Taşıyıcının gecikmeden doğan sorumluluğu

Uluslararası taşımacılığın bir türü olan uluslararası kara taşımacılığı, bugün de eskiden olduğu gibi büyük öneme sahiptir.

Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Uluslararası eşya taşımacılığı, uluslararası ticareti etkileyen en önemli konulardan biridir. Uluslararası taşımacılığın bir türü olan uluslararası kara taşımacılığı, bugün de eskiden olduğu gibi büyük öneme sahiptir. İşbu yazımızda CMR Konvansiyonu (“CMR”) uyarınca, uluslararası karayolu ile eşya taşımacılığında taşıyıcının gecikmeden doğan sorumluluğu ele alınmaya çalışılacaktır.

CMR, Türkiye’nin de 1995 yılından bu yana taraf olduğu, karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığını düzenleyen uluslararası bir metindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca CMR, Türkiye’de de kanun hükmündedir. CMR hükümlerinin Türkiye’den diğer taraf devlet ülkelerine veya bu ülkelerden Türkiye’ye yapılacak karayolu ile eşya taşımacılığına uygulanması mevzuatımızın bir gereğidir.

CMR hükümlerinin uygulanabilmesi için:

i) taşıyıcı ile gönderen arasında ücret karşılığı bir taşıma sözleşmesi bulunmalı,
ii) taşımanın konusunu eşya oluşturmalı,
iii) taşıma işi belirli türden taşıtlarla karayolunda gerçekleştirilmeli ve
iv) eşyanın teslim alındığı yer ile teslim edileceği yerin iki ayrı ülkede ve bu ülkelerden en az birinin de CMR’ye taraf ülkelerden olması

gerekir.

Dikkat edileceği üzere CMR hükümlerinin uygulanabilmesi için, karayolu ile eşya taşımasında eşyanın teslim alındığı yer ile teslim edildiği yerden sadece bir tanesinin CMR’ye taraf ülkelerden birinde olması yeterlidir. Taşıma sözleşmesinin tarafları aynı tabiiyetten olsa dahi yukarıda sayılan kriterlerin bir arada bulunması halinde, söz konusu taşıma işine de CMR hükümleri uygulanacaktır.

Taşıyıcının sorumluluğu bahsi, CMR açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle, taşıyıcının hasar, zıya (hukuki veya fiili imkansızlık üzerine eşyanın teslim edilmesinin mümkün olmadığı haller) ve gecikmeden doğan sorumluluğunun CMR’nin ana iskeletini oluşturduğu söylenebilir.

CMR’ye göre, taşıyıcı;

(i) eşyayı kararlaştırılan taşıma süresi içerisinde teslim etmemişse veya
(ii) taşıma süresi kararlaştırılmamış olsa bile, taşımanın fiili süresi, basiretli bir taşıyıcının, taşımayı gerçekleştirmesinin beklendiği makul süreyi aşmışsa

taşıma işindeki gecikmeden dolayı sorumlu olacaktır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2006 tarih ve 2005/12623 Esas – 2006/13193 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere: “CMR’nin 19. maddesi hükmüne göre, taşıma sözleşmesinde, taşıma işinin hangi süre içinde gerçekleştirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı hallerde taşıma süresi, basiretli bir taşıyıcı tarafından gerçekleştirilecek makul taşıma süresine göre tespit edilir. Makul taşıma süresinin hesabı ile her olayın şartlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Süre hesaplanırken eşyanın taşımasında kullanılması için verilen talimatlar, gümrükteki olağan bekleme süresi, gidilen yolun koşulları, izin verilen sürüş saatleri gibi pek çok faktör dikkate alınmalıdır.”

Uygulamada makul sürenin tespit edilmesinde bilirkişilere başvurulmaktadır. Makul sürenin ne olması gerektiği özellikle Uluslararası Nakliyeciler Derneği’ne sorulmaktadır.

Gecikmeden ötürü taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için, gecikmeden ötürü bir zararın meydana gelmiş olması gerekir. Zararın meydana gelmesi de tek başına yeterli değildir. Zararın varlığının bunu iddia eden hak sahibi tarafından ispatlanması ve zarar ile gecikme arasında da uygun bir nedensellik bağının bulunması gerekir.

Uluslararası karayolu ile eşya taşımalarında gecikmeden doğan zararlara:

(i) gecikme nedeniyle eşyanın piyasa değerinin düşmesi,
(ii) taşımanın gecikmeli tamamlanması halinde gecikilen süre içerisinde gümrük vergilerinin artması,
(iii) gönderenin gecikme nedeniyle üçüncü kişilere olan taahhütlerini yerine getirememesi ve bu nedenle cezai şart ödemek durumunda kalması,
(iv) gönderenin üçüncü kişilere olan taahhütlerini yerine getirebilmek adına eşyanın muadilini tedarik yoluna gitmesi ve bunun için masraf yapması,
(v) boşaltmada görev yapacak işçilere veya eşyanın saklanacağı depoya fazladan ücret ödenmesi

gibi zarar kalemleri örnek olarak gösterilebilir.

Taşıyıcı gecikmenin, (i) kendisinin kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir olayın varlığından ya da, (ii) eşya üzerinde talep hakkına sahip kişinin kusurundan, talimatından veya (iii) eşyadan kaynaklanan kusur nedeni ile meydana geldiğini ispat edebilirse zarardan dolayı sorumlu olmaktan kurtulabilir.

CMR’ye göre, taşıma işindeki gecikme sebebiyle meydana gelen zararlardan taşıyıcının sorumluluğu, taşıma ücreti ile sınırlıdır. Taşıyıcı lehine öngörülen bu sınırlı sorumluluk hali emredici niteliktedir. Bu nedenle, örneğin geç teslim halinde taşıyıcının cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırılması dahi geçersizdir. Prensip olarak, her halde, taşıyıcının, ispat edilen zararlara dair sorumluluğunun üst sınırı ancak taşıma ücreti kadar olacaktır.

Gecikmeden doğan zararların taşıyıcıdan talep edilmesi ve taşıyıcıya karşı dava hakkının kullanılması da birtakım şartlara bağlıdır. Gecikmeden doğan zararların taşıyıcıdan talep edilebilmesi için, gecikmenin taşıyıcıya 21 gün içerisinde yazılı olarak ihbar edilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca dava hakkının da zamanaşımına uğramamış olması gerekir. Zira CMR kapsamına giren taşımalarda gecikmeden doğan taleplere ilişkin dava hakkı, eşyanın geç olarak tesliminden itibaren 1 yıl içerisinde zamanaşımına uğramaktadır. Eğer zarara, kast veya kasta eşdeğer kusurla sebep olunmuş ise zamanaşımı süresi 3 yıl olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla gecikmenin taşıyıcıya ihbarı ile birlikte davanın CMR’de öngörülen zamanaşımı süreleri içerisinde açılmış olması gerekir.

Taşıyıcıya yöneltilecek dava, taşıyıcının mutad ikametgahının, asıl iş merkezinin veya taşıma sözleşmesinin akdedilmesine aracılık eden şube veya acentesinin bulunduğu ülke mahkemesinde; ya da eşyanın teslim alındığı veya teslimi için öngörülen yerin bulunduğu ülke mahkemesinde açılabilir. Taraflar ayrıca CMR’ye taraf ülkelerden herhangi birisini de davaya bakmak konusunda yetkilendirebilir.

CMR, giderek globalleşen ve birbirine yaklaşan ekonomik pazarlar arasındaki ticaretin en önemli unsurlarından olan uluslararası eşya taşımacılığını yeknesak kurallara bağlama ihtiyacından doğmuştur. Unutulmamalıdır ki; taşıyıcının gecikmeden doğan sorumluluğu CMR ile Türk Ticaret Kanunu’nda farklı düzenlenmiştir. Dolayısı ile CMR’ye tabi uluslararası bir taşıma ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi bir iç taşımada taşıyıcının gecikmeden doğan sorumluluğunun kapsamı, niteliği ve hukuki sonuçları birbirinden farklıdır. İşte bu nedenledir ki, ülkelerin kendi iç hukuklarındaki farklılıkların uluslararası nitelikteki taşıma ilişkilerine olan etkisini en aza indirmek ve yeknesaklığı sağlamak amacı ile CMR hükümleri hayata geçirilmiştir. Bugün itibariyle CMR’ye taraf ülkeler, dünyada büyük bir coğrafyayı temsil etmektedir.

Nisan 2017 sayısının 87.sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları