Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Tatlı mutluluk

Ruh halimiz olumlu olduğunda insanlar bizden daha çok hoşlanırlar. Daha sağlıklı ve sağlam ilişkiler kurabiliriz. Kalıcı işbirlikleri oluşturabiliriz. Ve en önemlisi bu bilinen gerçektir ki olumlu ruh hali içerisindeyken öğrenme kapasitemiz artar....

Esra Teoman Bener

Kurucu / Profesyonel Koç / Eğitmen
Adım Koçluk Danışmanlık Eğitim

Fırından yeni çıkmış çikolatalı kekin nefis kokusu hepimizde olumlu duyguların oluşmasını sağlar. Ve ister istemez bizi kendisine çeker. Bir kişiye veya bir nesneye olumlu duygular ona yaklaşmamızı sağlarken olumsuz duygular da bizi ondan uzaklaştırır.
Tatlılar, duygularımızı olumlu bir şekilde göstermemizi sağlayan durumlarda vazgeçilmezimizdir.
Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım… gibi kültürümüze yerleşmiş bir atasözümüz bile vardır.
Beynimiz seratonin ve endorfin adı verilen mutluluk hormonları salgılar. Bazı zamanlarda stres altındayken, depresyondayken, yas dönemindeyken bu hormonlar yetersiz salgılanır ve böylesi durumlarda tatlılar bizleri kısa süreliğine mutlu eder.
Ancak tabii ki de bizi mutsuz eden sebepler ortadan kalkmadıkça o an için bizi mutlu eden tatlının da etkisi uzun süreli olmaz.
Ruh halimiz olumlu olduğunda insanlar bizden daha çok hoşlanırlar. Daha sağlıklı ve sağlam ilişkiler kurabiliriz. Kalıcı işbirlikleri oluşturabiliriz. Ve en önemlisi bu bilinen gerçektir ki olumlu ruh hali içerisindeyken öğrenme kapasitemiz artar. Daha da önemlisi yaratıcılığımız ortaya çıkar. Yeni yaşantılar, yeni fikirlere açık hale geliriz.
Pozitif Psikolojinin en önemli isimlerinden Dr. Martin Seligman'ın kitabında çok çarpıcı bir deney vardır. Bu deneyde 44 dâhiliyeciyi 3 gruba ayırıyorlar. Gruplardan birine küçük bir paket şeker veriliyor, diğer gruba tıp konusundaki insancıl ifadeleri yüksek sesle okumaları söyleniyor. Son grup ise kontrol grubu oluyor.
Bu doktorlara tanı konması çok zor olan bir karaciğer hastalığı vakası veriliyor. Doktorlardan tanıyı koyarken yüksek sesle düşüncelerini ifade etmeleri isteniyor.
Sonuç olarak bu üç grup içinden en başarılı olan grup küçük bir paket şeker verilen doktorlar oluyor. Bu grup karaciğer hastalığını en kısa ve seri şekilde düşünen ve tanı koyanlardı. Zira şeker verilen grup olumlu duyguları kısa süreliğine de olsa harekete geçirmişti.
Olumlu duyguları yaşantımızda çoğaltabilmek için düşünce yapımızın olumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Olumlu düşünce, olumlu duyguyu, olumlu duygu da olumlu davranışları tetikleyeceğinden yaşamdan alacağımız olumlu sonuçları çoğalacaktır.
Nasıl derler bilirsiniz.!
Mutlu olmak istiyorsan,
Bir saat kestir.
Bir gün balık tut.
Bir ay evli kal.
Bir yıl miras ye.
Bir ömür boyu, insanlara yardım et…
Mutluluk içsel bir seçenektir. Mutluluk dışsal faktörlere bağlı değildir. Mutluluk bir olma halidir. Varılacak bir yer değildir. Her zaman için daha iyi bir iş, daha anlayışlı bir eş, daha büyük bir ev, daha lüks bir araba mutluluk için faktörler olabilir. Ancak unutmamak gerekir ki bir gün o iş gidebilir, anlayışlı eş değişebilir, daha büyük evin daha da büyüğü çıkabilir. Hatta tüm bunların geçici olma olasılığı da var öyle değil mi? O zaman bunlar gerçek mutluluk sebebimiz olamaz. Mutluluk sahip olmayla ilgili değildir. Mutluluk bize heyecan veren, biraz zorlayan ve gerçekten yapmaktan hoşlandığımız eylemlerle uğraşmak ve bunları kalıcı hale getirebilmektir.
Gerçek mutluluk ve kalıcı mutluluk için Mihaly Csikszentmihalyi'nin çalışmalarında dikkati en çok çektiği, Akış’ta kalmak üzerine yaptığı çalışmalardır. Akış ile ilgili şöyle sorular sorar.
Sizin için ne zaman, zaman duruyor?
Hangi zamanlarda yapmak istediğiniz bir şeyin hiç bitmemesini istiyorsunuz?
Bu sorunun cevabı kimi için resim yaparken olur, kimi için golf oynarken, kimi için eğitim verirken, kimi için yazı yazmak, bazıları için çocuklarıyla vakit geçirmek olabilir.
Akış, ruh ve bedenin birlikte oluşturduğu, zamanın ortadan kalktığı ve sonunda bize güzel duygular veren an’ın oluşumudur.
Mutluluğa götüren şey zevktir. Zevk ise o anda ne kadar kalabildiğimizle ilgilidir. Bir başka deyişle akış halinde kalabilmemizdir. Hazların toplamı her ne kadar zevki verse de hazlar zaman zaman bizim pişmanlık duymamıza da neden olabilirler. Yani tek başına yeterli değildir.
Çok sevdiğimiz bir tatlıyı diyet yaptığımız halde yediğimizi düşünelim. Başta bu tatlı bize çok haz verirken bittikten sonra derin bir pişmanlık duymamıza sebep olacaktır. Öyleyse TV deki diziler, zihnimizi boşaltmak ve rahatlatmak amacıyla yaptığımız sohbetler bize haz verebilir. Bunlar yaşam için de gereklidir. Ancak mutluluk için yeterli değildir. Çünkü bilincimizin yeniden düzenlemesini sağlamaz, sadece var olan düzeni korur. Ve bundan dolayıdır ki geçmişe dönüp baktığımızda hazları çok da hatırlamayız. Sadece bize zevk veren anları daha çok hatırlarız. Zevkte yenilik vardır, başarı vardır.
Zevkte bir şeye başlarız ve bunun için çaba sarf ederiz hatta biraz zorlanırız. Ancak sonunda hayallerimizin de üzerinde bir şey çıkarırız. O an duyduğumuz şey zevktir haz değildir. Zevkte süreçten keyif alma hali vardır. Odaklanma, zamansızlık vardır. Bir başka deyişle olma hali vardır. Orada olumsuz duygularınızı, kendinizi düşünmeden sadece kendinizin var olma haliniz vardır. Depresyondaki kişilerin en belirgin özelliği sadece kendilerine yönelmeleridir. Dolayısıyla depresyondan ancak kendileri dışında bir şeylerle ilgilenebilmeye başladıkları noktada çıkabilirler.
Haz ve zevk arasındaki fark için güzel bir örnek vermek gerekirse. Çok güzel hazırlanmış bir sofrada yemek yerken etrafınızdaki arkadaşlarınızı gözlemleyin. Bazıları çok hızlı yemek yerler, kimileri ise yavaş yavaş yemeğin tadına vararak yerler. İşte hızlı yiyenler sadece haz alanlardır. Diğerleri yavaş yiyenler ise zevk alarak yiyenlerdir. Bir süre sonra onlara şu soruyu sorduğunuzda “o gün yemekten sonra gelen tatlının tadı ne muhteşemdi değil mi ?” dediğinizde hızlı yemek yiyen grup yani sadece haz alan grup tatlının tadı için evet cevabını verirken diğer grup; yavaş yemek yiyen, lokmaların tadını çıkaran grup, zevk alan kişiler tatlının tadının tüm detaylarını hatırlayacaklardır.
Mutlu olabilmek için yaşamdan doyum alabilmemiz şarttır. Bunun için de zevklerle dolu anılarımızı çoğaltarak yaşamak ve yaşamımızın anlamı ve doyumu üzerinde seçimlerimizi, bilinçli eylemlerimizi gerçekleştirmemiz gerekiyor.
Tatlı tadında geçireceğiniz mutlu, sağlıklı, başarılı bir yeni yıl diliyorum.

Ocak 2015 sayısının 30.sayfasında yayımlanmıştır.

Yazarın diğer yazıları