R.Petek  Ataman

R.Petek Ataman

Uzman Gözüyle

Tarım ve gıda etiği

Tarım ve Gıda Etiği Derneği’ni kurduk. Konu ile ilgili kişileri, özellikle bu çalışmaları geleceğe taşıyacak gençleri aramıza katabildiğimiz ölçüde daha verimli işler yapılacağına inanıyoruz.

Petek ATAMAN
Tarım ve Gıda Etiği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Son 20 – 25 yıldır, gittikçe artan oranlarda gıdayı ve tarımı konuşur, tartışır sorgular olduk. Bu farklılığın pek çok nedeni var şüphesiz. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların çeşitliliğinin artması, analiz yöntemlerinin gelişmesi ile beraber tarım ve gıda ürünlerinin riskleri konusunda bilgi paylaşımı ve farkındalığın da artması, kadınların iş yaşamında çok daha yoğun biçimde yer alması nedeniyle hazır gıdaların hayatımıza daha çok girmesi ve sağlığa uygun gıdaya ulaşma kaygısı, bu sonucun temel nedenleri olarak görülebilir. Aynı dönemde artık insanlar; daha sağlıklı, dinç, genç kalma ve uzun yaşama kaygısı içine girdiler. Tarımsal üretim özellikle kentlerde, yaşamımızın içinde olma özelliğini yitirdi. Diğer yandan, tarım ve gıda ürünleri uluslararası ticarete konu olmaya başladı, ki bu nokta artık bir de bilimsel güvenlik kriterlerinde ortak paydada buluşma tartışmalarını beraber getirdi. Moda deyimle, “küreselleşen dünya”da, hiçbir ülke kendi dengeleri, bilgisi, alışkanlıkları ile kalmadı. Dünya her geçen gün irice bir köye dönüştü. Artık üretimine tanık olmadığımız, yakınından bile geçmediğimiz, hatta kimini hiç tanımadığımız ürünler sofralarımızda yer almaya başladı. Bu durum, yakın zamana kadar tükettiklerini ya kendi üreten ya da genellikle yakın çevresinde üretilenlerden edinen kişilerde endişelere de yol açtı.
Tarım ve gıda ürünleri artık ticarete konu, yoğun rekabet yaşanan ürünlerdi. Her ürünün üstünlüğünü anlatmak gerekiyordu. Tarım ve gıdada artık alıştığımız gibi değildi ortam… Bu gelişme, tarımla uğraşanlar için de çok başka dengeler demekti.
Tüm bu dengeler ve gelişmeler gölgesinde; etik alanında, tarım ve gıda alanını direkt olarak konu almayan, ancak tarım ve gıda etiği konusunun da gündeme gelmesini sağlayacak pek çok gelişme yaşandı. Ancak ilk kez gerçek anlamda, somut olarak bu alana dokunan Paul Thompson oldu. Halen, Michigan Eyalet Üniversitesi, W.K. Kellogg Tarım, Gıda ve Toplum Etiği Kürsüsü Başkanı olan Thompson 1995 yılında yayınlanan “The Spirit of the Soil (Toprağın Ruhu)” isimli kitabında tarım etiğini çevre etiğinin bir alt dalı olarak nitelendirdi. Daha sonra Gıda Etiği kitapları da yazan Thompson’un, D. Kaplan ile birlikte editörlüğünü yaptığı, 2014 yılında yayınlanan “Encyclopedia of Food and Agricultural Ethics”, tarım ve gıda akademisyenlerinin bu konuda başlıca başvuru kaynağı haline geldi. Gıda etiği kavramını ilk kez kullanan bilim insanı Ben Mepham ise Nottingham ve Lincoln Üniversitelerinde biyoetik profesörüdür. 1996 yılında yayınlanan “Food Ethics” kitabının editörlüğünü de yapmıştır.

Gıda ve Tarım Etiği’nin ne ile ilgilendiğine bakmak gerekirse; bu konuda 15 ay boyunca yürüttüğümüz TARGET- Tarım ve Gıda Eğitimi Ders Notları’ndan yararlanarak, bu konunun bir uygulamalı etik alanı olduğunu ve uygulamalı etiğin de insan faaliyetleri üzerine yoğunlaştığını vurgulayarak başlayabiliriz söze. Tarım ve gıda etiği, tarım ve gıda sisteminin değer sorunlarını incelemekte ve bu sistemin insan, toplum ve doğa ekseninde geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için ışık tutmakta, bu yönde oluşturulacak politikalara yol göstermekte.

Küresel iklim değişikliğinin ve nedenlerinin gündemin tam ortasında yakıcı bir sorun olarak durduğu, doğal kaynakların acımasızca katledildiği, açlık ve obezitenin dünyanın çeşitli yanlarında ayrı ayrı büyük sorunlar olarak var olduğu, küçük üretici ve çiftçinin korunmasının öneminin fark edildiği; taklidin, tağşişin ve bunlarla mücadele yollarının artan derecede önem kazandığı, gıda güvenliğinin öneminin herkes tarafından teslim edildiği günümüzde artık tam da bu konuyu ülkemizde de etkin bir biçimde konuşmanın, tartışmanın zamanı olmalı. Bu konuda çalışmaya başladığımızdan beri gördük ki, veteriner hekimlik dışında; tarladan/çiftlikten gıda aşamasında kadar olan süreçlerde rol alan meslek disiplinlerinin eğitildiği üniversitelerde uzmanlık alanı olarak bu konuyu çalışan yok. Kimi üniversitelerde dersler veriliyor, meslek odalarında bu konuda kodlar oluşturmak üzere kimi çalışmalar başlamış, bazı firmalar/kurumlar kendi etik ilkelerini belirlemeye başlamış ama hepsi birbirinden kopuk ve ortak tartışma, bilgi oluşturma zeminleri yok. Bu konuda yayınlanan bir kitap veya dergi yok. Kongre yok… Tabii tüm bunlarla birlikte, hükümetler üzerinde asıl baskıyı oluşturacak olan tüketicilerde bu konuda gerekli farkındalık yok.
İşte bu nedenle önce aynı isimle 15 aylık bir proje yürüttük. Bu yazı ayrıntılı bir proje tanıtım yazısı olmayacak, çünkü bu alanda yürüyecek olan çalışmaların bir anlamda başlangıcı olan proje bitmek üzere. Bizlere yeni ufuklar açarak… Bundan sonrasına, projede sürdürdüğümüz çalışmaların çıktıları ile ve sayıca henüz az da olsa bu konuda çalışmaya niyetli bir ekiple devam edeceğiz. Çoğalma umudumuzu koruyarak…

Bu bakışla, proje sürecindeki sorun analizi atölye çalışması, anketler, eğitimler, kongre gibi etkinliklerden süzülen çıktıları paylaşmak geleceğe yönelik çalışmalar anlamında faydalı olacaktır.

Bu süreçte şunu gördük;
Özel sektör olsun, kamu kurumları olsun, ilgili sivil toplum kuruluşları olsun; en azından kayda değer bir kesiminde bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğine dair görüş; çalışma yönünde isteklilik ve heyecan var.
Akademisyenlerin bir kısmı bu konuda çalışma yapmaya hazır görünüyor.
Atölye çalışması ve ilerleyen süreçte sonuçları ayrıntılı rapor olarak yayınlanacak olan anketler sonucunda, çalışmaya katılan meslek mensupları ve kurumların farkındalıkları, etik kaygıları tespit edildi. Yapılan anket, bundan sonraki çalışmalarımız için, bizlere temel oluşturacak bir çalışma oldu.
Kongre, bu konuda daha geniş birlikteliğin temelini oluşturdu. Yazının başında bu konunun ilkleri olarak adlandırılan isimlerle birlikte olmak, geleceğe yönelik yapılacak çalışmalarda istekliliği arttırdı.
Tarım ve Gıda Etiği Derneği’ni kurduk. Konu ile ilgili kişileri, özellikle bu çalışmaları geleceğe taşıyacak gençleri aramıza katabildiğimiz ölçüde daha verimli işler yapılacağına inanıyoruz.
Artık henüz başlangıç noktasında da olsa bu konuda bir dokümantasyon merkezimiz var. Orada değerli kitaplar, ilgi duyanların okumasını bekliyor.

Önümüzdeki süreçte tarım ve gıda etiğini daha yoğun, daha bilinçle ve kararlılıkla konuşmayı; konuşmakla da kalmayıp, politikalara yön vermeyi umuyoruz.

Nisan 2017 sayısının 76.sayfasında yayımlanmıştır.