Su ürünlerinin manzarası güzelleşiyor mu?

Türkiye’de su ürünleri işleyen ve pazarlayan 150'yi aşkın firma var. Ülkemizde işlenmiş ürünler arasında başta (özellikle hamsiden üretilen) balık unu ve yağı olmak üzere, dondurulmuş su ürünleri , tütsülenmiş ve tuzlanmış balık, taze ve...






Nur Coşkun İstanbulluoğlu
İletişim Danışmanı
nurcoskun@net-iletisim.com

Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez besinlerinin başında geliyor balık ve su ürünleri... 

Tüketicilerin balık tüketimi refleksi edinebilmesinde; kolay erişim, tüketim kolaylığı, pratik ve sağlıklı gıda, farkındalığın anahtarları...

Yaygın bilinen gerçek şu ki; ülkemizde güvenilir, kontrollu ve markalı deniz  ürünleri üretimi yeterli olmamakla birlikte pazar potansiyeli yüksek. Tüketiciye yönelik sağlıklı su ürünleri ağının yaygınlaştırılması konusunda Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği ( DESAD), Su Ürünleri Tanıtım Grubu gibi meslek birlikleri sektöre katkı sağlama çabasını sürdürüyor.

Raporlar, araştırmalar, çalıştaylar, uzman görüşleri hep aynı noktayı işaret ediyor. Denizimiz bol, deniz ürünlerimiz çeşitli ama tüketim zayıf. İşte araştırmaların, raporların önümüze sürekli getirdiği gerçeklerin bir kez daha fotoğrafını çekelim. 

Bol deniz az tüketim
 
Sahip olduğu su potansiyeli ile su ürünleri u¨retimi açısından Avrupa’da en önemli konumundaki ülkemiz, 8 bin 333 km kıyı şeridine, 24 milyon 607 bin 200 hektarlık bir denizel alana sahip. Deniz alanları içerisinde özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarımız korunaklı kıyı alanlarının fazla olması ve ılıman iklim şartları nedeniyle avcılığın yanı sıra denizel su u¨ru¨nleri yetiştiriciliği için fırsatlar sunuyor. Ayrıca, 200 doğal ve 206 yapay göl, 953 kapalı rezervuar ve 177 bin 714 km uzunluğundaki 33 adet akarsu, iç su u¨ru¨nleri yetiştiriciliği için ideal ortamlar. 80 milyon civarında olan ülke nüfusunun yüzde 70'e yakını kıyı bölgelerinde yaşıyor. Ancak deniz ürünleri tüketimi kişi başı yıllık ortalama 8 - 9 kg civarını aşamıyor. Bu bilgiler konuyla ilgili otoritelerin raporlarında sık sık söz ettikleri gerçekler.

Su u¨ru¨nleri işleme sanayisi her şeye rağmen gelişiyor 

Tu¨rkiye’de su u¨ru¨nleri işleyen ve pazarlayan 150'yi aşkın firma var. Ülkemizde işlenmiş u¨ru¨nler arasında başta  (özellikle hamsiden u¨retilen) balık unu ve yağı olmak üzere, dondurulmuş su u¨ru¨nleri, tu¨tsu¨lenmiş ve tuzlanmış balık, taze ve soğutulmuş ku¨ltu¨r balıkları (levrek ve çipura), marinat, surimi, deniz salyangozu ve kurbağa bacağı gibi u¨ru¨nler  yer alıyor. Su ürünleri üretiminde ise alabalık, levrek, çipura önde gidiyor.

Yetişmiş insan kaynağı azlığı, bu¨rokrasi, mevzuat, rekabet, tanıtım, pazarlama, Ar-Ge eksikliği gibi konular sektörü zorlayan unsurların başlıcaları...

Türkiye su ürünleri pazarına tüik verileri çerçevesinde göz attığımızda manzara gelir açısından fena sayılmasa da daha gidilmesi gereken uzun bir yol olduğu da bir gerçek.

Veriler şöyle diyor;
2014 yılında Türkiye, ihraç edilen su ürünleri  için yaklaşık 116 bin ton karşılığında 676 milyon dolar döviz sağlarken, ithal edilen yaklaşık 76 bin ton için 198 milyon dolar harcamış. İthal edilen ürünlere balık ürünleri ve konservesi de dahil.  Son yıllarda ithalat yapılan ülkelerin başında ise Norveç, İzlanda, Fas, İspanya yer alırken, ihracatta ise Hollanda, Almanya, İtalya başı çekiyor.

Sektörel kurumsallaşmanın yaygınlaşması ve fiziksel altyapının geliştirilmesi su ürünlerinin tüketiciye sağlıklı kanallarla ulaşımında en önemli unsurlar arasında yer alıyor.



Sektör içi ve kurumlar arası entegrasyon


Kaliteli u¨ru¨n çeşitliliğin, ürün izlenebilirliği ve markalaşmanın sağlanması konusunda sektöre yönelik farkındalık eğitimleri henüz emekleme aşamasında.
Hazır balık u¨ru¨nleri (balık nugget, pişmiş soslu fileto vb.) u¨retiminin yaygınlaşması ve üru¨nlerde çeşitliliğin artırılması su ürünleri sanayicilerinin hedefleri arasında yer alıyor.

Sektör beklentilerine bir kaç örnek vermek gerekirse; 
Sektördeki işletmelere lojistik tesis, makine-ekipman, Ar-Ge kapasitesi artırma, alternatif enerji kaynakları kullanımı ve çevre teknolojilerine yönelik destekler sağlanması hayal ediliyor. Beklentiler listesi; işletmelerde verimlilik analizleri yapılması,  balık hastalıkları ve u¨ru¨n analizlerine ilişkin altyapı ihtiyacı için laboratuvar kurulması, yetiştiricilik sektöru¨nde su parametrelerinin on-line izlenmesi, çevre dostu yemlerin kullanılması, işleme sektöru¨nde atık suların arıtılması ve işleme atıklarının geri dönu¨şu¨m sağlanarak ekonomiye kazandırılması...gibi her biri birbirinden önemli çalışmaların sektörde yaygınlaşmasını içeriyor.

Üniversite-kamu kurumu koordinasyonu ve işbirliğinin süreklilik içinde sağlanması, sektöru¨n bilinçlendirilmesi ve teknik personel eğitimi ihmal edilmemesi gereken bir diğer faktör olarak her fırsatta yetkililerce gündeme getiriliyor. 

Bilindiği gibi su u¨ru¨nleri sektöru¨, artan du¨nya nu¨fusu için sağlıklı gıda u¨retmesinin yanı sıra sanayi sektöru¨ne hammadde temin etmesi, kırsal kalkınmaya katkı sağlaması ve istihdam oluşturması nedeniyle bu¨tu¨n u¨lkeler için stratejik bir değere sahip.
Beslenme uzmanları, balık ve diğer tu¨ketilebilen su u¨ru¨nlerinin, zengin protein, doymamış yağ asitleri ve vitamin kaynağı içeren, dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam için temel gıda olduğunu her fırsatta vurguluyor. FAO verilerine göre du¨nya nu¨fusunun hayvansal protein tu¨ketiminin yaklaşık yüzde 20'sini, toplam protein tu¨ketiminin ise yaklaşık yüzde 9’unu su u¨ru¨nleri oluşturuyor. Gelişen dağıtım kanallarıyla birlikte 1960 yılında 9,9 kg olan du¨nyada kişi başına du¨şen balık tu¨ketimi, son yıllarda  20 kg’a yu¨kselmiş durumda. 

Kalabalık ve genç nüfusa sahip ülkemizde ise dünya standartlarındaki tüketim rakamlarını yakalamak için çok daha fazla farkındalık, tanıtım ve teşvik çalışmalarına devam etmek gerekiyor. 

Yazarın diğer yazıları