Esra Teoman

Esra Teoman

Yaşama Dair

Zencefilli Bisküvi ve Kahve İkilisi....

Zencefilli bisküvinin bendeki anlamı bir yılın sonuna geldiğimiz ve yeni bir yılın ilk hazırlıklarının başladığını hatırlatan bir ritüeldir. Geçmişin değerlendirmesi, geleceğin yeni tasarımıdır.


ESRA TEOMAN
Koç- Eğitmen
www.adimkocluk.com
www.siradisibasari.com

Aralık ayı geldiğinde benim rutinim zencefilli bisküviler ve yanında mis kokulu kahvedir. Çalışırken, evimizde arkadaşlarımızla birlikteyken, yemek sonralarında aralık ayında her zaman zencefilli bisküvi ile kahve bizimle birliktedir. Yeni yıl hedeflerimize, artık geçmişte bir daha asla yapmam dediklerimize, gelecek umutlarımıza, sevgilerimize, kırgınlıklarımıza zencefilli bisküviler şahit olurlar.

Zencefilli bisküvinin bendeki anlamı bir yılın sonuna geldiğimiz ve yeni bir yılın ilk hazırlıklarının başladığını hatırlatan bir ritüeldir. Geçmişin değerlendirmesi, geleceğin yeni tasarımıdır.

Yani değişim, dönüşüm, gelişim zamanıdır.

Her zaman aralık ayında hedefler konur, yeni başlangıçların hazırlığı yapılır ve yeni umutlar ile yeni yıl beklenir. Düşünüyorum da bu döngüleri bizler koyduğumuza göre aslında aralık ayının mayıs ayından ne farkı olabilir ki ? Biz niye mayıs ayında bu tür hazırlıklar yapmayız da aralık ayını bekleriz?

Verebileceğim cevap, aslında insanların belli bir disiplin ve ritüellerden hoşlanıyor olması. İyi ki de böyle, zira her yaşanan yılın ve an’ın kendine has güzellikleri var. Yeter ki biz farkında olalım.)

Her birimiz gün sonunda mutlu olmak için yaşıyoruz. Ne yaparsak yapalım tüm çaba mutlu bir yaşam sürmek üzerine.

Kısmen başarır gibi olduğumuzu hissediyoruz, ardından bir durum veya kişi ile bu hissimizi kaybediyoruz. Ve sanki her şey başa dönmüş gibi geliyor. Oysa böyle hissetmeyebiliriz.
Kendimize şunu hatırlatırsak;
” Yaşam bir döngü, hiç bir şey kalıcı değil. Kalıcı olmasını sağlayan bizim o durumu yorumlayış biçimimiz ve bakış açımız”

Başarılı ve mutlu bir yaşam için eylemler, deneyimlerimizden çıkardıklarımız ve sürdürülebilir fayda getiren koşulların bir araya gelmesidir. Yani zihnimizin olumlu düşünce ve duygulara doğru eğitilmesidir. Doğada başarısızlık ve mutsuzluk diye kavramlar yok. Bu kavramlar tamamıyla bizlere ait kavramlar.
Bir kedi kuş avlayamadım kendimi çok başarısız hissediyorum demek yerine kaçırdığı kuşun arkasından kısa bir süre bakıp dönüp arkasını gidiyor ve yeni bir kuşun peşine düşüyor. Doğa bu örneklerle dolu.

Bazı zamanlar kötü haberler veya felaketler dolayısıyla kendimizi berbat hissettiğimiz zamanlarımız oluyor. İşte böylesi zamanlarda zihnimizden olumlu düşünce ve duyguların geçmesi çok zor. Korku dolu bir zihin aşırı kaygıyı beraberinde getirecektir.

Bu sarmalı terse çevirmek için böylesi durumlarda bir adım geri çekilerek eylemlerimizi vermek üzerine odaklayabiliriz.

Vermek ve sevgi olumlu duyguları harekete geçirirler.

Dünyamızın daha yaşanır bir hale gelebilmesi için şu an en çok ihtiyaç duyduğumuz şey koşulsuz sevgi ve vermek ise bizler de
en çok ihtiyacımız olan ve bizim olumlu düşünce ve duygularımızı harekete geçirmek için yargısız sevgi ile yaklaşabilmek ve beklentisiz vermek kısmında var olabilmek için çalışmalıyız.

Bu yıl bana zencefilli bisküvilerimi yerken bunları düşündüm ve yeniden hatırladım.

Sıcacık duyguların sardığı, sevgi dolu, barış içinde, mutlulukların daim olduğu zencefilli bisküvi+ kahve ikilisinin her zaman yaşamımızda olduğu bir yeni yıl diliyorum...

Yazarın diğer yazıları