Zenginleştirilmiş içecekler zinde bir yaşamının başrolünde ama dozunda kullanıldığında...

Bilimsel araştırmalar, tükettiğimiz içeceklerin yaşam kalitemizi etkilediğini gösterse de, organik ya da yenilikçi her tür içecekten mucizevi sonuçlar bekleyip, ilaç muamelesi yapmanın doğru olmayacağının bilincinde olmakta fayda var.

Nur Coşkun İstanbulluoğlu
nurcoskun@net-iletisim.com
 Günlük sıvı ihtiyacımızı karşılayabilecek en sağlıklısından alternatifler hızla artıyor. Yaşamımızı her yönden sarmalayan iletişim kanalları tüketicilerin dikkatini cezbedecek mesajlarla marka görünürlüğünü parlatıyor. Hatta bazen ürün reklamlarına yanıltıcı mesajları da serpiştirdikleri oluyor. Ancak tükettiğiniz bir içeceğin vücudunuza ne tür bir katkısı olduğuna dikkat etmeniz, sağlığınız üzerinde kontrol sahibi olmanız için gerekli. Bu dikkat, yiyecek ve içecek tercihinizi daha bilinçli yapma şansınızı yükseltiyor.

Kadınlar daha çok kahve tüketiyor

İçecek sektörü üzerine yapılan iletişim araştırmaları 2018 yılında toplam iletişimlerin yüzde 86'sının soğuk içecekler, yüzde 14'ünün sıcak içecekler kategorisinde yapıldığını gösteriyor. Sıcak içecekler kategorisi; kahve, demlik poşet, bitki çayı, paket çay ve karışım tozlarından oluşurken, asitli içecekler, gazoz, soğuk çay, limonata, meyve suyu, süt, enerji içeceği, su ve soğuk kahve soğuk içecekler kategorisinde yer alıyor. Araştırma gösteriyor ki; yüzde 51 ile erkekler asitli içecekleri kadınlardan daha çok tüketirken, kadınlar da yüzde 52 oranıyla erkeklerden daha çok kahve tüketiyor. 25- 34 yaş aralığının daha çok asitli içecek tükettiği de  göze çarpıyor.  
 
Her şeyi dozunda tüket
 
Ömür uzunluğunun sağlıklı beslenmeyle doğru orantılı seyrettiğinin bilincinde olan tüketici sayısı hızla artarken, uzmanlar içeceklerin içeriğini zenginleştirilerek daha fazla ihtiyacı karşılayabilme üzerine  yoğunlaşıyor. Özellikle gıdalarda doğal olarak bulunan veya eksik olan besin ögesinin yetersizliğinin düzeltilmesi tekniğine dayalı zenginleştirme ya da vitamin ve benzeri yararlı besin ögesi ekleyerek güçlendirme uygulamaları içeceklerde sıklıkla kullanılmaya başlandı. Artık içtiğiniz süt, soda ya da meyve suyunun içeriğinde; vitamin, enerji sağlayıcı ögeler, spor performansına katkı sağlayıcı takviyeler yer alabiliyor. Ürün etiketi okumayı bilen dikkatli tüketici, kendi bünyesine ve ihtiyacına uygun bu tür içeceklerle daha zinde bir yaşam şansı yakalıyor. Ancak normal günlük beslenmenin bir parçasını oluşturan bu gıdaların, kontrolsüz olarak ve fazlaca tüketilmesi ise güvenli değil. Yani her şeyi dozunda ve kontrollü tüketmek sağlıklı...
 
Uzmanlarca belirtilen fonksiyonel besinlerdeki sağlık iddialarının, kesinlikle doğru olması ve tüketicilerce yanlış anlaşılmaması büyük önem taşıyor. Bu nedenle ülkemizde “fonksiyonel gıdalar” biliminin gelişmesi için bu yöndeki araştırmaların desteklenmesi, objektif bilimsel ölçütler üzerinde uluslararası görüş birliğine varılması gerekiyor. Medyanın ise konu ile ilgili doğru bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması ve böylece toplumun bilinçlendirilmesi son derece kıymetli.
 
Gıda sektöründe abartı ve suiistimallerin olabileceği göz önüne alınarak, doğru bilgilendirme sektörün geleceği açısından hayati öneme sahip. Fonksiyonel gıdaların özellikle mucizevi gıdalar gibi sunularak tüketicilerin aldatılmaması dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor.

Japonya’dan dünyaya fonksiyonellik

İçeriği zenginleştirilmiş gıdalar için “fonksiyonel gıda” kavramı ilk kez 1980’li yıllarda Japonya’da kullanılmaya başlıyor. Üstelik Japon Hükümeti desteği ile... Gıda fonksiyonlarının geliştirilmesi ve sistematik analizi, gıdanın fizyolojik düzenleme fonksiyonunun analizi ile fonksiyonel gıdaların analizi ve moleküler tasarımı adlarında üç geniş kapsamlı çalışma hükümet tarafından desteklenmiş. 1990’lı yıllarda ise fonksiyonel gıdalar cazibeli bir gıda trendi olarak Amerika’da tüketici karşısına çıkmaya başlıyor. Avrupa Birliği’nde fonksiyonel gıdaların serüveni ise, uluslararası bir sivil toplum örgütü olan Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü’nün (ILSI), FUFOSA (Functional Foods Science in Europe – Avrupa’da Fonksiyonel Gıda Bilimi) adıyla anılan çalışması ile 1995’de başlayabiliyor. Ülkemizde bu trendin etkisi hem tüketici hem üretici farkındalığıyla her geçen yıl yaygınlaşıyor.
İçeceklerde etkin biçimde kullanılan fonksiyonellik, yenilikçi ürünlerin doğması ve yeni pazarların kapılarının açılması için bir fırsat ve yıldızı her yıl biraz daha parlak.
Türkiye’deki içecek sektörünün bu gelişmeleri yakından takip edip, proaktif model ile finans ve kaynak ayırarak, belki de üniversite-sanayi işbirliği ile yenilikçi projeler geliştirmesi, global pazarda yeni kapıların anahtarı neden olmasın...Çağa uygun yapılanma ile ürün formülleri geliştirenlerin yıldızı her daim parlak olmaya devam eder...
 
 Haziran 2019 sayısının 30. sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları