bu duygudan bir an önce kurtulmanın yollarını arıyoruz.

Oysa belki de biraz bu duyguyu niye hissettiğimizin farkında olmaya çalışmak ve bu duygunun bize anlatmaya çalıştığı durumu anlamaya çalışmak bizi geliştirebilir.

Sıkılmak duygusu zannetiğimiz gibi olumsuz bir duygu değildir. Aksine son derecede olumlu bir duygu sayılabilir.

Sıkılma duygusunun tam karşıtı ise heyecan duygusudur.

Sıkılmak aslında değişimin, gelişimin habercisi olarak kendini hissediriyor.
Artık konfor alanının dışına çıkma vaktinin geldiğine işaret eder.
Ruhumuzun değişim ve gelişim istediğini bize haber verir.
Bunu fark edebildiğimiz zaman lehimize işletebiliriz.
Aksi ise, ruh halimizin daha da aşağıya inerek uzun dönemde yaşamdan keyif alamamak olur.

Sıkılmanın en büyük sebeplerinden biri belirli bir amacın olmayışı ve çaresizlik içinde olunduğunun hissedilmesidir.

Belki de potansiyeli ve becerileri tam üst noktada kullanmıyor olabiliriz.
Zira artık değişiklikler yapma zamanının geldiğini anlamak için iyi bir işaret olarak değerlendirebiliriz.
Bu değişikliklerin illa ki çok büyük şeyler olması gerekmez. Küçük değişiklikler de bize heyecan verebilir. Biraz geliştirici heyecana ihtiyacımız var demektir. Kendimize koyduğumuz iş ve özel yaşam hedeflerimizi gözden geçirmemiz gerekmektedir.

Hangi değişikliklere ihtiyaç var? Onları düşünmek ve yaşama geçirme zamanı geldi demektir.

Sıkılmanın karşıt duygularından biri heyecan duymaktır demiştik.
Eğer yaptığınız işe karşılık heyecanımız bittiyse yeni hedefler belirleme zamanı gelmiş demektir.
Heyecan da belli dozlarda olmalı. Aşırı heyecan bizi gereksiz yere yorar. Ve strese girmemize neden olur. Her şeyin dengede olması önemlidir.
Can sıkıntısı veya sıkılma duygusunu hissediyor olmamızın, bir başka sebebi de geçmiş yaşanmışlıklara duyulan özlem kaynaklıdır.
Yani geçmiş anılara duyulan özlemdir. Bu durum da sıkılma ve can sıkıntısı yaratır. O zaman da, bizim şimdiki yaşantımız ile ilgili değiştirmemiz, yenilememiz gerekenlere odaklanmamız gerekmektedir.

Yaşantımızda bizi daha iyi hissettirecek neler olabilir?
Bunun ile ilgili neler yapabilirsiniz?

Günümüzde insanlar sıkılmak duygusundan eskiye oranla daha fazla endişe duyar hale geldiler. Bunun altında yatan en büyük sebep ise yaşamda bir şeyleri kaçırıyorum hissidir. Teknolojinin, yaşamın bu kadar içinde olduğu  zaman diliminde hemen hemen herkesin ne yaptığı bu kadar göz önünde yaşanırken insanların "ben yeterince yaşamımı dolu dolu yaşayamıyorum”  hissine kapılmaları normaldir.

Kimler sıkılma duygusunu hissetmiyor olabilir? 
İçsel huzuru yakalamış, yaşamda belirli bir amacı yakalamış olanlar, sağlıklı sosyal ilişkilere sahip, yaşama katkıları olan kişiler bu kaygılardan uzaktırlar. 

Her zaman yaşamda sıkıcı noktalar olacaktır. O zaman bu sıkılma duygusunu hissettiğiniz zaman bu duygunun varlığını önce kabullenip arkasından "şimdi farklı şeyler yapma zamanım geldi" deyip harekete geçmek en iyi yöntem olacaktır. Bu bizi geliştirecektir. Demek ki sıkılma duygusu beraberinde, farkında olursanız gelişimi ve yenilenmeyi getirmekte.

Size uyguladığım ve harika sonuç aldığım bir başka yöntemden daha bahsedeyim. Ben ne zaman sıkılma duygusunu hissetmeye başlasam, şayet zamanım ve imkanım var ise  kendimi doğaya atıyorum ve doğada uzun yürüyüşler yapıyorum. Her zaman da aradığım cevapları bulmuş olarak yenilenerek dönüyorum. Deneyin faydasını göreceksiniz.

Sıkılmaktan korkmayın, sizin için gelişim zamanınızın geldiğinin işareti olarak alın. Bakın o zaman yaşamınızda neler değişecek...

Baharın gelişiyle birlikte güzel heyecanlarla dolu, yenilendiğimiz günler dilerim...

Nisan 2019 sayısının 84.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları