Ayşe Dinçer

Ayşe Dinçer

Lezzet Yolcusu

Toronto Lezzetleri

Bu ay yeni dünyadan yazmak istedim. Sıklıkla gittiğim Kanada'dan. Şimdi Toronto'da leylaklar açtı doğa uyandı.

Her yer yemyeşil, bahçeler, parklar çiçeklerle donandı. Burada hava geç ısınıyor. Bütün kış kar yağıyor, ısı sıfırın altında ama bir güzelliği var. Hava çoğu zaman açık ve güneşli. Dışarıda kar yağsa, soğuk boran olsa da evinde şömine karşısında oturuyorsun, işine güneşli havada gidiyorsun dışarıya çıkmadıkça sanki bahar, yaz;  güneş de yakıcı.  Dışarıda hava eksilerde ama ne gam. Buralarda kasvetli havaların moralsizliği pek yok. Ama dışarı çıkınca işte o zaman insan anlıyor burası kışlık bir yer değil.  Bir keresinde bir yılbaşı arifesinde ışık oyunlarını seyretmek üzere gece Nathan Square'e gittik. Biz ne bilelim gecenin bu kadar soğuk olacağını... Alevin alazı gibi soğuğun ayazı her tarafımız daladı. Buralarda bir sorun daha var. Dışarı çıkmasa da kışın herkes evinin önündeki karı temizlemek zorunda. Eğer postacı gelir de evinin önündeki kar temizlenmediği için kayıp düşer, hastanelik olursa sorumlusu ev sahibi oluyor. Aman dikkat ciddi cezası var! Toronto'da kışın şehrin altındaki şehirde dolaşacaksın. 27 km. uzunluğundaki bu yeraltı şehrini metrolarla seyahat edip hiç yer yüzüne çıkmadan gezebilirsin, istediğin tüm dükkanlara ve alışveriş merkezlerine ulaşabilirsin. Tek sıkıntı buranın sıcaklığı. Bu defa da dışarıda donacağım diye giyilen paltolar gocuklar fazla geliyor. Elinde paltolar üstünde yazlıklarla gezmek gerekiyor.


Festivaller şehri
Toronto, Ontario eyaletinde ve Ontario gölünün kıyısında bir kent. Yazın göl kıyısındaki Harbourfront güzel oluyor. Bir çok lokanta var. Yemek yenilebilir, gezilebilir, çay içilebilir. Ayrıca hemen her hafta değişik temalı festivaller düzenleniyor. Çin ve Hint festivallerine katıldım. Her çeşit yöresel yemek, tatlılar, takılar başta olmak üzere ilginç yöresel ürünler, danslar oyunlar... Tam bir festival. Hem eğleniyor hem de ülke hakkında bilgileniyorsunuz, lezzetlerini tadıyorsunuz. Komşunuz o ülkedense sosyalleşiyor, komşunuzun arkadaşları ile tanışıyorsunuz. Ancak kışın Harbourfront ölü bir nokta. Solgun, rüzgarlı. Kimse gitmiyor. Birkaç pasaj içi lokanta var ama "havası" yok. Sadece civardakiler veya yapacak daha iyi bir işi olmayanlar gidiyor. Toronto'da biri yaz biri kış olmak üzere 2 büyük festival düzenleniyor. Winterlicious şubat ayının ilk 2 haftası, Summerlicious ise Temmuz'da yapılıyor. Bu yıl 5-21 Temmuz arası. Festival süresince katılımcı restoranlar menülerinde indirimler uyguluyor. Her iki festival de Toronto'nun en ölü zamanlarında restoran aktivitelerini artırmak için yapılıyor. Toronto aslında dünyanın her tarafından çalışmaya gelen orta sınıf insanları barındırdığı için sokak arabalarında sosis, fast food, dondurma ve patates kızartması gibi ürünlerin satışları yadırganmıyor. Hatta bu el arabalarında helal ürünler bile bulunuyor. Toronto'nun en bilinen ve hemen her fast food büfesinde bulunan etnik ürünleri: kebab, falafel ve shawarma (döner). Shawarma tabule, humus ve turşularla servis ediliyor. AVM'lerin hepsinde yiyecek bölümlerinde bu ürünleri bulmak mümkün. Tabii kaynağının Anadolu olmasına rağmen dönerin shawarma olarak bilinmesi ve satılması üzücü.

St. Lawrence Market-Sabit Gıda Pazarı
Toronto'nun bir de sabit gıda pazarı var. St. Lawrence Market, Front Street'te tren istasyonuna yakın her çeşit taze gıda ürününü bulabileceğiniz bir sabit pazar. Peynir, zeytin, bal, reçel gibi kahvaltılıkları, et ve et ürünlerini, meyve ve sebzeleri günlük ve taze olarak alabileceğiniz bir yer.
Toronto'nun en güzel yerlerinden biri Beaches. Göl kenarı sayfiye evlerinin bulunduğu muhit. Yazın gölde yüzülüyor. Etrafta gül bahçeli villalar. Sahil umuma açık. Herkes yürüyor, koşuyor, köpek gezdiriyor, çocuğu ile oynuyor, paten yapıyor veya göle giriyor. Kışın ise insanlar gül bahçeli evlerinde, ancak cesaret edenler sahilde. Downtown gençler için aktiviteleri olan güzel bir mekan. King Street, Front Street, Queen Street birçok dükkana ulaşmak açısından güzel ama benim tercihim lüks dükkanların ve markaların bulunduğu Bloor Caddesi. Yorkville'in ara sokaklarında harika şarap lokantaları var. Küçük fakat çok özel. Çevredeki gökdelenlerde çalışanlar öğlen kaçamakları yapıyorlar.


Toronto tarihi
Toronto'nun tarihi denilince aslında pek yazacak birşey yok. Toprakların ilk sahibi İnuitler veya Kanada'lıların dediği gibi "İlk Halklar" Şimdi özerk bölgelerde yaşıyorlar. Seneca, Mohawk ve Cayuga bazı Kanada yerli kabilelerinin adı. Ontario İnuiti olan Tungasuvvingat Inuit'in merkezi Ottawa'da.  Pek de iyi ve mutlu bir yaşam değil onlarınki. Bir yerli köyüne gittim. İçki ve el emeği eşyalar sattıkları dükkanlarından para kazanmaya çalışıyorlar. Gençlere iş yok. Evlenseler para yok. Gelenekleri ile modern dünya arasına sıkışıp kalmışlar. Kanada'dan atalarının doğduğu ve yaşadığı toprakları geri almak istiyorlar. İnuit, Arktik bölgede yaşayan yerlilere verilen ad. Kanada'da kendilerine ait topraklarda yaşamadığını söyleyen 11 bin İnuit'in 2 bin civarında üyesi Toronto'da yaşıyor. Newfoundland civarında daha yoğun nüfusa sahipler. Alaska, Sibirya ve Ukrayna'da da değişik adlarla yerleşik inuit var. Eskimo'lar da bir İnuit. Şİmdilerde yeni dünya düzenine ayak uydursalar da İnuit'lerin yeme içme alışkanlıkları çok eski. Milattan öncelere dayanıyor. Toplu olarak balığa ve ava çıkıyorlar.  Özellikle fok balığı ve balina avlıyorlar. Toronto'dakilerin yaşamı daha medeni. Şehir hayatında avlanma yok tabii ama çiğ ve kurutulmuş balık ve et menülerini hâlâ çok  seviyorlar. Bir de mangalda ketçaplı balık ızgarayı.

Niagara Şelaleleri

Niagara Şelaleleri Toronto'ya yakın. Mutlaka görülmeli. ABD ile Kanada sınırında. Niagara nehri üzerinde 3 şelaleden oluşuyor. American, Bridal Veil (gelin duvağı) ve Horse Shoe (at nalı) şelaleleri hepsi görülmeye değer. Nehrin bir kıyısı Kanada'nın Ontario diğeri ABD'nin New York eyaletine cepheli. Niagara, aktivitesi bol bir bölge. Hava müsait olursa şelalelerde "Maid of the Mist" gemisi ile tur alabilirsiniz. Veya Amerika ile Kanada'yı bağlayan köprülerden geçerek Amerika'nın tavuk kanatları ile ünlü Buffalo kentine geçebilirsiniz. Buffalo Wings'i şehirde birkaç ünlü restoran yapıyor ve tabii formülü sır. Nigara'nın Kanada tarafı tam bir turistik kasaba. Oteller, restoranlar ve sürekli aktiviteler şelaleleri görmeye gelenleri ağırlıyor. Şelalelerin çevresini 360 derece görmeyi sağlayan döner kulede mükellef bir öğlen veya akşam yemeği yiyebilirsiniz ancak akşam için cam kenarında yer ayırtmayı unutmayın. Bölgedeki en tanınmış restoranlar arasında bir zincir olan Shoeless Joe's Sports Grill var. Özelliği; sporcu yaşamı benimsemiş, sağlıklı yiyecek tüketmek isteyenler için özel menüleri bulunması. Aynı zamanda bir çok spor alanlarını ve sporcuları da destekleyen bir kuruluş.
Niagara civarının iklimi ılıman sayılır. St. Catharines gibi bölgeler şarapları ile ünlü. Buralardan geçerken şarap evlerini ziyaret edip her çeşit şarabı alabilirsiniz. Bölgenin en tanınmış şarabı "ice wine" Buz şarabı. Kışın en soğuk gününde genellikle gece saat 12'de ısının en düşük olduğu saate donmuş üzümler toplanıyor ve şarap yapılıyor. Tatlı bir şarap. Yemek sonrası tatlılarla içiliyor. Çok da pahalı. Gerçi Avrupa'da özellikle Almanya'da da üretiliyor ancak Kanada da kışlar daha sert geçtiği için bu yöreninkiler daha makbul. Ayrıca bir de "ice cider" var. Buz şırası.  Toronto'da epey alıcısı var. Konu Türkiye'de çok gündemde olduğu için yazmakta fayda var. Toronto'da içki satışları sadece LCBO adı verilen ve Ontario hükümetinin Ontario İçki Kontrol Kurulu'na bağlı dükkanlarda yapılıyor. Her çeşit içki var. Almada sınır yok. Kolilerle bira alabiliyorsunuz. Dünyanın her yanından içkiler bulunuyor. Bir ara rakı da satılıyordu.

 
Toronto Mutfağı
Toronto göçmenlerden oluşan bir şehir olduğu için pek Toronto mutfağı denilecek bir kültür yok. Burada tüm dünya mutfaklarına rastlamak mümkün. Kanada'nın eski başbakanlarından Joe Clark'ın dediği gibi "Kanada mutfağı birçok ülkenin yemeklerinin bir kolajı". Chinatown'da Çin ve Vietnam mutfağından örnekler tadılabilir. Sam Woo buranın en ünlüsü. Ördek menüleri var. Dükkanda sıra sıra pişmiş ördekler asılı. Bana sorarsanız görünümü ve hijyeni biraz zayıf ama yemekler lezzetli ve bu lezzetleri tatmak  gerek. Danforth semtinde Yunan mutfağına erişebilir, Little Italy veya Corso Italy'de İtalyan yemeklerini yiyebilirsiniz. O kadar uzaklara da gitmeye gerek yok aslında şehir içinde de her yerde İtalyan, Hint, Çin, Yunan, Thai mutfaklarını bulabilirsiniz. Toronto'nun kendine has lezzetleri nelerdir derseniz en başta "Maple Syrup" Akağaç şurubu gelir. Waffle, pancake ve kreplerde sabah kahvaltısında veya yemeklerden sonra tatlılarda çoklukla kullanılıyor. Tüm tatlıların üzerine dökülerek yenilebiliyor. Kanada ilk halklarının da yiyeceği olan Pasifik Somonu Toronto'da en çok tüketilen  balıklar arasında. Donmuş ve taze olarak veya işlenmiş ürün olarak satın alınabiliyor. "Bannock" Kuzey Amerika'ya İskoçya'dan gelmiş bir ekmek çeşidi. Genellikle, tam buğday unu, kabartma tozu, şeker, ve yağ, su veya süt ile karıştırılıp yoğuruluyor ve fırında pişiriliyor. Yağda kızartılan şekilleri de var. Bunlara kızarmış ekmek deniliyor. Simite benzer "donut"ları da unutmamak lazım. Sabah kahvaltısında kahve ile veya her acıktığınızda arasında peynir, çikolata, krema  ve diğer dolgularla veya sade olarak yiyebilirsiniz. Türkiye'de de artık "donut" satan dükkanlar açıldı.  Bu değişik lezzeti tatmakta fayda var. Bir de Toronto'da en yaygın yemek  (hatta fast food demek daha doğru) "Poutine". Aslı Fransa'dan gelme. Patates kızartmasının üzerine eritme peynir ve özel bir et sosu (Gravy) dökülerek yeniliyor. 

Toronto'da kültür
Toronto kültürel açıdan çok faal bir şehir. Queenspark'daki Royal Ontario Museum (ROM)-Ontario Müzesi ve Art Gallery of Ontario (AGO)-Ontario Sanat Galerisi dünyaca ünlü merkezler. Müze yıl içinde farklı konularda sergilere ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz yıl Maya takvimi çok konuşulan bir konu olduğundan Maya tarihi konusunda bir sergi vardı. Gezdim. Ama sadece sergiler için en az 2-3 saat ayırmak gerek. Bir de müzenin sabit gezilecek bölümü var onun için de en az 1-2 saat harcamak lazım. Siz en iyisi bir gününüzü bu müze için ayırın. Şu anda Müzede Dinazor yumurta ve yavruları, Büyük göllerin ilk yerlileri ve Çin'in Ming ve Qing hanedanından portreler konulu sergiler var. Konserler, Toronto Senfoni Orkestrasının ev sahipliğindeki  Roy Thomson Hall'de dinlenmeli. Massey Hall ve Four Seasons Centre müzikaller için ideal. Toronto, film festivalleri ile de çok ilgi çekiyor. Özellikle Toronto Film Festivali birçok ünlü film festivali ile boy ölçüşecek düzeyde. Türk filmleri haftasında ise vizyondaki Türk filmlerini izleyebilirsiniz. 553 metre yükseklikteki CN Kulesi Toronto'nun simgesi. Birçok televizyon kanalı buradan yayın yapıyor.


Biraz da edebiyat
Toronto edebiyatı denilince ilk akla gelen yazar, birçok  ödülün sahibi Margaret Atwood. Ülkemizde Halka Oyunu, Kedi Gözü ve Penelopia gibi kitapları ile tanınıyor. Türkçeye çevrilen Bölük Pörçük Yaşamlar ve Kış Mezarı kitapları ile Anne Michaels ve Robert Fulford'da yabancı olmadığımız Toronto'lu yazarlardan. Toronto doğumlu ve Toronto ve Ryerson Üniversitelerinde tarih profesörü olan Margaret MacMillan'ı ve ODTÜ Yayınlarından çıkan kitabı "Paris 1919: Dünyayı Değiştiren 6 Ay" isimli kitabını da anmadan geçemeyeceğim. Bugünkü Avrupa'nın 1919'da nasıl şekillendiğini ve Ortadoğu'nun geleceğini bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.


Inukshuklar


Kanada'nın ilk  yerlileri olan İnuit lisanında İnukshuk "insana benzer" demek. Çok eski yıllarda Kanada yerlilerinin Kanada yaban Ren geyiği-Caribou- avlarken kullandıkları bir taş dizini imiş. Taşları üstüste insana benzer şekillerde diziyorlarmış. Yerliler ok ve yayları ile bu insan şekilli taş dizinlerinin arkasına saklanır, kadın ve çocuklar da Caribou'ları inukshuklara doğru kovalar yakalanmalarını sağlarlarmış. Tabii inukshukların yol belirleme, yol haritası yapma ve kamp ve av yerlerini bildirme gibi işlevleri de var.
Bu ay da bu kadar. Toronto yazımı bir Inuit şiiri ile bitireyim.

Küçük serüvenlerimi düşünüyorum
Korkularımı
Büyük gözüken şu küçükleri
Almam ve ulaşmam gereken
Tüm yaşamsal şeyler içinde sadece bir tek şey var
Bir tek şey
Şafakla doğan büyük günü
Dünyayı saran ışığı
Görmek için yaşamak

Toronto hakkında daha çok yazılacaklar var. Ama başka zaman. Gelecek ay tekrar yaşlı Avrupa'dayız. Yolculuk galiba bir adaya. Bakalım hangisine?