Derya Nil  Budak

Derya Nil Budak

Gıda İletişimi

Yeni yerel lezzetlerimiz

Gelenek ve göreneklerimizin yerel pratiklerini içeren bu kıymetli ay, Ramazan kültürünün ve maneviyatının yaşatılması kadar, yeni yerel lezzetleri ve iletişim çalışmaları ile de haddizatında ayrı bir itibar görüyor.


Derya Nil Budak
Yeditepe Üniversitesi Gastronomi
ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi

Dünya gıda endüstrisinin; Türk insanının beslenme alışkanlıklarına, ihtiyaçlarına, tercihlerine ve tabii damak zevkine uygun olarak pazara sundukları ürünler yerelin kaçınılmaz önemini işaret ediyor. Bir nevi adaptasyon süreci olarak da ifade edebileceğimiz glokalizasyon veya glokalleşme, diğer bir deyişle, yerel tüketici profilini anlamanın ve buna uygun hizmetleri, çözümleri sunmanın bir şekli olarak beliriyor.
Gelenek ve göreneklerimizin yerel pratiklerini içeren bu kıymetli ay, Ramazan kültürünün ve maneviyatının yaşatılması kadar, yeni yerel lezzetleri ve iletişim çalışmaları ile de haddizatında ayrı bir itibar görüyor.


Ve hilal göründü… Bir Şehr-i Ramazan’ı daha bereketi ve rahmeti ile görmek bizlere yine nasip oldu. Şüphesiz, bu kutsal ayın şanına layık maneviyatının yaşanması ve yaşatılması, toplumsal mirasımızın bir parçası olan halis muhlis kültürümüzün ve değerlerimizin de bir tezahürü. Velev ki postmodern olarak adlandırılan bu çağda toplumun tüketim gerçeğinin yeniden türetilmesinde imdada Hızır gibi yetişen postmodernizm, moderni sorgulayan ve moderni aşan yapısı ile kültürü ve değerlerimizi de dönüştürdü.

Geleneksel tüketim alışkanlıklarının belirleyici unsurlarından biri de mutfak kültürüdür. Bizi, “biz” yapan yeme-içme alışkanlıklarımız veya tercihlerimiz; geçmişten bu güne uzanan tariflerimiz, hazırlama ve pişirme tekniklerimiz hatta sunum ve sofra adabımız dahi kültürel kimliğimizin bir parçası olmuştur. Bu bağlamda modern sonrası ve ötesi tanımı ile müsemma postmodernizm, ilk kez Roland Robertson tarafından kullanılan, küreselleşme ve yerelleşmenin eş zamanlılığına vurgu yapan bir kavram ile karşımıza çıkmakta. Uluslararası ürün ve hizmetlerin yerel kültürün özellikleri ile pazara sunulması anlamına gelen glokalleşme, esasında İngilizce iki farklı terim olan ‘global’ ve ‘local’ ın birleşiminden meydana gelmekte. Glokalleşme veya küyerelleşme olarak ifade edilen bu terimin perspektifinden bakıldığında, Türk gıda sektöründe hizmet veren global üreticilerin bu coğrafyaya özgü ürünleri göze çarpıyor. Misal, iftar ve sahur sofralarımızın yeni yerel lezzeti olan Türk usulü hazır çorbalar, dondurulmuşlar, yöresel ürünler, Türk tipi turşular, mangal veya köfte burgerler, Ramazan pizzaları, yeni nesil Türk kahvesi ve Türk çayları hatta hazır dondurmalı Türk tatlıları ve daha nice yerel ürün küreselin yerelleşmesine örnek olarak sıralanabilir. Ve dahası Ramazan sofralarımızda arzı endam eden atadan dededen kalma şerbetler yerine gazlı içecekler veyahut geleneksel kadim lezzetlerimiz yerine hızlı-hazır küresel yemek zincirlerince hazırlanan iftar menüleri ya da kadim reçetelerimiz ile hazırlanan yabancı sermayeli hazır paketli tüm ürünler ise diğer yeni yerel lezzetlerimiz arasında sıralanabilir.
Glokalleşmenin somut çıktıklarını küreselleşme ile gelen tek tipleşmeyi ortadan kaldıran ve yerelin gücünü kullanan mamullerin iletişim çalışmalarında da görmek mümkün. Ürün ve hizmetlerin yerel unsurlar, yerli öğeler kullanılarak hazırlanan iletişim çalışmaları algılama kolaylığı sağlayarak ürünün tercih sebebi olabilmesini başarmakta. Velhasıl günümüzde küresel yiyecek ve içecek markaları tarafından on bir ayın sultanına yaraşır kampanyalar düzenlenmesi; Ramazan kültürünün sembolü olan kalabalık iftar sofraları, sahur geceleri, maniler eşliğinde çalınan davulu, davulcusu hatta topu ve ışıl ışıl cami mahyaları gibi yerel unsurlar ile ürüne özgü methiyeler sıralanması işte bu ahvalin bir tecessümü.

Hülasa, değişen ve dönüşen dünyamızın bir parçası olan yerel kültürümüz de şüphesiz bu postmodern gidişattan nasibini alıyor. Dünya gıda endüstrisinin; Türk insanının beslenme alışkanlıklarına, ihtiyaçlarına, tercihlerine ve tabii damak zevkine uygun olarak pazara sundukları ürünler yerelin kaçınılmaz önemini işaret ediyor. Bir nevi adaptasyon süreci olarak da ifade edebileceğimiz glokalizasyon veya glokalleşme, diğer bir deyişle, yerel tüketici profilini anlamanın ve buna uygun hizmetleri, çözümleri sunmanın bir şekli olarak beliriyor. Kıssadan hisse, gelenek ve göreneklerimizin yerel pratiklerini içeren bu kıymetli ay, Ramazan kültürünün ve maneviyatının yaşatılması kadar, yeni yerel lezzetleri ve iletişim çalışmaları ile de haddizatında ayrı bir itibar görüyor.

Ramazan ayının huzur ve bereketinin üzerinize olması dileğiyle.